32 Yorum

Bugün var, yarın yok…

Dün sabah babaannemi kaybettik.

Beklenen bir ölümdü. 88 yaşındaydı. Hiç göstermiyordu, o ayrı. Alzheimer’s başlangıcı vardı, teller kopmaya başlamıştı son zamanlarda. Yaşlılığın getirdiği solunum yetmezliği de cabasıydı. Sonunda yorgun vücudu iflas etti, dün sabah 4 buçukta kalbi durdu.

Alem kadındı babaannem. Ne alemi, fenomen kadındı.

Son zamanlarda gerek hastalığı, gerekse yaşlılığı sebebiyle aksileşmişti. Kolay bir hasta/yaşlı değildi. İlaçlarını almaya çok yanaşmıyor, hele de oksijen falan verilmesi gerektiğinde kıyameti koparıyordu. Kapris yaptığı da oluyordu ara sıra. Üzülüyordum bu duruma… Hepimiz üzülüyorduk. “Keşke böyle yapmasa” diyorduk. Sanırım hiçbirimiz onu bu aksi, ters haliyle hatırlamak istemiyorduk.

Ama öyle olmuyormuş meğer. Dün sabah Deniz’in Babası bana “Babaanne sabaha karşı vefat etmiş canım” dediğinde aklıma gelen babaannemin son zamanlardaki aksi hali değil, hep bildiğim, eski neşeli, komik, yüksek sesli, sevgi dolu hali oldu.

Komik kadındı Servet Hanım. Aklına geleni söylemekten hiç çekinmezdi. Yazdıklarını, yaptıklarını derlesem kitap olur. Aklıma gelenlerden bazıları:

  • Mersin’den İstanbul’daki çocuklarını her ziyarete gelişinde bavulunun her metre küpünü biber salçasından içli köfteye, mantı hamurundan turşuya kadar envai çeşit yiyecekle doldurur, bununla da yetinmeyip kalan boşluklara domates-salatalık sıkıştırırdı. Her seferinde havayollarının ağırlık limitini geçtiği için uçakta olay çıkarmış olur, halamı “Anne, İstanbul’da domates-salatalık mı yok?!” diye bağırttırırdı. Yoktu ona göre, varsa da “bizim oralardaki gibi değil”di.
  • Çocuklarının sigara içmesinden nefret ederdi. “Zıkkımın kökünü” ya da “eşşeğin bokunu” içmelerini diler, sürekli “Sigarayı ne zaman bırakacaksınız?” diye sorardı. Babamın sigarayı azaltıp pipoya ağırlık vermesini de yeterli bulmayarak bu konuda duyduğu hoşnutsuzluğu ise “İyi halt ediyorsun. Kuyuya s.çma, kenarına s.ç, ayağınla it!” şeklinde dile getirmişti.
  • Torunlarının hepsini çok sever, ama kendi sözleriyle beni “ayrı severdi.” Bu sevgisini de her yerde, herkesin, hele de diğer torunlarının önünde çekinmeden dile getirir, örneğin kız kardeşim ve kuzenlerim etraftayken arkadaşlarına “İşte bunlar benim torunlarım. Hepsini çok severim, ama Elif’in yeri BAŞKA” der, beni zor durumda bırakırdı. Bunu da yetinmez, bu yanlı tutumunun haklılığını pekiştirmek için etraftakilere “Haksız mıyım?” diye sorardı. Diğer torunların bu ayrımcılık karşısında bana karşı nasıl içten içe bir nefret geliştirmediğini bugün bile şaşkınlıkla karşılarım.
  • Hastalığının ilerlediği son üç seneye kadar her gününü birilerini bir başka birilerine yapmaya adamıştı. Sürekli biz kız torunlarına ve etrafındaki evlenme çağına gelmiş ve hatta geçmiş kız çocuklara öğütler verir, “Kızım, (adam) güzelse, parası varsa, yapış yakasına!” şeklinde eşsiz nasihatlerde bulunurdu.
  • Her ne kadar herkesin bu dünyaya evlenmek için gelmiş olduğuna inanıyor olsa da müstakbel eşin “Hayırlı” olması çok önemli ve kritik bir noktaydı. Bunu da yine her ortamda, herkesin önünde çekinmeden dile getirirdi: Babaanneme göre evlenme çağı çoktan gelmiş de geçiyor olan bir kuzenim bir gün yanında henüz ikinci kez yemeğe çıktıkları “potansiyel” erkek arkadaşı varken babaannemle karşılaşmıştı. Her ne kadar kaçmaya çalışsa da başaramamış, sonunda ikisini tanıştırmak zorunda kalmıştı. Mahallenin muhtarı olarak olaydan tabii ki haberi olan babaannem de adamın yüzüne bakarak kuzenime “Kızım, hayırlıysa olsun, hayırsızsa Allah def etsin” demişti. Adam hayırsız çıkmış olacak ki Allah def etti, o ilişki yürümedi.
  • Evlendirmeye çalıştığı genç kızlar o veya bu şekilde evlenince rahat etmez, bu sefer de çocuk yapmaları için baskıya başlardı. Biz evlendikten sonra çocuk yapmak için 8 sene beklememiz onun için işkenceye dönmüştü. Onu Amerika’dan ne zaman arasam “Kızıım. Geçenlerde komşu fal baktı, falımda hamile çıktı, hayırdır inşallah” gibi subliminal (!) mesajlar vermeye çalışırdı.
  • 3 erkek, 3 kız çocuğu bir anne olarak ona göre bir kadının her iki cinsten çocuğu olmalıydı. Deniz olduktan sonra bana “Kızım, bir de kız yap, sonra kes postayı” diye tavsiyede bulunuyordu. İki Numara’nın da erkek olduğunu öğrenince “Amaaan. Neyse, kız olana kadar hamile kalacaksın, ne yapalım” şeklinde yorumladı.
  • Bundan 11 yıl önce kaybettiğimiz büyükbabamla birbirlerine çok düşkünlerdi, ama çok da kavga ederlerdi. Çocukluğumda annemle babamın seyahate çıkıp beni babaannemlere bıraktıkları bir gece sabah üçte bilmediğim bir sebepten ötürü karı-koca kavga edince, babaannem beni hiç üşenmeden uyandırıp giydirerek karşı apartmandaki kız kardeşinin evine apar topar gitmek üzere “evi terk etmişti.” Tabii ki problem her ne ise ertesi gün çözülmüş, olan benim uykuma olmuştu.
  • Bir cenaze evine taziyeye gittiğinde, evden çıkarken cenaze sahiplerine “Başınız sağ olsun” diyeceğine yanlışlıkla “Darısı başınıza” demişti.
  • İlk torunu nasıl bensem, ilk çocuğu da babamdı. O yüzden ona da çok düşkündü. Çocuk yetiştirmek, çocuğu okula göndermek gibi konularda babam onun birçok konuda deneme tahtası olmuştu: Babamın ilkokula gideceği ilk gün (erkeklerin kısa, kızların elbise gibi uzun siyah önlük giydiği yıllarda) babamı nasıl giydirmesi gerektiğinden emin olamamış, Mersin’in sıcağına da aldanıp önlüğün altına pantolon giydirmeden okula göndermişti. Babamın nasıl olup da alay konusu olmadığı ve okuldan nefret etmediği ise merak ettiğim bir başka konudur.
  • İNANILMAZ bir ısrar ve pazarlık kapasitesi vardı. Evine gelen herkese bir şeyler yedirmek için akla hayale gelmeyecek şekilde ısrar eder, baktı yediremiyor, o zaman “Banyo yapın. Sıcak su var, kaynıyor!” gibi tuhaf tekliflerde bulunurdu. Mutlaka kendi istediğini yaptırmadan rahat etmez, sonunda insanları çatlatana kadar yedirirdi.
  • Etraftaki sevdiklerine Arapça bir kelime olan, nasıl yazıldığını bilmediğim ama AHITKADAKİ olarak okunan bir şekilde seslenirdi. (Elif: Babaanne? Babaanne: Efendim Ahıtkadaaki?” gibi) “Günahlarını üstüme alayım” anlamına geldiğini öğrendiğim bu kelime onunla özdeşleşmişti.

