7 Yorum

Baş müzakereci

Deniz’in büyüyünce ne olacağını buldum:

Baş müzakereci…

Ben böyle bir şey görmedim.

Bir insan annesinin, babasının söylediği her şeye mi karşı çıkar? “Ama” diye cevap verir? Muhalif bir yaklaşım sergiler? Ama HER-ŞE-YE!

Bizim oğlanda bu çene, bu tartışma gücü olduktan sonra Türkiye’yi değil senelerdir giremediğimiz Avrupa Birliği’ne, coğrafi olarak bir parçası olmasak bile NAFTA‘ya bile sokar alimallah…

– Deniz’ciğim, birazdan yemek yiyeceğiz, tamam mı?
– Niye?!

– Deniz’ciğim, hadi artık pijamalarımızı giyelim.
– Ama ben istemiyorum.

– Anne, ben brokoliden çok sıkıldım. Duvarlara yazıcam “Anne brokoli yapma!” diye. “Pilav yap” yazıcam.

– Deniz, bizim yemeğimiz bittiğinde senin tabağını da önünden alacağız.
– HA-YIR! Ama ben yicem AN-NE!

– Anne, I’m sick of this mantı.

– Deniz’ciğim, hadi artık yemek vakti.
– Nooo, but I want to play. Two more minutes.
– OK.
– Eight more minutes. No, TEN more minutes.
– ?!?!

– Deniz, o öyle olmaz.
– Olar!

– Deniz, bak oyalanıyorsun, okula gecikeceksin, baba götüremeyecek sonra…
– Götürer!

– Deniz’ciğim, let’s wash your hands.
– I don’t want to.
– OK, you can walk around with dirty hands, then.
– Nooooo, I want to, I want to. Niiiiiiiii!!!!

– Deniz’ciğim, this is the last book. After this one, you’re going to sleep, OK?
– OK.
… Kitap bittikten sonra…
– But I want one more, pleaaaase. I proooomise this is the last one, pleaaaaase!

Özellikle bu gece yatmadan önce sürekli “bir tane daha kitap” okumak istemeler, “çişim geldi, kakam geldi” demeler, su istemeler, “ışığı kapa, kapıyı aç, müziğin sesini kıs, anneye iyi geceler dicem, babaya bir şey söylicem, Paphia’yı öpücem” diye tutturmalar bize fenalık vermeye başladı.

Deniz’in gayet düzenli bir yatak saati rutini var, doğduğundan beri… Yemek yenir, banyo günüyse banyo yapılır, değilse oynanır, pijamalar giyilir, süt içilir, bir yandan kitap okunur, bu sırada geride müziği çalar, kitaplar ve süt bitince diş fırçalanır, çiş yapılır, sarılınır, iyi geceler öpücüğü verilir ve uyunur. Bütün bunlar akşam saat sekiz-dokuz arası gerçekleşir. Deniz normalde sekiz buçuk gibi yatağında, dokuz gibi uyuyordur.

Daha doğrusu böyle idi.

Birkaç haftadır bu baş müzakereci kimliği baskın çıkmaya başladı, yukarıda bahsettiğim “onu getir, bunu götür” muhabbetleri yüzünden uykuya geçmesi bazen 10’u buluyor!

Ben de, babası da buna sinirleniyoruz. Hem bizi, günün en çok yorulduğumuz saatlerinde sürekli çağırıp durduğu için… Hem de ihtiyacı olan uykuyu eksik uyuduğu için…

Düşününce, okula tam gün gitmeye başladığı zamanlarla denk geldi bu rutini rutin olmaktan çıkarma olayı… Sanırım bizleri, özellikle de beni çok özlüyor. Belki de bu şekilde o arayı kapatmaya çalışıyor, bilmiyorum. Bildiğim, tam da yeni bebek arifesinde bu tür değişiklikleri kaldırma lüksümüzün olmadığı…

Ne yapmalı?

BabyCenter, “Çocuğunuza sağlıklı uyku alışkanlıkları kazandırmanın yolları” adlı bu makalede demiş ki “İsteyebileceği her şeyi düşünün ve onları da rutinin bir parçası haline getirin. En sonunda sizden sadece bir tane fazladan istekte bulunmasına izin verin” Sanırım biraz daha sıkı uygulamalı bunu. Yani yorgunluktan pes etmeye geldiğimiz noktada “Belki de su istemez” deyip geçiştirdiğimiz oluyor. Ve TABİİ Kİ Deniz Efendi beş, bilemediniz yedi dakika sonra bizi çağırıyor.

