11 Yorum

Göründüğü gibi değilmiş…

Bekliyordum böyle bir şeyi… Bu kadar güllük gülistanlık olmamalı her şey diyordum.

Biliyor musun, benimle evde kimse ilgilenmiyor. Herkes Derin’le ilgileniyor.

Bunlar Deniz’in okulda öğretmenine söylediği sözler.

Yaklaşık on gün önce söylemiş bunları… (On gündür öğretmeninin aklı neredeydi, neden bunu bize söylemek için on gün bekledi, bir merak konusu!)

Düşündüm, Deniz’in bu “benimle ilgilenmiyorlar” diye bahsettiği zaman eve geldiğimizin ikinci haftasıydı. Annem ilk haftadan sonra eve dönmüş, kayınvalidem gelmişti. Deniz babaanneyle çok şımardığı ve hiç söz dinlemeyip beni deli ettiği için ben pek muhatap olmuyordum. Yemeğini, banyosunu o yaptırıyordu, ben de Derin’den fırsat buldukça oynuyordum. (Kendime yazdığım “Anne OLMAYI unutma!!” notu ne kadar yerindeymiş, onu da anlamış oluyoruz böylece!)

Annem geçen hafta geri geldikten sonra Deniz biraz daha duruldu. Ben daha bir dahil olmaya başladım. Dediğim gibi, onunla daha çok ben ilgilenmeye, gerektikçe annemden yardım almaya başladım. Deniz’i satma olayından vazgeçtik kısacası…

Zaten son iki haftadır böyle bir şey söylememiş. Ben silkinip kendime geldiğimden beri yani…

Ama okulda arkadaşlarına karşı biraz sabırsız, biraz sinirliymiş.Normalde kelimelerini çok güzel kullanır, canını sıkan bir şey olunca gelir bana söyler” dedi öğretmeni. Şimdi kendi işini kendi halletmeye çalışıyormuş. İte kaka… Vurmak falan yokmuş, ama sabırsız bir şekilde, istediğini yapmayınca itiyormuş arkadaşlarını.

“Endişelenecek bir şey yok” dedi öğretmeni. “Bunlar normal. Siz Deniz’i çok iyi hazırladınız, bunların yaşanması kaçınılmaz” diye ekledi.

Bence de normal. Evdeki bu anormal durumu çok normal karşılıyormuş gibi görünüyor, demek ki okulda dışa vuruyor hislerini…

Ben de kardeşim olduğunda öğretmenime “Annem kardeşimi daha çok sevebilmek için beni okula gönderdi” demişim. Üstelik Deniz’den bir yaş daha büyük olmama ve bir senedir okula gidiyor olmama rağmen.

Normal falan ama, insan yine de üzülüyor. Canım Deniz’im, kim bilir içinde ne çatışmalar yaşıyor. Bebeği sevdiği her halinden belli… Hem seviyor, hem kabullenmesi gerektiğini biliyor, hem de kabullenmekte zorlanıyor belki.

Haftaya Deniz’in okulundaki psikologla görüşeceğim. Kırmızı alarmlık bir durum olduğundan değil. Bir fikir alış verişinde bulunalım, kaçırdığımız bir şey olmasın diye…

***

Bu Deniz’in ilk yumurtlaması değil.

Derin’in doğumu beklediğimizden çok erken olunca hepimiz gibi evin köpeği Paphia da hazırlıksız yakalanmıştı. Yıkatıp tüylerini kestirmeye fırsatımız olmayınca biz hastaneden gelmeden kardeşim alıp Paphia’yı götürmüş, hazır götürmüşken de biz düzenimizi oturtana kadar onu gezdirmekle uğraşmayalım diye Paphia iki hafta kadar onda kalmıştı.

Normalde her şeyi önceden söyler, hazırlarız Deniz’i. Ancak olaylar çok hızlı gelişince bundan ona bahsetmek aklımıza gelmedi.

Paphia’nın hala kız kardeşimde olduğu bir gün Deniz’le parka indiğimizde Deniz bir kediyi sevdi. Pek sırnaşık, çok cilveli bir şeydi, insanın hakikaten alıp eve getiresi geliyordu. Sevdikten sonra “Anne, ben bu kediyi eve götürebilir miyim? Evde hiç hayvanım yok” dedi. “Olur mu Deniz’ciğim? Paphia var ya…” diye cevapladım. “Ama Paphia yok, gitti…” dedi. O an kaydırağın tepesine çıkıp kendimi baş aşağı yere atmak istedim. Deniz’e Paphia’nın geçici bir süreliğine gittiğini, geri geleceğini hiç açıklamamıştık. O da hayvan bizi bırakıp gitti, ya da apar topar gönderdik, bir daha gelmeyecek diye düşünmüştü.

