2 Yorum

Sigara yasağına az kaldı ama…

Ha kendisi içmiş, ha etrafındakiler... Aynı dumanı soluduktan sonra ne fark eder ki?

Ha kendisi içmiş, ha etrafındakiler… Aynı dumanı soluduktan sonra ne fark eder ki?

Çocuklarıyla istedikleri restorana duman altında kalmadan gitmeyi dört gözle bekleyen anneler son bir aylık geri sayıma başladı. 19 Temmuz’u heyecanla bekleyen annelerin başını herhalde ben çekiyorum. (Sigara içmeyen ve kokusuna katlanamayan bir insan olarak çocuğum olmasaydı da aynı annelere katılır, “Kapalı alanda sigaraya hayır!” diye bağırırdım, ayrı mesele.)

Türkiye’ye döndüğümden beri en çok şikâyetçi olduğum şey sigara olayı. Amerika’da yaşadığımız eyaletlerdeki barlarda bile uygulanan sigara yasağından sonra Türkiye’de çocuklarla gidilen restoranlarda (Çocuk Eğlence Merkezi Mohini’deki tek restoran olan Şapkalı Kadın) ve yine çoluk çocuk gidilen alışveriş merkezlerinde (Akmerkez’in yürüyen merdivenlerinden elinde sigarayla çıkan insanları az mı gördük?) sigara içilmesi beni kelimenin tam anlamıyla dumura uğratmıştı.

19 Temmuz’dan itibaren kafe-restoranlar da dâhil olmak üzere tüm kapalı alanlarda sigara içme yasağı uygulanmaya başlayacak. Gelişmiş bir ülkede bu şu anlama gelirdi: Yasak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hiçbir kapalı alanda sigara içilemeyecek. İçenlere ceza verilmekle birlikte içilmesine göz yuman işletmecilere de ciddi yaptırımlar uygulanacak.

Gelişmiş bir ülkede böyle olur. Türkiye’de nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. Nitekim:

  • Daha geçtiğimiz kış Kanyon’un tamamıyla kapalı olan ve sigara içilmesi geçtiğimiz sene yasaklanmış olan yemek alanında, bir Pazartesi akşamı saat 9 buçuk sularında bir çift müşteri gayet keyifle sigara tüttürüyorlardı. “Nasıl olur, burada yasak değil mi?” diye garsona sorduğumda “Efendim, yasak ama müşterilerimizin yüzde 90’ı sigara kullandığı için belirli bir saatten sonra (ortalık sakinleştikten sonra demek istiyor) izin veriyoruz” cevabını almak beni inanılmaz hayal kırıklığına uğratmıştı. “Sizi oraya buraya şikâyet edeceğim!” türünden tehditlerimden korkmuş olmalılar ki arkamı döndüğümde o müşteriler de, sigaraları da kaybolmuştu.SigaraYasagi4
  • Birkaç ay önce Akmerkez’in de yine sigara içimi yasak olan (ve çocuk oyun alanlarının da yer aldığı) en üst katında bir restorana, kendine özel kapalı alanı olmamasına rağmen sırf tavanda iki tane deliği var diye “kendi havalandırması olduğu için sigara içilebilen alan” izni verildiğini öğrendim. Bunu keşfetmem de Deniz ve bir arkadaşı hemen yanı başındaki çocuk oyun alanın girişinde zıplarlarken aldığım sigara kokusunu “Şaka mı bu?!” edasıyla takip etmem üzerine oldu. Restoran yöneticilerine “Kardeşim! Sizin alışveriş merkezlerinde sigara içirtmeyen yasaktan haberiniz yok galiba!” diye çıkıştığımda “Var ama kendi havalandırmamız olduğu için iznimiz de var, n’aber?!” diye nanik yeyince diyecek hiçbir şey bulamadım.

