16 Yorum

27. hafta: İkinci üç ayın sonuna doğru…

27. haftayı tamamladım, 28. haftadan gün alıyorum.

Bu arada, ben bu “Hafta Hafta Blogcu Gebe” bölümünü, hamilelik hakkında bilgi veren ve “Bu hafta sizi neler bekliyor”un anlatıldığı web siteleri gibi değil (çünkü öyle bir iddiam yok), “Geçtiğimiz hafta neler oldu” şeklinde, adeta bir günlük, daha doğrusu haftalık niteliğinde tutuyorum. Dolayısıyla aslında 27. haftayı anlattım şu sıralar 28 haftadan gün alıyorum. Biraz gereksiz bir detay belki, ama açıklamak istedim.

Geçen gün de anlattığım gibi, geçtiğimiz hafta korkutucu bir gece geçirmiştik. Birçok faktörün bir araya gelmesiyle birlikte düzenli gelen kasılmalarım olmuş, bütün geceyi ayakta geçirtmişti bana ve Deniz’in Babası’na. Neyse ki tekrarlamadı, haftanın geri kalan gecelerinde uyku açığımızı kapattık.

Hamileyim, ne istesem yeridir!

Olay budur!

Bu hafta hamileliğimin başından beri ilk kez ciddi anlamda bir şey aşerdim: Künefe! Mersin’in meşhur peynirli kadayıfını istedi canım! Ah, yazarken bile ağzım sulanıyor. Tabii benim bu aşermemin İstanbul’daki son altı yılın en büyük kar fırtınasına denk gelmesi hiç hoş olmadı, ama canım Deniz’in Babası kar, buz dinlemedi, buldu bana künefeyi. Kebapçı Şirvan imdadımıza yetişti. Ben normalde İstanbul’daki künefelere burun kıvırırım. Mersin’de taş kadayıftan yaparlar, şırası da boldur. Burada daha çok Antakya usulü yapıyorlar (ki çaktırmayın ama aslen Antakya tatlısı bu), o da tel kadayıfla oluyor. Şirvan’inki de tel kadayıflı künefe olmasına rağmen lezzeti tam puanı hak ediyordu, aşeren gebelere tavsiye ederim.

Belim ağrıyor

Her ne kadar kabul etmek istemesem de daha fazla bu gerçeği inkâr edemeyeceğim: Bel ağrılarım var. Son zamanlarda biraz “pozitif düşünce” ve “kelimelerin gücüne” taktım ya, kötü şeyler düşünmeyelim, söylemeyelim ki olmasın gibilerinden… Ama artık bunun söylenmeyecek kısmı kalmadı, belim ağrıyor işte kardeşim!

BabyCenter hamilelikte karşılaşılan bel ağrılarıyla başa çıkmak için şu tavsiyelerde bulunuyor:

– Gerek ayakta, gerekse oturarak, uzun süre aynı pozisyonda kalmayın. Sık aralıklarla mola verin. (Tamam)
– Kendinizi fazla yormayın. (Bak, bunu hiç düşünmemiştim! Bilseydim 3 yaşındaki oğlumun peşinde koşturup durmazdım.)
– Belinizi aynı anda eğmenizi ve döndürmenizi gerektiren paspasla yer silme,  elektrik süpürgesiyle yerleri çekme gibi hareketlerden mümkün olduğunca kaçının. (Peki)
– Küveti ılık suyla doldurarak içine girin ya da ağrıyan yerinize sıcak su torbası (soğuk daha iyi geliyorsa buz torbası) tutun. (Küvet iyi fikir)
– Eşinizden belinizi ovalamasını isteyin ya da konusunda uzman bir terapiste hamilelik masajı yaptırın. (Biz istemesek de eşlerimiz kendiliğinden düşünseler bunu, daha da rahatlatıcı olmaz mı?)
– Yattığınız zaman iki dizinizi de kırın. Bacaklarınızın arasına ve karnınızın altına yastıkla destek yapın. (Son iki üç aydır böyle uyuyordum ancak son zamanlarda daha da önemli hale geldi bu pozisyon)

İçeride neler oluyor?

