46 Yorum

Günlük süt mü, organik süt mü?

sekHer ne kadar eskiler annelerin sütü yetmediğinde bebeklere inek sütü dayadıysa da günümüzde bunun sakıncalı olduğu, bebekler 1 yaşına gelmeden önce inek sütünün verilmemesi gerektiği biliniyor. Bebeklere bir yaşından önce inek sütü verilmesinin zeka geriliğinden kansızlığa, hazımsızlıktan alerjik reaksiyona kadar birçok zararı olduğu söyleniyor, ve onun yerine biberon mamalar öneriliyor.

Ben şanslı annelerdendim. Sütümün azalması gibi bir sıkıntı yaşamadığım gibi son birkaç ay kuzenimin ikizlerine de süt anne olarak destek oldum. Sonuç olarak 13 ay boyunca emzirebildiğim için biberon mama ile tanışmadı Deniz…

Bir yaşından sonra süt vermeye başladığımızda ise doktorumuz günlük sütü tavsiye etti. O gün bugündür Deniz günlük süt içiyor.

Geçenlerde rastladığım bir makaleye göre geçmiş yıllara tabiri caizse tedavülden kalkmanın eşiğine gelen günlük süt şimdilerde pazar payını tekrar arttırmaya başlamış. Hatta piyasaya yeni giren markalarla birlikte oldukça hızlı bir tırmanışa geçmiş. Artık hemen tüm marketlerde günlük süt bulunduğu gibi birden fazla markaya da rastlanıyor. Ben en çok depozitolu cam şişede olan Sek‘i tercih ediyorum. Hem cam daha sağlıklı geliyor, hem de iki gün içinde tüketilmesi gerektiği için en besleyicisi oymuş gibi hissediyorum. Ancak onu bulamadığım zamanlarda diğer markalara yöneliyorum.

Aşağıda da linkini verdiğim makaledeki şu paragraf benim daha önceden içine düştüğüm “günlük süt mü içirmeliyim, organik süt mü?” ikileminden çıkmamı sağladı:Pinar

Günlük sütler, zararlı bakterilerden arındırılmak için belli bir sıcaklığa kadar ısıtılarak pastörizasyon işlemine tabi tutuluyor. Pastörize işleminde seçilen sıcaklık sınırı, sütteki vitamin, mineral ve kalsiyum oranlarının yüksek olmasını sağlıyor. Besin ısıtıldıkça zararlı bakteriler kendilerini sıcaktan korumak için genellikle hücre duvarlarını kalınlaştırmaya başlıyor. Bu aşamada sütün sıcaklığı aniden düşürülüyor. Kendini sıcak ortama hazırlamış bakteriler de sütün aniden soğutulmasıyla birlikte ölüyor. Böylece süt, zararlı bakterilerden arınmış oluyor. Uzun ömürlü UHT sütlerde ise pastörizasyonda kullanılan ısı daha yüksek tutuluyor. Bu işlem sırasında bazı yararlı bakteriler de yok olabiliyor. Ancak sütün ömrü 5 aya kadar uzuyor.

Kısacası, organik bile olsa ömrünün uzaması adına pastörizasyon işlemi daha yüksek ısıda yapıldığı için günlük sütte (uzun ömürlü süte göre) daha fazla vitamin, mineral ve kalsiyum bulunuyormuş. Bu yüzden biz günlük süt tüketmeye devam ediyoruz.

Bu arada Pınar Süt nihayet uzun zamandır beklediğim organik sütünün 200 ml’lik küçük kutusunu piyasaya sürmüş. Dışarıda yanımızda taşımak için pratik bir çözüm oldu, kendilerine teşekkür ediyorum.

Şimdi sıra organik günlük sütte…

Kaynak: Raf ömrünün uzaması işe yaradı, günlük süt 50 bin litreye çıktı, Hürriyet, 19 Temmuz 2009

46 yorum

  1. bravoo
    bir dünya adama sorup da yanıtını alamadığım bir konuyu araştırmışsın. ben de hamileliğimden bu yana günlük süt, bulamazsam organik süt alıyorum. organik sütle yaptığım yoğurdun kıvamı farklı oluyor fakat. sebebini bilen duyan gören???

    • Hmm, bak onu hiç denemedim. Hep günlük sütle yapıyorum yoğurdu. Yine pastorizasyon derecesiyle ilgili mi acaba diye bir atışta bulunacağım, hiçbir fenni bilgiye dayanmadan…

    • Bende organikle denedim ama tadini sevmedim garip bir yogurt oldu.

