1 Yorum

Çaresizlik kelimesinin sözlük karşılığı

Keşke hayatta da böyle bir "YARDIM" düğmesi olsa da bizi ÇARESİZ kaldığımız durumlarda kurtarsa...

Keşke hayatta da böyle bir "YARDIM" düğmesi olsa da bizi ÇARESİZ kaldığımız durumlarda kurtarsa...

Çaresizlik -ği (isim): Çaresiz olma durumu

Cümle içinde kullanımı: “Blogcu Anne bugün kendini çok çaresiz hissetti.”

Hikâye içinde kullanımı: Blogcu Anne, eşi ve oğluyla birlikte ziyarete gittiği annesi, babası, kız kardeşi ve babaannesiyle huzurlu bir pazar günü geçiriyordu. Annesi ve kız kardeşi yaklaşan çay saatinde atıştırmak için köşedeki pastaneden bir şeyler almaya gittiği sırada Blogcu Anne’nin babası ve oğlu birlikte lego oynamakta, babaannesi onları seyretmekte, Blogcu Anne’nin eşi üst kattaki odada uyuklamakta, Blogcu Anne ise koltukta uzanmış, üzerine gelen ılık öğleden sonra güneşinin keyfini çıkarmaktaydı.

İşte her şey o sırada başladı. Blogcu Anne’nin 90 yaşındaki (tuvalete giderken yardım almak zorunda olan) babaannesi birden tuvalete gitmesi gerektiğini söyledi. Tuvalet yardımı konusundaki uzmanlığı 2 buçuk yaş ile sınırlı olan Blogcu Anne, salondaki diğer yetişkin olan babasının bu iş için uygun olmaması sebebiyle çaresiz ve şaşkın bir şekilde babaannesine baktı ve “Biraz bekleyebilir misin?” diye sordu. Babaannesinin cevabının “Evet” olacağını, ve böylece pastaneden dönmek üzere olan annesinin yardıma yetişebileceğini umuyordu. Ama nafile… Nitekim gerek babaannesinden “Bekleyemem”, gerekse babasından “Bekleyemez” yanıtını alan Blogcu Anne çaresiz bir şekilde babaannesinin koluna girerek tuvaletin yolunu tuttu.

Bu sırada Blogcu Anne’nin oğlu ve babası hala legolarla oynamaktaydılar. İyiydi, en azından o cephede asayiş berkemaldı.

Blogcu Anne ve babaannesi, koridorda bir nefes molası verip dinlendikten sonra tuvalete ulaştıkları ve babaannesi ihtiyacını karşıladığı sırada Blogcu Anne o an duymak istediği en son cümleyi duydu: “Büyükbaba! Kakam geldi!”  Duyduklarına inanamayan Blogcu Anne çaresizlik içinde (oturup kalkarken yardım alması gereken) babaannesine “Babanne, beni burada bekle, sakın bir yere gitme” diye tembih ederek, kadıncağızı alt kattaki banyoda bıraktı, ve koşa koşa oğlunu kaptığı gibi üst katta eşinin uyumakta olduğu odadaki banyoya koştu. Bu sırada Blogcu Anne’nin babası da çaresiz gözlerle kızına bakıyor, torununu çağıran annesine “Anne biraz bekle, Deniz’e yardım ediyor, şimdi gelecek” diye telkinde bulunuyordu.

CaresizlikBlogcu Anne, sabah Blogcu Anne’nin uyuması için erkenden kalkıp oğluyla ilgilenen, bir önceki gece geç vakte kadar da bir davette oldukları için eksik kalan uykusunu öğleden sonra tamamlamaya çalışan eşini uyandırmamak için mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışıyordu. Oğlunu tuvaletin üzerine oturtarak ihtiyacını karşılamasına yardımcı oldu. Ancak minik oğlu oturduğu sırada bir de çişini yapmaya kalkışınca sadece klozet ve yerler değil, aynı zamanda oğlanın üstü de batınca oğlunu yıkamak için küvete koymak üzere duşa kabinin kapısını hızla açarken serçe parmağını GÜÜÜÜM! diye açtığı kapıya sıkıştırdı. Çaresizlik içinde kıvranan Blogcu Anne sinirle terbiye sınırlarını zorlayan kelimeleri ağzına almak üzereyken oğlunun ona şaşkın gözlerle baktığını görünce sadece kibar bir “Ah!” demekle yetindi.

Oğlanı küvette bırakıp koşa koşa alt kattaki babaannesinin yanına inen Blogcu Anne babaannesinin hala sağ salim beklediğini görünce üst kattaki banyoya koşar adımlarla geri çıkmadan önce mutfağa uğrayarak buzluktan bir buz torbası aldı, ve morarmaya başlayan serçe parmağının üzerine tuttu.

Blogcu Anne’nin oğlu tam yıkanmaya başlayacağı sırada “Bir daha kakam geldi!” diye sevinç ve gururla bağırırken Blogcu Anne oğlanı bir küvete, bir tuvalete koyuyor, arada da parmağını buza batırmaya çalışıyordu. 3-4 kere süren tuvalet-küvet faslının sonunda Blogcu Anne’nin oğlu kakasının bittiğine, artık duş almaya hazır olduğuna karar verdi. Bu sırada Blogcu Anne’nin -yaşı ve rahatsızlığı gereği sürekli unutan ve aynı soruyu birkaç dakikada bir soran- babaannesi “Nerede bu kııız?” diye bağırırken Blogcu Anne’nin babası çaresizlik içinde karısını arıyor, hızla eve gelmesini söylüyordu.

Blogcu Anne saçı başı birbirine girmiş, yüzü gözü dağılmış, serçe parmağı morarmış bir vaziyette oğlanı mı yıkasın, tuvaleti mi temizlesin, alt kattaki banyoda bekleyen babaannesine mi yardımcı olsun, yoksa bunların hepsini bırakıp acıdan ve sinirden ağlamaya mı başlasın diye düşünürken bu tantana sebebiyle uyanan Blogcu Anne’nin eşi imdadına yetişti. Eşinin oğlanı devraldığı sırada babaannesine yardım etmeye aşağı kata inen Blogcu Anne, annesinin eve döndüğünü ve babaanneye yardımcı olduğunu görünce derin bir “Oh!” çekti.

Bu çaresizlik hikâyesi de böylece bitti.

Bir yorum

  1. Ben korktu. Ben tirsti.