İki Numara’nın artık belirli bir uyku düzeni varmış. Bana da öyle geliyor gerçekten, çünkü örneğin sabahları ben uyandıktan kısa bir süre sonra o da hareket etmeye başlıyor. Öncesinde pek kıpırdamıyor. Belki benim uykumun ağır olduğu dönemlerde o hareketli ama ben hissetmiyorum, bilmem… Ancak sabah 7 civarında, yani Deniz’le birlikte güne başladığı kesin. Bakalım dış dünyaya gelince nasıl olacak, olacak mı bu “uyku düzeni”…

Yaklaşık 1 kilo ağırlığındaymış, büyüklüğü ise karnabahar kadarmış bizimkinin. Bir sonraki doktor randevum haftaya, daha gerçekçi ölçümleri o zaman alacağım sanırım. Ultrasona girmemek konusunu yine gündeme getireceğim, ancak bir buçuk aydır girmemiş olduğum için doktorum kısa bir göz atmak isteyecektir gibi geliyor bana.

Aynı Deniz’de olduğu gibi, bu bebeğimin de hıçkırıklarını ayırt edebiliyorum artık. Taa derinlerden gelen ritmik bir hareket hissedince “Tamam, yine hıçkırık tuttu bizimkini” diyorum. Çok sevimli olmakla birlikte benim gibi ritmik seslere gıcık olan (örneğin tik tak saatle aynı odada uyuyamayan) birisi için bir süre sonra rahatsız edici olabiliyor. Neyse ki çok uzun sürmüyor bu hıçkırıklar.

28. haftadan gün alırken artık son dönemece girmek üzereyim.

Daha önce: 26. hafta: Ben hamileydim, değil mi?
Sonraki: 28. hafta: Göbeğini kaşıyan kadın

Bu da ilginizi çekebilir: Pozitif Doğum Hikâyeleri

16 yorum

  1. Aman Elifçim, eşim duymasın künefeye "Mersin'in meşhur peynirli tel kadayıfı" dediğini. Antakya'lıların (ki eşim de onlardan biri) canını al künefesine dokunma.Hatta eşime "ileride oğlumuz olursa adını Efe koyalım" dediğimde hiç oralı olmadı ama "Efe, künefeyle kafiyeli" dediğimde bayağı ikna oldu!!

    • Sevgili Vuslat, ikna etme yontemine bayildim, Harikasin!

      • Sağol Hacer…Her zaman bu kadar başarılı değilim ama…Bu arada tel kadayıfı bulabiliyorsan bir şekilde evde künefe yapmayı öğretebilirim.

        • Vuslat ogretirsen ne sevaba gecersin bir bilsen :)))) tel kadayif bulurum hemen!