Paphia’nın tez elden eve geri getirildiğini ve Deniz’in onu görünce gözlerinin nasıl parladığını söylememe gerek yok herhalde…

***

Neler geçiyor bu küçük çocukların büyük akıllarından, hiç bilemiyor insan. Ne kadar dikkat etseniz de bazı şeyleri engelleyemiyorsunuz.

Dün gece babasıyla birlikte Deniz’le biraz konuştuk. Abi olmanın kolay bir şey olmadığını, her şeyi paylaşmak zorunda olmanın bazen zor olacağını, ama Derin’in bunun için onu çok seveceğini, Deniz’in de abiliği çok iyi yaptığını anlatmaya çalıştık. Bazen üzgün ya da sinirli hissetmen normal dedik. Tabii cin, hemen oradaki üzgün lafına takıldı. Yatağa yattıktan sonra “Anne, ben üzgünüm” diye bizi çağırdı. “Sen beni yalnız bıraktın” dedi. Anlatmaya çalıştığı şey yalnız uyumak istememesiydi, nitekim geçen gün tuvalette kakasını yaparken de “Sen beni yalnız bıraktın” demişti bana.

Ben de “Tamam Deniz’ciğim, bu gecelik sen uyuyana kadar yanında kalacağım” dedim. Çok sevindi. Uzun süre yanında yattım. Sonra bit kadar yatakta ikimiz de rahatsız olduk, ben odama gidip yatacağımı söyledim, tamam dedi ama onun istediğini yaptığım için tatmin olmuşa benziyordu.

***

Gerçekten uğraştık, uğraşıyoruz herkesin bu anormal zamanları en az hasarla atlatması için. Derin’in bir derdi yok, memesi, sütü olduktan sonra… Asıl zorlanan Deniz oluyor.

Annemin bana hatırlattığı, öğretmenime söylediğim “Annem kardeşimi daha çok sevebilmek için beni okula gönderdi” lafını düşünüyorum. Aklımda bile kalmamış, ne o sözler, ne o andaki hislerim. Oysa şu an kardeşimsiz bir hayat düşünemiyorum.

Biliyorum Deniz de böyle olacak. Ona “sen öğretmenine böyle böyle demiştin” diyeceğiz. Umurunda bile olmayacak, çünkü o sırada Derin’le kız tavlamaya, ya da Galatasaray maçına gidiyor olacaklar.

11 yorum

  1. tuba bozacıoğlu

    Son söylediğin o kadar doğru ki, söyleyecek başka bir şey yok. Benim de 2 ablam var.. Ne çok bağırışır, ne çok yerdik birbirimizi… Şimdi hepimizin oğluşları var(benim insallah 3 ay sonra olacak:) Koca kadınlar olduk.. Birbirimizle konuşmadığımız bir gün yok neredeyse.. Onlar olmasa napardım bilmiyorum. Bu bir süreç ve geçecek, hiiiç dert etme.. Dediğin gibi birlikte çok iyi bir ikili olacaklar..

  2. Kolaylıklar diliyorum bu aşamayı atlattktan sonra sıkı dur minik emeklediğinde yarım yamalak konuştuğunda herkesin yoğun ilgi odağı olduğunda iş çok zor sokaktaki insana anlatamıyorsun bunu İKEA da kala kalmıştım anne herkes Denizi seviyor neden beni sevmiyorlar:(((
    İçim cız etmişti !!!
    Birde herşeyi önceden anlatmak kısmında biraz denge kurmak lazım galiba!Ben o konuyu fazla abartmıştım:(((Daha sonra herkesten aynı şeyi bekliyor ama günümüzde herkes aynı değil

  3. Çok güzel bir yazı olmuş. Son cümleye kadar aman allaam ikinci çocuk falan mı? asla! diyordum, ama son cümleden sonra bir tane daha yapmaya karar verdim. Şaka şaka! :o)
    Ama o günleri düşünmek bile çok güzel olmalı sizin için.
    Bunları da atlatacaksınız…

  4. sevgili blogcu anne, benim ikinci kızım da 8.5 aylık ve asıl kıskançlık ve kimse benimle ilgilenmiyor krizleri, ufaklık ayaklanıp, sevimlileştikten sonra başladı. 6.aydan sonra yani. ama ben bütün bu kıskançlık triplerini, masumca dile getirdikleri duyguları, oyuncağını onun elinden kıskanıp kapmasını, ona iğrenç demesini bile seviyorum. bütün bu dönemler gelip geçecek, ileride gülüşerek anlattığımız hatıraları oalcak.ben kardeşsizim, tek çocuğum, keşke deli gibi kıskanmış olduğum bir kardeşim olmuş olsaydı şu hayatta…

