7 Yorum

Yaşasın okul!

Back to School

Okul başlıyor!

“Yaz tatilini yaşasın çocuk, bu yaşta sürekli okul, okul olmasın” diye Deniz’i yaz okuluna göndermemeye karar verdiğimiz ve -bence- çok da hayırlı olmayan bir süreci nihayet atlatmış bulunuyoruz.

YAŞASIN, DENİZ’İN OKULU BAŞLADI!!!

Artık haftanın 5 yarım günü okulda olacak Deniz oğlum. Şu satırları yazdığım sırada bile onu özlüyorum, ama özlemeyi özledim. Biraz ayrılık herkese lazım.

Her ne kadar okula her bıraktığımda sanki onu yetiştirme yurduna terk ediyormuşumcasına ağlasa da bu timsah gözyaşlarının ben -biraz da yutkunarak- arkamı dönüp yürümeye başladığım anda bittiğini biliyorum.

Artık ona yetişemiyor, yetemiyorum. “Evimin kadını” olarak “öğlen ve akşam aynı şeyi yemesin çocuk” diye iki farklı yemek pişirip, burun kıvıracağını bilsem de “uyandığında kek kokusu alsın, ev ev koksun” diye kurabiye/kek yapıp, bir yandan “Aman çok fazla televizyon seyretmesin” diye telaşlanırken ona oyunlar kurmayı, uykulardan önceki kitap seansları, uyandığında yastık savaşları, blok yapma, parmak boyama, bahçede oyun oynama ve dahasının altından kalkamıyorum. Daha doğrusu bütün bunları kotarıp hem fiziksel hem de kafaca yorulmamayı, daha da önemlisi “Bırak bir sayfa gazete okuyabilmeyi, rahat rahat tuvalete giremedim yahu!”nun hayal kırıklığını ona yansıtmamayı, suratımda maskeyle gezinmeyi be-ce-re-mi-yo-rum.

Okulun onun için ne kadar iyi, ne kadar gerekli olduğu gibi bir detaya girmiyorum bile… Evde mümkün olmadığı kadar  Tatil Bittideşarj olabilmesi, sosyalleşebilmesi, bazı kuralları öğrenebilmesi adına okul çok işe yarıyor.

Şimdi en azından yarım gün bile olsa evin içinde tek başıma olabilmenin, Deniz’e beni rahat bıraksın diye televizyon açmak zorunda kalmadan yemek yapabilmenin, ve ucundan girdiğim kitap çevirisi işine vakit ayırabilmenin tadını çıkaracağım. Öğlen onu okuldan almaya gittiğimde beni gördüğü zamanki gözlerindeki ışıltıyla heyecanlanacak, ona sımsıkı sarılacağım. Eve geldikten sonra uyuyup uyandığında ise günün geri kalanını o nasıl isterse, kâh arabalarını yarıştırarak, kâh resim yaparak geçireceğim. Böylece akşam Deniz’in Babası eve geldiğinde onu saçım başım biraz daha az dağılmış, gözlerimin altı biraz daha morarmış olarak karşılayabilecek, “Seni Allah gönderdi, al bakalım oğlunu” yerine “Hoş geldin sevgilim” diyebileceğim.

Mutlu Anne = Mutlu Çocuk.

“Yaşasın okul!” diye zıplamakta haksız mıyım?

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Çalışmayan Anne Sendromu
Bunalım Halleri

7 yorum

  1. dilinize saglik blogcu anne. yazinizda aynen kendi yasantimi, dusuncelerimi, ikilemlerimi buldum. bugun oglumu kindergarten'da ilk gunune baslamak uzere okul otobusune bindirirken doktugum gozyaslari hem ozlem hem de sevincle doluydu. oglum okulda benim korumaciligimdan uzak kendine guvenini gelistirirken ben de 11 aylik kizimla sabah yuruyuslerine cikip, kizimi kutuphanede story time'lara goturecegim. yasasin okul !!!!

    • Bu "ikilem" duygularda yalnız olmadığımı bilmek beni öyle mutlu ediyor ki… Paylaşımınız için çok teşekkür ederim.

  2. Sabah ayrı, öğle ayrı yemek mi?
    Çıldırmış olmalısın.

    • Ya… Ondan sonra gelsin çalışmayan anne sendromu, gitsin bunalımlar…

      Harcandım vallahi… 🙂

  3. çok güzel bayıldım aynı beni anlatmışsın, öğlen akşam farklı yemek olayını bende yapıyorum:)) nasıl bir annesin öyle, süpersin, çevremde hiç böyle anneler yok ben kendimi burda tek sanıyordum, iyiki bu bloğu buldum:) emeklerine yüreğine sağlık

    • Teşekkür ederim güzel sözlerin için! Açıkçası öğlen farklı-akşam farklı yemek olayının -en azından kendi adıma- gereksiz bir takıntı olduğunu itiraf etmeliyim. Çok şükür yine okul başladı da öğlen yemeklerini düşünmek zorunda kalmıyorum artık. 🙂