    • mrb lar yazınızı okudumda duyduğum kadarıyla anne sütüne en yakın süt keçi sütüymüş benim eşim serente organiğin sahibi soarasanız size bilgi verir bu konuda. 0212 351 81 16.hasibe öztürk

    • hülya hanım merhaba,
      hernekadar herzaman organik ürünler tercihim olsada uht işleminden geçmiş süt ürünleri için bunu diyemem. UHT işlemi (blogcuanne'nin belirttiği gibi) ürünü çok sıcak derecelere çıkardıktan sonra ani soğutmaya tabi tutuyor ve bakteri anlamında ne var ne yok ortadan kalkıyor. İşin gerçeği ise bazı çok dayanıklı kötü bakteriler' bu işleme dayanabiliyor, ne yazıkki iyi bakteriler ölmüş olduğundan dengeleyici unsur ortadan kalkıyor.
      İspanyada kediler üzerine yapılan araştırmalar sonucunda 5inci nesil kedi yavrularının üreme fonksiyonlarının ciddi anlamda gerilediği saptanmıştır.
      Diğer taraftan normalde 4 gün içinde bozulacak bir ürünün, hiçbir soğutma işlemi olmadan raf ömrünün 5 ay ve daha fazla olması tamamen firmalar için ekonomik bir sebeptir.
      Bu arada keçi sütünü destekliyorum ancak biri bana keçi sütünden nasıl yoğut yapılır öğretsin lütfeeen:)

  2. ben de nacizane goruslerimi yazmadan duramayacgim. cocuklarim icin organik sut tercih edenlerdenim cunku organik sut, uretiminde antibiotik, buyume hormonu ve zararli bocek olduruculerin devreye girmediginin garantisini tasiyor. ineklerden daha fazla sut uretmek icin kullanilan rbST denen buyume hormonu ineklere haftada iki kere enjekte ediliyor. siringa edilen yerde ve hormonla normal seyrinden daha cok sut uretmeye zorlanan ineklerin memelerinde enfeksiyon olma ve tedavisi icin de antibiyotik kullanma ihtimali daha yuksek. bu hormonlar ve antibiyotikler de inek sutunden insana geciyor. vitamin, mineral, kalsiyuma gelince: zaten her besin grubundan yiyen bir kisi gunluk vitamin, mineral ihtiyacini besinlerden alir. kalsiyum ihtiyacinin ise sut urunleri yerine yesil sebzelerden alinmasinin kemikler icin daha yararli oldugunu beslenme uzmanlari soyluyor. bu arada Marion Nestle'nin What to Eat kitabini tum beslenme konusuna ilgi duyanlara oneririm.

    • Nur – paylaşımın için teşekkür ederim. Ben bazı gıdaları (örneğin yumurta gibi) organik tüketmekle birlikte genelde Türkiye'deki organik gıdaların "organikliği" konusunda biraz tereddüt yaşıyorum. Mutlaka Yaşar Holding gibi koca bir kuruluş işi kitabına göre yapıyordur, ancak bir yandan da önüne gelen "doğal yumurta, organik bilmemne" adı altında ürün satıyor, ne ne kadar organik, bilemiyorum.

      Amerika'da bir gıda maddesine organik dedin mi, onun yetiştiği topraktan, ne bileyim, suyuna, yok efendim tavuğun yediği yemden, ineğin samanına kadar hepsi en az %99 oranında organik olmak zorundaydı. Ve onun öyle olduğu güvenini bende yaratıyorlardı.

      Söz konusu Türkiye olunca maalesef aynı güven uyanmıyor bende. Daha önce de bu tereddütüme şu şekilde değinmiştim: http://blogcuanne.com/2009/05/21/guvenli-gida-tuk

      Bir zamanlar TEMA'da çalışan bir arkadaşım "Gıdaların üzerinde sertifika varsa endişe etme" demişti. Yine de o kadar garip hikayeler duyuyoruz ki, "Burası Türkiye" önyargısı benim yakamı bırakmıyor.

      Sanırım tüketiciler bilinçlendikçe, ne istediklerini dile getirmeye devam ettikçe organik gıdaların güvenirliği de, çeşidi de artacaktır. Ancak maalesef bu konuda ülkemizde daha atılacak çoook adım olduğuna inanıyorum.

      Sevgiler…

      • Ben hiçbirinden kesin olarak emin olamayacağım için, riski fazla arttırmayayım diye sepet yöntemini kullanıyorum. Biraz ondan, biraz bundan, bir o markadan, bir öbür markadan. Markete gidince, bakkalın önünden geçince günlük alıyorum. Günlük bitince UHT kullanıyorum. Bazen keçi sütü veriyorum. Günlük sütün tadı organiğe göre daha güzel bence yalnız.

      • Ben keçi sütünü çok severdim küçükken. Daha bir şekerli gelirdi sanki. Ama benim dediğim babaannemin yaylasında sütçünün keçisinden sağıp getirdiği süttü.

        Nereden buluyorsun? Hiç bakmadım bile, marketlerde satılıyor mu?

