15 Yorum

İki saatte binemiyormuşum

Doğan iş için şehir dışına çıkınca, evde Deniz, Derin ve Paphia ile tek başıma kalmaya henüz hazır olmadığımdan hafta sonunu geçirmek üzere annemlerin evine geldim. Bağdat Caddesine yürüyerek yaklaşık 15-20 dakika mesafede olunca, hava güzel olduğunda kendimizi dışarı atıyoruz. Dün de öyle yaptık, Deniz, Derin, Ece (kız kardeşim) ve ben biraz hava alalım diye yürüyüşe çıktık. Dönüşte Deniz yoruldu, pusette de Derin’in ana kucağı olunca yürümek zorunda kaldı, biz de taksiye binelim dedik.

Daha önce de dediğim gibi, taksiye binmekten nefret ediyorum. Hele de yoldan çevirmekten iyice rahatsız oluyorum. Ancak Bağdat Caddesi’nin Cumartesi kalabalığında boş taksi bile bulduğumuz için sevinerek önümüze gelen ilk taksiye atladık.

Ece beni bindirip başka yere gidecekti. Deniz’i taksiye koyduk, Derin’in ana kucağını pusetten çıkarıp onu da koyduk, benim çantamı, Derin’in bakım çantasını, bilumum torbaları arabaya yerleştirmemiz nereden baksanız bir beş dakika falan aldı. Bu arada taksi şoförü beni çok etkileyen bir şey yaptı, puseti tek başına katladı. Daha önce takır tukur kırmadan bu işi becerebilen birine rastlamamıştım.

Fakat şoförün suratından düşen bin parça. Arka koltukta ben, Deniz, Derin oturuyoruz, Deniz komik komik şeyler yapıyor, Derin miyav miyav sesler çıkarıyor, adamcağız bırakın şöyle gülen gözlerle bakmayı, sanki Çin işkencesinden geçiyormuşçasına suratsız, belli ki ne kadar gemisi varsa Karadeniz’de batmış.

Bu arada arabayı da kötü kullanıyor, zaten trafik mit mit ilerliyor, bu adam ani duruş kalkışlar yapıyor, ama bir şey söyleyip kavga edecek olsam o halimle inip başka taksiye binmem mümkün olamayacağı için sesimi çıkaramıyorum. Derin hiç olmazsa oto koltuğunda diyerek Deniz’e sımsıkı sarılıyorum. Zaten de yavaş ilerliyoruz.

Trafikten ötürü yaklaşık 10 dakika süren bir yolculuktan sonra sokağın girişini kaçırıyoruz. Dönüş yapıyor, bu sefer benim söylememe rağmen kendisi gaza bastığı için yine kaçırıyor, homur homur bir şeyler söylüyor. En nihayetinde apartmanın önüne geliyoruz, annem aşağıda bizi bekliyor, hemen Deniz’i, Derin’i almaya çalışıyor. Şoför efendi zahmet edip de arabasından inip bagajdaki puseti vermeye tenezzül etmiyor. Annemle ben Deniz’i, ana kucağındaki Derin’i, çantaları, torbaları arabadan çıkarmaya çalışırken, bir de bagajdaki puseti çıkarmaya çalışırken sadece seyrediyor.

Ben yine o halde kavga etmekten çekindiğim için bir şey demiyorum, ama artık sadece “Sizi pek bir sinirlendirdik herhalde” demekle yetiniyorum. O da “Ama hanımefendi, siz de iki saatte binemiyorsunuz arabaya” diyor. Daha binişimden arıza yapmış belli.

“Bu halde daha nasıl binmemi bekliyordunuz?” diye soruyorum. Kaldı ki gerçekten de o halde ne kadar çabuk binilebilirse öyle yapmıştım. “Sinirlenecekseniz bu işi yapmayın” diyorum sadece. Kinayeli bir şekilde “Haklısınız” diyor, söylenmeye devam ediyor, ben de kapıyı çarpıp devam ediyorum yoluma.

Buyurun, bunu yapan bir durak taksi…

Ondan sonra “Korsan taksiye hayır!” diye eylem yapıyorlar…

Kapısında yazan taksi durağının ismini de, plakasını da almıştım, ama o telaşta unuttum tabii ki. Koşuyolu’da bir taksi durağıydı, adı aklımda kalmadı gitti.

 

15 yorum

  1. Butun buyuk metropollerde taksiciler bekletilmekten hoslanmaz, zamana karsi yarisirlar uc kurus icin. Ustelik bir de yakin mesafe gitmissiniz, adam kendince tavir koymus. Meselenin sinifsal ve cinsiyet boyutlarina hic girmiyorum bile. Eger taksiciniz tanidik degilse–hep cagirdiginiz duraktan gelmiyorsa–boyle olmasi normal. Ama size baska bir sorum var: iki cocukla yuruyuse giderken, hele de eve yakinsa, neden bu kadar cantayla cikiyorsunuz? Onca seyi yaninizda tasimak, eger yuruyus 45 dakikayi gecmeyecekse, sart mi?

