9 Yorum

Hamilelerin beyni küçülüyormuş!

Plasenta beyinDeniz’e hamileyken okumadığım kitap, internette girmediğim web sitesi, indirmediğim dosya kalmamıştı. Sadece o kadar değil, Deniz’in Babası’na da sürekli kitap alır, onları okuttururdum.

Bu kitaplardan biri de “The Expectant Father” idi. Hoş, kitap yüzünden hakkımda “hoşaf beyinli” gibisinden söylentiler çıkacağını bilsem almaz, okutturmazdım.

Efendim, bu kitaba göre kadınların beyni hamileyken küçülürmüş. Hem de öyle az uz değil, yüzde üç ila beş oranında çekiverirmiş. Bu sebeple gebe kadınlar çok unutkan olurlarmış. Gebelerin unutkanlıklarının yanı sıra sakar olmalarının da altında yine bu beyin küçülmesiyle birlikte vücut kaslarındaki gevşeme ve rahatlıkmış.

Baba adaylarına yönelik yazılmış olan kitapta ayrıca bir de şöyle bir anekdot vardı: “Hamile kadınlar ayrıca fazlasıyla asabi olurlar. Dolayısıyla onların sinirine dokunacak bir şey yapmayın, canınıza okur, burnunuzdan getirirler. Ama öte yandan bir süre sonra küçülen beyinleri yüzünden size sinirlendiklerini unutacakları için onları sinirlendirseniz de çok fark etmez.”

Deniz’in Babası bunu bana sesli okuduğunda çakmak gibi parlayan gözlerle “Ne dedin sen?!” dediğimi, sonra da onun “Yok bir şey canım!” diye geçiştirdiğini çok iyi hatırlıyorum. Belli ki unutmamı bekliyordu!

Deniz’e hamileliğimi büyük ölçüde olaysız atlattım. Bir-iki ufak unutkanlık ve yuvarlak göbeğimin üstüne sıcak çay dökmemin dışında ciddi bir olay yaşamadım.

Ancak bu sefer durum farklı. Son bir aydır yaşadıklarıma şöyle bir bakalım:

"Kafam karışık. Dur bir dakika... Belki de değil."

“Kafam karışık. Dur bir dakika… Belki de değil.”

  • Arabamı üç hafta içinde üç farklı yerinden çarptım. Bunların sadece biri trafikte gerçekleşti: iki arabanın birbirine yol vererek ancak geçebildiği, dolayısıyla saatte maksimum beş kilometre hızla gidilen bir yolda, diğer arabaya yol vermeye çalıştığım sırada yandaki park edilmez levhasına girerek nasıl olduysa arabanın şasesini kaydırdım. Diğer iki olay bırakın başka arabaların dahil olmasını, trafikte bile gerçekleşmedi. İkisinde de bizim sitenin otoparkına girerken ve çıkarken, birinde kapıyı göçerttim, diğerinde ön farın su fışkırtıcısını kırdım.
  • Deniz’le birlikte Paphia’yı gezdirmeye giderken evin anahtarı yerine arabanın anahtarını aldım. Böylece hepimizi sokakta bırakarak yaklaşık bir 45 dakika boyunca Deniz’in Babası’nın eve gelmesini beklemek durumunda bıraktım.
  • Ailecek geziden döndüğümüz bir pazar akşamı arabayı sitenin otoparkına park ettikten sonra bırakın arabayı kilitlemeyi, anahtarı ertesi sabaha kadar arabanın üzerinde bıraktım. (Otoparkı açan uzaktan kumandanın da arabada olduğunu düşününce sitenin aidatına ödediğimiz onca paranın -en azından bir kısmının- boşa olmadığını anladık. Hiç olmazsa güvenlik düzgün çalışıyor.)
  • Bir gece öncesinde kardeşimle yaklaşık 1 saat süren bir araba yolculuğu sonrasında bizim eve gelmiş olmamıza ve akşam birlikte vakit geçirmemize rağmen sabah uyandığımda Deniz’in Babası’na “Dün gece kardeşim benimle gelmiş miydi?” diye sorma ihtiyacı hissettim.
  • Deniz’i annemle birlikte çocuk parkına gönderip “Şöyle biraz dinleneyim” diye koltuğa serildikten beş dakika sonra Deniz’in evde olmadığını fark edip “Deniz nerede???” diye yerimden fırladım.
  • Saatlerin geri alınmasından iki hafta önce “İki hafta sonra saatler ileri alınacak” şeklinde gazetede okuduğum haberi “Saatler bu gece geriye alınıyor” diye yorumladım. Dolayısıyla uyandığımda saatin bir saat geri olduğunu iddia etmekle kalmayıp pazar günkü planımızı ona göre değiştirtmek üzere Deniz’in Babası’nı ikna etmeye uğraştım.
  • Son olarak, bir arkadaşıma hafta içi çocukları okula bıraktıktan sonra “Sana kahve içmeye geleceğim” diye verdiğim sözü unutarak, “Sen bize gelsene, ben dolma yapacağım, sen de oturursun” diye garip bir teklifte bulundum. Vermiş olduğum sözü tutmamama şaşıran arkadaşım bu tuhaf teklifime “Ta-tamam” diye cevap verse de, onu çağırdığımı da unutarak market alışverişi yapmaya gittim.

