12 Yorum

Annelik dünyanın en güzel tecrübesi… mi?

Elif ve Deniz, geçen yaz Bodrum’da

Bilmem ki…

Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet’te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım.

O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye’de Ağrı Dağı’na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu’yu bile gezmedim.

Yapacak çooook iş, tadacak çoook tecrübe var bu hayatta. Örneğin doktor olup mecburi hizmetimi, ne bileyim, Kars’ta yapmış olmak isterdim. Mühendis bir arkadaşım işi sebebiyle yaklaşık 6 ay kadar Iğdır’da yaşadı. Onun yerinde olmak isteyebilirdim. İstanbul’da “normal” bir hayat süren kaç kişinin eline Iğdır’da yaşama fırsatı geçer ki?

Öğretmen olmuş olmayı çok isterdim. Anneme-babama kızıyorum beni yönlendirmedikleri için. Nereden bileceklerdi? “İşletme oku” dedi babam. “Üzerine bir de işletme master’ı yaparsın, her işi yaparsın.”

Haklıydı da… Bundan 15 sene önce ben üniversiteye girerken ya mühendislik okunuyordu, ya da işletme… Hoş, mühendislik okuyanlar da gidip MBA yaptı mı, biz işletmecilere yer kalmıyordu.

Pişmanım. Öğretmen olmadığıma pişmanım. Daha sosyal içerikli bir alanda uzmanlaşmadığıma pişmanım. Ben kim, Pazarlama Yönetimi kim. Bana ne Ticaret Hukuku’ndan. Ne işime yaradı?

Yetmedi, üstüne master’ını yaptım.

O da yetmedi, doktoraya başvurdum. Neyse ki kabul olmadım, yoksa bir de sevmediğim, istemediğim bir alanda “doktor” olmuş olacaktım.

Aklım gitti nerelere… Yazmak istediğim bambaşka bir şeydi.

Deniz büyüyor. 3 yaşını devirdiği son bir buçuk aydır İNANILMAZ değişti. Her laftan çok daha anlayan, ikna olabilen, daha az sinir krizi geçiren, her şeye mantıkla yaklaşan bir küçük insan oldu. Biraz iknayla, azıcık rüşvetle kendi kendine parmağını emmeyi bıraktı. Neredeyse Mumu‘yu da bir kenara atacak.

Yaşadığımız en büyük ya da tek problem, ki ona da problem denirse, kendi kendine yemek yememesi. Yiyecek olursa da bin dereden su getirmesi. Elli-sekiz-bin-beş-yüz-kere “Ye” dedirtmesi. Ancak onun da yanlış olduğunun, aslında yapabilecek olduğunun çok iyi farkında. Farkında ki, babasının eve iş yüzünden geç geldiği bu hafta akşam yemeğine sadece ikimiz oturduğumuzda “Kendim yerim” deyip baştan sonra bitirdi yemeklerini…

Kardeşi olacağının çok ama çok bilincinde. Oyuncaklarını, kitaplarını, kıyafetlerini onun için ayırmaya başladı. Küçük gelen, eskiyen kıyafetlerini, bebeklik oyuncaklarını kardeşine saklıyor. Etrafta küçük bebek gördüğü zaman “benim bebeğim de böyle olacak!” diyor. Onun bebeği olmayacağını, onun KARDEŞİ olacağını açıklamaya çalışıyorum.

Deniz neredeyse arkadaşım gibi oldu. Birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz. Artık masa oyunları oynuyoruz. Zar atıp, tık tık ilerliyoruz. Kısıtlı yeteneğim el verdikçe sanat çalışmaları (!) yapıyoruz. Kırt kırt kesip yapıştırıyoruz. Kitap okuyor, her ay Meraklı Minik‘i alıyoruz. Hava yağışlı olmadığı zamanlar yürüyüşe çıkıyoruz. Elimden tutuyor, koşup kaçmaya çalışmıyor artık. Yürürken etrafa bakıp sohbet ediyoruz.

Mutfakta bana ciddi anlamda yardım ediyor. Geçen gün önce ezogelin çorbası, sonra kuru fasulye yapmama yardım etti. “Ne kadar çok el değerse o kadar güzel olurmuş” dediklerinden olsa gerek, ikisi de tadından yenmeyecek kadar güzel oldu. Salata yaparken marulları yıkıyor. Sofrayı kaldırmama yardım ediyor. Oyuncaklarını topluyor. Alışverişe gittiğimizde onun boyundaki alışveriş arabalarından alıyoruz, tek tek eşyaları içine koymama “yardım ediyor.”

Deniz alışverişte

Evin içinde getir-götür yapmaya başladı. Tuvalete girip de tuvalet kağıdının kalmadığını görünce hemen ona sesleniyoruz. İçeride mahsur kalan kişi adına dışarıdakine “Tuvalet kağıdı bitmiş!” diye mesaj ulaştırıyor ve kriz anında çözülüyor.

Bağımsız, sosyal bir çocuk oldu. Hatta belki biraz fazla bağımsız: Geçen gün öğle vakti okuldan almaya gidiyordum. On beş dakika kadar gecikmiştim, ki daha önce de gecikmişliğim vardı. Tam arabadayken öğretmeni aradı. “Hemen geliyorum, 2 dakikaya oradayım” dedim. Biraz utanarak “Mmm, ben aslında onun için aramamıştım. Deniz sizi aramamı istedi. Onu şimdi gelip almanızı istemiyormuş. Burada uyumak istiyormuş, uyandıktan sonra alacakmışsınız” dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım, ama çok da kurcalamadan kendimi Starbucks’a attım. Kendi kendime iki buçuk saat hiçbir şey yapmamanın keyfini çıkardım. Deniz’i almaya gittiğimde çok mutluydu.

