9 Yorum

Çocukken sigara dumanına maruz kalanların kanser olma riski artıyor.

Fotoğraf: Chilean Corporation Against Cancer’ın “Sigara sadece intihar değildir. Cinayettir” temalı kampanyasından.

Dumur olmuştum.

Bundan yaklaşık bir sene önce annemlerin kafesinde otururken karı-koca olduğunu tahmin ettiğim bir çift gelmişti. Kadın ben diyeyim sekiz, siz diyin dokuz aylık hamileydi.

O zamanlar kapalı yerde sigara içmek henüz yasaklanmamıştı. Oturdular, siparişlerini verdiler, ve beklemeye başladılar. Adam kadının karşısında sigara yaktı. Ben içimden “Adamın yaptığına bak, karısını dumana maruz bırakıyor” diye düşünürken karşımda oturan kayınvalidem “Oldu mu şimdi yani, baba olarak annenin karşısında sigara içmek yakıştı mı?” gibi bir şeyler demeye kalmadan kadın da çıkarıp çot diye bir sigara yaktı. Bir yandan da “Sadece baba içse iyi, anne de içiyor, hi hi hi” diye kendince espri yaptı.

Oracıkta o kadının doğacak çocuğunu evlat edinmek istedim. “Be hey anne olmaya soyunan kişi… Hamile kalabilmeyi bir çocuğun sorumluluğunu alabilmek için yeterince ehliyet mi sanıyorsun? Kendinken ne halt içersen içseydin, ama karnındaki bebeğin neye maruz kaldığını, ne gibi risklerle karşılaşabileceğini gerçekten bilmeyecek kadar aptal mısın, yoksa bilmezlikten gelecek kadar sorumsuz mu?!” diye haykırmak istedim. Tabii ki yapamadım. (Bu arada kadın, benim orada olduğum 45 dakika içinde üç tane sigara içmişti. Gün boyunca ne kadar içtiğini tahmin bile etmek istemiyorum)

Evet, sigara yasağı geldi, yaşasın. Her ne kadar birçok işyeri yasağı delmek için formüller arasa, “Yok buranın üçte biri kapalı, yok üstü açık ama şurası şöyle” gibi ipe sapa gelmez mazeretlerle müşterilerine içirtmeye çalışsa da kıraathanedeymiş gibi hissetmeden dışarıda yemek yemek, sigara kokmadan gece bir yerde bir iki kadeh bir şeyler içebilmek hayal olmaktan çıktı.

Her ne kadar kapalı alanda sigara içmek yasaklandıysa da insanların evlerinde, arabalarında ne yaptıklarına kimse karışamaz. İşte Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi‘nin hazırladığı, evde fosur fosur sigara içerken kapı-pencere açarak çocuklarını koruduklarını düşünenlerin, ya da dumanın sadece içene zararı olduğunu zannedenlerin kesinlikle okuması gereken bir basın bildirisi:

(Blogcu Anne’nin notu: Bu konuda fanatizme varan bir taraflılığım olduğu herhalde aşikâr. Anne-babanın sigara tiryakisi olduğu bir evde büyümüş olarak ben de sigara dumanından nasibimi almışımdır. Birçok şeyi annemlere hatırlatınca “Nasıl yapmışız, nasıl arabada siz varken sigara içmişiz” diye hayrete düşüyorlar. O, 30 yıl önceydi. Hollywood artistlerinin ellerinden sigarayı bırakmadığı, sigara içmenin bir karizma unsuru sayıldığı, sigaranın zararları konusunda bu kadar çok şeyin bilinmediği bir dönemdi. Günümüzdeki verilerle hamileyken sigara içen kadınlara, çocuğunun yanında tüttüren anne-babalara anlayış göstermem kendi adıma mümkün değil. Ne bireysel özgürlük, ne başka bir şey…)

Çocukken Sigara Dumanına Maruz Kalanların Kanser Olma Riski Artıyor

Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü ve Mayo Klinik’in ortak çalışmaları sonucunda, çocukken sigara dumanına maruz kalmanın erişkin yaşta akciğer kanseri riskini arttırdığı ortaya çıktı.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar sigara dumanına maruz kalan yetişkinlerin hastalıkları üzerine odaklanırken, çocukluk döneminde sigara dumanı maruziyetinin daha sonraki etkileri konusunda yeterince bilgi içermiyordu.

