Üç buçuk yaş psikanalizi

Başlık çok iddialı oldu. Ama anlatacaklarımı başlık kısmına sığdıracak başka kelimeler bulamadım!

İki gün önce Deniz’in okulundaki psikologla randevum vardı. Kendisi pedagog değil, ancak çocuk psikolojisi alanında araştırma ve çalışmalar yapmış. Görüşlerini ve tavsiyelerini oldukça beğeniyorum. Geçenlerde düzenlediğimiz ve birçok kişinin de “Ne güzel fikir!” dediği Abi Olma partisi onun fikriydi mesela…

Kendisiyle konuşmak istediğim üç başlık vardı: Kardeş olayı, kendi kendine yemek yeme(me) sorunu ve korku konusu.

Konuştuklarımızdan çıkan sonuçları üç yaş ve civarı çocuk annelerinin ilgisini çekeceğini düşünerek şöyle özetleyebilirim:

(1) KARDEŞ OLAYI: Deniz, Derin’in varlığına geçenlerde öğretmenine söylediği “Herkes Derin’le ilgileniyor, kimse benimle ilgilenmiyor”dan başka ciddi bir olumsuz tepki vermedi. Genelde çok sevgi dolu yaklaşıyor, Derin’e bakışlarında gerçekten sevgi var, sanki yavru kediye bakarmış gibi bakıyor kardeşine… Bunun altında da kendisinin sevgi gören, sevgi dolu bir çocuk olması yatıyor. Elbette kıskanıyor, kıskanması normal, kıskanması istenen bir şey, çünkü kıskançlık insanın içinde olan, doğal bir duygu.

Deniz’in öğretmenine sarf ettiği bu sözler onun bu konuyu içine atmadığını düşündürtüyor. Dolayısıyla endişelenecek bir durum yok.

Ancak bu durum ileride, özellikle de Derin hareketlenip Deniz’in oyuncaklarına atlamaya başladığında değişecektir. Nitekim, Deniz’in evdeki hükmü hala devam ediyor. Derin mobil olmadığı için her yer, her şey hala Deniz’in. İleride oyuncaklarını paylaşmaktan çok fazla hoşlanmayacaktır, kaldı ki her şeyi de paylaşmak zorunda değil.

Deniz’le okuldan geldikten sonra ebeveynlerinden birinin birebir vakit geçirmesi önemli. Birebir, yani Derin yokmuş gibi. Babanın 4 buçukta işten çıkıp 5′te evde olması söz konusu olamayacağı için de bu ebeveyn ben oluyorum. Ancak şu andaki koşullarda (yardımcısız) bu söz konusu değil, çünkü Deniz’i servisten almak için aşağıya bile Derin’le iniyorum. Bu nedenle de bir yardım almanın gerekli olabileceğinden bahsetti Özge. Ancak şunu da ekledi: “Evet, Deniz’in seninle birebir vakit geçirmesi tabii ki önemli. Ancak yapamayacak olsan da çok sorun olmaz. Fakat kendini unutmamalısın, sen her şeyin altından kendi başına kalkmaya çalışıyorsun, biraz rahatlaman lazım. Asıl kendin için yardım almayı düşünebilirsin, düşünmelisin” Tehlike çanları, nı nı nı nııııın!

Deniz, Derin’i yıkamaya yardım ediyor

“Abi olma” olayını çok fazla büyütüp gereğinden fazla bir mana yüklememek lazım. Önemli olan büyük çocuğun “Ben yetersiz miydim? Neden bir tane daha yapma ihtiyacı duydular?” diye hissetmemesi. Peki, buna nasıl engel olabiliriz? Şöyle: Büyük çocuğu her şeye dahil ederek. Tamam, bunu zaten yapıyoruz. Deniz, Derin’in üstünü örtüyor, banyosuna yardım ediyor, emziğini ağzına tıkıyor (tıkmaması, yavaşça vermesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor). Güzel, doğru yoldayız.