  2. Ben de bunu anlamıyorum. O zaman bu mesleği icra etmesin. Şimdi kısa mesafe alır biraz sonra uzun mesafe yolcu alır. İşinin gereği bu değil mi ben kısa mesafe alamam deme hakkı var mı? Hele de belli ki kadın iki küçük çocuğuyla, onunla böyle bir şeyin hesabına girilir mi? İnsani değerlerimizi bu kadar kolay yitirmemizi anlaşılır kılmamak gerekiyor bence. Biz bunları yaşarken bunlara evet diyeceksek bizim çocuklarımıza çok daha kötü insan ilişkileri bırakacağız demektir. Hepimiz birbirimize ihtiyacı olan anlayışı göstersek belki daha insalcıl bir dünya ya ulaşmak o kadar da zor olmaz.

  3. butun buyuk metropollerde ayni durum yasansa, taksıcı aynı cevabı alır. bir de benim gibi boyle seyleri sikayet icin hergun ayirdigi 10 dk varsa, ozel olarak sikayet edilir.
    Taksici, ticaret yapamaz, hizmet satar. kısa da olsa, kotu de olsa arabasını düzgün kullanıcak,biraz insansa da iyigünler,hoscakalın diyecek ve 2 cocuklu bir kadına da yardım edecek.
    ben istersem 10 dklık yolu 3 bavulla dolasırım,bu da kimi niye ilgilendirir ?

    olumsuzlukları normal karsılamamak ve kabul etmemek gibi bir huyum var,napalım?

  4. @Sedaydin

    Tabi, ideal olan, herkesin emeginin karsiligini hakkiyla aldigi bir dunyada, kisa mesafe uzun mesafe ayrimi yapmadan, 3 bavulla 2 posete bakmadan guleryuzlu standardize hizmet.

    Ama yasadiginiz sehir–ve daha genelinde dunya, boyle bir yer degil. Olumsuzluklari normal karsilamamanizi anlamakla beraber, kabul etmemenizin bir sey degistirmedigini de gordugunuzu umarim.

    Taksicinin guleryuzlu hizmeti size sunabilmesi icin calisma kosullarinin onu gulumsetebilmesi gerekir oncelikle.Blogcu annenin bindigi taksiciyi tanimiyorum, ama kiralayarak calistigi bir taksinin gunluk kazancinin yuksek oraninin taksi sahibine gittigini dusunursek, emeginin karsiligini alamayan bir adamin homurdanmasina sasirmamak lazim.

    Acaba calisma kosullarindaki olumsuzluklari da normal karsilamama gibi bir yaklasiminiz da var mi?

  5. Durağın dışında bir de cemiyetleri var, dilekçe verip takip edebiliyorsun, ilgileniyorlar, aklında bulunsun.

    İstanbul'da taksiye binmekten hiç hoşlanmıyorum 🙁

  6. Keske sikayet etseymissin!!

  7. herkes hep daha fazla kazanma derdinde ama sorun bu değil sanki.alınan terbiye, yetişme şekli, karakter vb.
    2 çocuklu bir bayana ne durumda olursa olsun yardımcı olmamanın nedeni kesinlikle terbiyesizlik ve bencillik.Böyle çocuk ve birey yetiştirmekten Allah korusun

  8. Istanbulda araba kullanmamayı tercih ettiğimden, gideceğim yere ya toplu ulaşım araçların kullanarak gidiyorum ya da taksi ile.

    Sahrayıcedidte oturuyorum Taksi ile Palladium 5tl, suadiye 6.5 tl, acibadem 10tl, Adatepe ise 15 tl civarinda tutuyor. Tecrubelerime gore kisa mesafe denilen genellikle 5tl civarinda; makul bir mesafe denilen ise 10tl civarinda tutuyor. Şimdi 5 tl icin, 2 cocuklu bir anneyi üzmeye değer mi?

    bir taksi söförü bana Cadde müşterisi ile ilgili şunu söylemişti: "indi bindi olur, kısa mesafe gibi gözükür ama ben 4-5 seferde günlük rıskımı kazanırım. Allah berek versin"

    Bindiğim taksilerden kısa mesafe için hiçbirşey demeyeni de gördüm beni arabadan indirenini de; Göztepe durak taksisi olup Moda çay bahcesini bilmeyeni de gördüm, adresi tam bilmediğim halde uğrasarak adresi bulanı da; benim gitmek istediğim yolu biliyormuş gibi yapıp beni başka yoldan götürenini de gördüm, "hanfendi bu yol aklıma gelmemişti. tskler, bu sayede trafige takılmayacagiz" diyeni de; Ankarada "köprü geçiş parası" isteyeni de gördüm, bozuk parası olmadığı için para almayanı da.
    Nasıl insanlar çeşit çeşit, taksi şöförleri de öyle.