Amerikan Kanser Araştırma Derneği Dergisi’nin Aralık sayısında yayınlanan araştırmaya göre ise, çocukluğunda sigara dumanına maruz kalan erişkinlerin, kendileri sigara içmeseler bile, daha fazla akciğer kanseri olduklarına dair verileri orata koydu.

Araştırmaya katılan kişilerin DNA’larının incelenmesi ile de MBL2 gen aktivitesi olanlarda bu riskin daha da arttığı saptandı. Çalışmayı yöneten Dr Curtis Haris “Çocukların sadece çocukluktaki sağlıkları için değil, erişkin dönemdeki sağlıkları için de sigara dumanına maruz kalmamaları gereklidir.” dedi.

Marmara Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof Turgay Çelikel: “Sigara içmek akciğer kanser riskini 20 kat arttırıyor. Kendisi içmediği halde sigara dumanına maruz kalan pasif içicilerde ise bu risk 2 kat artıyor. Türkiye’de her yıl 40 binden fazla yeni akciğer kanseri hastası teşhis ediyoruz. Üstelik sigara içmeyenlerde de bu kanserleri görüyoruz. Bunun en önemli nedeni başkasının sigara dumanına maruz kalmaktır. Bu konuda koruyucu tedbirler alınması bir insanlık hakkıdır.” dedi.

Türk Toraks Derneği Çocuk Göğüs Hastalıkları Çalışma Grubu başkanı Doç. Dr. Bülent Karadağ ise “Çocuklarda gördüğümüz solunum hastalıklarının tamamı ya sigara dumanı solumak ile oluşuyor ya da sigara dumanı solumak bu hastalıkları kötüleştiriyor. Çocuklarda sigara dumanını solumanın hemen ardından görülen astım nöbeti, kulak enfeksiyonları, bronşiyolit gibi tablolar dışında yeni veriler bize uzun dönemde akciğer kanseri gibi bir riskin de olduğunu göstermiştir. Çocukları onların bilgisi dışında zorla sigara dumanına maruz bırakan erişkinler, çocuk istismarı yapmaktadırlar. Dumansız hava sahası bu soruna en iyi çözümdür” dedi.

Kaynak: Childhood Exposure to Secondhand Smoke and Functional Mannose Binding Lectin Polymorphisms Are Associated with Increased Lung Cancer Risk, Prev 2009;18 3375-3383


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Kapalı alanda sigara yasaklandı, şimdi sıra…
Karar: sigaranın çocukların olduğu açık alanda yasaklanmasına…

9 yorum

  1. Blogcu anne, bu konuda ne kadar yazılsa çizilse az. Şu sigara yasağına tıpkı seninki ben de fanatizme varacak denli taraftarım. Babam babasını 57 yaşında sigaradan kaynaklı akciğer kanserinden kaybedince o zamana kadar fosur fosur içtiği sigaraya bir daha elini sürmemiş. O sırada ben 2.5, kardeşim ise 1 yaşındaymış. Ve sonrasında hem annem hem babam sigaraya o denli karşı oldular ki ben de kardeşim de deneme amaçlı bile olsa sigara içmedik hiç. Kimbilir belki de dedemin bu şekilde vefat etmesi bizim, hatta çocuklarımızın geleceğini bir nevi koruma altına aldı.

    Anne karnında maruz kalınan sigara dumanı uzun vadede kansere yol açıyor, kısa vadede ise muhakkak astım gibi ciddi solunum yolu hastalıklarına. Etrafımda çok gözlemledim bu durumu. En son bir süre önce hamileliği boyunca sigara içen bir arkadaşımızın 6 yaşındaki oğluna lösemi teşhisi kondu. Annenin geç gelen vicdan azabını düşünün.