Kanyon olayında “Bu alanda sigara içilmez, cezası şu kadardır. Birini görürseniz a-ha şu numarayı arayın” denilen telefon numarasını akşam saat 9 civarında (olayın hemen üstüne) aradığımda kimseye ulaşamamıştım. Ertesi gün tekrar aradığımda görüşebildiğim zabıta görevlisiyle aramızda şöyle bir diyalog geçti:

Sigara mağduru Blogcu Anne: İyi günler beyefendi. Dün akşam Kanyon’da böyle böyle bir olay oldu. Şikâyet etmek istedim.
Eli kolu bağlı Zabıta Görevlisi: Şimdi hanımefendi, ceza kesebilmemiz için suçüstü yakalamamız lazım. O yüzden
olay olduğu anda aramanız gerekirdi.
Sigara mağduru Blogcu Anne: Aradım efendim, şikâyet
hattı cevap vermedi.
Eli kolu bağlı Zabıta Görevlisi: Çünkü saat 5’te paydos yapıyoruz. O saatten sonra görevli memurumuz yok.
Sigara mağduru Blogcu Anne: Yani saat 9’dan sonra insanlar yasak alanda bile sigara içse bir şey yapamıyorsunuz, ve biz de şikâyet edecek yer bulamıyoruz, öyle mi
?
Eli kolu bağlı Zabıta Görevlisi: O saatte çalışan memurumuz yok hanımefendi. Ancak ben çalışma saatlerimiz içinde Kanyon’un o katında denetimi arttıracağım. Demek ki yasağı deliyorlar.
Sigara mağduru Blogcu Anne: İyi de, zaten kalabalık saatlerde yasağı delmiyorlar ki; açık açık tenha saatlerde göz yumduklarını söylediler.
Eli kolu bağlı Zabıta Görevlisi: Ancak çalışma saatlerimiz içinde suç üstü yakalarsak ceza kesebiliriz.
Sigara mağduru Blogcu Anne (Ağlamaklı bir sesle): İyi günler…

İnşallah öyle olsun.

Umarım öyle olsun.

Kanyon gibi, Akmerkez gibi Türkiye’nin en büyük şehrinin sözde en lüks ve “elit” alışveriş merkezlerinde bile basit bir yasağın bu kadar kolay delinebilmesi ya da kılıf giydirilip etrafından dolanılabilmesi (ve bunların şikâyet edilebileceği kurumların kağıt üzerinde kalması) 19 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan yasak konusunda fazla heyecanlanmama engel oluyor açıkçası… Mutlaka birileri bir yolunu bulacak, bir şekilde bir yerlerde içilecek diye bir karamsarlık var içimde.

Müşteriler dayanamayıp bir tane yakıverecekler… İşletmeciler yine “müşterilerimizin çoğu içiyor” diye sözüm ona boyunlarını bükecekler… Sigara içmeyen asıl mağdur müşteriler ise şikâyet edecek yer bulamayacaklar… gibi bir tablo var kafamda…

Umarım yanılırım.

2 yorum

  1. Sigaraya karsi ne kadar hosgoruluyuz. Bu gosterdigimiz hosgorunun onda birini insanlarimiz birbirine, trafikteki diger suruculere, calisma arkadaslarina, yayalara, esine, kardesine, sulalesine, kisaca tum cevresine gosterse ne kadar harika olurdu. Aslinda bu tecrubelerin temel dayandigi nokta gene sistemin iyi oturtulamamis olmasi. KAnyondaki gorevli memur calismiyorsa aranabilecek bir kurum olmali ki Kanyona baski yapabilsin, yoksa herkes kendi keyfine gore calisma saatlerini duzenler, sigara icme bolgesi diyerek bir bant cekmekle bu bolge nasil belirlenir hala anlamis degilim, yaa sigara icenler cogunlukta en iyisi bu banti dahada genisletelim yoksa musteri kacacak mantigi. Oldu olacak su sigara icmeyenleri bir odaya kapatsakta bizde ortada pufur pufur tuttursek, zaten onlar azinlikta demedikleri kaldi. Bu arada biz Turkler bu sigaraya olan hosgorumuzu baska ulklerede tasimisiz, sene 2006, 6 aylik hamileyim, Turk marketlerin yogun oldugu, Turk ve araplarin cokca yasadigi bir yer Paterson, New Jersey, hazir alisverise gitmisken o turk marketlerden, ilk defa gordugum Turkce isminden isletmecisinin Turk oldugunu dusundugum bir pastahaneye girip, bir kac kurabiye almak istedim, demlenmis cay seviside vardir biraz oturaryim dedim, keske demez olaydim. Caylar gelene kadar 4 Turk adam geldiler yakin masaya kuruldular ve sigara tutturmeye basladilar, ben soklardayim, uyarin nasil olur, burada icilemez yasak deyince, gorevli bayan hanimefendi biz izin veriyoruz malesef demezmi? Sok oldum, bunca eyalete gitmisligim var, bunca ayasamisligim var ben boyle bir sey ne gordum ne duydum taaki yasayana kadar. Kisaca cok hosgorulu milletiz coook…

