0 Yorum

15. hafta: Kontrollü (?) kilo alımı

Eski enerjim neredeyse tamamen geri döndü. Yine Deniz’e olan hamileliğimin son dönemlerinde başlayan ancak bu sefer çok daha erken baş gösteren nefes darlığı olmasa neredeyse sıkıntım yok diyeceğim. Üst kata çamaşır asmaya çıksam nefes nefese kalıyorum. Yeri geliyor, heyecanla bir şey anlatıyorsam nefesim yetmiyor, konuşmamı yarıda kesmek zorunda kalıyorum.

Cinsiyetini ne zaman öğreneceksiniz? türünden sorular artık doruk noktasına ulaştı. Yeri geliyor “Var ya, öğrenip kimseye söylemem ha!” demek geliyor içimden.

Kilo alma meselesi

Bu hafta itibariyle ben diyeyim 2 kilo, siz diyin 2 buçuk kiloyu üzerinize afiyet almış bulunuyorum. Geçen hamileliğimle kıyaslayınca yine de büyük başarı… Tam hatırlamıyorum ama o zaman sanırım ilk üç ayda neredeyse bu kadar almıştım.

Deniz’e hamileyken ve hatta ondan önce aldığım ve uzun süre üzerime yapışan kiloları verdikten ve senelerdir unuttuğum kıyafetlerime girebilmeye başladıktan sonra hamile kalınca ilk etapta kendime şöyle bir söz vermiştim: “Bana bak kız Elif. Öyle geçen seferki gibi gelsin Nutellalar, gitsin tatlılar beslenmek yok. İhtiyacın olan kadar kilo al, bir gram fazlasını alma.”

Bunu uyguladım mı? Hayır.

Baktım ki hayat kısa. Eh, nereden baksan bu ikinci ve son hamileliğim. E şimdi, mesela canım bir lokma börek isteyecek, ne bileyim, çörek isteyecek ve ben kilo almamak uğruna yemeyecek miyim? Pışııık… Kilo benim değil mi, aldığım gibi veririm felsefesini benimsedim hemen. Ancak yine de çok dağıtmadım. Bir dilim pasta yiyorsam ikincisini yemiyorum! Bu bile benim için bir gelişme.

15 haftalık Blogcu Göbek

Kaldı ki Deniz’e hamileyken annemden, ailemden sekiz bin kilometre uzakta, okyanusun diğer tarafındaydım. Ne buradaki yemeklere erişimim vardı, ne de onları yapacak kimsem. Ancak şu an gerek kayınvalidemin evine her gittiğimde, gerekse annemin kafesine her uğradığımda aklımı çelecek o kadar çok “uyarıcı” var ki… Hepsini mideme indirmiyorum ama kendime de duygusal işkence yapmıyorum hani…

İçeride neler oluyor?

İki numara elma büyüklüğüne ulaşmış. Resimden de anlaşılmıyor mu?

Gözleri hala sımsıkı kapalı olmasına rağmen örneğin –delilik değil mi?- göbeğime doğru parlak bir fener tutuversem ışığı sezebilirmiş. Keşke gece-gündüz ayrımını yapmış bir halde katılsa aramıza da geceleri uyanma sorunu yaşamasak…

Daha önce: 14. hafta: Yaşasın eski ben!
Sırada: 16. hafta: Biri beni tekmeliyor!