0 Yorum

Özge ve Denizhan’ın Hikâyesi

Denizhan Bebek ve Kiraz Çekirdekleri…

~ 6 Ağustos, 2009, İstanbul ~

Eşim Ali ile beraber 2009’un Haziran ayında Jale Özen Dural ve Dr. Hakan Çoker’den Doğal Doğum Eğitimi aldık. 6 Ağustos’ta oğlumuz Denizhan dünyaya geldi. Bu süreci hamileliğimden başlayarak paylaşırsam, belki başka anne-baba adaylarına fikir verebiliriz…

Hamileliğim…

Hamileliğimin son iki ayında, yoğun iş koşuşturmacam nedeniyle dördüncü aydan sonra ihmal ettiğim spora döndüm ve Jale Özen Dural ile “Hamile Pilatesi” yapmaya başladım. Bu düzenli sporun hamileliğimin son dönemi ve doğum sırasında bana çok katkısı olduğuna inanıyorum. Bu sınıfta yaşadığımız heyecanlı bekleyişin bir yan etkisi olarak diğer annelerle son derece derin sohbetler eşliğinde sporumuzu yapıyorduk. Doğum şekerini şurada yaptıranlar, Eminönü’nden aldığı malzeme ile kendi üretenler, yatak takımı, avize alımları için tavsiyeler vs. vs. Neredeyse gün kıvamında geçen derslerde pek çok pratik bilgi öğrendim, bol bol konuşarak rehabilite oldum.

Bu sırada aldığım kiloların etkisiyle hamilelikte ortaya çıkan bölgesel ağrılara karşı, neredeyse topyekûn bir Hamilelik Danışmanı olan Jale sayesinde önlem aldım, özel egzersizler yaptım. Evet, ben boğazımdan kesmedim/kesemedim ve 21 kilo aldım, boyum ise sadece 159cm!

Hamilelik sırasında “hamilelik şekeri” teşhisi konulan arkadaşlarımız bizim yediklerimize çok özenseler de, hamileliklerinin sonunda aldıkları az kilo ile bizi kıskandırdılar. Yok öyle tabi, hem götür tatlıları, hem de kal incecik!..

Doğal doğum kavramı, doğum nedir, nasıldır?

Öncelikle “Doğal Doğum” kavramını somutlaştırmamıza yardımcı olan Jale Özen Dural ve Dr. Hakan Çoker’e çok teşekkür borçluyuz. Aslında oğlumuzun nasıl doğacağının bizim ellerimizde olduğunu bu eğitim sayesinde anladık. Öncesinde içgüdü ya da sağduyu ile doğal doğum istesek de, özellikle “hastaneye girildikten sonra neler olacağı” konusunda çok da bilinçli değildik.

Ardından gene Jale’nin önerisiyle Ebe Asude Oflaz ile tanıştık ve doğal doğumumuzda bize destek olması, Doğum Koçumuz olması için anlaştık. Doğal doğum için gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen, eğitimde bize ısrarla tekrar edildiği gibi, eşimle amacımızı  hep sağlıklı bebek ve sağlıklı anne olarak belirleyip, sonuç hakkında hayal kırıklığı ve takıntı yaratmamaya çalıştık.

Doktorumuz da doğal doğum yolunda gittiği sürece, ebemizle beraber evde başlamama izin verdi. Bu arada enteresan bir süreç yaşadık. Son 2 hafta 2-3 santim açıklıkla dolaştım. Yani açılma başlamıştı. 41. hafta başından itibaren her gün NST’ye girmeye başladık. Her muayenede doktorum bu gece kesin diyordu. Her gece bir ümit yatıp, her sabah hüsranla kalkıyordum. Burada da bana bir ders çıktı ki, aslında tarihe falan fazla da takılmamak lazımmış…

42. haftanın ilk gününde de doğum kasılmalarım düzene girmeyince doktorumuz daha fazla beklemeyi riskli bulduğu için 6 Ağustos sabah 6:30’da hastaneye yattık. Serumla hızlandırıcı/oksitosin/suni sancı verildi. Ebemiz ve eşimin inanılmaz desteğini aldığım yaklaşık 13 saat sonunda akşam 19.25’te bebeğimizi kollarımıza aldık.

Bu süreçle ilgili paylaşmak istediğim bazı detaylar var:

Normal bir doğum yaşadığım için mutluyum. İkinci bir çocuk istersek onu da normal doğurmaya kararlıyım. Yaşadığım her ana değdi. Ama ikinci bir doğum olursa bu sefer farklı şartlar altında yaşamak istiyorum!!! Mekân farkı ve özgürce dolaşabilmek gibi…

Zira Asude Ebe ve eşim Ali’nin inanılmaz desteğine rağmen bu 13 saatte tahmin etmediğim şeyler oldu:

  • Suni sancı verildiği için, bu süreç boyunca bebeğin kalp atışları & kasılmaları ölçmek için sürekli beni cihaza bağlı tuttular. Sürekli yatağa bağlı kalmam işimi zorlaştırdı. Bu nedenle önceden eğitimde öğrendiğimiz veya Asude Ebe ile pratiğini yaptığımız beden egzersizlerini yapamadım ve dalgalar (kasılmalar) gelirken hep sırtüstü yatmak durumunda kaldım. Ancak son 1,5 saatte biraz ipleri elime alıp (hamile kadınlardan biraz korkuluyor galiba!) cihazlardan kurtuldum ama bu sefer de kasılmalar çok hızlanıp arttığı için egzersizlere konsantre olma şansım azalmıştı.
  • İstanbul’un en iyi hastanelerinden birinde de olsam, biraz özel bir dekorasyonu olsa da doğumhane bodrum katta, penceresiz bir oda idi. (Doğumhane = Bodrumhane?)
  • WC vardı ama duş yoktu. Ki doğal doğumda rahatlama amaçlı duşun faydası tartışılmaz.
  • Doktorum daha önceden konuştuklarımızın dışında davrandı. Su kesemi bizimle konuşmadan patlattı, bu o anda bile içimde bir küçük fırtına patlattı ama çok işim vardı, muhatap olmadım.
  • Epizyotomi için de konuşmadan, açıklamadan kesiyi atıverdi. Ki bu basit kesi ilk günlerde canımı çok yaktı. Doğumun ardından özellikle ilk dört ay bölge oldukça hassastı.
  • Su kesesinin patlatılması ve epizyotomi konularında canımı sıkan şey, ben orada bilfiil saatlerdir doğum için çaba gösterirken, yanıma gelip iki kelime etmeden rutin hareketlerle bunların oldu bittiye getirilmesiydi. Ben genel anestezili bir cerrahi ameliyatta değildim ki, kendimdeydim ve bedenimle sıkı bir iletişim içindeydim oysa…
  • Ne mutlu ki oğlumuzu sağlıkla kucağımıza aldık, geçmişe dönüp ona buna takılmaya gerek yok. Ama bundan sonrası için ipleri elime aldım ve doğum sonrası rutin kontrolüm için hemen doktorumu değiştirdim, bir dahaki “olursa” doğumumda yanımda olup, elimi tutacak bir doktor buldum bunu yaşayan bir arkadaşım sayesinde.

Hikâyeye geri dönersek…

Dediğim gibi kasılmaları yatarak karşıladığım için bedenimle beraber dalgalarda akamadım. En büyük şansım doğum boyunca yanımda olan Asude Ebe ve Yardımcı doğum koçu eşim ile yaptığımız nefes egzersizleri ve meditasyonlardı. Tabii bir de kiraz çekirdekleri. Oğlum Denizhan’ın doğumunu hep kiraz çekirdeklerinin kokusuyla hatırlayacağım. Asude Ebe kiraz çekirdeklerinden yapılma özel kompresini ısıtıp ısıtıp kasılmaların yoğunlaştığı bölgeye uygulayarak bana çok yardımcı oldu, kokusu ise başka bir rahatlattı.

Gün bittiğinde eşimi de 6 Ağustos 2009’un örnek babası seçmiştim – kendi kendime. Zira hamileliğimin başında ultrason muayenesinde gördüğü siyah beyaz görüntüden tansiyonu düşen, bayılacak gibi olan Ali, oğlumuzun doğumuna başından sonuna kadar aktif olarak katıldı, elimi tuttu, masaj yaptı. Hatta son ıkınmalar sırasında ben artık son dalgaların ardından tüm gücümü bitirmiş, zaman-mekân bilincini yarı yitirmiş ve hedefimi kaybetmiş haldeyken, “Bebeğimizin başını görüyorum, senin yardımına ihtiyacı var. Hadi Özge’ciğim!” diyerek beni motive bile etti.

Çok hoş bir başka detay daha var. Eşim hamilelik boyunca da karnımdaki oğlumuzla konuşmuştu. Doğumdan sonra bebek bakım sehpasına aldıklarında deliler gibi ağlamakta olan bebeğimiz Denizhan, Ali ona “Hoş geldin Ooolum!!!” der demez susup, kocaman gözlerini dikip babasını dinlemeye başladı.

Son…

Biz böyle bir tecrübe yaşadık. An be an olan her şey ile kısmetimiz buymuş. Sonunda da oğlumuzun aramıza katılmasıyla gerçek bir aile olduk. Doğumumda desteği ve katkısı olan herkese çok teşekkür ediyoruz. Ve aslında bizi seçtiği ve aramıza katıldığı, bizi Anne & Baba kıldığı için oğlumuza en çok teşekkürü gönderiyoruz…

Heyecan ve macera bitmedi tabi. Oğlumun yürümeye hazırlandığı bu günlerde hissediyorum ki, macera esas şimdi başlıyor. Merak edenler için DenizhaninSeyirDefteri.Blogspot.com adlı blogumuzda maceramızı, ve anne-babalığa dair yaşadıklarımızı paylaşıyoruz…

Sizlerin gönlünüzden geçen şekilde kendi tecrübelerinizi yaşamanız dileğiyle…

Sevgiler,

Özge B.

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.