(2) KENDİ KENDİNE YEMEK YEME(ME) OLAYI: Deniz’in bu konuda okulda hiçbir sorunu yok, gayet güzel yiyor. Deniz’in yemek yeme sorunu da yok, “Anne-babayla yemek yeme sorunu” var. Daha doğrusu bunu inat haline getirmiş (kim suçlu acaba?)

Burada bir anti parantez açarak son günlerdeki durumu özetleyeyim: Doğan’ın işten geç gelip de akşam yemeğini Deniz’le baş başa yediğimiz zamanlarda Deniz yemeğini sorunsuz bir şekilde bitiriyor. Çünkü ben UMURSAMIYORUM. Aynısını Doğan yapmıyor, yapamıyor, gerekli görmüyor, her neyse… Dolayısıyla baba olduğu zaman senaryo değişiyor, kaşığını tut, çatalını al, bir lokma daha ye, bir yudum daha iç derken allem-kullem bir şekilde BİTİRTİLİYOR Deniz’in yemeği.

Benim bu noktadaki yaklaşımım şudur: Deniz, üç buçuk yaşında, karnının ne zaman acıktığını bilen, bu ihtiyacını dile getirebilen bir çocuk. Kilo problemi yok. Boyu, posu, gelişimi yerinde. Kendi yemeğini kendisi yeme kapasitesine sahip. Bu noktadan sonra ona ağzına mıncık mıncık yedirmek sadece benim kalp spazmı geçirmeme sebep olmakla kalmıyor, Deniz’in bu konudaki bağımsızlığını da hiçe saymak anlamına geliyor.

Elbette ki oturup spagettiyi çatal-kaşıkla yemesini beklemiyorum. Ya da balığının kılçıklarını bıçağıyla ayıklayamayacağını biliyorum. Üstüne-başına dökmesi hiçbir şekilde dert değil, yeter ki kendisi yesin.

Özge’nin dediğine göre ben yemek yeme konusuna bu bakış açımla psikologların olmasını istediği anne profiliymişim. Israr etmeyen, midesinin küçüklüğünün farkında olan, ihtiyacı olan sebzenin miktarının azlığını bilen anne… Buraya gelebilmek için ne badirelerden geçip Deniz’le ne gereksiz savaşlar yaptığımı hatırlayınca çok da anlamı olmuyor benim için hangi profilde olduğum. Yanarım yanarım, sinir harplerine yanarım.

Bu konuda anne-babanın aynı sayfada olması şart. Biz henüz değiliz, olamıyoruz. Baba benim kadar rahat olamıyor. Son kaşığı da yemesi için ısrar ediyor mesela, bence çok anlamsız. Bir kaşık daha yese ne olur, yemese ne olur?

Anne-baba aynı sayfada değilse bile öyleymiş gibi davranmaları, bu fikir ayrımını çocuğa hissettirmemeleri önemli. Nasıl olacak bu? Madem Doğan Deniz’in az yemesini görmemezlikten gelemiyor ve müdahale etmek zorunda hissediyor, o zaman birlikte yemek yerken ben işi tamamen ona bırakacağım. İstediği gibi yesin, yedirsin. Deniz kime ne kapris yapacağını zaten biliyor. “Anne varken kendim yerim, baba varken mızıldanırım” ayrımını yapabilecek durumda.

(3) KORKU KONUSU: Deniz’de son zamanlarda karanlıktan korkma olayı vardı. Hava karardıktan sonra karanlık bir odaya tek başına gitmek istememek, örneğin salonda oturuyorken odasından bir şey almaktan çekinmek gibi. Buna son zamanlarda gündüzleri de tek başına odaya gitmekten çekinmek eklendi. Neden olduğundan emin olamasak da bir fikrimiz var: Monsters, Inc.

Seyretsin mi, seyretmesin mi, henüz çok erken değil mi derken kim vurduya gitti, ve seyretti sonunda. Benim yetişkin aklımla bayıldığım, birçok yerinde yerlere yatarcasına güldüğüm bu çizgi filmdeki bukalemun canavar Randall Deniz’i oldukça korkutmuş durumda. Sürekli “I’m scared of Randall” deyip duruyor.

