10 Yorum

“Mutlu son”a doğru…

Başlığı, bir önceki yazıma yorum yazanlardan “yeni hamile Elif”in “Yazının hepsini okudum ama mutlu son göremedim” şeklindeki yorumuna atfen yazdım.

O yazıya yorum yazan herkese çok teşekkür ederim. Annelik adı verilen, yer yer “dünyanın en güzel tecrübesi”, ama işte böyle zaman zaman da dünyanın en zor işi olan şu macerada yalnız olmadığımı hatırlatmanız çok rahatlattı beni.

Ama beni asıl rahatlatan sorgulamadan, yargılamadan, “Ne var yani, hepimiz yapıyoruz” demeden “Of, ben bile yoruldum” demeniz oldu. “Yorulmakta çok haklısın, yazık sana” demeniz oldu.

Bazen insan hiç yargılanmadan, cevap almadan sadece anlatmak istiyor. Karşımdaki sünger olsun, benim anlattıklarımı dinlesin, dinlesin, yorum yapmasın, sonra gelsin bana şöyle sımsıkı bir sarılsın istiyor.

İşte o isteğimi tatmin etti yazdıklarınız…

Mutlaka her anne zaman zaman böyle inişler çıkışlar yaşıyor. Ve ben de aynen Özgür Anne’nin dediği gibi birkaç gün sonra, ya da üç vakte kadar (o vakit kavramı her neyse) düzlüğe çıkacağımıza inanıyorum. Ama o an onu unutmuştum, iyi ki hatırlattın Özgür Anne.

***

Dün akşam gecikerek de olsa önce halam, sonra annemler eve geldi. Deniz’in ateşi genelde 38’lerde seyretti. Yatırdığımızda yine sucuk gibi terledi, 5-6 kere üstünü değiştirmek zorunda kaldık. Gece yanında ben yattım, hem annem gündüz ilgileneceği için dinlensin diye, hem de ilaçlarını falan bugüne kadar takip etmedi, neyi ne zaman vereceğini bilemez diye. Sabaha karşı 2 buçukta ateşini kontrol ettiğimde yine 38.5 olmuştu. Uyandırıp ilacını içirdim, bir de tuvalete götürünce uykusu iyice açıldı, saat 4’e kadar dönüp durdu, ne kendi uyudu, ne beni uyuttu.

6 buçukta bu sefer annem Deniz’i kontrol etmeye geldi. Bizimki yine uyandı, “acıktım” deyince annem ona yiyecek bir şeyler hazırladı. Yedikten sonra ben yine yanıma aldım, panjurlar da kapalı olunca babasıyla yattığı son iki günde yaptığı gibi 9’a kadar uyuyacağını tahmin ediyordum. Ama o ne yaptı? Döndü, durdu. “Anne” dedi, “su isterim” dedi, çişini az önce yapmış olmasına rağmen “çişim var” dedi, ve uyumadı. Ben ne yaptım? “Deniz’ciğim, LÜTFEN uyu, neden uyumuyorsun?!” diye AĞLADIM üç yaşındaki oğlumun karşısında.

Deniz’in cevabı beni iyice dağıttı: “Ama anne sen ÜZÜLME!”

Buyurun… Kendim terapilik olduğum yetmezmiş gibi bir de üç yaşındaki oğlumu üzüyorum. Sanki ÜÇ YAŞINDA OLMAKTAN BAŞKA yapabileceği bir şey varmış gibi…

Bravo Blogcu Anne… Duygularını küçücük çocuğunun önünde kontrol edemediği yetmezmiş gibi bir de onu üzen, şaşırtan, suçlu hissettiren eşek kafalı anne!

***

Sonunda bu işin böyle olmayacağına, bu çocuğun kesinlikle uyumayacağına, o uyumadıkça benim sinirlerimin iyice bozulduğuna ve sinirlerim bozuldukça bunu ona yansıtarak çok yanlış bir şey yaptığıma kanaat getirerek Deniz’i üst kata, annemlerin yanına gönderdim.

Öğlene doğru ateşi yine 38.5 oldu. Ama ben onu biraz da gece kesik uyumasına ve dinlememesine bağlıyorum. Öğlen uykusuna erken yatırdı annem, ve üç saate yakın uyudu Deniz. Şimdi içeride anneanne, büyükbaba ve halayla kuduruyor. Bense odadan, daha doğrusu yataktan sadece tuvalet ihtiyacımı gidermek ve ara sıra kan dolaşımımı sağlamak üzere evin içinde yürüyüş yapmak için çıkıyorum.