  3. selamlar,
    biz de doktorun tavsiyesi üzerine, süte geçtiğimizden beri (üstelik oğlum tam bir süt delisi) Pınar Organik içiriyoruz. Kimi arkadaşlarıma da SEK'i şiddetle tavsiye etmiş çocuk doktorları. Tam bir muamma yani. Galiba en iyisi dönüşümlü vermek. (Bu arada 200 ml.'lik Pınar Organikler için ben de çok beklemiştim.) Bir de, bazı arkadaşlarımdan ve birçok anne-çocuk blogundan duyduğum, evlere organik inek sütü dağıtan (pastörizasyon sürecinden geçmemiş) Aysun Hanım var. Bizim doktora danıştığımda şiddetle reddetti, biz böyle sütlerle büyüdük ama, dediğimizde de, bugün dünyanın daha farklı bakterileri var ama, deyiverdi. Ancak bu sütü içenlerin de başına bir iş geldiğini duymadım. Bu konuda bir bilginiz varsa ve paylaşırsanız sevinirim.
    Sevgiler. Blogu ilgiyle izliyorum bu arada.

    • Hoş geldiniz Canko & Co! Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

      Aysun Hanım'ı hiç duymamıştım ama soruşturacağım. Dediğin gibi, bizler hep "sütçü" sütüyle büyüdük. Etrafımda da az da olsa hala bu yolu izleyenler var. (Şahsen küçükken beni sütten soğutan sebeplerden biridir bu sütçü sütü ama o belki de benim şımarıklığımdandı!)

      Hemen "araştırmacı blogcu" kimliğime bürünüp bu işi irdelemeye girişiyorum 🙂

      Sevgiler…

      • keci sutu bu siralar cok igrenc kokar almayin,,,ben de bilmiyordum bikere aldim hala tadi bende kaldi:)) sonar annemlerden ogrendim keci sutu yaz sonu sonbahar tuketilmezmis

  4. aaaa, benhiç bilmiyordum ben şuana kadar aptamil junior kullandım, şimdilerde ise pınarın devam çocuk sütlerine devam ediyorum. organik süte hiç rastlamadım. bizim buralarda büyük marketler olmadığı için heralde görmedim:/

  5. Degerli anneler,

    rbST denen yapay buyume hormonundan UZAK DURUN.

    Ineklerde sut urtimini arttiran rbST hormonu basta meme kanseri olmak uzere bir cok kansere sebep verdiginden Avrupa Birligi, Kanada ve Isvicre tarafindan yasaklanmistir.

    Bir sut urununun Organik olmasi, onun rbST hormonu yuklenmemis ineklerden temin edildigi anlami tasimaz.

    Cogu yabanci ulkelerde oldugu gibi Turkiye dede urun etiketinde acikca rbST hormonlu ineklerden uretilip uretilmedigi yazilmalidir!

    • Paylaşımınız için teşekkür ederim. Ancak keşke kendiniz hakkında biraz fikir verip bu bilginizin kaynağını da paylaşsaydınız — bu alanda mı çalışıyorsunuz, araştırma mı yapıyorsunuz? Belki başka soruları da aydınlatmamıza yardımcı olurdunuz…

  6. Ben de günlük süt sevenlerdenim. Ben Yörsan'ınkini alıyorum. Yörsan'ın fabrikası (fabrikanın yanında büyük marketi, katerya ve lokantası da var) bizim Ankara-yazlık güzergahımızda mola yerlerimizden biri. Onun verdiği bir aşinalık duygusu ve en önemlisi tadının bana lezzetli gelmesi bu markayı seçmemde etken. Keçi sütü sormuşsun. Keçi sütü, Ankara'da Atatürk Orman Çiftliği'nde yer alan bir markette satılıyor. Ben almadım ama market sahipleri keçi sütünün keçinin en tabi şartlarda beslenen bir hayvan olması nedeniyle çok doğal olduğunu söylemişti.Tabi biz günlük hayatta doğal va organik kelimelerini dönüşümlü kullansak da bunlar farklı kavramlar. Mesela, yol kenarındaki bir tarlada yetişen bir ürün…Bunu bilumum kimyasallardan uzak tutarak yetiştirirsen onu adı doğal olmalıymış . Organik değil çünkü organik olması için tarlanın hiçbir şekilde yol kenarında olmaması, egzoz gazına maruz kalmaması gerekiyormuş.Dolayısıyla her doğal şey iyi midir diye de başka bir soru ortaya atmak istiyorum.Mesela doğal otlardan yapılan bitkisel çaylar…Ya bunlar sonuçta ilaç sanayiinde de kullanılıyor. Birbirleriyle etkileşimlerini ne kadar biliyoruz? Ayrıca dedğin gibi ürünler gerçekte ne kadar organik?Ankara'da Çankaya Belediyesi denetiminde yapılan bir organik ürün pazarı var, yoğurttan, yumurtaya, mercimeğe varıncaya kadar herşey organik(miş). Ben gitmedim ama giden bir arkadaşım çok methediyor. Bu ürünler ne kadar organik? Diğer soruma gelince, organik ürünler aslında ne kadar faydalı?Bununla ilgili de çeşitli görüşler var. Herkes organik ürün yemeye kalksa dünyada sadece 1 milyar insana yetecek kadar yiyecek olabilirmiş diye de bir istatistik duydum geçenlerde….Sonuç olarak ben şu prensibi benimsedim. Kızıma paketli, hazır ürün asla yedirmiyorum. Kendim de bunlardan uzak durmaya çalışıyorum ama onun dışında çok zararlı olduğu iyice ayyuka çıkmadan bir ürünü listemden eleyemiyorum. Son zamanlarda bardakta satılan mısırları GDO tartışamları nedeniyle listemden çıkarmış bulunmaktayım mesela…Karışık, kuruşuk yazdım ama umarım yeterince anlaşılır yazabilmişimdir:))