Monsters, Inc.’teki kötü karakter Randall

Ne yapmalı, çocukların bu korkularına nasıl yaklaşmalı? İki nokta önemli: (1) “Korkma” demek yeterli değil. Bu korkusunun farkında olduğumuzu ve onu anladığımızı hissettirmeli. “Korkmanı anlıyorum” demeli. (2) Bu canavarların gerçek olmadığını belirtmeli. “Korkmanı anlıyorum, ama bunlar yok biliyorsun. Hem bizim evimiz çok güvenli, kimse giremez” demeli. Beraber uyuduğu bir uyku arkadaşı varsa (Mumu gibi), yalnız olmadığını hatırlatmalı.

Özge çocuklardaki bu korku konusunun bir psikolog olarak onu oldukça endişelendirdiğinden bahsetti. Ben 10 furyası mesela, özellikle dört yaş grubunda almış başını gitmiş. Bir arkadaşımın oğlunun (bir başka okuldaki) öğretmeni, çocukların okula Ben 10 eşyası getirmesini yasaklamış. Deniz henüz seyretmemiş olmasına rağmen o kadar çok görüyor ki etrafta, şimdiden hem ne zaman seyredeceğini soruyor (kendi kendime “8 yaşında olunca” diye attım), hem de bir yandan “I don’t like Ben 10″ diyor.

Bir yandan ortalık böyle korku unsuru dolu çizgi filmlerle dolup taşıyor, bir yandan da “Aman, çocuklarımız onları seyretmesin, bunları seyretmesin” deyip duruyoruz. İkisinin ortasını bulmak lazım. Ne çok korumacı, ne de fazla serbest olmak lazım.

Bu noktada Deniz’in son zamanlardaki vurdulu kırdılı hareketleri, Piyuv piyuvvv şeklinde ateş edip durması ve geçen gün bana “Anne ben seni öldürücem” demesi gündeme geldi. Bu tip diyalogları çocuklar evden, kendilerinden daha büyük olan abi-ablalarından, anne-babalarının izledikleri aile dizilerinden öğreniyorlar. Sonra da okulda birbirlerine aktarıyor, o şekilde birbirlerinden öğreniyorlar.

Mesela: Deniz’lerin okulunda her Pazartesi “Sharing Day” (Paylaşma Günü). O gün çocuklar okula arkadaşlarıyla paylaşmak için istediği bir ya da birkaç oyuncak, kitap, vesaire götürüyorlar. Deniz’in arkadaşlarından biri tabanca getirmiş. Deniz daha tabancanın ne olduğunu bile bilmiyordu, adını bile yanlış söyledi, ne dediğini unuttum şimdi. Ama Efe getirince Deniz de tabancayla tanışmış oldu. Bir şekilde de tanışacaktı sonuçta…

Korku konusunu, bunun sadece Deniz’e özgü olmadığını, Deniz’in yaş grubundaki çocukların büyük çoğunluğunda rastlandığını, ve bu konuda sınıfta bir çalışma yapılacağını konuşarak kapattık. Ne tür bir çalışma olduğunu bilmiyorum, ama sonuçta yukarıda değindiğim “Korktuğunuz şeylerden neden korktuğunuzu anlıyoruz, ama onlar gerçek değil, haberiniz olsun” mesajı veren bir yaklaşım olacak anladığım kadarıyla…

Aklımdan uçup gitmeden yazdığım iyi oldu bunları. Şimdi tekrar okuyup kendim de sindireyim.

