5 Yorum

Little Critter

Little CritterDeniz’in kitapları arasında en çok sevdiğim ve en çok eğlenerek okuduğum karakter şüphesiz Little Critter. Amerikalı çocuk kitapları yazarı Mercer Mayer’ın 1975’te yarattığı Little Critter hikayeleri ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Critterville’de yaşayan Little Critter etrafında geçiyor. Hikâyedeki tüm karakterler hayvanlardan oluşsa da hepsi de insanlar gibi hayat sürüyorlar.

Tam olarak ne olduğu belli olmadığı için “Küçük Yaratık” olarak adlandırılan ancak en çok hamstera benzeyen, ilkokul birinci sınıf öğrencisi olan Little Critter sıradan bir çocuk gibi: arkadaşlarıyla oyun oynamaya bayılıyor; yer yer kız kardeşiyle kavga etse de ona abilik etmeye çalışıyor. Her çocuk gibi geniş bir hayal dünyası var; örneğin okulundaki “büyük çocuklar” gibi olabilmek için kendine bir “Büyüme Makinası” yapıyor ve içine giriyor. Kedi, köpek gibi alışılagelmiş evcil hayvanlarının yanı sıra birçok hikâyede karşımıza çıkan ve ona yaptığı işlerde (örneğin odasını toplamak gibi) yardım eden fare, çekirge, örümcek gibi sıra dışı dostları da var. (Little Critter’ın kendini tanıttığı yazı İngilizce olarak burada)

Mercer Mayer hikayeleri yazarken çocukken kendi başına gelen olayları esas alıyormuş. Bu yüzden olsa gerek ortaya hem çok gerçekçi, hem çok esprili, hem de eğitici hikayeler çıkıyor. Örneğin büyümeye çalıştığında annesine ne yapması gerektiğini soruyor, annesi de ona “Sebze yemelisin. Sebzeler büyümene ve güçlü olmana yardımcı olur” deyince bir sonraki öğünde tüm ıspanağını bitiriyor. Deniz’in ıspanak yemesinde çok büyük etkisi oldu bu “Just Big Enough” adlı hikayenin.

Little Critter

Little Critter babasının defalarca söylemesine rağmen pijamasını giymek yerine oyun oynamayı tercih edince en sonunda azar işitiyor.

Ya da annesine sofrayı hazırlamasında, babasına ise bahçeyle uğraşmasında yardımcı olmaya çalışıyor. Her ne kadar kaş yapayım derken göz çıkarıyor, ve tabakları taşırken kırıyorsa ya da çiçekleri budayayım derken kökünden kesmeye kalkışıyorsa da çocuklara “ev işlerine dahil olmaları ve sorumluluk almaları” adına güzel bir örnek teşkil ediyor niyeti…

Zaten bence hikayenin bu komik ayrıntıları da (annesine yardımcı olmak amacıyla paketleri taşırken yumurtaları kırıp dökmesinin ardından annesinin surat ifadesi, ya da büyükbabası bahçeyi sularken yardım etmek isteyip her yeri ıslatması) hikayeleri büyükler için eğlenceli hale getiren, zekice kurgulanmış detaylar.

Little Critter tek tek hikaye kitapları halinde satıldığı gibi birden fazla hikayenin toplandığı kitaplar şeklinde de bulunabiliyor. Bizde Just a Little Critter Collection ve Little Critter – A Storybook Collection adında, her biri 6-7 hikayeden oluşan kitaplar var. Her hikâye birbirinden eğlenceli.

