0 Yorum

Dağınık Çanta Sendromu

"A-aa, şuna bak! Yapmam gereken işlerin listesi! Haftalardır bulamıyordum!"

"A-aa, şuna bak! Yapmam gereken işlerin listesi! Haftalardır bulamıyordum!"

Dağınık Masa Sendromu denilen bir rahatsızlık varmış. Her ne kadar tıbbi bir sendrom olarak literatüre geçmemişse de masa başında çalışan insanların önemli bir oranı bu dertten muzdaripmiş. Neymiş bu dert? Bir türlü düzenlenemeyen bir masa, üstündeki kağıt, dosya, kahve bardağı gibi yığıntılardan yüzeyi görünmeyen bir çalışma alanı, ve böylesine düzensiz ve dağınık bir ortamda verimliliği gittikçe azalan çalışanlar…

Profesyonel hayatımda Dağınık Masa Sendromu’nu (Irritable Desk Syndrome) yaşamadım. Masam hep derli topluydu. Bütün dosyalarım yerli yerinde, kalemlerim, ataşlarım hep kendine ait gözlerdeydi. Gündüz çalışırken masamı dağıtsam bile akşam çıkmadan inci gibi toplar, sabah derli toplu bir masaya geri gelirdim.

Son iki buçuk senedir ise sıkıntı yaşamaya başladım. Çocukla sürekli bir yerlere yetişmeye çalışmanın yaratığı kaos bana fazla gelmiş olmalı ki görevim (Full-time annelik) icabı sabit bir çalışma alanım olmadığı ve sürekli yanımda olan tek şey (oğlum dışında) çantam olduğu için ben de çantamı dağıtmaya başladım.

Ve ortaya Dağınık Çanta Sendromu çıktı.

Hamileyken insan hep bebeklileri görür ya… Ben de önümden bebek arabasıyla geçen anneleri incelerdim. Bu incelemeler sonucunda bebeğin yaşı ve yanında taşınan eşya arasında bir ters orantı söz konusu olduğunu anlamıştım. Yani bebek ne kadar küçükse puseti de, pusetiyle beraber taşınan çantası da o kadar büyük oluyordu.

Anne olduktan sonra bunun böyle olduğunu kendim de tecrübe ettim. Hele ilk zamanlarda günlük çiş ve kaka sayısı tam bir bilinmeyen olduğu için dışarı çıktığımda yanıma 3 günlük kıyafet, alt bezi, ağız bezi, çorap, Mumu, battaniye, kışınsa bere, eldiven, vs. alırdım.

Deniz büyüyüp de gerek bağırsakları düzeni girip gerekse dışarıda uyuma olayı azalmaya başlayınca yanımda taşıdığım çantayı da küçültmeye başladım.

Son zamanlarda, dışarıda uyuması söz konusu değil de birkaç saatliğine bir yere gidiyorsak onun için ayrı çanta bile taşımamaya başladım. Sadece olmazsa olmazları çantama atıyorum; daha doğrusu öyle yaptığımı sanıyordum.

Blogcu Anne'nin DAĞINIK çantası

Blogcu Anne'nin DAĞINIK çantası

Dün çantama bir baktım. İçinde bir köpeğimiz Paphia eksik! Elime geçen sırayla yazıyorum:

  • Cüzdan
  • Anahtarlar (ev, araba, ve kayınvalidemlerin olduğunu tahmin ettiğim bir set daha)
  • Mumu
  • Bir adet Pampers 6 numara çocuk bezi
  • Makyaj çantası
  • Deniz’in su bardağı
  • Biri dolu, biri boş olmak üzere iki Selpak Kağıt Mendil poşedi
  • Ventolin öksürük şurubu
  • Tonimer burun spreyi
  • Bilumum kadınsı eşyalar
  • Ufalanmaktan çantanın gözenekleriyle bütünleşmiş Eti Form kırıntıları
  • Happiest Toddler on the Block kitabı
  • Fotoğraf makinesi
  • Cart pembe renkte Post-it
  • Kalem-defter ve highlighter
  • Pet şişe su
  • Cep telefonu
  • Islak mendil
  • Ha yaptırdım, ha yaptıracağım diye aylardır yanımda taşıdığım kayışı kopmuş saatim
  • Buruşturulup çantanın içine atılmış satış fişleri
  • Lazım olsa nerede bulabileceğim hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı bilumum kartvizit
  • Orada burada dağıtılan hediye sakızlar
  • Köşelere sıkışmış en az 3 adet alışveriş listesi
  • Derinliklerde ulaşamadığım birkaç doküman daha

Dağınık Masa Sendromu konusunda bilgi veren kaynakların hepsi bu rahatsızlıkla nasıl başa çıkılması gerektiğine de değinmiş: Masanızı düzenli tutun, düzenli aralıklarla mola verin, kapıya sırtınız dönük oturun, vs.

Dağınık Çanta Sendromu’ndan yakınan anneler ne yapmalı ki?