Hayatımın son üç senesindeki tam-zamanlı annelik işimin sanırım en keyifli dönemlerini yaşıyorum. “Her hali başka güzel”, evet, ama bu karşılıklı iletişimde bulunabildiğiniz, laf anlatabildiğiniz, sohbet edebildiğiniz, hayal dünyasına ortak olabildiğiniz dönem ayrı bir güzelmiş. Keşke her yaşıyla aldığımız keyif de giderek artsa.

İşte bu keyifli zamanlarımdan yola çıkarak kendi adıma “Annelik dünyanın en güzel, en tatmin edici tecrübesi” diyorum. Şimdiye kadar tattığım, bir elin parmağını geçmeyen doyurucu tecrübeler arasında öyle.

Hamileyken yaşadığım tüm sıkıntılara, aldığım 17 kiloya, doğumda çektiğim tüm ağrılara, uykusuz tüm gecelerime, “çalışmayan anne” olmanın verdiği tüm buhranlara, her şeye, her şeye fazlasıyla değen bir tecrübe oldu benim için annelik. “Dünyanın en güzel tecrübesi” oldu.

12 yorum

  1. bebeğimi zaten büyük bir heyecanla bekliyorum ama bu yazın heyecanımı inan iki katına çıkardı! 🙂

  2. bu yaziyi okuyunca nasil gececek kalan 11 hafta diye gozlerim dolmaya basladi…
    Ozellikle de ogluyla arkadas olmayi hayal eden bir anne adayi olarak yazdiklarini tuylerim diken diken okudum…
    Masallah size, sana da kucuk Deniz'e de , 2.numaraya da esine de…

  3. Biz henüz o ikna olabilen-laf dinleyen-daha az sinir krizi geçiren devreye ulaşamadık ama yine de haklısın bence. İmzamı atarım bu yazının altına:-))) Peki son paragrafı okurken gözümden gelen yaş da neyin nesi??????????

  4. Sevgili Blogcu Anne,
    Zaten hep çok güzel yazılar yazıyorsun ama bu yazı niyeyse bir başka güzel geldi. Ne güzel anlatmışsın. Endişelerimi bir kenara attığımda hayalini kurduğum şeyler… "Demek bunlar olabiliyormuş," dedim okurken. Sohbet edebildiğin, gelişimini, her an değişimini izleyebildiğin küçük bir dostunun olması ne güzel. Dünyanın en güzel tecrübesini yaşadığına senin adına çok sevndim. Bu tecrübe katlanarak, renklenerek büyüsün.

  5. Aynı deneyimi 3 yaşında bir kız annesi olarak yaşıyorum. Kızımla tüm zamanımı birlikte geçiriyorum ve her anından müthiş keyif alıyorum. Büyüdükçe daha da artıyor bu keyif. Anne-kız paylaşımlarımız bana en güzel deneyimleri yaşattığımı düşündürtüyor, senin yazının sonunda yazmış olduğun tüm sıkıntıları yaşamış olmama rağmen :)))

  6. Blogcu anne, yaşadığım en güzel şeylerle karşılaştırdığımda şu an anne olmaktan daha güzel olmadıklarını fark ediyorum. Her şey yavan, her şey oyalanmaymış gibi geliyor. O gelene kadar oyalamışım kendimi, eğlenmeye çalışmışım sanki. Güzel şeyler, coşkular oldu evet. Ama karşılaştırmaya girersek, böyle büyük ve tatlı bir mutluluk olmadı sanki. Anlattığın o neredeyse arkadaş halini yaşamak için sabırsızlanıyorum. Çok güzel çok:)

  7. Aynı fikirdeyim. Aşık olmak kadar güzel…

  8. Gercekten bambaska bir deneyim:) benzeri yok…

  9. Sevgili Elif,

    Son 6 ay nasıl gecer de ben bebegime daha cabuk kavusurum diye düsündürdü bu yazıkların.Gzölerim doldu, zaten hamile hamıle herseye doluyor gözlerim bi de böyle güzel yazmıssın can damarımdan vuruldum.Hele el ele yuruken sohbet etme asaması benım hep hayalim. Demek hayeller gercek oluyor:)

  10. Sevgili Anneler – tecrübelerinizi paylaştığınız ve aynı hisleri yaşadığınızı belirttiğiniz için teşekkür ederim.

    Sevgili Gebeler – heyecanlanmak güzeldir ama bebeklerinizi içeride tutmaya bakın 🙂

    Sevgili Anne olmaya hazırlananlar, hazır olmayanlar – Zamanı gelince, gelirse ne kadar güzel şeyler yaşayacağınız böylece bu işi yapan diğer anneler tarafından da tescillenmiş oldu.

  11. yasemin yumlu

    benim cocugum 3 yasina ve bizimle yatiyor ne yapmam lazim hersey yasina uygun ama uyku meselesi beni cok uzuyor kendi odasini bilmesini kendi yataginda yatmasini istiyorum bu zorlu donemi nasil atlaticam bana yardimci olurmusunuz