10 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

10 Cevap verilmiş: Üç buçuk yaş psikanalizi

  1. Vuslat diyor ki:

    Çok sağol Elif bu paylaşımla riçin. Psikologunuzun yaklaşımını ben de çok beğendim. Yemek konusu, banyo konusu, tek başına giyinme konusu , terlik giyinmeme ve dağınıklık konusu…Bunlar benim kızımla aramdaki en gergin konular (Aslında banyo kısmı hariç eşimle de bu mevzularda kapışıyoruz hep) 2 gün önce tiksine tiksine patlıcan yedi. Dün kabak yiyeceğine söz vermişti ama baktım yemeyecek, hadi zorlamayim dedim. Renki makarna yaptım, renkli diye onu da yemedi. Kavga, dövüş derken aç kalktı. Öncesinde banyo yapmayacağım diye tutturmuştu. Babası ite kaka banyoya götürdü ( O kadar yapma diyorum, anlamıyor adam) Zaten orada film koptu. Çocuk anneeee diye seslenir. Gitmesem, baktım ki boğazını yırtarcasına ağlıyor .Gitsem babası niye geldin diye kızar.Sonrasında yemekteki gerginlik, bu sefer de ben çileden çıktım. O kadar emekle yemek yap, kendime hafif yemek, babaya onun damak tadına uygun etli bir yemek, çocuğa sağlıklı yemek. "Ne bu ya "dedim…"Yetti…Bu yüzden sana kardeş doğurmuyorum, bıktım sizden yaa" diye bir bağırmışım…Psikologa gitsem, bunu anlatsam,önce sizi tedavi edelim diyecek muhakkak ki..Sonra da işte bir dönem aldırış etmeyim diyorum ama bakıyorum bu sefer de ipler tümden gevşemiş… Off ki ne off. Annem çocukken bana sadece bir kez uyarıda bulundu. Yemin ediyorum sadece bir kez…Anlardık biz laftan yahu.Bunlar anlamıyor.Diğer anneler ne diyecek acaba?

  2. Seyhan diyor ki:

    Paylasımlarınızı beğenerek okuyorum teşekkür ederim

  3. Kaymaçina diyor ki:

    Ben ısrar etmemekten yanayım Elif, K.2gündür akşam yemek yemeden yatıyor sanırım anneanne burada olunca ve malum ısrar edince konu inada bindi. Ne yapayım aç aç yatırıyorum, hep böyle devam edecek değil ya :) Okul psikologunuzzun yaklaşımı ve tutumu oldukça mantıklı , beğendim kendilerini .Dilerim bizde böyle bir okul bulabiliriz bizimki için …sevgiler

  4. Esra Erdogan diyor ki:

    Gerçekten kendine bir süre için bir yardımcı bulsan iyi olmaz mı? Ben kendime senin kadar yüklenemiycem, şimdiden 2. doğduğu zaman için bir yardımcı bakmaya başladım. Çok daha rahat edersin.. Yaşadıklarını okudukça beni senden de zor günler beklediğini görür gibiyim.. En azından Deniz bütün gün okulda, biz de kızım da küçük. Bakalım neler yaşıycaz.

  5. Buse diyor ki:

    Ben Derin'in banyo fotoğrafına takıldım. Hakikaten bunlar böylesine minik oluyorlardı değil mi? Unutmuşum. 7 haftamız var önümüzde, sonra biz de 2 çocuklu bir aile oluyoruz. O nedenle sıkı takipteyim, en azından psikolojik hazırlık oluyor. Paylaşımların için çok teşekkürler.

  6. elif diyor ki:

    Paylaşım için canı gönülden teşekkürler…
    Bu tip durumlarla sadece biz karşılaşmıyoruz demek ki:)
    Yemek yeme,Ben10 furyası(hiç seyretmemiş olmasına rağmen çokk sevmesi…"anne sen Ben10 sevmiyorsun biliyorum"diyor bizimki…),karanlık korkusu…
    Hepsi hepsi bizde de var…Bu nedenle yazdıkların rahatlattı içimi ve bir yol gösterdi teşekkürlerr….