    • Ben normalde SEK alıyorum ancak geçen gün bulamayınca Yörsan'a yöneldim. Belki alışık olmadığımdan, SEK'in tadı daha güzel geldi bana.

      Bu organik, doğal, GDO muhabbetleri beni inanılmaz sıktı. Haksız yere yaygara koparıldığını düşünmüyorum, ama kendimi çok sıkışmış hissediyorum. Sanki sağlıklı hiçbir şey yiyemeyecekmişiz gibi.

      Şu an araştırma aşamasındayım: Hangi yiyeceklerde GDO riski var, hangisi daha güvenli, vs. vs. Uzun sürecek. Ama bulguları paylaşacağım! 🙂

      • Degerli Anneler,

        Insan bilgilendikce yedigin urunleri veya sevdiklerine yedirdigi urunleri daha cok sorgular oluyor 🙂

        Ureticiler tuketicilerin bu bilinclenmesinin farkinda o sebepten akil almaz "CINLIK" lerle bizi kandirmaya calisiyorlar. Bu sadece Turkiye ye ozgu degil! Butun dunyada sistem ayni. Organik, dogal, dogal cevreyle dost vb….

        Ureticilerin kafamizi karistirmamizi onlemek icin tek cozum olculebilir bilesenlerin urunlerde acikca ifade edilmesidir. Su an urunler uzerine basili etikerlerde bir miktar bilgi verilse bu kullanissizdir! Tuketiciden kucucuk harflerle basilmis bu etiketi dikkatlice okumasi beklenemez. Bu sisteme ek daha basit bir gosterge sistemi getirilmelidir. Tukettiginiz urunun 100 graminin size/cocugunuza zarari/katkisi nedir bunu gosteren bir sistem. Konu ustunde ben zamanim yettigince calisiyorum.

        Sayet Sut urunune odaklanirsak….

        Ben bir sut sisesi/karton kutusu uzerinde 100ml sin ne kadar kalori, yag, doymus yag, protein, seker icerir, icinde hagi vitaminler ne oranda bulunur acikca yazilmasi gerektigini dusunuyorum!

        Ote yandan ki Turkiye de Sut konusunda daha temel sorunlar var. Soyleki: gunluk sutler raflarda tam yagli, yarim yagli ve yagsiz olarak satisa sunulmalidir. Bu ceside organigide ekleyebiliriz.

    • Satan kisilerin mis li mus lu yorumlariyla bir yere varilamaz!

      Simdi hatirladim> Bir gun sabit pazarda yurmurta alicam. Saticiya dedim su arkadaki yumurtalarin ozelligi ne. "Onlar koy yumurtasi, dogal urun" dedi. Dedide yurmurtanin uzerinde en ufak bir uretim kodu yok! kime inanican? kime guvenicen?

      Ankara" da belediye denetimindeki organik pazarin girisine "Organik" ifadesiyle neyin kasdedildigini anlatan kocaman bir tabela asilmalidir! Bu tabela herkesin kolayca anlayabilecegi tanimlar icermelidir.