          • Hacer, Elif'in blogunun gündeminden inşallah çok fazla uzaklaşmıyorumdur. Senin e-mailini bilmediğim için direk yazamadığımdan künefe tarifim tüm püf noktalarıyla burada yer alacak!!! Tabi ki ev tipi olduğu unutulmasın sonuç olarak. Şimdikkk…Künefe manyağı eşimin "keşke Antakyalı bir kızla evlenseydim, her gün künefe yerdim" lafı size künefe yapma konusundaki gayretkeşliğimi açıklayacaktır sanırım. Yoksa ben bu tatlının çok da meraklısı değilim. Ben künefeyi fırında ve ocak üzerinde çeşitli türlerde denedim. En başarılı olduğum ilginçtir ki en küçük teflon tavada yaptığım oldu. Neden derseniz bu tatlının püf noktası ocak üzerinde yapılması ve elbette ki her iki tarafının da eşit derecede pişmesi gerektiği. Teflon tavada yapılınca künefeyi kolayca terz yüz edebiliyorsunuz. Bakır kapta da denedim ancak künefe bakır kaba maalesef yapışabiliyor ve altlı üstlü kızartmak zor oluyor…Şimdi malzemeler şöyle 4-5 tane ceviz büyüklüğündeki tereyağ parçalarını ufak boy yapışmaz teflon tavaya koyun. Ondan sonra tel kadayıflarını bir kat koyup tavaya bastırdıktan sonra bolca (bolca derken alttaki kadayıfların hiçbir şekilde gözükmemesi mümkün olacak kadar ve hatta isterseniz daha fazlası) tuzsuz, eriyecek türde bir peyniri (mozzarella vari)kadayıfların üzerine ister rendeleyin isterseniz ya da ufak parçalar halinde koyun. Son olarak üste tekrar kadayıf ve 4-5 tane gene ceviz büyüklüğünde tereyağı koyduktan sonra ocağın altını çok kısık olacak şekilde yakın. Şerbeti için önceden 1 bardak suya 1 bardak şekeri koyup kaynatmak ve şerbeti soğutmanız yararınıza olacak. Ocaktaki künefeyi çok sık kontrol ederek ve hatta mümkünse başından ayrılmayarak omlet yapar gibi arada sallayarak alt tarafı homojen bir şekilde kızartmaya çalışın. Alt tarafı istediğiniz kadar kızarınca künefeyi ters yüz edin. Aynı işlemi uygulayarak bu sefer alta gelen üst tarafı da kızartınca künefeyi tekrar ters çevirin ve bir servis tabağına alın ve hemen soğumuş şerbeti dökün. 5-10 dakika sonra künefe şerbeti çekince künefeniz yenmeye hazır olacaktır.Benim eşim fıstık, ceviz vs'den hoşlanmıyor ama istersen siz isterseniz koyabilirsiniz. Hadi bakalım, bekliyorum sonucu.İstersen vuslat.alioglu@gmail.com'a yazabilirsin.

            • Vuslat iyiki esin 'Antakyaliyla vlenseydim nergun kunefe yerdim' demis yoksa bana bu tarifi nasil verecektin :)))) Cok guzel tarif etmissin bugun Houston'a turk markete alisverise gidicez amac kadayif almak 🙂

              Hafta sonu deneyecegim, sonucu hemen yazarim. (Okurken bile agzim sulandi 🙂 )

              Cok cokkkkk tesekkurler

  2. Merhaba;ben de 26.haftadayım,hıçkırıkları hissetmeniz ne güzel,ben hissetmiyorum,ya da kızımı hıçkırık tutmuyor.))

  3. Ayyyy Eliffff kunefe mi dedin 🙁 , en son turk lokantasina gittigimizde kunefeyi menude gorunce sas oldum istiyorum hemen diye gelen kunefe cevizliydi (yani kunefe deil di 🙁 )

    Neyse Anamurlu arkadasim yapacak bana Hellim peyniriyle olurmus oyle dedi 🙂
    Afiyet seker olsun, bebisine kan olsun can olsun!

    Benim bel agrilarim daha da artarsa hastanelik olabilirim, bir ara kaburgam kesin catladi diye sizlanip agladim 🙂 Sag gogsumun altinda muthis bir agri var, sanki arada sisip daha da rahatsiz ediyor, uykudan inleyerek kaldiriyor, doktoruma soylesem Tylenol ic diyecek, dun gece onu da ictim bana misin demedi!

    Es'lere masaj yaptirma yorumuna bayildim tam benimde icimden gecen cumleler olmus 🙂

  4. Haha:)) Ben de geçen gün iş dolayısıyla Antalya'da olan eşimden künefe istemiştim, tamam burdan gönderiyorum dedi, 15 dak. sonra künefe geldi, yakınlarda bir arkadaşa söylemiş, o da sağolsun alıp getirmişti, benim için büyük sürpriz oldu.
    Benim de belim ağrıyor, belden de çok kuyruk sokumu. Bütün gün masa başında olduğum için oturmaktan oluyor sanırım, yatar pozisyonda hiç bir problem yok.
    Cumartesi günü kontrole gittik , şeker kontrolü yapıldı. Heyecanla sonucu bekliyorum.
    Bebek 37 cm ve 1150 gr. olmuş. Tosun olmuş diye herkes sevinirken, benim aklıma bebeğin kilosundan dolayı normal doğum yapamama riski geldi, bebeğimi güzelce beslemiş olmama bile sevinemedim. Doktor da sağ olsun lafı, özetle böyle giderse biraz zor normal doğum yaparsına getirdi. Moralim bozuldu, herhalde yüz ifademden anlamış olacak ki daha bunu konuşmak için çok erken, kilolu bile olsa çatına bakar ona göre karar veririz falan dedi. Sonra da benim bebek için en iyi doğum şekli nedir soruma ise "aslında bu soruyu cevaplamak istemem ama bana göre sezaryen" dedi. Doktorun yine jinekolog olan eşi de isteyerek sezaryenle doğum yapmış, bu da bana çok ilginç geldi. "Yine de kolay doğabilecek bir bebeğin de sezaryenle doğmasına gerek yok tabi" dedi. Kısaca kafam allak bullak olarak eve döndüm, artık sezaryen fikrine de kendimi alıştırsam iyi olacak galiba:(((

