10 Yorum

31. hafta: “Her şey yolunda…”

İki gündür yazmayınca ve “Şşşşt, hop! Hayırdır, neler oluyor, ikiniz de iyi misiniz?” türünden yorumlar, e-mailler alınca böyle bir başlık atayım dedim. Yoksa söyleneceğim çok şey var.

Önce güzel haberler:

“Her şey yolunda”

Cuma günkü doktor randevumda öğrendiğim kadarıyla “her şey yolunda” imiş. Son iki haftada aldığım molalar, yaptığım dinlenmeler işe yaramış, ve Derin Oğlan aşağıya doğru baskı yapmaktan vazgeçmiş. Bu, Derin Oğlan’ın yukarı çıktığı anlamına gelmiyormuş. Ancak olay şuymuş: Ben hareket ettikçe, ayakta durdukça, ilişki sonrasında (ki bunların hepsine doktorun tavsiyesiyle ara vermiştik) rahimde kasılmalar oluyormuş. Bu kasılmalar da (aynı doğum sırasındaki kasılmalar gibi) bebeği aşağıya itiyormuş. Dolayısıyla “bebeği aşağıda taşıma” durumum devam ediyor, ancak şu an için risk oluşturacak bir durum söz konusu değil. Hepimiz rahatladık tabii.

Doktor geçen haftaki gibi istirahat etmek zorunda olmadığımı, hatta yürüyüş yapmaya başlayabileceğimi söyledi. Yaşasın, tam da havalar düzeliyorken kendimi sokağa atabileceğim! Ancak yine de kendimi çok yormamamı, ev işi gücü açısından kısıtlamamı da tembihledi. Mümkün olduğunca yapacağız bakalım…

Cuma günkü randevumuzda NST denilen alete bağlandık. Bilmeyenler için söyleyeyim: Karnınıza sensörlü iki kemer takıyorlar. Biri kasılmaları ve bebeğin hareketlerini, diğeri ise bebeğin kalp atışlarını takip ediyor. NST’ye takıldığım 20 dakika boyunca kasılma olmadı (güzel), kalp atışları gayet yerindeydi (harika), hareketleri ise neredeyse durmak bilmedi.

Doktorum NST’yi 33 haftadan itibaren düzenli olarak her muayenede yapacağını söyledi. Bu da alışık olmadığım bir durum. Amerika’dan NST’ye bir kez girmiştim, o da doğum yapmak üzere hastaneye gittiğimde kasılmaların sıklığını anlamak içindi! Ultrason gibi gıcık olmasam da yirmi dakika boyunca kıpırdamadan yatmak pek hoş bir durum değil. Ancak sistemle savaşmayacağım, tamam, öyle olsun, gireriz. Doğum sırasında sürekli bağlanmayayım da…

NST’den sonra kısa bir ultrason bakışı yaptı doktorum. Yine kafa aşağıda. Bu çocuk çıkmaya çok hazır ki pozisyonu daha şimdiden almış. Ona da razıyım, yukarı dönmeye kalkmasın. Boyu, posu yerinde. Son iki haftada yaklaşık 300 gram almış, hatta kilosu biraz önde gibi. Ancak doğumu zorlaştıracak bir durum söz konusu değilmiş, “büyük bebek diyemeyiz” dedi doktorum canım.

Nihayet… biraz D vitamini!

Derin Oğlan nihayet biraz D vitamini alıyor

Türkiye’de geçirdiğimiz üç kışın en karlı, en bulutlu, en kapalı havalı geçen son birkaç ayından sonra nihayet bu hafta sonu güneş yüzünü gösterince az da olsa D vitamini alabildi Derin oğlum. (Son iki gündür yazmamamın sebebi olarak) İstanbul dışında, arkadaşlarımızın her mevsim ayrı güzel yazlık evlerinde geçirdiğimiz bu iki gün bolca güneşten faydalanmaya çalıştım, hatta dün göbeğimi sere serpe açarak Derin bebeği direk güneşe tuttum. (Fotoğraf güneşin bulutların arkasına saklandığı, dolayısıyla hafiften üşüyen göbeğimi örttüğüm bir anda çekildi). Deniz’de böyle miydi ya, hemen her gün plajdaydık. Derin oğlum ise ancak 32. haftasında direk güneşe çıkabildi. Bundan sonra nerede güneş, orada ben. İstanbul’un bilumum yerlerinde koca göbeğini güneşe doğrultmuş bir gebe kadın görür ya da duyarsanız bilin ki oğlum için D vitamini avındayım.

Bu kadar güzel haber yeter. Şimdi söylenmeye başlayayım:

Bağırsak tıkanıklığı had safhada devam ediyor.

Bağırsaklarımda yaşadığım sıkıntıyı muayene sırasında hisseden doktorum bana enema (lavman) tarzı ilaçlar tavsiye etti. Nitekim bağırsaklardaki bu tıkanıklık da baskı hissini arttırıyormuş. Hatta böyle giderse hemeroid problemi bile yaşayabilirmişim! İki gün çıkamazsam bu ilaçlardan önce birini, baktım işe yaramıyor, daha sonra diğerini uygulayacakmışım. Bu sevimsiz yola başvurmamak için ben de hemen kuru kayısı kürüne geri döndüm, hayrını görmeyi umuyorum.