Fenomen kadındı babaannem. Her ne kadar ölümü “bekleniyor” olsa da insan bekleyemiyor ki ölümü… Tadım kaçık, keyfim bozuk…

Özledim bile kendisini şimdiden… Eski neşeli, keyifli, komik, ısrarcı halini özledim.

Neyse ki akılda kalanlar hep güzel anılar oluyor. Onlarla yetineceğiz artık.

32 yorum

  1. Başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin.

  2. Başınız sağolsun, nur içinde yatsın babaanneniz. Hep güzellikleriyle hatırlanacak ne güzel.

  3. Başınız sağ olsun.. Bahsettiğiniz kadarıyla çok hoş sohbet ve neşeli biriymiş, mekanı da cennet olsun inşallah..

  4. Basiniz sagolsun… Insanin savunma mekanizmasi bu galiba, sadece guzel seyleri hatirlamak…

  5. Ailene ve sana bassagligi diliyorum. Isiklar icinde yatsin! Babaanneni taniyabildigin icin ne kadar sanslisin. Ben de babaannemi tanimis (babam 8 yasinda iken kaybetmis) ve onunla bir seyler paylasabilmis olmayi cok isterdim.

  6. Darısı başınıza

  7. Basiniz sagolsun.

  8. ayşe ülker say

    elif;

    başın saolsun… aynı bizim oranın kadınıymış rahmetli ve aynı benim nenelerim gibi… nur içinde yatsın.. gözlerim nemli ama gülerek okudum yazını:()

  9. Yayla gezmelerinde yaninda kalan yuzlerce torununu her gittigi yere misafirlige goturmesiyle unluydu babaannem. Eve donene kadar tuvalete girmeyen kizli erkekli yaklasik 8 torun, eve gelince ayni anda ust kattaki tuvalete kosturucunca:

    Lan oglum! hepiniz yukari cikmayin, bir kisminiz cisini asagida yapiniz!..

    demesiyle gulme krizi geciren torunlarinin tuvalete girmesini daha da imkansizlastiran bir kadindi..

    simdiden ozledim..