  7. Elif Merhaba,
    Haftasonu Atatürk Orman Çiftliğinin marketinden keçi sütü aldım(Ankara'da). Ancak, tadına bakmadım. (Kay süt marka-Balıkesir menşeeli bir firma, ben normal sütünü almıştım vaktiyle) Keçi sütünü ilk gördüğüm 6 ay öncesinden bu yana türlü üründe kullanmışlar. Keçi sütünden beyaz peynir, keçi sütünden kaşar peyniri gibi…Ben de aman ne güzel dedim ancak şöyle bir problem varmış meğersem, eşime "yaşasın keçi sütü aldım" dediğim anda "iyi de keçi sütü folik asit eksikliği yapar, nereden icap etti de keçi sütü aldın, çocuğa verme sakın" dedi..Bilmiyorum, ben onun sözüne güvendim çünkü çok emin konuştu ama araştırıcam hakkatten doğru mu.Bu arada senin bloga da vaktiyle keçi sütüyle ilgili birşeyler yazdığımı hatırlayıp hemen uyarıda bulunayım dedim şimdi keçi sütü falan deyip seni yanlış yönlendirmiş olmayım diye.Malum folik asit eksikliği Allah korusun hamileler için riskli.Aman en iyisi sen gene bildiğin sütten şaşma.

    • Vuslat hanim,

      Keci sutu folik asit esksikligi yapar tabiri tamamen dogru bir ifade degil. Soyleki:
      100g inek sutunde 5.0 mikrogram (mkg) folik asit bulunur.
      100g keci sutunde ise 1.0 mkg folik asit bulunur.
      100g anne sutunde ise 5.2 mkg folik asit vardir.

      Gunluk folik asit tuketim onerileri ise sunlardir:
      * bebek 0-6 ay: 25 mkg
      * bebek 6-12 ay: 35 mkg
      * cocuk 1-3 yas: 50 mkg
      * cocuk 4-6 yas: 75 mkg
      * cocuk 7-10 yas: 100 mkg
      * cocuk 11-14 yas: 150 mkg
      * 15 yas ustu yetiskin: 400 mkg
      * Hamileler: 400 mkg
      * Emziren anneler: 280 mkg

    • Çok teşekkürler Vuslat. Bir ara keçi sütünün lafı geçmişti hakikaten. Ancak ben şu ara keçi sütüne değil de bildiğimiz sütçü sütüne merak sardım. Merakın da ötesinde ciddi olarak almayı düşünmeye başladım, ve güvenilir olduğunu düşündüğüm bir yer de buldum. Ama sanırım hamileliğimin bitmesini bekleyeceğim. Brusella falan gibi hastalıklardan değil de, ne de olsa şimdi bağırsaklarımın alışık olmadığı, yeni bir kavram tanıtmaya çekindiğimden.

      Kısacası bildiğim bu kutu sütlerden de, günlük sütlerden de giderek soğumaya başladığım. Şu bir kaç ay geçsin, deneyimlerimi paylaşacağım.

  8. elif, yaptigin alinti yanlis/eksik bilgi iceriyor. duzeltmek istedim, cok onemli:

    Sütteki mikroorganizmalar 2 yontemle yokedilir;

    Pastorizasyon; yaklaşık 70 C de 15-20 saniye ıslı işlem uygulanır (günlük süt olarak bilinen raf ömrü 2-3 gün)

    Sterilizasyon; yaklaşık 135 C de 1-3 saniye ısıl işlem uygulanır.(UHT olarak bilinen raf ömrü 4-6 ay)

    Sütün besin değerini düşüren 2 paremetre var; ışlemin sıcaklı derecesi ve süresi;

    Ancak, sürenin uzunluğu proteinlerin besleyici değerini düşürmesi üzerinde daha etkili olduğu için; kısaca şöyle denebilir;

    Isıl işlem ne kadar kısa ise süt okadar değerlidir. Yani taze süte en yakın süt kesinlikle UHT süttür;

    Raf ömrü daha uzun ve besleyici değeri daha yuksek olmasına rağmen, hala neden piyasada günlük süt var diye sorarsanız;

    Pastorize sütün üretim maliyeti düşüktür;

    —————

    ozetle, icmek icin, uht sut, gunluk (pastorize) sute tercih eilmelidir.

    ama sunu da eklemeli, uht sut ile yogurt olmuyor. yogurdiu guvendigim birinden aldigim acik sut ile yapiyorum, o hafta onu bulamamissam gunluk sut kullaniyorum.

    • ASHES – Paylaşımın için çok teşekkür ederim. Oldukça detaylı bilgiler paylaşmışsın. İnsanın kafası karışıyor, bu konuda hiçbir bilgim yok. Okuduklarımdan mantıklı gelenleri alıp benimsiyorum. Bu konuda sana mail atacağım.

    • Aslında en alta yazdığınız şey, özetten sonraki, uht süt ile yoğurt olmuyor sözü herşeyi açıklıyor. Bir sütten yoğurt olmuyorsa o süt süt değildir, içinde hiçbir yararlı bakteri kalmamıştır. Yoğurt olmayan sütü içmeyin, ekşimeyen yoğurdu(hemen hemen markette satılan tüm yoğurtlar) yemeyin.