  7. ElfAna diyor ki:

    Calistigim kurumlardan birinde hayaletleri oldukca kafasina takmis bir 4 yas cocugu vardi. Anne, korkularinin ustune gitmeli mantigiyla her gun duzenli olarak hayaletli cizgi filmler falan izletiyormus. Anne ile konusuldu&kesinlikle geri adim atmayacak belli. Hatta beni ekarte edip yilsonu gosterilerisine hayaletli bir seyler de sikistirip, rolu de cocuguna almis. Cocuk hayaletin h sine bile tahammul edemiyor, boyle bi buzusuyor, gozleri kocaman aciliyor. Bir yerlerde mi okudum yoksa kendim mi uydurdum emin degilim, korkularimizdan bahsettim cocuklarla beraberken. Sonra herkes bunu resme doktu. Toplu olarak burusturduk, havalara attik, imha ettik. Cok eglendiler. Birbirlerinin korkularina iki cift laf da ettiler. Maalesef gosteriye cikti ve donup kaldi, anne de sahneye firlayip elinden tutarak bitirmesine yardimci oldu.. Ama siniftaki gunumuzden sonra arkadaslariyla ve benimle en azindan hayaletlerden bahsedebilecek kivama gelmisti. Bu monster inc. ozellikle de girisi, Alpi' ye iyi gelmemisti baslarda. Eskiden istedigin gibi girip cikabiliyordun da simdilerde uyelik gerektiren bir site var. http://www.teachwithmovies.org
    Buradaki gibi yaklasimlar, o korku duygusunu oldurmeye yardimci oluyor.

  8. ruyakalyon diyor ki:

    merhaba
    paylaşımınız için çok teşekkürler!!! bu da tüm diğer yazılarınız için aydınlatıcı oldu :) )))
    yemek konusunda da annelerin oyle olmasına sebep biraz kendileri, biraz çocugun yapısı iştahı,biraz çevrenin tutumu sanırım. "aaa yemekle hiç arası yok herhalde": anne-ne yapsam yemiyor- "sizin çocuk küçük olacak herhalde": anne-acaba yapısı mı öyle ben mi yanlış yapıyorum/yaptım? çok mu sıktım? umursamadım mı?….. sonu gelmez acabalar. özel olmazsa denizin boy kilo durumu nedir? bu durumda annenin içinin rahat olması çözümün büyük parçası
    sevgilerimle

  9. blogcuanne diyor ki:

    Yemek yeme olayını büyük ölçüde çözümlüyoruz gibi görünüyor. Demek sadece bir süreçmiş, Deniz de aslında bazı şeylerin farkındaymış ama biraz kendi kendine bırakılmaya ihtiyacı varmış diye düşünüyorum.

    VUSLAT, SEYHAN, ELİF – Yardımcı olabildiğime çok sevindim.

    KAYMACİNA – Ben de zamanı geldiğinde gönlünce bir okul bulabilmeni dilerim, çok önemli gerçekten…

    ESRA – Yardımcı olayına hala karar verebilmiş değilim. O kadar alıştım ki işimi kendim yapmaya, evin içinde sürekli birisinin varlığı beni rahatsız edecekmiş gibi geliyor. Şu an haftada bir gelen temizlikçi kadını haftada iki almaya başlayacağım, bakalım bir şey fark edecek mi…

    BUSE – Evet, aynen bu kadar, hatta daha da küçük oluyorlar. Bu resim çekildiğinde Derin yaklaşık bir aylıktı, doğduğunda nasıl olduğunu tahmin edersin.

    ELFANA – İdolümsün :) Harikasın, çok sağ ol paylaşımın için.

    RUYAKALYON – Deniz yaklaşık iki ay önceki doktor kontrolünde yaklaşık 16 kilo ve yanlış hatırlamıyorsam 98 santim boyundaydı (defteri yukarıda ve çıkıp bakmaya çok üşeniyorum :) Dediğim gibi, boy-kilo problemimiz olmadığı için ben pek kafama takmıyorum artık bu konuyu. Dedikleriniz çok, çok doğru. Bunu doğrulayan bir kitap okudum yakın zamanda, paylaşacağım.

  10. fatma diyor ki:

    benim 3buçuk yaşında bir oğlum birde 1aylık bebeğim var oğlumdaki huylar tamamen değişti özellekle bana karşı düşman gibi sanki çok soğuk davranıyo ağzına geleni söylüyo nasıl davranıcamı şaşırdım artık lütfen bi yardım ……

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (335 / 422 makale)


Annem 23 Nisan'da evine döndü. O günden beri dört kişilik bir aile olarak yaşamaktayız. Ancak önce 23 Nisan etkinlikleri, ardından ...