0 Yorum

Eve döndüm.

Ki ne dönüş… İstanbul’u sular seller almış. Bilmem-kaç-kişi yok olmuş. Fotoğraflara baktım da, sanki Katrina kasırgası sonrası New Orleans fotoğraflarına bakıyormuşum gibi… Burası hangi İstanbul? Nasıl? Yine yağmur başladı. Bakalım bu sefer neler olacak…

-o-

Tatil tabii ki güzeldi. Eski dostlarla buluşmalar, yenileriyle tanışmalar. New York’ta yapacak işin olmadan 4-5 gün bile olsa gezmenin kötüsü olur mu? Evet, bir iki gün daha kalmak iyi olurdu belki, ama üçüncü günün sonunda zaten Deniz’i sayıklamaya başlamıştım.

Uçaktan iner inmez (Deniz’le hasret giderdikten sonra tabi) ayağımın tozuyla yakın bir arkadaşımın kına gecesine gittim. Yıllar önce kendi kına gecemde her şeyi adabıyla yerine getirip iş kına yakmaya gelince “O ne biçim şey öyle!” havalarına girip de kınayı “yakarmış” gibi yapmanın acısını çıkarırcasına avucuma kocaman bir leke halinde kına yaktım. Sefam olsun. Bu akşam da kınanın düğününe gideceğiz, ama bakalım neler olacak bu yağmurda…

Haftaya yine Deniz’in okulu… Kitap çevirmeye devam, ay sonuna kadar yetiştirmem lazım. Ve daha başka şeyler. Sürprizler… Yakında  🙂