2 Yorum

Seda ve Seden’in Hikâyesi

Bir küçücük Sedencik varmış… Annesi onu çok çok severmiş… Babası onu çok çok severmiş….

Çok beklenen, özlenen bir bebek kızımız… İsmi bile yedi sene önce belli olan… Henüz 16 günlükken varlığını fark ettiğim küçük kızımla çok güzel bir hamilelik dönemi geçirdik. Sınavlara hazırlanan öğrenciler gibi doğuma hazırlandım. Bu dönemde annelerin bloglarından ve Hamileler Kulübü‘nün kurucusu/Doğal Doğum savaşçısı Jale Dural’ın bilgilerinden çok faydalandım.

Her zaman doğal doğum yapmayı istemiştim. Canım doktorum Emel Balkan’ın da desteğiyle çok hareketli bir hamilelik geçirerek doğuma adım adım yaklaştım. 40 hafta boyunca tüm testlerim, ölçümlerim sorunsuz geçti.

Odası, doğum çantası, kurabiyeleri, doğum fotoğrafçısı, süsleri, en çok da bekleyenleri hazırdı ama 40 hafta dolmasına rağmen kızımın doğmaya hiç niyeti yoktu. Hatta testlerim sırasında kan verirken bile yanımda duramayan eşim-Özüm-özdenim doğumda elimi tutup bana destek olacaktı…

Doktorumdan 41+1 gün beklemek için izin aldık. Çok mu rahat ettirdik acaba diye düşünerek rahatını biraz bozmaya karar verdim. Önce küçük hanımla kısa bir konuşma yaptım. Potasyum zengini hurma tükettim bol bol… Yerçekiminden faydalanalım diye 40. haftada bile günde iki kere 30 dakika yürüyüşlere devam ettim. Sedencik sen inatçıysan annen de eski sarı keçilerden

Hikâyenin sonrasında yaptıklarım genel çerçevede doktordan izin alınarak yapıldı, herkes önce kendi doktoruna sormalı bence… 40 hafta üç günlük doğuma yanaşmayan bir bebekle ben neler yaptım. Oturdum yarım kilo hurma yedim. Gece saat 23.15’te hala babamla sahilde yürüyorduk. Sanıyorum ki kızım annesinin kararlılığını anladı, gece 01.30’da kasılmalarım başladı. Sevinçle kalem, kâğıt ve kronometreli cep telefonunu aldım, kasılma aralarını ve süresini not etmeye başladım.

Kasılmaların 35-45 saniye gibi kısa sürdüğünü fark ettiğimde çok şaşırdım. 60-80 ile başlayıp 90’a kadar çıkmasını umuyordum. Sonra fark ettim ki kronometreyi tutan sevgilim, kasılmalar sırasında uyuyakalıyormuş! Sabah yediye doğru beş dakikaya oturmuş, 90 saniyeyi bulan kasılmalarla mutlu mesut doktorumuz tarafından kontrole çağrıldık. İki santim açılmaya rağmen, biraz zorlamayla olduğu için Seden hala aşağıya inmemişti. Bu şekilde doğuramayacağım için -hurmayla nereye kadar değil mi?- oksitosin takviyesiyle doğum süreci hızlandı. İnatçı kızımın başı doktorumuzun yaptığı ufak bir hile ile doğum kanalına oturtuldu. Kasılmalar boyunca eşimle yürüdük, doğum için hazırladığım şarkıları çaldık, aralarda güldük, odayı düzenledik, hastaneye giderken evden sessizce çıktığımız için ev halkından fırça yedik. (Kahvaltıya çağırmak için odaya girince fark etmişler evde olmadığımızı, arayıp hastanede olduğumuzu öğrenince biraz şaşırdılar tabi) Saat 17.00’ye doğru doğumhaneye indik. Canım eşim de benimle doğumhaneye girdi, başımın hemen yanında elimi tuttu, bana güç verdi. Hayatımızın bu güzel anını ailece yaşamamızı sağladı. Bir minicik Seden’imiz 17.20’de kollarımıza geldi. Yumuşacık, mis kokulu olarak kocaman dudaklarıyla yanağıma dokundu.

Eğer ölmeden önce hayat bir film şeridi gibi geçiyorsa insanın gözünün ününden, filmin en afili karesi bu olacak!

Bir minicik Sedencik varmış….

Annesi onu çok severmiş….

Babası onu çok severmiş….

2 yorum

  1. hayırlı olsun sedencik analı babalı büyüsün inş…göz aydınlığı olsun sizlere…

  2. tesekkur ederim, gercekten de aydınlıgımız oldu…