Bu sevimli seriye Türkiye’de henüz rastlamadım. Little Critter’ın kendi web sitesinde videolar ve Mercer Mayer’ın kendi sesinden hikayeler var, ancak kitabın kendisi gibi değil tabii ki… Şeytan diyor çevir bir-iki tanesini, yayınevlerini kapı kapı dolaş. Bütün kitapçılarda satılan, ancak -örneğin altına kaçıran arkadaşına bebek muamelesi yapması gibi örnek olmayan davranışları yüzünden- çok da iyi eleştiriler almayan Cemile serisinden bence çok daha eğitici…


Bu da ilginizi çekebilir: Deniz’in İngilizce Kitapları

5 yorum

  1. Elif hanım merhabalar,
    Blogunuzu çok büyük bir keyifle okudum. Deneyimlerinizi paylaştığınız için çok tebrik ve teşekkür ederim. Little Critters kitaplarının Türkçeleri bildiğim kadarıyla Remzi Kitabevinde satılıyor. Benim gördüklerim sadece bu üç kitap, Ne Kötü Bir Rüya (What a Bad Dream), Çok Kızmıştım (I Was So Mad) ve Yeni Bebek (The New Baby), bilmiyorum diğerlerini de zamanla basarlar mı.

    • Çok teşekkür ederim bunu paylaştığınız için! Hiç haberim yoktu. İlk fırsatta bakacağım.

      I Was So Mad, Little Critter hikayeleri arasında benim favorim. Hele de güzel bir çeviriyse kesinlikle ilgileneceğim.

  2. Berna Bayındır

    Merhabalar,
    öncelikle blogunuzu yeni keşfettim ve keşke daha önce keşfedebilseydim dedim 🙂 Benim üç yaşında ikiz kızlarım var ve kolik vs gibi durumları çok ciddi yaşadım …çok şükür ki aştık 🙂
    Sizin kitaplarla ilgili yorumlarınızı çok dikkatli okudum ve benim gibi tesbitlerde bulunduğunuzu gördüm.Maalesef ülkemizde sanıyorum kitap okuyanların azınlıkta olmasıyla doğru orantılı bir gerçek : çocuk kitapları azlığı
    Ben İşbankası Kültür yayınlarını devamlı takip ediyorum fakat okulöncesi öyküler kızlarım tarafından sevilsede bana göre sonu enteresan bitiyor mesela favorileri "bisküvi adam" herkesden onu yemesinler diye kaçıyor ama sonunda tilki onu yiyor onlara ilk okuduğumda bana anlamsız gözlerle bakmışlardı ben bir daha okumayacağımı düşündüm fakat "anne bisküvi adamın şarkısını söyleee " dediklerinde -benim uydurarak söylediğim şarkı sözleri var içinde – artık bisküvi adamdan kaçış olmadığını farkettim eşime göre trajik bir ölümle biten bisküvi adam bana göre herhangi bir mesaj iletmeyen bir kitap vs… Belki de ben çok şey bekliyorum onlar mutlu ama bir daha ki sefere kitap alırken şöyle bakmak yerine ciddi ciddi okuyup satın alacağım …Aynı şekilde "cemile" serisinde de önce bir sürü negatiflik gösteriliyor ardından pozitife dönüyor ama çocuk zaten herşeyde olduğu gibi ilk negatifliği kapıyor bilmem yanılıyor muyum?
    Çok izlettirmek istemediysek de ikiz oldukları için bir süre sonra insanın açayım da ben de biraz sakinleşeyim dediği tv de de var.Mesela Caillou harika gibi görünsede önce kötü hareketleri yapıyor sonra düzeliyor ama bana göre eğiticilikten son derece yoksun her ne kadar öyle olduğu iddia edilse de :)))
    Şimdilik benden bu kadar sizi okumaya devam edeceğim ….
    Sevgiler

  3. “Şeytan diyor çevir bir-iki tanesini, yayınevlerini kapı kapı dolaş”
    hâlâ bekliyoruz.

  4. Sevgili Elif,

    Keske begendigin kitaplari cevirbilsen. Hazir kendi kitabinda cikmisken yayinevlerine ulasmak daha kolay olsa gerek. Egitime yaptigin bu hizmetin ne harika olabilecegini dusunebiliyor musun?! Herkes ingilizce bilmiyor ki cocuguna okusun. Senin icin kucuk, insanlik icin buyuk adim. 🙂

    Bekliyoruz.
    Sevgiyle kal.