Ah, yarın Pazartesi olmasaydı. Bugün gibi bir gün daha geçirebilseydim…

***

Sonuç olarak Deniz de, ben de daha iyiyiz. Paphia’nın da ilaçlarına başladım, işe yarıyor gibi görünüyor. Deniz yarın, ve büyük ihtimalle öbür gün de okula gitmeyecek. Dolayısıyla iki gün daha koşturacağım. Ancak daha kolay geçeceğinden eminim, en azından herkes yakınlarımda olacak.

Tüm destekleriniz, anlayışınız, dostça önerileriniz (yardımcı kadın, bisikletli kurye, gelip yardım etmek, …) için sonsuz teşekkürler.

Kendi yaşadığınız sıkıntıları anlattığınız, yalnız olmadığımı hatırlattığınız, ama bunu yaparken “Ne var sanki, herkes yapıyor?” tavrı takınmadığınız için teşekkürler. (Hayır, Yeşil Anne, yazımı sabote etmedin, sana da kolay gelsin.)

Bana gerçekleri (Amerika’da olsam ne yapacaktım, İki Numara da geliyor, bir süre daha dişimi sıkmam gerek, …) hatırlattığınız için teşekkürler.

Bu vesileyle Berna‘nın bana iletmiş olduğu Blog Dostluğu ödülünü ben de sizlere iletiyorum. Blogu olmayanlara da 27 haftalık hamile göbeğim dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

10 yorum

  1. Elifcim, Deniz'in daha iyi olduğuna çok sevindim.
    İş için salı akşama kadar İstanbul'dayım. Ve yarın işim 17:00 gibi biticek. Eğer istersen Deniz'i bikaç saat oyalarım ve sen kendine birazcık zaman ayırabilirsin. Öylesine bir teklif değil, gerçekten benim için sorun olmaz.

  2. Elif merhaba,
    Çocuklar duygularımızı anlıyorlar zaten. Bence ağlamış olman hiç sorun değil. Hayat bu, onlar da bunu görecekler. Tersine duyguları bastırmak kötü bence.

    İyi olmanıza çok sevindim. İyi ki yazdın… Sevgiler…

  3. dün okumuştum yazını, çok geçmiş olsun deniz'e.
    hakikaten okurken yoran cinsten :=)
    geçer gider umarım, deniz'in iyileşir,
    kolay hastalık olsun, geçen türden yorgunluk olsun,
    sevdiklerin yanında mı?
    içindeki iyi mi?
    biraz sonra güneş açar o zaman.
    .

  4. Harikasin Elifcim 🙂

    Cok cok kolay gelsin sana. Biz de dort gozle bebisimizi bekliyoruz ya bakalim neler neler bekliyor bizi… Sana da kucak dolusu sevgiler.

  5. Senin en azından hamilelik bahanen var:) Olmayan ne yapsın:=)Mesela ben:)
    Ne yapalım insanız,bazen de böyle herşey üst üste geliyor…
    Anlatıp rahatlamışsın ya ne güzel…
    Canın sağolsun:)
    Oğulcuğun da bir an önce iyileşsin inşallah…
    Sevgiler..

  6. Elif'cim daha iyi olmaniza cok sevindim, 1-2 gune daha da rahatlarsin…Insan bazen oyle duygularini bastiramiyor, benim de basima gelmisti, sonradan cok uzuldum ama iste oluyor…hepimiz insaniz sonucta…
    Ben de sana kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum:)

  7. Ben de, insanlar yorum yapmadan ses cikarmadan beni dinlesin istiyorum. Haksizsin diye basliyorlar hemen. Olabilir, haksiz olabilirim, duygusal davranabilirim ama bir dinle once ne olur. Hersey yoluna giriyor iste bak… Keske yakinlarda olup yardima gelebilsem

  8. Teşekkürler canım anneler…

    Simge – samimi teklifin için ayrıca teşekkür ederim. Saat 5'ten sonra takviye kuvvet eve geliyor, ancak Anadolu yakasında olacaksan seninle (Deniz'siz!) bir çay içmek isterim. Bana e-maille direk ulaşabilirsin: blogcuanne@gmail.com

  9. elifçim sana yazan başka bir zeynep dahavar sanırım bundan sonra ben nickimi değiştirdim kızımın adını da koydum yanıma zeyneprana olduk:)

    denizin biraz daha iyi olması iyi bir haber, inşallah hiçbişeyi kalmaz kuzucuğun, ağlamanada çok üzüldüm denizin ayrıca buna üzülmesine daha çok üzüldüm, hamileyken insan çok duygusal oluyor, haklısın Amerikada olsaydın bu kadar çok yardımcın olmazdı, şimdi ülkeni seçmeni daha iyi anlıyorum, çok haklısın, anne baba gibisi varmı, Allah ayırmasın birbirinizden…