1 Yorum

12. hafta: Yeni doktor, yeni umutlar…

Daha önceki doktor görüşmemizde aradığımızı bulamayınca, üçüncü çocuğunu da normal doğumla dünyaya getiren, beklenen doğum tarihinin üzerinden iki hafta geçmiş olarak iki gün hastanede kaldıktan sonra kızını kucağına alan bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine gittiğimiz doktora ben de, Deniz’in Babası da ısındık. Kendisine doğal doğum istediğimi, tıbbı bir gereksinim olmadıkça hiçbir müdahaleyi istemediğimi söylediğimde bana güven verdi.

Her ay başka bir manzara…

İlk hamileliğimi Amerika’da geçirdiğim için buradaki rutinlere pek alışık değilim. Amerika’da racon şuydu: Doktor sizi sekizinci haftadan önce görmez. O gördüğünde ultrason yapar. Sonra 16-18. haftalarda hem bebeğin gelişimini takip etmek, hem de cinsiyetini belirlemek için bir ultrason daha yapar. Sonra da doğana kadar bebeği bir daha görmezsiniz. İlle de görmek isterseniz özel ultrason merkezlerine gider, üç, hatta dört boyutlu ultrason yaptırır, birkaç yüz dolar öder, sonra bebeğinizin karnınızın içindeki haliyle resimlerini herkese gösterirsiniz.

Amerika’da sistemin bu şekilde işliyor olması sanırım sigorta şirketlerinin elzem olmayan hiçbir masrafı karşılamak istememesinden kaynaklanıyor. Orada çoğu doktorun ofisinde ultrason makinesi bile yok. Gidip özel merkezlerde yaptırıyorsunuz.

Türkiye’de durum farklı. Her ne kadar her ay ultrason yapmanın gerekliliği (ve hatta bebek açısından güvenirliği) tartışılsa da, bebeğinin aydan aya değişmesini görmek anne-baba için gerçekten çok keyifli. Bu durumda ben de hayır demiyorum tabii ki.

İçeride neler oluyor?

Yeni doktorumuzla girdiğimiz ilk ultrason muayenemizde bu sefer karşımızda bambaşka bir görüntü vardı. Geçen ay sadece iki baş ve gövde olarak iki yuvarlaktan ibaret olan İki Numara bu sefer kolları bacakları olan bir insan görüntüsüne kavuşmakla da kalmayıp akrobatik hareketler yapmaya başlamıştı. Hatta o minik bacaklarını üst üste bile atıyordu!

Zannediyorum ilk üç ayın bitimine kadar bebekleri kafadan popoya kadar olan uzunluklarıyla ölçüyorlar. Bacakları henüz kıvrık olduğu için olsa gerek… Bu ölçüme göre bizimki altı santim uzunluğundaymış! Altı santim, ama bacak bacak üstüne atarak poz yapıyor!

Doktor ultrasona ilk başladığında uyumakta olan İki Numara’yı uyandırmak için karnımı sağdan soldan dürtmeye başladı. O kadar sarsıntıya ne olduğunu şaşırmış olacak, bizimki uyandı. Sonra da adeta poz vermeye başladı. Doktorun istediği yan pozisyonu alınca ense kalınlığını ölçtü. İstediği ölçülerde olunca rahatladık.

Kromozomal bozuklukları ölçmek için yapılan ikili test için kan verdim. Önümüzdeki hafta sonuçları alacağız.

Artık tüm iç organları oluşmuş. İnsanın inanası gelmiyor. Altı santim dediğin şey serçe parmağım kadar. Ama kalbinden pankreasına, karaciğerinden midesine yerli yerinde… Evet, belki henüz fonksiyonel değiller, ama var mı var kardeşim!

Daha önce: 11. hafta: Şişman değilim, hamileyim
Sırada: 13. hafta: Parfüm sürebiliyorum

Bir yorum

  1. Uzun süredir takip ediyorum blogunuzu, ben de 14.haftalık hamileyim ve hafta hafta yazdıklarınızı okuyorum şimdi. Aynı şeyleri yaşayan kişilerin deneyimlerini okumak çok keyifli oluyor. Ben de o kadar minik bir şeyin tüm organlarının olmasına inanamıyorum, her zaman mucizevi bulurdum ama şu anda mucizenin bir parçası olduğum için daha da inanılmaz buluyorum. Sağlıkla kavuşmayı bekliyorum sabırsızlıkla 🙂 Sevgiler…