Today’s Parent adlı sitedeki “Çocuğunuzun uyku kişiliğini öğrenin” konulu bu makalede de benzer tavsiyeler var (ki biz bunları zaten yapıyormuşuz):

  • Uykuya yatırmak için aşırı yorulmalarını beklemeyin, tam ters etki yapar, uyuyamazlar.Buna Deniz’in bebekliğinden beri çok dikkat ettik ve tecrübeyle sabitledik. Daha küçücük bir bebekken bile çok fazla yorulmadan uyutmazsak bu sefer yorgunluktan uyuyamazdı.
  • Yatmadan önce hafif bir atıştırmalık verin. Yemeğini yedikten sonra uyuduğu ana kadar yaklaşık 1 buçuk, 2 saat geçiyor. Biz de son zamanlarda kitap okurken içtiği sütünü yatmadan hemen önce mutfakta bir dilim kekle vermeye başladık.
  • 3-6 yaş çocukları giderek gelişen hayal güçlerinin de etkisiyle gerçek olmayan şeylere inanmaya başlarlar.Bunu da çok sık gözlemler olduk. Deniz giderek karanlıktan korkmaya başladı, yan daireden bir tıkırtı duysa “Bu ne? Kim yaptı onu??” diye sormaya başladı. Tam da bu sabaha karşı odasındaki şifonyerin altından “kırmızı bir ejderha çıktığı için” yanımıza gelmek istedi, ve sabaha kadar yanımızda yattı.

Sonuçta büyüyen Deniz’e adapte olmaya çalışıyoruz.

Deniz, kendisiyle herhangi bir konuda ciddi konuşulduğu zaman ciddiye alan bir çocuk. Dün sabah bu bitmeyen kitap okuma seansları hakkında onunla konuştum. Eskiden olduğu gibi yatmadan önce iki kitap seçeceğini, onlar bitince de uyuyacağını, yoksa çok geç kaldığını anlattım ve anladığından emin oldum. Sonuç: Üç kitapla kapattık dün geceyi… O da baba okuduğu için… Bana kalsa üçüncü de olmazdı ya, neyse…

Babalar çocukları daha çok şımartmıyorlar mı zaten?…

 

7 yorum

  1. Elif merhaba ortalama aynı yaşlarda çocuğu olanlar için yukarıda yazdıkların hiçte yabancı gelmicek inan tıpkı banda yabancı gelmediği gibi bizlerin bukadar çok naz yapma lüksü yoktu ama yeni nesilin varrrr …Bir çene maşallahhhh hepsinde uykudan önce olabildiğince uzun hikaye seçmeler yok suyu yok sütü kakası çişi ,anne birkere daha öpücemler,anne kardeşimide öpücem ler ( bu arada kardeşi henüz karnımda minicik mercimek kadar ) vs vsss… dediğin gibi bunlar tün gün kreşte oldukları için ve bizimle daha çok zaman geçirmek istedikleri için buldukları çözümmm.Uyguladıklarını bende uygulamaya başlıcam
    sevgilerr

  2. Evet Elif ya babalar kesinlikle daha iltimaslı davranıp, daha çok şımartıyorlar kuzuları ve mesela bizim evde işler çığrından çıkınca kötü polisi oynamak hep bana düşüyor… Offff ki offfff….

  3. Biz biraz erken baslamisiz o zaman. Bizim evde de ayni seyler soz konusu. Birden bire ortaya cikan kanalik korkusu. Nasil oldugunu cozemedik bir turlu. Bir de bizde secilenr kitaplar okunduktan sonra haydi simdi kitaplari ben okuyacagim kısmı var. Mırıl mırıl kitapları kendi okuyor. Tabi uyuma saati 15-12 dakika, kimi zaman yarım saat sarkıyor

  4. Yaa aynen ya aynen. Bir itiraz, bir herseyi ben bilirimcilik. Kizsam da olmuyor, kizmasam da. Sadece sinirlerim alinmis gibi evde dolasmaya calisiyorum. Gerisi olmuyor:) Kendini ispatlama fazlari bu. Birey oluyorlar. Herseyi yiyen o guzelim cocuk gitti, simdi hic bir yemegi sevmiyor mesela. Gece kitaplarinda 2 kitapta anlasiyoruz mesela. Tam ben bitiriyorum, hadi anne simdi babam okusun. Baba okuyor, hadi bir tane daha istiyor. Son anne bu soz diyor, o sozler nedense olmuyor. Alisa icin ben basmuzakereci demem, direkt diktator derim. Hep onun dedigi olacak havasinda.

  5. Her evde aynı şeyler demek ki 🙂 Yorumlara da baktım, benzer durumlar." Bir kitap daha", "şimdi de ben okuyacğım", bir de herşeye "hayır" ya da "niye" diye cevap vermeler… Büyüyorlar işte 🙂

  6. Cocugum hakkinda bir sey yazamayacagim ama bu yazinin bana esimi hatirlattigini soylemeliyim 🙂
    Bir gun ben her zamanki sabrimla ona laf yetistirmeye calisirken kendi fark etmis, annesinin o cocukken ona "her seye bir cevabin var" deyip durdugunu, durumun galiba (!) cok da degismedigini soylemisti.
    Inanamamistim! Kendi bile fark etmis!

    Sizlere ve Deniz'in gelecekteki sevgilisine bol sabirlar diliyorum :)))

  7. Anlaşılan her evde terör estiriyor bu yer cüceleri!

    İLK – Annem bana kızdığında "Allah sana senin gibi bir çocuk versin, ne çene var!" derdi. Belki o "iyi" dilekleri tuttu, bilemiyorum. Sen sen ol, bebek gelmeden eşinin kulağını çekmeye bak 😀 Yapabilirsen tabii…