4 Yorum

Anneler oğullarıyla neden tartışırmış…

tantrum-characterBlogcu Anne [Deniz’i bir an önce arabaya bindirme paniği içerisinde, otoparkta çaresizce oğlunun peşinde koşturmaktadır]: Denizciğim, we’re running really late. So, please get in the car and stop fussing, OK? (*)
Deniz [Yılgın ve çaresiz annesiyle uğraşmaya tenezzül etmek istemeyen bir bıkkınlıkla]: OK yaaa, üfff!
Blogcu Anne: ..!

İki buçuk yaşına henüz yarın basacak olan oğlumun ağzından çıktı bu sözler: “OK yaaa, üfff!”

‘Asabının bozuk’ olduğu durumlarda ‘ağzına ne gelirse’ söylüyor bizimki… “OK yaaa, üfff!” gibi… Dialog Türkçe gerçekleşiyorsa “Ama sen KIZ-MA!”, İngilizce konuşuyorsak “Don’t get UP-SET!” gibi… Zeytin gözlerini devirerek…

Ben de ağzım açık, güleyim mi, ağlayayım mı şaşırıyorum. “Kızma!”ymış! Yok ya?! Kızdırma o zaman!

 Devamı için tıklayın.

Cumhuriyet’in Hafta Sonu ekinde bir çocuk bölümü var. Cumartesileri gazeteyi elime aldığımda okuduğum ilk bölümlerden biri.

Dünkü sayısında “Annelere çocuklarıyla iyi geçinme reçetesi” vardı. Anne-kız ve anne-oğulların ayrı ayrı en çok tartıştıkları konular irdelenmiş.

Anneler oğullarıyla en çok şu konularda çatışıyormuş:

  • Odasının dağınık olması
  • Yemek yememesi
  • Kıyafetlerini kirletmesi ya da ütüsünü bozması
  • Ders çalışmaması
  • Arkadaş seçimi
  • Eve geliş gidişlerinin düzensizliği
  • Bilgisayar başında uzun saatler geçirmek

Bizim “tartıştığımız” konular ise daha çok aşağıdakiler etrafında şekilleniyor:

  • Parkta oynayan çocuğu itmesi
  • 13 yaşındaki köpeğimizin kuyruğunu çekmesi
  • Avazı çıktığı kadar bağırması
  • Yapma dendiğinde yap-i-cam diye diretmesi

Yandığımızın resmidir. Daha üç yaşına varmadan böyle bir liste yaptırıyorsa bana bu velet, 13 yaşına geldiğinde herhalde saçımı başımı yoluyor olurum.

Ama… Eğer, dün geceki gibi, sabaha karşı üçte üstünü örttüğüm için bana uykusunun arasında meleklerinkini andıran bir gülümsemeyle teşekkür ederse bütün sinirimi de unuturum.

(*) Denizciğim, çok gecikiyoruz.  Şimdi lütfen arabaya bin ve mızmızlanmayı bırak, tamam mı?

 

4 yorum

  1. merhaba elif
    seni keşfedeli 1-2 ay oldu çok beğenerek okuyorum yazılarını.Senin fikirlerin benim için önemli bu yüzden yazmak istedim sana. Yazıda geçen ''parkta oynayan çocuğu itmesi'' cümlesi ilgi alanıma giriyor 🙁 kızım 21 aylık eşim ve ben son derece sakin insanlarız vurmak itmek bi yana yüksek sesle dahi konuşulmaz evimizde.Gel gelelim bizim pıtırcık bi ''itme''dir tutturdu gidiyor.Artık parka götürmek bile istemiyorum. Önce bi izliyor etrafı eğer sakin sessiz bir çocuk görürse hemen itiyor ve ''anne ittim'' diye gözümün içine baka baka seviniyor.Sürekli anlatıyorum itmek güzel bişey değil anne itmiyor, baba itmiyor biz hep seviyoruz diye ama fayda etmiyor.Daha parka gitmek için hazırlanırken başlıyor evde'' paaaka didicem,iticem'' demeye.Kendi yaşıtı biri gelince yada biz yaşıtlarıyla görüşünce direk ''iticem'' diyor ve eğer en ufacık bir boşluk bulursa itiyor.İnternetten araştırıyorum geçici bi süreç diyolar ama bana hiç geçmicek gibi geliyor.Bu durum beni çok üzüyor.Başta da söylediğim gibi fikirlerin yada varsa önerileri benim için önemli.Deniz bu durumu nasıl atlattı merak ediyorum.Sevgiler…

    • Hoş geldin Banu! Öncelikle çok teşekkür ederim. Soruna gelince – sadece ZAMAN diyorum. Baktım da, bu yazıyı yazdığımda Deniz iki buçuk yaşındaymış. O zamanlar yaklaşık 6 aydır okula gidiyordu. Bu yazıdan birkaç ay sonra da bu sorun büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Eminim senin kızın da okula başladığı zaman bu sorun ortadan kalkacaktır.

      Ayrıca işe yaradığını bildiğim, test edip onayladığım iki yöntem daha: Birincisi duymazlıktan gelmek. Yani konunun üzerine gitmektense (ki yaptığının yanlış olduğunu anlatmak da buna giriyor, çünkü o zaten yanlış olduğunu biliyor) sana "iticem, kakıcam" dediğinde konuyu değiştir. Bambaşka bir şeyden bahset. İkincisi de bu söylediklerini harekete geçirdiğinde kızına değil de ittiği çocuğa ilgi göster. Sen kızına ittiği için o an kızsan bile o ilgi göstermeye giriyor. Ben bu yöntemi sonradan duymuş ve uygulamıştım, Deniz birisini ittiği zaman Deniz'e bir şey demiyor, ittiği çocuğa "İyi misin canım?" gibi tezahüratta bulunuyordum. Böylece Deniz'e istediğini (ilgi) vermiyordum. İşe yaramıştı.

      Dediğim gibi, zamanla illaki atlatacak.

      Sevgiler…

      • Kıymetli vaktinde ayırıp cevap yazdığın için çok teşekkür ederim.Tavsiyelirini dikkate alıcam şimdiden yazdım kafama… 🙂

  2. Ben bir yontem tavsiye edebilirim. Cocugun ittigi zaman "eger kardesleri itersen parkta oynayamazsin" deyip onu eve getirebilirsin. Boylecene yaptigi davranisin sonucu oldugunu etki tepki yolunu ogrenir. Her yaptiginin bir sonucu oldugunu bilmesi belki onu daha dikkatli davranmaya tesvik edebilir.