      • uht sütten gayet güzel yoğurt oluyor, defalarca yaptım. ancak iş mayada bitiyor. çevrenizde ev yoğurdu olan birinden maya alırsanız gayet güzel olur, bazı piyasa yoğurtlarıyla da(tercihen 3%yağlılıar) mayalama yapabilirsiniz ancak mayayı yoğurdun sulu kısmından secmek gerekir çünkü lactobacill grubu bakteriler bu suda yoğun olarak vardır, katı kısım ağırlıkta ise tutmama ihtimali yüksektir çünkü bunlar ağırlıklı olarak süt tozu veya jelatin içerir. sütün sıcaklığı serçe parmagınızı içinde tutabileceğiniz en yüksek ısıda olmalıdır(45-50 derece). mayayı kaşıkla iyice homojenize edin,süte karıştırın, tencereyi maksimum sarın hatta en dışına ısıyı muhafaza için poşet torba geçirebilirsiniz.mayalama süresini 4 saatle sınırlayın,sonra 1 saat açık bekletin,enaz 6 saat buzdolabında kalıp yenebilir.suyu azaltmak için tencere kapak arasına mayalamada havlu koyabilirsiniz. saygılar&selamlar

  9. İyi geceler ben de her gece yatmadan UHT li Pınar organik süt içiyorum burdaki yorumlardan anladığım kadarıyla çok faydalı değil ama içilebilir düşüncesi oluştu bende acaba bu süte devam etmem sağlıklı mıdır ? bir kere ISO 9001 belgeli olan şeylerden pek korkmamak geekir çünkü bu ciddi bir belge.

    • Iso tabii ki ciddi bir belge ancak bu ciddiyet belgeyi veren kuruluşun ciddiyetine bağlı ve ne yazık ki aslında tam öyle olmayabiliyor. Bunu Pınar için söylemiyorum tabii ki büyük bir marka olduğu için kitabına uygun yaptıklarına eminim ama her ISO belgeli ürüne inanmamak da lazım bana kalırsa.

  10. Ordaki inekler iyi gıdalarla besleniyorsa bu Pınar Organik sütün geldiği yerde yani o zaman bir sorun yok ,birde cam şişe daha faydalı ama o da heryerde yok maalesef o yüzden Pınar kullanıyorum bir ara SEK süt içiyordum onun tadı daha iyiydi sanki.Ve rBst hangi sütlerde var Pınar sütte var mı varsa zararı nedir ?

  11. merhabalar adım engin kocaelide çiftligim var istanbula hergün taze günlük süt getiriyorum muhtelif semtlerde toplu alımlara süt temin edebilirim ulaşmak isteyenlere 0541 902 10 19

  12. doktorumuz 1 yaşına kadar inek sütü yasak dediğinden yoğurdunu bile keçi sütüyle mayalıyorum. kıvamı da biraz sulu oluyor o yüzden. ama işin kötüsü keçi sütü çok yaygın değil ve 1 markanın var sadece marketlerde. o da 1 litre olarak satılıyor. açtıktan sonra çok uzun süre de tutmak istemiyorum, ziyan oluyor bu sefer. üretici markaya isteğimi yazdım ama geri dönüş de olmadı. muhallebisini anne sütüyle yapıyorum. buzlukta stokladığım sütler bitene kadar bu şekilde devam etmek istiyorum. yoğurdu da anne sütüyle mayalamayı denedim ama başarılı olamadım ne yazık ki.

  13. Bugün posta gazetesinde Gümüşhane’nin Türkiyenin en yüksek radyasyon seviyesine sahip olduğu haberini okudum.pınar süt organik sütlerini gümüşhane-kelkit’ten temin ediyor.1,5 senedir oğluma organik pınar süt içiriyorum.bu haber ciddi sinirimi bozdu.birilerinin çıkıp sütlerindeki radyasyon seviyesini açıklaması gerekiyor!

  14. merhaba,
    8.5 yaşındaki kıızm çoğunlukla hergün olmakla birlikte 2 yaşından beri uht sütlerden içiyordu.3 ay kadar önce koltuk altında tüylenme olduğunu farkettim.tabi hemen dr’ da gittik.hormonel olup olmadığı endişesi sardı beni .şu anda takip ediyruz bakalım!!!
    benim ilk aklıma gelen şey antibiyotik verilen ineklerin sütünün sebep olduğu oldu tabi ki…
    ama sadece bunu sütle sınırlandırmamak gerekiyor çünkü aldığımız salçanın üretildiği domatesten tutunda dolma yaptığımız kabakta bile var maalesef.
    hangi biirini yedirnmeyeceğiz de engel olabileceğiz ?açkçası ne yapacağımı bilemiyorum artık.Bununla iligi devletin birtakım çalışmaları olmalı .ürünleri avrupadaki gibi satmamlılar. .en azından hormonlu hormnsuz diye ayırıp ,seçme hakkı tanımalılar.

    geçen yıl ihraç etmeye kalkıştıkları meyveleri sınırdan sokamayıp ülkemize geri getirip bize yedirdiklerini hatırlatarak,biizm de artık hakkımızı arayıp sesimizi çıkarmamız lazım geldiğini ve devletin de bu işe artık bir demesi gerektiğini düşünüyorum…

    bu arda Başbakanımız kendisi bu piyasa da satılan ürünleri tüketmeyip (www.ipekhanim.com) dan sipariş ettiğini duydum.

    sevgiler..