  5. Hainnn! Hamile degiliz ama gurbetteyiz. ben de Antakya kunefesi istiyorum yaaa. 🙁

  6. Her gun isten/okuldan gelip yemek vs. faslindan sonra ilk is sizi okumak ne buyuk keyif. Ben de 22. haftadayim artik, ve gurbette kunefeyi hatirlamak hic iyi olmadi :(.

    Normal dogum konusunda inanilmaz cesaretlendim yazilariniz ve pozitif hikayeler sayesinde, artik epidurale dahi o kadar sicak bakmiyorum. Cok tesekkurler.

    Sevgiler…

    • Hay, dilim tutulsaydı da söylemeseydim. Bu düşüncesizliğimi de hamile kafama verin artık.

      Yok, aslında pek de güzel değildi künefe… Şekerini fazla kaçırmışlardı. Kadayıfı da biraz yanmıştı. Hiç aşerecek bir yanı yoktu. (Şirvan'a özürlerimle…)

      Çok sevindim cesaret verebildiğime. Pozitif Doğum Hikayeleri'ne sürekli yeni hikayeler ekleniyor, takip etmeye devam et, olur mu? Sevgiler…

  7. VUSLAT – benzer bir tepkiyi alacağımı tahmin ettiğimden "Antakya tatlısıdır" diye açıklama gereği yapma ihtiyacı hissettim 🙂 Gözlerini Mersin'de açmış ve "peynirli kadayıf"la orada tanışmış biri olarak benim için Mersin'in tatlısı. Ancak Antakya'ya da, Antakyalılara da, onların leziz yemeklerine de hürmetlerimi buradan iletiyorum 😛

    GEBELER – eğer uzaktaysanız ve canınızı istettiysem özür 🙁

    PRATİK ANNE – Vallahi sen de haklısın, ne diyeyim… Söz geldiğinde ben seni burada künefeciye götüreceğim 🙂

    MISSRED – Lütfen, lütfen bugün Pozitif Doğum Hikayeleri'nde yayınladığım yazıyı oku: http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/2010/

    Sevgiler…

  8. Sen künefe yiyince benim canım neden ayva tatlısı çekti onu bilmiyorum…
    Hala anlatmadın Amerikandaki Anestesizste nasıl saldırdığını, anlat da gülelim :)))

    • Bak şimdi… Duyan da harcadım falan zannedecek. 🙂 Burada da dedim ya (http://blogcuanne.com/2010/01/22/hastaneler-tarafindan-duzenlenen-dogum-oncesi-egitimler/) , "epiduralsiz doğumu tavsiye etmediklerini, bu şekilde doğum yapan kadınların eli öpülesi kadınlar olduğunu, doğum belgeselleri seyredenlerin bunun neden böyle olduğunu bileceklerini" söylediğinde KİBAR bir dille ona katılmadığımı, doğal doğumun illaki korkunç olmayacağını, hatırlanan en son şeyin çekilen sıkıntılar olduğunu belirttim. Çok masum bir itirazdı sadece… 🙂

  9. çok tatlıydı ondan takıldım…adam köşeye sıkıştı bir ara…
    hamile misiniz Elif Hanım alıngan grdüm sizi :)))
    Akşam görüşürüz.
    Sevgiler