  5. Nefisimi tutarak okudum hikayenizi.Okurken bir an Deizin yerinde hissettim kendimi.Çok üzüldüm.Gerçekten çocuk yetişritmek çok zormuş.Bende Ege ile uğraşırken ona bir şeyleri anlatırken zorlandığımda bazen fark etmeden sanırım onu üzüyoruz ama nasıl neden üzdüğümüzü anlamıyoruz.Siz 2 ufaklıkbüyütüyorsunuz Allah sabrınıda kolaylığınıda versin.Bunlar gerçekten güzel anılar sizinde yazdığınız gibi son cümlelerinizde herşey anı olucak gülünecek.Sağlıkla kalın .

  6. Bak, bak benim hakkımda öğretmenlere iftiralar falan atılmış 🙂 ben bunu bilmiyordum..

    Ama bil ki kardeşin de sensiz bir hayat düşünemiyor…

  7. "Normal falan ama, insan yine de üzülüyor. " cümlesiyle başlayan paragrafta gözlerim doldu ben de tanımasam da üzüldüm Denizciğe. Canım benim kısa sürede atlatacak kadar zeki bir çocuk sanırım.

    Bu arada ben de geçen perşembe 38 hafta 6 günlükken Defneciğimizi kucağıma aldım. Ama sanki sana ihanet etmiş gibi hissettim kendimi . Çünkü 5 saat çok şiddetli doğum sancısı çekmeme rağmen ne yazık ki ağlaya ağlaya genel anesteziyle dünyaya getirdim kızımı, evet doğuramadım! 🙁
    200'ü geçmişti NST'deki değerler; hatta bir ara nefesim kesildi çünkü değerler sıfırlandığında bile ben rahatlayamıyordum, 3 muayene sonrasında açıklık geldiğimiz gibi 1 cm'i geçmemiş, bebek yukarıda kalmıştı, epüdral de şiddetli sancılar nedeniyle çok da doğru bir karar olmayacaktı.
    Olsun çok sağlıklı ve ben de çok iyiyim şükür, kendimi doğum sancısı çekmedim değil, o heyecanı yaşamadım değil diyerek telkin ediyorum.
    A bu arada eşim doktoruma bozuk attı hemen sezaryene geçti ,beni telkin etme yoluna gitmedi diye, hatta aslın da ona dava açmam gerek diyecek kadar da öfkeli.
    Bundan sonra ikinci çocuk için (bir engel olmazsa tabii) SSVD ile ilgili yazılarını ve linklerini takip ederim. :o)
    Bu konudaki düşüncelerini merak ediyorum.
    Sevgiler…

  8. TUBA, GÜNEBAKAN – Tamamen kendi kardeşlik deneyimimden yola çıkarak tek çocuk hiç düşünmemiştim. İlk günlerin zor geçtiği bir gerçek, ve anladığım kadarıyla ileride biraz daha zorlaşacak, ama sizin de dediğiniz gibi ileride buna değeceğini düşünüyorum.

    AÇALYA – İlahi sürahi… Bir an için acaba mı dedim! 🙂

    TUĞBA – İnsan gerçekten farkında olmadan kırabiliyor, üzebiliyor çocuklarını… Ama bir yandan bu deneyimlerden de bir şeyler öğrendiklerini düşünüyorum çocukların. Hayat her zaman adil olmuyor çünkü… Önemli olan büyük hatalar yapmamak, değil mi?

    ECE – Daha kimlere, neler dedim, sen bir bilsen… Canım.

    ELİFLALE – Tebrikler!!! Birkaç gündür aklımdaydın, çok sevindim bebeğini sağlıkla kucağına almana… Tabii ki durumu bilmeden yorum yapamam, ama senin de dediğin gibi en azından bebeğin geleceği zamanı kendisi seçmiş, ki bu çok, çok önemli bir detay. Zamanı gelince SSVD grubuna da katılmanı tavsiye ederim: http://groups.yahoo.com/group/ssvd Sevgiler…

  9. teşekkür ederim şimdiden katılıyorum.

  10. Zeynep Ozler Salihog

    2 kiz kardesiz. Ablam ben dogdugumda anneme ; Anne hadi evimize gidelim, gorduk iste birseye de benzemiyormus, cok cirkin – o burda (hastanede) kalsin demis….Aramiz 5 yas. Suanda ise ikimizde birbirimize sahip olmakdan cok mutluyuz…