4 Yorum

Sezaryenle Doğum Hikâyeleri

Bu blogu oluşturmaktaki amacım doğal ve normal doğumları ön plana çıkararak vajinal doğum hakkındaki farkındalığın artmasına katkıda bulunmaktı. Dolayısıyla sezaryenle doğum hikâyelerine yer vermek çok da gönlümden geçmiyordu, çünkü hiçbir şekilde tercihli sezaryeni özendirmek istemediğim gibi sezaryen maalesef sadece tıbbi olarak şart olan durumlarda uygulanmadığı için, doktorların “işin kolayına kaçtığı” doğumları normal ya da kabul edilebilirmiş gibi yansıtmak istemedim.

Bu ayrımı yapmak tabii ki çok zor. Özellikle de doğum olup bittikten, anne sağlıkla bebeğine kavuştuktan sonra “Sezaryen gerçekten gerekli miydi, acaba doktor biraz daha uğraşabilir miydi, acaba suni sancı vermese sezaryene gerek kalmaz mıydı, acaba, acaba…” gibi soruların cevaplarını kesin olarak vermek mümkün olmasa bile sezaryenle doğum yapmış olan birçok annenin bu “acaba”lardan kolay kurtulamadığını görüyorum.

İşte “Bu ‘acaba’ları en aza indirmek nasıl mümkün olur?” diye düşünürken bana en doğru yolu gösterebilecek kişilerin sezaryenle doğum yapmış olan anneler olduğunu düşündüm ve onlara danıştım. Çoğunluk vajinal doğum farkındalığının arttırılmasına sezaryenle doğum hikâyelerinin paylaşılmasının da olumlu katkıda bulunacağını söyledi. Gerekçeleri şunlardı:

  • Doğumdan önce mecburi sezaryen hikâyelerinden mümkün olduğunca haberdar olmak hangi şartların gerçekten sezaryen getirdiği konusunda bilgilenmek adına önemli. Bu konuda bilinçlenen kadınlar doktorun sezaryen önerdiği bir durumda şartları daha fazla zorlamak isteyebilir, böylece keyfi bir sezaryeni önlemek adına adım atabilirler.
  • Her şey normal doğuma işaret ederken insan sezaryenle ilgili tek kelime dahi okumaya gerek duymayabiliyor. Ancak bu konuda da okumak, bilgilenmek gerekli. O yüzden bu tarz tecrübelerin paylaşılması iyi olur.
  • Sezaryeni tercih etmeyi düşünen ya da bu konuda çok fazla fikri olmayan anne adaylarının olayları birinci ağızdan duymaları ve öyle karar vermeleri çok önemli.

İşte bu nedenle bundan sonra bazı sezaryenle doğum hikâyelerine de yer vereceğim bu blogda. Hikâyeler konusunda seçici olacağım. Örneğin bebek belirli bir burçta olsun diye iki hafta erken gerçekleştirilen keyfi sezaryen hikâyelerine yer vermeyeceğim.

Yeri geldiğinde hayat kurtarıcı niteliği olan sezaryenin sadece gerekli olduğu zamanlarda uygulanması dileğiyle…

Not: Doğal ve normal doğum farkındalığına katkıda bulunacak nitelikle sezaryenle doğum hikâyeleri olup da paylaşmak isteyen anneler 1500 kelimeyi geçmeyen, Türkçe dil bilgisi ve imla kurallarına göre yazılmış olan hikâyelerini iletisim@blogcuanne.com adresine gönderebilirler.

4 yorum

  1. basakahmetcinar

    Blogunuzun misyonunun farkındayım, ve çok da takdir ettim.

    Peki, yukarıda yazdığınız gibi, normal doğum tercih ederken sezaryen olması gereken ve etratfan korku dolu sezaryen hikayeleri dinlemek zorunda kalmış, normal doğum yapamayacağı için “neyse canım, ne yapalım” diye acınarak bakılan ve nedense hep daha eksik görülen annelerin hikayelerini yayınlamak ister misiniz? “Doğal ve normal doğum farkındalığına katkıda bulunacak nitelikle sezaryenle doğum hikâyeleri” olmasalar da, pozitif sezaryen hikayelerini de yayınlar mısınız? Yukarıda yazdığım gibi olumsuzluklarla karşılaşan, bu yüzden de sezaryeni çok kötü atlatmış, o baskının yarattığı özgüven eskiskliğinden kurtulamayarak doğum sonrası depresyona girmiş ya da bir kaç kişi tanıyorum çünkü.

    “Hayır, bu benim blogumun misyonuna uygun değil” derseniz, tabii ki anlarım.

    “Önemli olan anne ve bebek için en sağlıklı yöntemi uygulamaktır, buyrun” derseniz de kendi doğum hikayemi gönderebilirim size. Ben, herşey yolunda giderse normal doğum yaparım derken, bebeğinin ters gelmesi nedeniyle sezaryen doğum yapmış bir anneyim. Hamileliğimin başında düşük tehdidi geçirdiğim, daha sonra amniyosentez vs yaptırmak zorunda kaldığım için de çok tedirgindim. O yüzden de 38. haftada doktorum “plasenta yaşlanmaya başlamış, risk var” dediğinde, zaten bebeğim de ters geldiği için ikimizin de sağlığını riske atmayarak sezaryen oldum. Ve hiç pişman olmadım.

    Dediğim gibi, eğer bu tür durumlara da önem veriyorsanız, ben hikayemi paylaşabilirim. Bu da bir nevi gebeyi rahatlatma yolu çünkü bence 🙂 Özendirici olmamaya da çalışırım 🙂

    Kolay gelsin, Basak

  2. Bende blogunuzu yeni kesfedenlerdenimve severek okuyorum.
    Amerikada yasiyorum 6 sene olucak buraya geleli.ilk gebeligim tek yumurta ikiziydi.oldukca zor gecen bir hamileligim oldu ozellikle ilk 19 haftam bulantilarda dolayi cok zordu.eve hemsire gelip serum takiyordu birde surekli bacagima taktiklari bulanti gelince dosaji artiran bir ilac kullaniyorum.
    Neyseki ilerleyen zamanlarimda bulantilarim gecince bendehamileleigmin tadini cikarabildim iyice agirlasana kadar.doktorumun plani normal dogumdu.eger dogum aninda bebeklerdenbir ir ters donecek olursa digerini elimle ceviricem diyordu.ben de cok istiyordum normal dogumu ancak 33 haftamda erken dogum nedeyle hastaneye yattim bur arada idrardaprotein ve kanda pihtilasma vardi.dogumu 1 hafta geciktirdiler.
    Basindan beri hemsrilerin bir turlu kapl atisini yakalayamadigi bebek b de bas asagi dururken birden karar deisip yukari cikarmisti kafasini.
    Durumlar boyle oluncada sezeryana alindim.ikizlerim haftalarina gore iyi durumdalardi ama gende 12 gun kuvezde kaldilar.Ben aksam 6 da dogum yapmis sabaha ancak ayaga kaldirdiklari icin bebeklerimi gorebilmistim.
    Ikinci ke z hamile kaldigimda basindan beri ikizlrmde bebeklerimi emzirmeyi basaramadm ama bunda mutlaka yapicam dedim.birde normal dogumu cok istiyordum.malesef ikiz gebeligim karin kaslarimi cok incelttigi icin doktroum normal dogum yapmama izin vermedi.Hatta dogum sancim vardiye 38 haftada dogum yaptim.bebegim 29 ekim dogum ve bir yasina girdi.