Bunlar sadece hatırlayabildiklerim!

Bunca olaydan sonra istemeden de olsa bu nadide kitaptaki “hamilelerin beyni küçülüyormuş” söylentisini araştırmaya koyuldum. Bulduklarım beni şaşırttı!

Hakikaten de hamilelikte kadınların kısa dönemli hafıza kaybına varacak ölçüde unutkan olmalarının ve sağa sola dan dun girerek normalin katbekat üstünde bir sakarlık sergilemelerinin altında yatan bilimsel sebepler varmış. Şöyleymiş ki:

"Ben kimim?"

“Ben kimim?”

* Hamilelik sırasında kadınların beyni yüzde üç ila beş oranında küçülür, eski haline dönmesi doğumdan sonra altı ayı bulurmuş.

* Ayrıca gebelik boyunca beynin salgıladığı hamilelik hormonu olan oksitosin unutkanlık etkisi yaparmış.

* Plasenta Beyin olarak da adlandırılan bu unutkanlığın bir de evrimsel açıklaması varmış. Hafıza yetersizliği kadınların başka şeyleri düşünmelerini engelliyor ve böylece gebeliklerine odaklanmalarını sağlıyormuş.

* Ayrıca gebeliğin ilerleyen dönemlerinde karnın gittikçe büyümesi kadının vücudundaki ağırlık merkezini değiştiriyor ve denge bulmakta zorlanmasına sebep olabiliyormuş.

Çözüm?

Unutkanlık için: Liste yapmak. Ajanda kullanmak. Ve espri anlayışınızı yitirmemek.

Sakarlık için: Dikkatli davranmak. Düşürmeyi istemediğiniz bir şeyi elinize almamak.

Kaynaklar:

Memory Lapse? It may be pregnancy Brain, WebMD

Placenta Brains, Pregnancy.About.com

Clumsiness, What to Expect

9 yorum

  1. İlahi:) Hergün birşeyler öğreniyorum! Ada'ya hamileyken hiç bilmiyordum bunları.Denk de gelmemişim..Bilsem belki de bazı şeyler daha kolay olurdu özellikle oğlumun babası için:))))

    • Belki… Ama bu sefer de dillerine dolanıyorsun "beyni küçüldü" diye… Boşver, bilmesin daha iyi 😀

  2. Ah Elif;
    ben de hamileyken arkadaslarla hamile beyni diye dalga gecerdik. progesteron basınca unutkanlık, konsantrasyon, sacmalama cok oluyor.. ben elektrik faturamı bir arkadasımın hesabına yatırmıstım. bir de amerikadan kameralı diye kameralı olmayan bir telsiz telefon getirtmistim. eczaneye girip eczane nerede diye soran bir hamile arkadasım vardı.. biraz komik ama bu durum dimi..:) sonradan cektiklerimizi unutmak icinmis bu progesteron.