Çok önemli olmamakla birlikte yaşadığım bir başka sıkıntı ise bacak bacak üstüne atamamak. Kabul ediyorum, Julia Roberts tarzı sütun bacaklara hiçbir zaman sahip olmadım, ancak bacak bacak üstüne pozisyonu otururken sık kullandığım ve rahat ettiğim bir pozisyondu. Şimdi sarkan göbeğim ve pelteleşen bacaklarım sayesinde bundan mahrum kaldım. Gayet anti-zarif bir görüntü çizerek Avrupa Yakası’ndaki Dilber Hala gibi bacaklarımı iki yana açarak oturuyorum sürekli… (Bkz. yukarıdaki resim) Bu arada bu Dilber Hala örneğini bizim oraların (Adana-Mersin) kadını olduğu için sık kullanıyorum, kendisi babaannemin jenerasyonunda sıklıkla karşılaştığım teyzelerin adeta bir kopyası…

Reflüyle başım ciddi dertte

Reflü sıkıntısı had safhada… Su içsem geri çıkmaya çalışıyor. Yemekten sonra değil uzanmak, oturmak bile bir problem haline geldi. İçim o kadar kalabalık ki, resmen acıkmıyorum bile. Bir süre sonra ayıp olmasın diye yiyorum, onda da az bir şey bile yesem pişman oluyorum.

BabyCenter’ın bülteninde reflüyle başa çıkmak için şu tavsiyeler yapılmış:

  • Yemek yedikten birkaç saat sonraya kadar düz zeminde uzanmamaya çalışın. Uyurken başınızın altını yastıkla destekleyerek daha yukarıda durmasını sağlayın. Doktorunuza danışarak mide yatıştırıcı ilaçlardan da alabilirsiniz.
  • Reflü boş karına bol sıvı içildiğinde çok daha fazla rahatsız eder. Bu nedenle herhangi bir sıvı içilmeden önce asidi emecek bir şeyler yenmesi tavsiye edilir. Yemekten sonra 30 ila 45 dakika boyunca dik oturmak da faydalı olabilir.
  • Reflü en çok gece yatarken rahatsız eder, hatta uykunuzdan bile uyandırabilir. Az ve sık yemek, baharatlı ve asitli yiyeceklerden kaçınmak işe yarayabilir. Su, midenizi genişleterek reflüyü tetikleyebilir. Bu sebeple suyu gün içine yayarak tüketmeniz tavsiye edilir.

Doğum planı

Doğum planımı hazırlıyorum, yakında paylaşacağım. Daha önce burada yer verdiğim planın Türkiye’ye uyarlanmış bir hali olacak. Doktorum doğal doğum yaklaşımımı biliyor ve destekliyor. Ancak hem hiçbir şeyi şansa bırakmamak ve söylememiş olmamak için, hem de doktorumdan ziyade hastane ekibine tercihlerimi bildirebilmek için yazılı bir doğum planı hazırlamayı uygun buluyorum.

İçeride neler oluyor?

BabyCenter’ın dediğine göre Derin bebeğim dört adet portakal büyüklüğündeymiş. Ultrason sırasındaki ölçümlere göre iki hafta önceki randevumuzdaki kilosunu yaklaşık 300 gram kadar arttırarak 1,700’e ulaşmış.

Hareketleri farklılaştı. Yer sıkıntısı yaşamaya başladığı için önceki tekmeleri-yumrukları yerine daha çok iteklemelere, dürtmelere, dönmelere bıraktı.

Cumartesi günü itibarıyla 31. haftayı noktalayarak 32. haftaya girmiş ve teknik olarak hamileliğimin sekizinci ayına başlamış durumdayım. Kâğıt üstünde 8 haftam daha kalmış olsa da içimden bir ses Derin Oğlan’ın o kadar beklemeyeceğini, yaklaşık 6 hafta sona aramıza katılacağını söylüyor. Bakalım…


Daha önce: 30. hafta: Uyku problemleri ve sırt ağrıları
Sonra: 32. hafta: Göbeğiim benimdir, benim kalacak!

Bu da ilginizi çekebilir: Pozitif Doğum Hikâyeleri

Doğum planımı hazırlıyorum, yakında paylaşacağım. Daha önce burada yer verdiğim planın Türkiye’ye uyarlanmış bir hali olacak.

10 yorum

  1. Aman iyi haberler pek güzel.

    Ben NST'yi çok severim. Görüntüleme teknolojilerine hayranlığım var :)

    Kayısı yerine kuru mürdüm eriğini denemeni öneririm.

    Ben de reflüden çok çektim. Elma ve salatalığın iyi geldiğini okumuştum. Bir de yulaf ezmesi iyi geliyordu galiba.

  2. Elif iyi haberler almak çok güzel senden :) Mürdüm eriğini ben de tavsiye ederim. Kesinlikle faydalı.

    Derin oğlana az kıpraşmalı bol güneşli günler diliyorum. Zamanında rahat rahat gelsin canım benim.