    Ben Istanbul trafiginde araba kullanmama tercihim sonucunda nelerle karşılaşacağımı biliyorum ancak şunu unutmamak gerekir ki:

    Hiçbir anne mecbur kalmadıkça kısa mesafe için taksiye binmez hem doğum kilolarından kurtulmak için bir fırsattır yürüyüş hem de çocuklarının temiz hava alması için. Taksi söföründen yardım beklemez ama yardım edilirse mutlu olur. Yanına yedek kıyafet almak zorundadır çünkü çocukları 1-2 saat çok uslu da durabilirler, 15 dakika icinde 3 kere kıyafet de değiştirebilirler. Kısa mesafe gittiğinde, aklında taksimetrede yazanından 1-2 lira fazlasini vermek vardir.

    Taksiye bindigim zaman selamimi eksik etmem. Eger bozuk param yoksa ya bindigimde ya da daha duraga telefon ettigimde soylerim; adresi bilmyorsam google mapten bir kroki cikaririm; soforlugune laf etmem biraz deli kullanırsa camdan disari izlerim, mecbur kalmadıkça müdahale etmem. inerken mutlaka iyi isler dilerim. Tüm bunlarin karşılığında da hele bir de kucagimda bebegim varsa kısa uzun laf etmeden beni arzu ettiğim yere götürmesini beklerim.

  9. calisma kosullarının ideal olmasi hangi meslek grubu baz alinarak soylenebilir?kime göre kimin çalışma koşulu daha iyidir ve bu durumda yaptığı işi homurdanarak yapmak çözüm müdür?

    evet ben bulunduğu şartlardan memnun olmazsa bunun için homurdanmak yerine bişeyler yapanlardanım.

    taksiciler,milletvekilleri,pazarcılar…kim olursa işini severek düzgün yapmıyorsa, yapması için elimden geleni yaparım. denizde kum demem tek tek uğraşırım.

    bunun bir fark yaratmadığını düşünürseniz de bunu sivil toplum örgütlerine,meslek odalarına,sendikalara anlatın derim.

  10. Yasemin_ekin'in yorumlarını çok tuttum.Wine da değişik ve düşünülmesi gereken bir bakış açısı sunmuş.

    • tesekkur ederim Vuslat. Yazıyı okuduğum gece gözüme uyku girmedi neden dersen ertesi gün "kısa mesafe" deki hastaneye kızımı kontrole götürmem gerekiyordu. İnşallah kötü bir durumla karşılaşmam diyordum. Neyse ki sağ salim gittik, geldik. Gelince de yazdım yorumlarımı.

      Hassasım toplu taşıma hele de taksi konusunda. zor bir iş istanbul trafiğinde direksiyon sallamak ama istanbulda anne olmak da hiç kolay değil…

  11. Kendimi hep taksicilerin yerine koymaya çalışıyorum. Tabii ki kolay iş değil, rezil bir trafik, dur-kalk, kimsenin saygısı yok, bir Allah'ın kulu yol vermez. Ben iki çocuk annesi olduğum için özel bir muamele beklemiyorum, sadece verdiğim ücretin karşılığını bekliyorum. Ama kısa, ama uzun mesafe, sonuçta bedava gitmiyorum ki gittiğim yere…

    WINE – Ya sizin çocuğunuz yok, ya da hiç başınıza kaza gelmemiş diye düşünmekten kendimi alamadım. Nitekim ben apartmanın bahçesinden başka hiçbir yere biri üç buçuk, diğeri 6 haftalık iki çocukla yedek kıyafetsiz gitmeyi düşünemiyorum. Bu benim tercihim tabii, herkesinki farklıdır.

    • Cocugum yok, fakat cocugunu/bebegini gunluk yuruyuse gotururken yanina koca cantalarla yedek kiyafet almayan arkadaslarim var, o yuzden sordum. Evet herkesin tercihi, ve buna bagli olarak da deneyimi farkli.

  12. Cok sinir bozucu, wow yine de "haklısınız" diyebilmiş. Milletin siniri burnunda geziyor oralarda, TR'ye gelince ben öyle oluyorum da, iyi gene tam siz inerken gaza basmamış (olmuştu ya öyle bir olay gazetede okumuştum)

  13. Taksici yardım etmek zorunda değil bana göre, ilk etapta yardım etmekle zaten üzerine düşen görevi yerine getirmiş diye düşünüyorum. Bir de umarım aracı 5 dakikalık bekletme konusu trafikta diğer araçların geçmesine engel olmamıştır..Çünkü bazen sorumsuzca taksiler dakikalarca meşgul edilip arka tarafta çok daha zor durumda olan insanlar bekletilebiliyor. Bu durum da hiç hoş değil ve bencillik ötesi bir durum.