    Bu arada calisma saatlerine ehli keyif karar verme durumunun en aci sonuclarindan birini yasadim ve hayatimda unutulmaz acilarim arasinda yer aldi. Istanbulda yasiyorum, oglum gibi sevdigim Asil isminde Labrador Retriever cinsi bir kopegim var. Duzenli, bilindik, iyi bir hastahane diye guvendigim Animalia'da muayeneleri yapilirdi oglumun. Bir gun ogluma kamyon carpti, daha 1.5 yasindaydi canim. Hic yara bere yok vucudunda ama yatiyor hala inliyor zavallim. Aradim hemen Animaliayi saat 6 civari aksam, ambulansiniz var adresim su oglum gidiyor, oluyor nolur yetisin diye hickira hickira agliyorum. Cevapmi hanimefendi aksam 5 ten sonra ambulans servisimiz yok, inanamiyorum noolur noolur ben bir yere kadar getireyim sizinle yolda bulusalim ama oglumu kurtarin yok olmaz siz getirin diye kapatiyorlar telefonu. Oglumu kucakliyorum, goturuyorum klinige, ci kanamadan kaybediyorum oglumu, inanamiyorum, uzerine yatip alamazsiniz onu benden, o daha cok kucuk, ben onu buzdolabimda uyutucam, diye vermiyorum izin onlara oglumu yattigi muayene masasindan kaldirmalarina. Yikiyorum ortaligi, isyan ediyorum her seye. Neyse telefonumdan ese dosta haber veriliyor geliyorlarki beni kontrol edebilsinler, aklimi kaybet sinirindayim. Kimseye sikayet edemedim, acimi icime gomdum, canim kadar sevdigim oglumu kaybettim ama en acisi benim acimi umursayan bir sistemin olmadigini gormekti. Oglumu gomup ziyaret edebilecegim bir mezar bile yoktu o zamanlar Istanbulda.

    Hosgoru mu oda ne? Sirf insana, bebislerin soldugu havaya degil tum canlilara saygi mi o da ne?

    Sevgilerimle,
    Feryal

  2. Ne diyeyim Feryal, gerçekten de çok üzücü bir olay yaşamışsın. Ben de köpek sahibi olduğum için ne kadar sarsıldığını sanırım anlayabiliyorum.

    Türkiye'de yaşamak bazen üçüncü dünya ülkeleri standartlarına razı olmak anlamına geliyor maalesef. İşte sigara yasağı başladı, yürürlüğe kondu derken, bu sefer restoranlar kaldırımları işgal etmeye başladılar; belediyelerin ses çıkardığı yok… Her yerde hangi alanın yarı açık-yarı kapalı alan olduğuna dair, yok üç tarafı çevriliyse içilir, beş tarafı çevrilmezse içilmez gibi saçma sapan tartışmalar yaşanıyor. Hiçbir şeyi mi doğru dürüst yapamayacağız? Bu kadar basit bir yasağı bile uygulayamayıp sakız gibi sündürmemiz mi gerekiyor? Ne diyeyim…