  3. Eko Anne – elektrik faturasını arkadaşının hesabına yatırmak da çok iyiymiş.

    Kesinlikle çok komik bu durum. Ben daha çok milletin (özellikle de Deniz'in Babası'nın) ağzına sakız olmaya gıcık oluyorum. Geçen gün bir arkadaşına sessizce hamileyken kadınların IQ seviyesinin düştüğünden bahsettiğine tanık oldum, ama bir şey de diyemedim! Haksın değil ki adam. Arabayı yamuk yumuk yaptım, hala yaptırmak istemiyor henüz bu şapşallığı atlatmamış olma ihtimalimi göze alarak.

    Çektiklerimizi unutmak içinse hakikaten bütün bunlar, o zaman işe yarıyor. Çünkü hakikaten bazı şeyleri unutmasan tekrar çekilesi değil.

    Ben yine de eski beynimi geri istiyorum.

  4. Blogcu anne, hamileyken yanlışlıkla hesabıma para aktarıyorum derken maaşın tamamını borcu olmayan kredi kartıma yatırmıştım. Kiiii aslında rastgele bir hesap da olabilirdi. Ömrü hayatımda böyle dikkatsizlik yapmış bir insan değilim.

    Bunun üstüne yaptığım araştırmada, hamilelerin beyninde çok ciddi değişiklikler olduğunu, beynin yeni doğanın ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendini ayarladığını, bir sürü işi aynı anda yapacak hale geldiğini, seslere duyarlı olduğunu filan (artık ne gerekiyorsa) okumuştum. Bir çeşit "süper güçlerle donanma" hali diyebiliriz bu duruma. Dolayısıyla bu değişiklikler olurken zihin, beden, snapslar kendilerine çeki düzen verirken aksaklıklar olması normal. Süper kahramanlar da yeteneklerini ilk kazandıklarında kazalara maruz kalırlar ya, öyle bir şey…

    Sonrasında hiç bebek doğurmadığı halde aslan kesilen anneleri hatırlayınca, tren geçse uyanmazken bebiş eh dese uyanabilme durumlarını düşününce anlamıştım, doğruymuş.

    Ne güzel hamilesin, özendim gerçekten… Tavsiyem fırsat bu fırsat üzerindeki sorumlulukları azalt. Bırak başkaları yapsın. Hahayt, kaç kere hamile olabileceğiz, tadını çıkar.

    sevgiler.

    • Aslansın Özgür Anne. Bana "zekan geriliyor" diyenlerin karşısına bu argümanlarla çıkacağım!

      İşin şakası bir yana "Kaç kez hamile olacağız, tadını çıkar" kısmına tamamen katılıyorum. Gerçekten de bu sürecin tadının çıkarılması gereken bir dönem olduğunu düşünüyorum. Ve -muhtemelen burada duracağımız için- her geçen gün son hamileliğimin son gününe biraz daha yaklaştığımı düşününce içim buruluyor 🙁

  5. Zeka IQ değildir, eşinize söyleyin. Hamileler öyle bir güçlerle donanıyorlar ki, toplam zeka artıyor. Bu yönde çalışmalar var. Ben bilimin yalancısıyım…

  6. çok keyifli çok, bir kaç ay öncesine döndüm de… ne sakarlıklar, unutkanlıklar, asabiyetler =oD zaman çok çabuk geçiyor. bu arada 6 ay okudum orada, yani benim normale dönmeme daha 2.5 ayım mı var!!! desene tez ondan bitmiyor!