  2. Sevgili Blogcu anne ve Senem, ağzınıza sağlık. Ben kendimi bu konuda bazan o kadar yalnız hissediyorum ki. Yazdıklarınız sayesinde sigaraya karşı tutumumuzun aynı derecede ve yönde olduğunu görmek beni çok rahatlattı.Bu biraz uzun bir post olacak bunu baştan belirteyim çünkü bu konuda gerçekten çok doluyum. Birincisi, sigara içenlerin sigara içmeye karşı bağımlılığını diyelim ki anlıyorum ama içmeyenlerin içenlere bizler kadar karşı olmayışını hayretle karşılıyorum.Neyse, bunu bir tarafa bırakacak olursak, benim de yanlarındaki o minicik bebeklerine rağmen sigara içme keyfini bırakamayan anne-baba, hatta anneanne-dedelerinin ellerindeki sigaraları yeri atıp, ayağımla üstüne basa basa söndüresim geliyor. Daha bir iki gün önce torununu gezmeye çıkarmış bir anneanne-dedenin bir taraftan da fosur fosur sigara içmesine tanık oldum. Dün işyerimin karşısındaki parkta yürürken (ki o saatte yürüyen insanlar tamamen spor amaçlı yürüyüş için oradalar) 2 tane daha önceden hiç görmediğim kadın bir taraftan da sigara içerek yürüyorlardı. Spor yapılan bir yerde açıkhavada da olsa bu görüntü beni çok rahatsız etti. Bunu dedikten sonra esas gelmek istediğim konu şu: Ben açıkhavada da olsa toplu yaşanılan yerlerde sigara içilmesine müthiş karşıyım. Bizim işyerinde eskiden sigara içen insanlar sigara içen birisinin odasında toplanır, sigara içerlerdi. Bu elbette ki çok rahatsız ediciydi ama onun dışında ulu orta sigara içildiğini görmemiştim. Şimdiyse (kapalı yerde sigara içmeye devam edenler de var maalesef) bankamızın minicik bahçesini işgal etmiş durumdalar ve coffee break kavramının suyunu çıkartarak, gezmeye gitmiş gibi neredeyse her seferinde yarım saat-bir saat kalarak bahçede sigara içiyorlar.O saatlerde es kaza asansöre binsem, asansörde birisi olsun olmasın sigara içenlerden asansöre sinen kokudan duramıyorum ya da gene es kaza bahçeden geçmem icap etse gene sigara dumanına (eskisinden çok daha yoğun olarak) maruz kalıyorum. Gene bir başka örnek…Eşimin çalıştığı hastanede sigara içenler yasağa uymayıp, sigara içmeye devam ediyorlar. Belki bir tek hasta ve hasta yakınları yasağa uyuyor ama onlar da gene o hastanenin minicik bahçesinde içtikleri için siz düşünün manzarayı.Gene başka bir sinir bozucu deneyim:Temmuz ayında bir alışveriş merkezindeki Teknosa'dayız.Kapanış saati çok yakın.İlgilendiğimiz televizyonu o an bize satmak isteyen görevlinin bize lafı:"Siz iki dakika daha bekleyin. Saat 10'u geçince sigaranızı da içebilirsiniz rahat rahat. Biz de o sırada satış işleminizi hallederiz." Biz ise kalakaldık. "nası yani, siz nasıl insanlarsınız" şeklinde bakış, bir iki laf sokuşturma ve sonrasında sinirle mağazayı terketme dışında yapılabilecek ne var? Maalesef pek de birşey yok.

  3. Buyrun buradan yakın. Bizde köşe yazarları böyle yazılar yazdıkça daha katedecek çooook yolumuz var demektir.

    Hıncal Uluç buyurmuş: Asıl teklike sigara gribi! (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2009/11/21/asil_tehlike_sigara_gribi)

    • Söyleyecek hiçbir şey yok.

      Benzer bir yazıyı aylar önce Cumhuriyet yazarı Deniz Kavukçuoğlu yazmıştı, ben de ona yorum yapmıştım: http://sosyalistpencere.blogspot.com/2009/07/yine

      Toplum üzerinde bu kadar yönlendirme gücü olan böylesi insanlar nasıl olaya bu kadar dar bir şekilde bakabiliyorlar, ben anlamıyorum.

      Sigara içmek değil, içmemek normaldir! "İçenin hakları", "içmeyenin hakları"nın başladığı yerde, hatta başlamadan biter. İnsanlar evlerinde istediklerini yapmakta serbesttir. Ancak içen ve içmeyen insanların birlikte olduğu mekanlarda içmeyen insanlar hiçbir şekilde içenleri rahat ettirmek, "Yazık, onların da içme hakkı var. E, tamam, biz de azıcık zehirleniriz o zaman…" demek durumunda değildir. Allahın kışında soğuğunda üşüyerek de olsa sigara içmeyi tercih etmek kendilerinin bileceği iştir. (Kaldı ki onların bu "özgürlüğü" de Vuslat'ın bahsettiği sıkıntıları beraberinde getiriyor)

      Avrupa şöyleymiş de orada haklar varmış da. Pöh! Sırf Avrupa yapıyor diye doğru mu oluyor yani?!

