10 Yorum

Çocuktum, ufacıktım…

Bu sefer de Sarı Çizmeli tarafından mimlendim.

  1. Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka ki akışı bozmayalım…
  2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu… (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)
  3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
  4. Sokakta oynar mıydınız?
  5. Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
  6. Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…
  7. Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…

1. Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka ki, akışı bozmayalım…

Sarı Çizmeli

BP Mocamp’tan da görülen, Mersin’in denizin ortasındaki tarihi eseri Kızkalesi. Daha fazla bilgi için resme tıklayın.

2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu… (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)

Silifke yolunda, yaşadığımız Mersin şehir merkezinden o zamanlar yaklaşık bir saat mesafede BP Mocamp denilen bir kamp alanı vardı. Genellikle birbirini tanıyan eş-dostun gittiği, aynı zamanda Avrupa’dan da birçok turistin geldiği, insanların çadır ya da karavanda konakladığı gerçek bir kamp alanıydı. Yaklaşık 11 yaşına kadar yazlarımız orada geçti. İlk başta çadırda kalırdık, ilerleyen senelerde bir karavan almıştık. Çocukluğuma dair en güzel anılarım BP’de geçirdiğim günlerimdi. Muhteşem bir denizi vardı. İnanılmaz özgürdük. Herkes istediği gibi giyinir, millet mayosuyla rahat rahat gezer, kimse kimseye dönüp bakmazdı. Doğayla iç içeydik. Doğada, açık havada vakit geçirmeyi sevmemde, deniz dururken havuzun yüzüne bakmamda bu günlerin çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Birçok kız çocuğu gibi ben de evcilik oynamayı çok severdim. Plastik fincan takımlarımı hala hatırlarım. Ama yine de geriye dönüp baktığımda dışarıda vakit geçirdiğim zamanki oyun aparatlarım aklıma geliyor. Bisiklete binmeye bayılırdım. Mavi BMX’im vardı. Biraz erkek bisikleti tipliydi, ama öyle olmasını da severdim. Oğlanların arasında da caka satardım. Bir de babamın bir iş seyahati için gittiği Kuveyt’ten getirdiği bir kaykayım vardı. O da acayip sükse yapardı. İyi de binerdim hani, oğlanlardan geri kalır yanım yoktu. Daha sonraları patenlerim geldi. Onları da iyi eskittim. Roller blade’ler ilk çıktığı zamanlarda ise yaşım artık geçmiş, “koca kız” olmuştum. Ancak şu hamileliğim bitsin, geri döneceğim kaymaya!

4. Sokakta oynar mıydınız?

Evet. Mersin’de yaşadığımızdan yılın önemli bir bölümünde hava dışarıda vakit geçirmeye çok elverişliydi. Yaz tatilinde önceleri yukarıda bahsettiğim kamp alanında, ilerleyen yıllarda yazlıkta geçirdiğimiz yazların dışında havanın güzel olduğu her an sokaklardaydık.

Güzel bir arkadaş grubumuz vardı mahallede. Top oynardık, ip atlardık. İki apartman arasında genişçe bir boş alan vardı. Sürekli orada bisiklete biner, paten ve kaykay kayardık.

5. Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…

Müzik kulağım çok iyidir. Güzel de piyano çalardım. Uzun bir süre piyano dersi aldım. Öğretmen de çok destekler, yetenekli olduğumu söylerdi. Ortaokul sırasında voleybol oynamaya başladım. Okulun takımına girdim, yetmedi kulüpte de oynamaya başladım. Kendimi acayip kaptırdım, çok keyif alıyordum. Ancak hem zaman yetersizliği (antrenman mı, piyano dersi mi) hem de voleybolla piyanonun anatomik olarak çok ters düşmesi (Piyano ellerin yumuşak olmasını gerektiriyor. Voleybol ise sertleştiriyor) gereği birinden vazgeçmem gerekiyordu. O zamanlar takım olarak oynamak, arkadaşlarımla bir şey paylaşıyor olmak çok cazip geldiği için vazgeçtiğim şey piyano oldu. Ama şimdi çok pişmanım. Keşke o yeteneğimin üzerine gitseydim. Evde bir piyano olmasını, sürekli çalıyor olmayı çok isterdim. Çok imreniyorum öyle insanlara… Bundan birkaç sene önce yine giriştim piyano derslerine, arkası gelmedi. ama pes etmiş değilim. Aklımın bir köşesinde var hep.

6. Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…

Baba tarafım altı kardeş. Biri hariç hepsinin iki çocuğu vardı. Toplam 10 kuzendik yani. İnanılmaz eğlenirdik. Yazın önce BP’de, sonra yazlıkta, bazen babaannemin yayladaki evinde, sürekli beraberdik. Taş üstünde taş bırakmazdık. Anneler gürültüden deli olurlardı (onları şimdi anlıyorum!) Acayip sıkı bir kuzen çetesiydik. O günlerin hepsini “İyi ki birlikte bunca zamanı geçirmişiz” diye hatırlıyorum.

7. Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…

Erol Evgin’e bayılırdım. O kadar ki, “Ben büyüyünce onunla evleneceğim” dermişim. Gerçekten de çocuk kalbiyle nasıl âşık olunursa o kadar âşıktım ben de… Son 10 küsur seneye kadar da sempati duydum kendisine. Sonra babam acı gerçeği açıkladı: Erol Evgin’in sahne aldığı bir gecenin sonunda mı, şarkı arasında mı ne, ona yaklaşmış. Küçük kızının ona hayran olduğunu, varsa bir imzalı fotoğrafını alıp alamayacağını sormuş. Erol Evgin ise babamı bugün bile rahatsız eden bir şekilde terslemiş. “Uff, şimdi onunla uğraşamam” gibisinden bir tepkiymiş. Babam çok bozulmuş tabii küçük kızına onun gıyabında bile olsa “değer vermediği” için… Babam bunu bana anlattığında artık yaşım çok büyümüştü. Ama çok büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Hem Erol Evgin’i o kadar çok sevdiğim ve “sevgimin karşılığını göremediğim” için, hem de babamın böylesine masum bir isteğini ters bir şekilde geri çevirdiği için. Bugün bile şarkılarını, sesini sevsem de kırgınımdır kendisine. Aşk bitti.

Ben de Uzaylı Anne‘yi mimliyorum.

 

10 yorum

  1. Erol Evgin ile ilgili aynı durum benim için de geçerli. Ben de küçükken O'na çok hayranmışım. Benim için de annem foto istemiş, benzer bir tepki almış. Genel tavrı bu demek ki adamın. Yazdıklarınla çocukluk günlerime geri gittim. Ne iyi oldu. Eline sağlık.

    • İnanmıyorum! Şimdi çocuklarla program yapmıyor mu Erol Evgin? Gem de gayet sevecen pozlarında? Aldatmaca mı yani bu? Bak, yine hüsrana uğradım :)

      • Bende çocukluğumdan beri yıllardır Erol Evgin hayranıyım. Yaklaşık 10 gün önce katıldığımız bir kutlama balosunda sahne almıştı ve program sonunda kendisinden imza almak için sahneye çıkıp yanına yaklaşarak benim için elimdeki resme bir imza atıp atamayacağını sordum. Ancak o andaki yüksek ses ortamından dolayı tam olarak kimin ismini yazıp imza atacağını duyamayınca, bir yandan programının kapanışını yaparken diğer yandan elimi tutarak sahneden indi ve seyircilerin arasından uzunca bir mesafeyi benimle birlikte yürüyerek sesimi duyabileceği sakin bir yere kadar geldi ve çok güzel dilekleriyle birlikte imzasını attı. Bende anladımki yıllardır sanatına ve sesine hayran olduğum kişi kişiliği ilede hayran olunacak ender sanatçılardan biri. Bu yazıyı sizin söylediklerinizi yalanlamak için yazmıyorum sadece kendi yaşadığım gerçeği duyurmak için yazıyorum. İnsanları bir anlık tepkileri ile yargılamak yerine ortalama bir değer yargısı içinde olmak belki daha adil olur.

        • Bakın, bana da böyle bir şey yaparsa affedebilirim kendisini :)

          Erol Evgin'i hiç tanımam, kişiliğini hiç bilmem. Dediğiniz gibi "kişiliğine hayran olunacak ender sanatçılardan biri" olabilir, ama olmaya da bilir. Benim yapmaya çalıştığım kimseyi yargılamak değil, çocukluğumda aklımda kalan bir olayı espirili bir şekilde anlatmaktı.

  2. Merhaba,

    Bu yaziyi ilk defa gordum bugunku yazindan link olunca, bende deneyimimi paylasmak istedim.Bende kucuklugumde ve halada tam bir fanatik Erol Evgin hayraniyim. Seneler once sanirim 7 yasind aidim Fenerbahcede bir serada gordum Erol Evgini ve ailesini hemen yanina gittim imza verir misiniz bana dedim, tabii guzel kiz demisti adimis ordu, sonrada Sema kardese sevgilerle yazdi ve tarih etti verdi , cok nazik davranmisti, bende o sayfayi kopartip hatira defterine yapistirdim hala duruyor. Demek sagi solu belli olmuyor, kimbilir insanlik hali.

  3. Demek Erol Evgin cocuklara iyi davraniyor ama yaninda cocuk olmadan anababalr gidince tersliyormus :) Bizim yasimizda olup da Erol Evgin'e asik olmayan kiz tanimadim ben – kendim dahil. Neydi sirri acaba. Simdilerde oyle biri yoktur o yas cocuklarini kendine asik eden bir unlu.

  4. Bak şimdi, SEMA'nın da yorumundan sonra iyice içime oturdu. Babam ters bir tarafına gelmiş diye düşünmeye başlıyorum artık, her ne kadar ASLI da benzer bir deneyim yaşamış olsa da…

    BAHAR – sanırım tespitin doğru :)

    • Bence de bence de:))
      Belki de baban yoğun Erol Evgin sevgini kaldıramadığından böyle bir hikaye anlatmıştır (!) :)) Babacığının affına sığınır, ellerinden öperim bu arada:)