1 Yorum

Hikaye Okuma Saatleri

storytime2Bu Hikâye Okuma Saati işine kafayı fena taktım.

Deniz’e 3 aylık olduğundan beri kitap okuyorum. O miniminicik haliyle kucağıma oturtup elime de kitabı aldığında tabii ki hiçbir şey anlamamıştı. Ama ben yine de okudum, uyku öncesi ritüeline çevirdim ve oğlumun ikinci kelimesi “pitap” oldu. (İlki “kaaga” idi).

Amerika’da yaşayan, çok sevdiğim, annelik stilini çok beğendiğim ve kendime yakın bulduğum bir arkadaşım var. Kızını haftada en az bir kere devlet kütüphanesindeki ‘hikâye okuma saatleri’ne götürürdü. Kızının bir ara en sevdiği aktivitenin bu olduğunu söylemişti arkadaşım. Zaten kütüphanedeki kitapların herhalde yarısı her hafta evlerindeydi. O kadar güzel bir sistem geliştirmişler ki… Her gittiğinde yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 8 tane kitap alabiliyor. Onları geri verdiğinde yenisini alıyor. O kadar sevilen ve yaygın bir etkinlik ki bu hikaye okuma saati, değişik temalıları bile oluyor, pijama saati gibi mesela…

İçim gitti. “Hala Amerika’da yaşıyor olsaydık Deniz de bundan faydalanabilirdi” düşüncesiyle Kadıköy Çocuk Kütüphanesi’ni aradım. Aldığım cevap bir masalcı teyzenin olduğu, ancak düzenli olarak gelmediği, zaten de fazla bir talep olmadığı yönündeydi. Okul öncesi çocuklarına yönelik çok fazla kitaplarının da olmadığını söylediler.

Sırf bu amaçla çocuklar için kitapçı açmayı düşündüm. (You’ve Got Mail‘i biraz fazla seyretmişliğim var!) O sıralar yaşadığımız Feneryolu’ndaki apartmanın karşısında bir dükkan boşalıyordu. Deniz’in Babası’na “Hadi tutalım, çocuk kitapçısı yapalım!” dedim. “Aşkım, bence çok güzel bir fikir, ve fakat D&R’lar seni bir lokmada yer” dedi. Ben de hüsranla bu hayalimden vazgeçerek yenilgiyi kabul ettim ve kendimi (ve Deniz’i) fırsat buldukça Kanyon’daki D&R’ın çocuk bölümüne attım.

Sonra… Sonra Mohini’de bir Tırtıl Kitapevi açıldı. Bir de gittim ki — benim kitapçım! Her ne kadar benim hayalimdeki hali biraz storytimedaha romantik ve nostaljik olsa da, birisi bu konsepti düşünmekle kalmamış, üstelik de D&R’lardan korkmamış, kalkıp hayata geçirmiş. Bana da içimdeki hasedi bir kenara bırakıp bu güzel fikri buradan paylaşmak düştü.

Salı günleri saat 5’te İngilizce Kitap Okuma saati yapıyorlar. Şimdiye kadar iki kere gittik. İlki oldukça keyifliydi. Ancak ikincisinde tek katılmcı bizdik! Havanın güzel olması da insanları kapalı mekana gelmekten alıkoymuştu sanırım.

Umarım böyle yerler giderek artar. Bence D&R’lar da Amerika’daki Barnes & Noble misali bu hikâye okuma saati işine girmeli. Çocukların ayağı kitapçıya alışır.

Bir yorum

  1. Kesinlikle!

    Ben de her kütüphaneye gittigimde bebekli, cocuklu anneleri görüp gelecekle ilgili hayaller kurup seviniyorum. Her kitap bir dünya ve onlardan binlerce var! 🙂