  15. Tüm değerli annelere merhaba,
    Yazılarınızı dikkatle okudum.Anneliğin tüm hassasiyetini o kadar güzel yazmışsınız ki sizlerle birşeyler paylaşmadan geçemedim.Benim oğlum 13 yaşında ve geçmiş çok uzun olmamasına rağmen bu kadar ürünü piyasada bulup rahatlıkla inceleyip çocuğuma herşeyi veremedim.Hatırlayabildiğim süt yerine ,bol proteinli dr un önerdiği ilave mamalardı.Daha sonra pınar süt yada sek süt böyle devam etti ,halen süt içimi devam ediyor.
    Benim size organik konusunda esas yazmak istediğim ,tüm annelere önermek istediğim Elta Ada isimli ürün.Lütfen yolunuz düşerse Gökçeadaya gidin çiftlik merkezde aile çiftliği,inceleyin.Bilinçli ,eğitimli
    etik insanların ürünleri.Hiç korkmadan bana göre çocuklarınıza yedirebileceğiniz organik yoğurt ,peynir gurupları var.Yoğurdu evde mayalamanızın anlamı olmadığını göreceksiniz.Büyük market guruplarında ürün mevcut. Keşke çocuğum büyürken bu ürünlere sahip olsaydık diye çok düşünmüşümdür.
    Yiyecekte herşeye şüpheyle baktığımız bu dönemde ,çok güvendiğim bu markayı paylaşmak istedim.
    Sevgiler

  16. AOÇ ‘ nin bizlere sunduğu keçi sütünden dolayı teşekkürler. Yoğurdu mükemmel !…….

  17. Böyle bir video izledim bu sabah http://webtv.hurriyet.com.tr/2/25865/0/1/canli-yayinda-buyuk-iddia.aspx günlük sütler ve uht sütler, yoğurt, ekmek ve tavuk hakkında bilgi edinmek isteyenler için 🙂 ben özet geçerek yanıltmak istemediğimden sadece link veriyorum.

  18. Ben de kızıma 1 yaşından itibaren SEK günlük süt veriyorum. Yoğurdu da bununla mayalıyorum. UHT süt hiç içmedi değil, günlük süt bulamadığımda mecburen alıp verdim, hala da veriyorum. Şunu merak ediyorum. SEK günlük sütü içirmeden önce kaynatıyor musunuz?

  19. yelda hanım sek günlük süt kaynatılmıyor ısıtıp verebilirsiniz

  20. Merhaba,
    Kafamdaki organik beslenme ile ilgili sorulara yanıt bulmaya çalışırken bu bloga rastladım. Çok faydalı buldum.Emeği geçen herkese teşekkürler.
    organik süt -çiğ süt denildiğinde akla gelen yerlerden biri olan Aysun ve Kızları’nın çiftliğine yapılan bir gezide ineklerin mısırla beslendiğini gördüm.fotoğrafı vardı.Flizmorkoc’un blogundan görülebilir.MISIR GDO’lu besinlerin başında en fazla konuşulan değil miydi? bu inekler mısırla besleniyorsa bu sütlerde GDO olmayacak mı? sağlıklı diye çiğ süt alırken daha da kötü GDO mu yüklüyoruz kendimize?

  21. Göztepe-Özgürlük Parkı yakınına da bir Atatürk Orman Çiftliği bayisi açılmış.Dondurması,keçi sütü, yoğurdu ve diğer tüm ürünleri satılıyor.Bilginize Telefon no:0216 567 3836

  22. Merhabalar,

    Ben de sizin gibi hem kendim hem de çocuğum için acaba hangi süt diyenlerdenim ve en sonunda yaptığım araştırmalarda pastörize sütün daha sağlıklı olduğuna inandım. Tabii burada önemli olan bize süt sağlayan hayvanın nasıl bir ortamda yetiştiği ve beslenmesi. Ben şahsen çiftlik hayvanlarındna elde edilen sütlerin besin değeri ve içeriği konusunda çok şüpheliyim özellikle antibiyotik konsunda.