      Sinirlendim bak şimdi…

  4. Ben de babası bolca sigara içen biri olarak, dumanlı hava sahasında büyüdüm. Üstelik alerjik astımım varken… Annem şimdi tıpkı senin ailenin dediğini diyor: "O zamanlar düşünememiştik…"
    Bu konuda sürekli bir protesto halindeydim. Babamın sigaralarına sabotajlar düzenlerdim. Delme, kesme, içini boşaltma…
    Sonra üniversite yıllarında dkantini dumanaltı olan bir binada okudum. Eve geldiğimde saçlarım öyle bir kokardı ki, sanki fosu fosur 3 paket içmişim gibi…
    Arkadaşlarımın gittiği bir çok yere gitmedim. Bir yerde toplandığımızda hep açıkta, pencere önünde, kıyıda köşede durdum.
    Sigara içmeyince itilen siz oluyorsunuz. En sinir olduğum şey işte bu.
    Ama artık evde kesin bir sigara yasağımız var. Balkonumuz kapalı ve oda gibi kullandığımız için orada da (yazın, kapı pencere açık bile olsa) sigara içirtmiyoruz. Çok mu istiyorlar? Öyleyse, buyrun aşağı inin, apartman kapısının önünde için bir zahmet. (Gördüğünüz gibi, misafirperverlik anlayışımız biraz garip!)

  5. Çocuklarının yanında sigara içen tüm ebeveynleri şiddetle kınıyorum. Bizim gibi bu sorumluluğu içtenlikle hisseden ve farkındalıkla hareket eden tüm ebeveynlerin önünde saygıyla eğiliyorum 🙂
    Elif, gerçekten değindiğin konular üzerinde durulmasına çok ihtiyaç duyduğumuz konular…
    Senin yazında belirttiğin duruma benzer bir (aslında bir değil bin!) örnek yaşamıştım. Eşim, kızımız ve ben sigara yasağı gündemde ama henüz uygulanamıyorken her zaman gittiğimiz lokantada söylene söylene ve çabucak (çünkü zaman ilerledikçe dumanaltı oluyordu mekan) yemeğimizi yerken minicik bir bebek getirdiler ortama. Masadaki herkes fosur fosur, biz eşimle kızıp söylenmeye başladık. "Bebek daka 1-2 aylık nasıl içiyorlar yanında" diye. Dönüp bakınca annesinin de bebeğin yanıbaşında içtiğini gördüm. Hem çok şaşırdım hem de çok üzüldüm.
    Hala parklarda toplanıp sigara içen anneleri görünce feci sinirleniyorum. Bahane açıkhavada olmaları. Kötü örnek olduklarının farkındalar mı acaba? Anne-baba olarak bu kadar rahat davranmaya hakkımız var mı?

  6. HAZIRIKSIZ – Bu işi iyi kotarabilmişsiniz. Benim gözlemlediğim genelde şu yönde: Evde çocuk yoksa sigara içen misafirlerin sigara içmemelerini istemek çok anlamsız, yanlış, yersiz, sebepsiz, vs. vs. Biz Deniz olduğu için yırtıyoruz. Deniz olmasaydı da içirmek istemezdim, ama eminim kapı önü, pencere kenarı diye diye bir yolu bulunurdu gibi geliyor bana…

    Gerçekten sigara içmeyenler dışlanıyor, kötü yerlerde oturuyor, sigara içen çoğunluğa uyum sağlamak zorunda bırakılıyor. Nasıl bir haksızlık, adaletsizliktir bu?!

    BERNA – Çocuklarının önünde sigara içen ebeveynlerin onlara kötü örnek olmak gibi bir düşüncenin akıllarından geçtiğini hiç sanmıyorum. Ben sigara içen birçok insanın bu konuda ya inanılmaz vurdumduymaz, ya da akıl almaz bir şekilde kör olduklarını düşünüyorum. Başkalarını ne kadar rahatsız ettiğini, çocuklarına da aynı yönde örnek olduklarını görmemek için başka bir sebep gelmiyor aklıma.

    Bu arada şöyle de bir şey var: Bazen de anne-babanın tiryakiliği çocuklarda ters tepki yaratabiliyor. Aynen HAZIRLIKSIZ'ın ve benim durumumuzda olduğu gibi. Böyle düşününce de "Acaba Deniz'in sigara başlamaması uğruna kendimi feda etsem, fosur fosur içsem mi?" diye düşünmekten alamıyorum kendimi 🙂

  7. hariha bir blog olmuş dha önce nasıl görmedim bu blogu 😉 çok faydalı bilgiler sunuyorsunuz tebrik ederim.. sevgilerimle mutfakteyze.com