  3. Haberler çok güzel Elif, doğrusu ben de endişelenmiştim senden haber gelmeyince… Bana göre de bu Derin oğlan 8 hafta falan beklemeyecek :) Hayırlısıyla ve sağlıkla gelsin.
    Diğer problemler için sana kolaylıklar diliyorum. Ben reflü ve bağırsak sorunları yaşamamıştım, hatta bağırsaklarım hiç olmadığı kadar düzenli çalışmışlardı hamileliğimde :) Neyse suk dişini az kaldı :) Sevgiler…

  4. merhaba
    yakinda derin bebek geliyoor… saglikli huzurlu gunler dilerim!!!
    size bir doktordan duydugum bir tarifi iletecegim bagırsak problemleri ile ilgili.. yeni ogrendigim için sonucu hakkında saglikli bir bilgi veremeyecegim ama denemekte yarar var.
    2 incir ve 3 kayisi (kucuk kucuk dogranacak), 1 tatli kasigi keten tohumu, 2 yemek kasigi yulaf ezmesi, 1 bardak sut. aksamdan hazırlanacakmış. sabah biraz yogun bir karisim oluyormus. kahvaltı olarak da yenebilir.
    afiyet olsun
    sevgiler

  5. Guzel haberlerine cok sevindim :) Benden de guzel haber var: Ilk seker testimin sonucu biraz yuksekti. Ikincisini aldim ve sonuc Normal…. Yuppiiiiiiiii!

  6. Herkese çok teşekkürler.

    Mürdüm eriğini dün aldım, hemen kuru kayısı kürüme ilave ediyorum.

    SERPİL – Hoş geldiniz ve paylaşımınız için teşekkürler. Not defterime yazdım, kayısı ve mürdüm eriği işe yaramazsa hemen deneyeceğim.

    NİLÜFER – Çok sevindim! Kaldığın yerden, huzurla devam et gebeliğine…

  7. Merhaba Elif, iyi haberlerine cok sevindim. Insallah masallah Derin bebegini saglikla yakinda kucagina alacaksin. Sen yolun sonuna yaklastin, darisi benim ve diger geriden gelenelrin basina :-) gercekten bend eheyecanla senin 2.dogum mujdeni ve hikayeni duymak icin sabirsizlaniyorum. Deniz&gunes asigi bir anne olarak derin bebegi de cok merak ediyorum.. Bol dinlenmeni ve gunesli havalairn tadini cikarmani dilerim.. buarada havalar hala cok kotu olsada (frankfurt), tek tesellim Ada kizimi okyanusa yakin, gunesin daha cok hakim olacagi Sydney`de buyutuyor olacagim :-) simdiden dogmasi ve tasinmamiz icin sabirsizlaniyorum diyeyim..
    Sevgiyle & saglikla kalman dilegiyle..

    • Teşekkür ederim! Sydney'e taşınacak olmak çok heyecan verici olsa gerek! Internet üzerinden tanıştığım, oralarda yaşayan bir arkadaşım var ve iklimlerin zıtlığı beni sürekli şaşırtıyor.

      İyi dileklerin için çok teşekkür ederim Nilgün. Aynılarını sana iletiyorum. Sevgiler…

  8. Elif, çok hoş bir hamile olmuşsun. Geriye sayımın başlamak üzere olduğuna inanamıyorum. Senin hamilelik seyir defterin bizlerin de burada buluşmasına ve düşüncelerimizi paylaşmamıza vesile oldu. Bak ben her gün eşimin başının etini yiyorum…Evde doğum, ebeyle doğum falan diyorum. Adam, "what dedin gülüm" modunda hala ama olsun. (Ortada bir hamilelik falan yok bu arada. Beyin cimnastiği benimkisi…) Aklımızın ucundan geçmeyen düşüncelerle tanıştırdın. SSVD gibi, hypnobirthing gibi, doğal doğum gibi…Ne hayırlı bir iş yaptın !!Kalan zamanında güneşin tadını çıkar. Normalde, Türkiye ikliminde Nisan'da doğum yapmak Kasım'da doğum yapmaya daha tercih edilir bir durumdur ama artık senin şansına diyelim, bu sene kış kışlığını gösterdi İstanbul'da. En azından bundan sonra güneşli günlerden bolca yararlanmaya çalış.

  9. Merhaba.sizi keşfedeli bir kaç hafta oluyor.31.haftamdayım.ah keşke daha önce denk gelseydl diyip duruyorum:) gerçi bütün haftalık takiplerinizi okudum,meraktan:) Nerdeyse 3 gündür meyra(nasipse kızımın adı meyra olacak) tekmeleri ittirmeye bıraktı.karnım patlayacak bomba gibi.olumsuz düşünmek istemiyorum ama acaba içeri sığamıyormu diye düşünmeden edemiyorum.doktoru aramamak icin zor tuttum kendimi.3normal dogum yapmis anneme sordum,ben doktormuyum diyor:) 2normal dogum yapmış ablamla konustum normal bişey oldugunu söyleyince içim rahatladı:) ama yok meyra yaramazmi olacak düşünceleri aldı götürdü beni…