    Ben kızım için yeni bir marka olan Doğa Çiftliği keçi sütü ve yoğurdunu kullanıyorum. Bunu seçmemdeki sebep sütlerinin antibiyotiksiz olduğunu vurgulamaları ve arkalarında durmaları bir de sütleri çiftliklerden değil köylerdeki keçilerden elde etmeleri. Yani gerçekten doğal süt kullanmaları. Beni en çok düşündüren acaba kışın keçi sütü bulup bulamayacağım ve fiyatının nasıl olacağı?

  23. ashes – ulku nikli arkadaşım yeni sağılmış süte en yakın süt, uht süttür demiş….
    ne ye dayanarak söylemiş veya nerde okumuşsa yanlış bilgilendirmiş şidettle bu bilginin düzeltilmesi için yazıyorum.
    zaten yazısında da belirttiği gibi Ultra High .. yani cok yuksek ısıl işleme tabi tutulan sütün içindeki mikroorganizmaların tamamına yakını ölür, bunun adınada sterilizasyon denir. bu 130-140 derecelere maruz bırakılan sütün içindeki faydalı bakteriler, vitaminler, mineraller de yok olur.
    uht sütten yoğurt yapamayışınızın da sebebi budur. içinde mayalanmayı başlatacak mikroorganizma kalmadığından yoğurt olmadığı gibi içimininde faydası olup olmadığı konusunu siz araştırın. Ben teknik olarak gerekli bilgiye sahibim ancak burda uht ile günlük süt satan firmaları karşıma almak istemem. Nihayetinde bende pastörize süt imalatı yapan bir firmanın sahibiyim.
    ama şunu bilmelisiniz, (zaten tarım bakanlığının kendi sitesinde de bulabilirsiniz) fermente süt ürünleri tebliğininde de belirtiği gibi süt 20 dakika 63 derecede zararlı mikroorganizmaların %80den akabinde şok soğutmayla (+10) geri kalan zararlı mikroorganizmaların çoğunda kurtulur. Bu iki işlemin beraber yapılmasının adı: Pastörizasyondur.
    siz evlerinizde sütü tencerede kaynatırken tencerenin süte temas eden veya ateşin tencereye temas eden kısmında sıcaklık 100 derecenin kat ve kat üstündedir. Herkes dip tutan sütün ne oldugunu, neden tuttugunu bilmez. İşte onlar öldürdügünüz mikroorganizmalarla vitamin, mineral, protein vs, vs
    he bu arada üreticiler sütün içine ne ilave ediyor, raf ömrünü uzatmak için neler …. ben bilemem…
    karar vermek zor… evde öldürdüğünüz sütmü, içinizin rahat etmediği sütlermi…
    bu arada süt sağıldıktan 1,5 saat içinde pastörizasyonu yapılmalı.
    daha çok bilgi paylaşmak isterdim ama şimdilik yeter heralde..
    Kendimi de tanıtayım: Hamderi ithalat ihracatı yapan bir firmanın sahibiyim. Dağılan rus cumhuriyetlerinin inek derilerini tr de satıyorum. Kafkaslarda elde edilmiş bir süt ürünün hayranı olduktan sonra istanbul da süt işleme tesisi kurarak kendimi bu değerli ürüne adadım.
    Süt konusunda 12 ülkeden elde ettiğim tecrübelerim var. merak ettiklerinizi vaktim oldukça cevaplarım.
    saygılar ( tuncdemirci2000 @ hotmail . com ) boşlukları silerek mail atarsınız….
    blogunuzuda beğendim…

  24. Süt konusu çok tartışmalı, ben UHT sütleri tüketmiyorum çok da anlamlı bulmuyorum. Tüm faydalı bakteriler (ya da en azından çoğu) ölüyor işlem sırasında. Ayrıca süt ürünleri ile ilgili detaylı fikirlerim için bakınız;

    http://mineoskay.blogspot.com/2013/01/guvenilir-gda-meselesi-ve-aoc.html

  25. köyden getirilip bir taşımlık kaynatılan sütün yerini hiçbiri tutmuyor..

  26. bir taşım kaynatılan sütün içindeki probiyotikler de ölüyor.
    daha önce bir çok yerde yazdım, tekrar yazayım. Brusella 60, salmonella 56 derecede ölüyor. Sütün içindeki proteinlerde 65 dereceden sonra vücudun kullanamayacağı forma giriyor. Yani bir taşım frankeştayn süt.. Yukarda da yazdım süt 63 derecede kaynatılır.
    o zaman gidin kutu süt alın, ha bir taşım, ha ‘taşım taşım’…

  27. Görüyorum ki konuya pek fazla ilgi yok, aslında günde tonlarca süt tüketen toplumumuz, faydaları kaynatıyor. Sizlerden ricam konu ile alakalı olarak Prof Ahmet Aydın, Prof Yavuz Dizdar, Prof Canan Karatay gibi hocalarımızın konu ile alakalı açıklamalarını araştırmanız.