  10. başın sağolsun,öyle bir anlatmışsın ki ben de çok sevdim ve üzüldüm..nur içinde yatsın..benim de bir anneannem var,yaşı 82 ve artık iyice hastalandı,her an kaybedebiliriz,üzüntünü çok iyi anlıyorum..ama önemli olan sağlıklı yaşamak..belli bir yaştan sonra da bu pek mümkün olmuyor..

  11. başınız sağolsun… nur içinde yatsın…
    o dönemin kadınlarının çene gücüne hayranım… ben küçükken kaybettik babaannemi ama aynı tarz söylevleri kuşaktan kuşağa aktarılacak cistendi… böylece yaşamaya devam ediyorlar aramızda… en neşeli, en güçlü, en keyifli halleri ile… olması gerektiği gibi…

  12. Basiniz sagolsun, mekani cennet olsun babaannenin.

    Yazdiklarin huzunlu tebessumler yaratti bende.
    Ne guzel kusaktan kusaga gececek sozler ve anektodlar birakmis sizlere.

    Ne kadar yasli ne kadar hasta da olsa bir ailenin kokleri onlar, beklenilen olum bile beklenilmedigi kadar acitiyor insani.

    Allah sizlere uzun omur versin.

  13. başınız sağolsun…

  14. Çok matrak kadınmış :))) Allah rahmet eylesin. Başınız sağolsun Elif'çiğim…

  15. Cok uzuldum. Bu hikayelerin bazilarini duymustum. Icim acidi. Allah rahmet eylesin canim Elocum.

  16. basin sagolsun elif'cigim. allah geride kalanlara uzun, mutlu omurler versin. okurken ben de dedemi hatirladim. onun da 90 yasini gectikten sonra vucudu pes etti. aile diregi diye bir sey varmis hakikaten, cinar devrildi sozu ucuz gazete manseti degilmis. boyle klise laflarin icini dolduracak tecrubeleri edinip buyumek hic de iyi hissettirmiyor insani.

  17. Hepinize çoook teşekkür ederim mesajlarınız için. Yapmak istediğim aslında onun ne "cins" bir kadın olduğunu paylaşmaktı, bunu yapabildiğimi hissettiğim için çok sevindim.

    NİLÜFER – mesajın beni gülümsetti 🙂

    ECE – O detayı unutmuşum! Kimbilir daha unuttuğum neler var.

    HATİCE – Gerçekten sağlıklı yaşamanın uzun yaşamaktan daha önemli olduğunu anlıyor insan.

    HACER – "beklenen ölüm bile beklenmediği kadar acıtıyor" — çok doğru bir söz

    TERKEN – Bu konuda çok haklısın. Dün Deniz'in Babası'na "ailemizde hiç yaşlı kalmadı" dedim. Sahipsiz hissediyor insan kendini…

  18. Basin sagolsun Elif…

  19. Sabah sabah hem güldüm hem gözüm doldu. Toprağı bol olsun. Tüm büyüklerinize bu yaşa kadar sağlıkla yaşamak kısmet olsun.

  20. Başın sağolsun canım.

  21. Başın sağolsun Elif…Ne güzel anılar biriktirmişsin. Bunlar en değerli hazinen inan ki.

  22. Başınız sağolsun Elif, yattığı yer cennet olsun…

  23. Sabah sabah hem üzüntü ile hemde ufak bir tebessümle okudum yazdıklarını. Başın sağ olsun, mekanı cennet olsun babaannenin…

  24. başınız sağolsun

  25. Dün okurken gülmekten gözlerimden yaş geldi! Dün 3 kere okudum. Her gün okusam sıkılmam…

    Özlediklerimizle buluşmaya gitti…

    Canım elifim…

  26. Başınız sağ olsun, gerçekten anılmaya değer bir kadınmış kendisi..

    Ayrıca senin bu hemen her yazında gözyaşı dökme alışkanlığa dönüştü bende.. bilgine:-))

  27. Allah sabırlık versin, çok üzücü, çok şey öğretmiş size, ne mutlu ona..

  28. Tekrar herkese çok teşekkür ederim.

  29. elif basin sagolsun,
    satir aralarinda kendi ananemi buldum 🙂
    nur icinde yatsin

  30. bunu ilk kez okudum, birini gülümseten yanlarıyla anımsamak ne güzel…

    benim babaanneme en uzak oturan torunu bendim.. her görüştüğümüzde buruş buruş yüzüyle ağlamasına içim giderdi.. onu hep bu "beni özleyip ağlayan" haliyle hatırlıyorum.

    Allah hepsine rahmet etsin.