İnci ve Mehmet Demir’in Hikâyesi

~ 15 Mart 2008 ~

Bebek yapmaya karar verdiğimizde mayıs ayıydı. 6 Haziranda adet olduğumu görünce umutsuzluğa kapılmadım dersem yalan olur. Sakin ve huzurlu, mide bulantısız, baş dönmesiz sadece 11 kilo fazlalıkla ve 40+3 de hamileliğim sona erdi ve bizim için yepyeni bir hayat başladı.

Hamileliğimin başlarında doğum şeklimi hiç düşünmemiştim. Daha doğrusu erken doğumdan korktuğum için düşünmemeye çalışıyordum. Son trimestere girdiğimde doktorumun “Doğum şekline karar verdiniz mi?” sorusuyla irkildim. Evet, ben hamileliğe böylesine odaklanmışken sanki hayat boyu hamile olarak kalacak, bu çocuğu doğurmayacaktım. “Şu an için her şey yolunda olduğuna göre normal doğum yaparım herhalde” dedim. Doktorum da bu konuda bana destek çıktı ve “Evet, sen normal doğum yapabilirsin” dedi ve bu konu bir daha hiç açılmadı.

40.haftanın sonu 12 Marta geliyordu. 10 Marttaki kontrolümde bebeğin durumu gayet iyiydi ve suyumda azalma da görülmüyordu. “Haftaya kadar bekleyelim, gelmezse suni sancıyı da düşünebiliriz” dedi doktorum ve bizi eve yolladı. Artık doğuma odaklanmış ve bir an önce doğumun başlaması için sürekli hareket ve dua ediyordum. Son birkaç gündür karnımdaki her hareketi doğum sancısına yoruyor, evi ayağa kaldırıyordum doğuyor diye. Sürekli nişan vesaire geldi mi diye kontrol ediyordum ama hal ve hareket, hissiyat bakımından 40 haftasını doldurmuş ve doğum yapmak üzere olan bir hamileden çok uzak olduğumu kendime itiraf edemiyordum.

14 Mart akşamı saat 20.00 sıralarında karnımın alt tarafına feci bir baskıyla irkildim. Bu sefer kesin geliyor hazırlanalım dediğimde annem televizyon seyrediyor, eşim de bilgisayarda oyun oynuyordu. Saatler 22.00’yi gösterdiğinde sancılarım sıklaşmaya başladı. Doktorumu aradım. “Bu akşam büyük ihtimalle görüşeceğiz. Süre tutun, beş dakikada bire düşünce arayın ve yola çıkın” dedi.

Duş alıp hazırlandım. Saat 00.00 civarı sancılar iyice arttı. Doktoru arayıp yola çıktık. Hastaneye vardığımızda sancılarım dayanılmaz hale gelmişti, bir dakikada bir geliyordu ve oldukça da uzundu. Doktorum açılmamı kontrol ettiğinde oldukça şaşkındı çünkü açılmam yoktu. Ben de okuduklarıma dayanarak 5-6 santim açılma olduğunu düşünürken hiç açılmamın olmaması karşısında şaşkındım. Suyum da azalmıştı. “Bekleyeceğiz” dedi ve odaya çıktım. Orada kendimce rahat pozisyonlara girerek açılmayı bekledim. Arada bir bebeğin kalp atışlarına vesaire bakıyorlardı. Bu arada ben dayanamayıp epidural istedim. Beni nedense ne doktorum ne de eşim ya da annem “Gerek yok, zaten az kaldı” şeklinde bir iknaya girişmedi. Anestezi uzmanının gelmesi hazırlık aşamaları vesaire derken saat 04.00 sıralarında epidural anestezi yapıldı. Açılma hala yoktu bu durum da saat 06.00 ya kadar bekledik.

Anestezinin etkisi sadece iki saat sürdü ve gene ağrılar başladı. Sancılarım çok şiddetli olmasına rağmen açılma olmuyordu bunun üzerine doktorum suni sancı verdi. Saat 07:15 civarı açılma tamamlandı ve doğumhaneye çıktık. Sancılara dayanamayıp yine epidural istedim. Bu aşama o yüzden çok rahat geçti. Esprilerle dolu bir ıkınma süreci oldu. Dört ya da beşinci ıkınmada saat 07.50’de oğlum geldi. Onu gördüğüm anki duyguların anlatılamayacağını takdir edersiniz. Bu sadece yaşanıldığı o an hissedilebilecek bir şey. Hemen odama çıktım bebeğimi emzirdim, onu doyasıya kokladım , tüm gece koynumda yatırdım.

Sadece epiduralli normal doğum yaptığım için biraz pişmanım. Bir daha bebek sahibi olmaya karar verirsem ve her şey yolunda giderse normal ve epiduralsiz doğum yapmayı düşünüyorum.

İnci Rasıca

6 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

6 Cevap verilmiş: İnci ve Mehmet Demir’in Hikâyesi

  1. blogcuanne diyor ki:

    Gülşah – Sanırım hikayen epidural konusunda da birçok anne adayını düşünmeye itecektir. Senin de değindiğin gibi epidurali “olmazsa olmaz” olarak düşünmemek lazım. Tam da onsuz yapamayacağını düşündüğün an aslında sona çok yaklaştığın an olabiliyor. Ancak şu da var ki suni sancı verilen durumlarda birden ve şiddetle gelen kasılmalar ve ağrılar epidurali kaçınılmaz kılabiliyor. Bu sebeple pişmanlık hissetme lütfen, suni sancıya epiduralsiz dayanabilmek çok da kolay değil.

    Hikayeni paylaştığın için teşekkür ederim. Sevgiler…

  2. Burcu diyor ki:

    Merhaba,
    Normal doğumu teşvik eden bildiğiniz doktor isimleri varsa paylaşabilir misiniz? Çoğu doktor başta normal yanlısı gibi gözüküp, sonunda sezaryen tavsiye ediyor. Normal doğumu öncelikle savunan doktor bulmakta zorlanıyorum.
    Teşekkürler,
    Burcu

    • blogcuanne diyor ki:

      Hoş geldin Burcu,

      Böyle bir listeyi oluşturma aşamasındayım. Çok yakında burada yer vereceğim.

  3. inciboncuk diyor ki:

    Benim doktorum Bakırköy’de Ferhat Uysal’dı Kendisi hamileliğimin 10.haftasında 3. doktor olarak gittiğim ve hala da 6 ayda bir görmezsem uyuyamadığım,sen sormadan sanki beynindeki soruları okuyup , resimlerle öykülerle cevap veren ,insanın içini rahatlatan, randevularına sadık,güler yüzlü , bilgili ve sonuna kadar normal doğum yanlısı bir doktordur.

  4. Jelarsin diyor ki:

    Bence epidural olmanıza pişman olmayın, çünkü normal sancıyı hissettiğiniz için edidural istemişsiniz, ben epidural istememe rağmen gece doğum yaptığım için epidural olamadım ve suni sancılı normal doğum yaptım, suni sancı sebebiyle mi bilmiyorum ancak ağrılar korkunçtu…tekrar normal yapmayı göze bile alamıyorum şuan, tekrar doğum yapmayı düşünürsem sezeryan olmayı düşünüyorum…

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Pozitif Doğum Hikayeleri (52 / 62 makale)


Bu blogu oluşturmaktaki amacım doğal ve normal doğumları ön plana çıkararak vajinal doğum hakkındaki farkındalığın artmasına katkıda bulunmaktı. Dolayısıyla sezaryenle ...