10. hafta: Mide bulanması… Ve yanması… Ve ekşimesi…

Bir yandan dur durak bilmeyen mide bulantıları, bir yandan da gitgide açılan iştahım oldukça tuhaf bir tablo yaratıyor. Sürekli bir şeyler yemek isteyen, yiyen, ve sonra da yediğinden öğüren hoşnutsuz bir yaratık haline geldim.

Geçen hamileliğimde beni çok sonraları, o da az şiddette yoklayan mide yanması/ekşimesi olayı bu haftanın en keyifli (!) yeniliği oldu. Canımın çektiği tantunileri Deniz’in Babası’na aldırtıp üstünüze afiyet buz gibi ayranla mideme indirince (şimdi bile canım istiyor) birkaç saat sonra midemde bir hareketlenme olmaya başladı. Birkaç haftadır vazgeçilmez bir parçam haline gelen bulantılardan daha farklı bir his… Sonrasında gark gurk sesler, gecenin 1′ine kadar kazık yutmuş gibi oturmalar…

Aklımın yarısı nerede?

Son zamanlarda yaptıklarıma bir bakalım:

  • Arabamı iki farklı yerinden çarptım. Üstelik trafikte falan da değil, sitenin bir kadar otoparkına girip çıkarken…
  • Deniz’le birlikte Paphia’yı gezdirmeye çıkarken yanıma yanlış anahtar alarak kapıyı çektim ve hepimizi sokakta bıraktım.
  • Arabayı sitenin otoparkına park ettikten sonra kapıları kilitlemek bir yana, anahtarı ertesi sabaha kadar arabanın üzerinde bıraktım.

Yine de “yarım akıllı hamile” yakıştırmasını kabul etmiyorum!

İçeride neler oluyor?

İki numaranın kolları-bacakları kıvrılmaya başlamış; hatta tırnakları bile gelişiyormuş. Yok, değil iki, bu işi yirmi iki kez yapsa da böyle şeylere inanası gelmiyor insanın. “Yahu senin etin ne, budun ne, ama tırnakların var” demek geliyor içimden.

Hamilelik sırasında vücudun tüm kasları gevşediği gibi, yemek borusuyla mide arasındaki, yemekleri midede tutmaya çalışan kapakçık da gevşediğinden mide yanması hissi yaşanırmış. Midedeki yemekler geldikleri gibi geri dönmeye çalışırlar, ancak beceremeyince bu tuhaf ekşime duygusu olurmuş. Bir bu eksikti.

Bu zamana kadar yazdıklarıma baktım da… Hep bir söylenme, hep bir dert yanmadan ibaret. Yanlış anlaşılmasın, normalde çok mıymıntı bir insan değilim. Oram ağrıyor, buram ağrıyor diye söylenmem. Zaten beni söyletenler de ağrılar sızılardan ziyade sürekli yemek yemek istememe rağmen rahat yiyememe, yediklerimin tadını alamama, yedikten sonra da rahatsız olma sıkıntıları. Hele şu ilk üç ay bir bitsin, tekrar sevimli bir insan olacağım, söz…

Daha önce: 9. hafta: Güle güle ince belim
Sırada: 11. hafta: Şişman değilim, hamileyim!

Yorumlar
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Hamilelik ve Doğum (406 / 422 makale)


Şu fani dünyada kendimle ilgili beğendiğim bir şey varsa o da ince belimdir. Daha doğrusu öyleydi -- bu haftaya kadar. ...