Kırk gün… Kırkı da birbirinden uykusuz gün…

GD Star Rating
loading...

Derin dün kırk günlük oldu. Kırkını çıkardı. Kırklandı. Kırk uçurdu. Her neyse işte…

Bir öyle, bir böyle, kâh gülerek, kâh ağlayarak, ha düzene girdik, ha gireceğiz dediğimiz kırk gün…

Teknik olarak lohusa değilim artık. Cinler gitti mi diye soracak olursanız cevabım hayır olur. Hala acayip düşünceler gelip geçiyor kafamdan. Ama belki de dediğiniz gibi, bunlar lohusa değil, annelik cinleri… Hiç rahat bırakmayacaklar beni bundan sonra. Zaten Deniz’le birlikte bazıları gelip tepeme çökmüştü, şimdi onlara yenileri eklendi.

Geçtiğimiz kırk günde neler yaptık, neler öğrendik, hep birlikte bakalım.

Meme-Uyku olayı

Gündüzleri iki saatte bir olarak oturan meme emme düzenimiz geceleri üç, üç buçuk, bazen dört saate kadar çıkabiliyor. Bu durumda Derin’in gece-gündüz ayrımını yaptığını söyleyebilirim, nitekim geceleri emdikten kısa süre sonra tekrar uykuya dalıyor.

Biberon denen hayat kurtarıcı buluş

Tam da “biberona başlamamız lazım” dediğimiz zamanlarda Avent’ten gelen Yenidoğan Hediye Seti hayatımızı kurtarmıştı. (BPA konusunu henüz açığa kavuşturmuş değilim, o zamana kadar kullanıyoruz bakalım.) Artık geceleri bir seansı Doğan veriyor ve ben biraz da olsa uyuyabiliyorum.

Derin genelde gece 1 ve sabaha karşı 4′te uyanmayı alışkanlık haline getirdi. Benim en çok zorlandığım da işte bu 1′deki seans olduğundan canım Doğan’cığım üşenmeden kalkıp, buzdolabına indirdiğimiz donmuş sütü ısıtıp, Derin’i besleyip, altını değiştirip geri yatıyor. Böylece ben -çoğu gece- 4′e kadar uyuyabiliyorum, ki bu da şu an ihtiyacım olan aralıksız 5 saatlik uykuyu sağlamış oluyor. Bazen daha bile fazla…

Sağılmış sütlerle ilgili önemli bir gerçek

Derin’e şu anda verdiğimiz sağılmış sütler sütümün ilk geldiği zamanda ne yapacağımı bilmezmişçesine sağarak oluşturduğum stoklardan. Ancak çok büyük bir hata yapmışım. O zaman, “göğüslerim rahatlasın da ne olursa olsun” diye Allah ne verdiyse sağdığım sütleri küçük porsiyonlara ayırmayı hiç düşünmemiştim. 120, 150 hatta 180 cc’lik torbalar yapmışım.

Bunda biraz da Derin’in ne kadar içeceğini bilmemenin etkisi vardı tabii. Biberon vermeye başladığımız zaman bu esrar perdesini de ortadan kaldırmış olduk: Bir seferinde 70 ila 90 cc arasında içiyor. Demek ki ne yapmalıymış? Sütü sağarken küçük küçük miktarlarda yerleştirmeliymiş torbalara. Yeni annelerin kulağına küpe…

İlk gülücük

Derin kırkını devirmeden önceki gün ilk gülücüğünü bahşetti. Buna daha önce şahit olmuş olanlar ne kadar muhteşem bir şey olduğunu bilir. Gözlerinizin içine bakarken o küçücük, nokta gibi ağız yavaş yavaş yukarı doğru kıvrılıyor, dombili yanaklarını da yanlara doğru ittirerek içinizi eriten bir ifade oturuyor bebeğinizin yüzüne. Ancak Derin’in bu ilk gülümsemesini ben ve Doğan için özel yapan şey bunun Deniz’e verilmiş olmasıydı. Derin, ilk kez Deniz’e gülümsedi. Hayatımda hiç unutmayacağım bir an olarak kazındı kafama…

Artık yüzleri daha bir inceliyor, objeleri takip ediyor Derin. Her ne kadar gözlerimin içine henüz bakmasa, siluetler daha çok ilgisini çekse de uyanık olduğu saatlerde vaktimin büyük bir kısmını bir gülücük daha koparmaya çalışarak geçiriyorum. Bu sefer sadece benim için…

Patlayan kakalar

İlk olarak Deniz’in Amerika’daki doktorundan duymuştum “Explosive stool” terimini. Başıma gelene kadar da ne olduğunu bilememiştim. Bu bebek tayfası bazen öyle bir kaka yapıyor ki, hiçbir marka bebek bezi yetmiyor onu tutmaya. Bir çıkıveriyor ki bezin içinden, taa boynuna kadar.

Deniz bu “patlayan kakalar” konusunda pek bir hünerliydi. Daha bir iki haftalıkken babasıyla birlikte altını açtığımızda karşı duvara fışkırtmışlığı bile vardı. Derin bu konuda daha efendi, henüz bir vukuatı olmadı derken az önce o da patlayan bir kaka gerçekleştirdi ve fosforlu sarı kakasını belinin en yukarılarına kadar, body’si ve tulumunu da lekeyeleyecek şekilde çıkardı.

Annenin suratına işemeler

Derin her ne kadar patlayan kakalar konusunda Deniz’in eline henüz su dökemediyse de onu aratmayacak bambaşka bir vukuat gerçekleştirdi: Bir aylık kontrolü için doktora gittiğimizde sünnet sonrası bir de cerrahla görüşmemiz vardı. Doktor bize pipisini gösterir, bakın şöyle olmuş böyle olmuş derken Derin çişini bırakıverdi. Bilen bilir, bu erkek bebekler pipileri ortadayken anormal bir sulama potansiyeline sahiptir. Derin oğlum da sağ olsun bu kudretini esirgemeyerek tüm çişini suratıma doğru püskürttü. Hatta ağzıma bile girdi diyebilirim!

Ağlak anne

40 günlük lohusalığın bitmiş olması benim ağlak hallerimin pek de sonlanacağı anlamına gelmiyor sanırım. Nitekim “mazeretim var, ağlarım ben” durumlarım tam gaz devam ediyor:

  • Biberona başlamadığımız zamanlarda “uykusuzluk çok zor” diye yakındığımda Doğan “Geçecek aşkım. Hem şöyle düşün, bunu son kez yapıyorsun, tadını çıkarmaya bak” gibi bir şeyler söyleyince hüngür sümük bıraktım kendimi. Her ne kadar mantık gereği burada duracak olsak da Derin’in son bebeğim olabileceği gerçeğini hatırlatmamaya çalışıyorum kendime. Doğan iyi niyetle de olsa bunu söyleyince kendimi koyuverdim. Şimdi ne zaman Derin’e baksam, bir saniyenin daha geride kaldığını, bir anlık daha büyüdüğünü düşünüp ağlıyorum. (Şu an böyle diyorum ya, iki sene sonra biri iki diğeri beş yaşında iki oğlan anası olduğumda bana “bir çocuk daha istiyor musun?” diye sorun, bakalım cevabım ne olacak?)
  • Doğan’la uzun zaman sonra ilk kez yakınlaşma fırsatı bulduğumuzda “Her şey normale dönüyor işte!” diye oturup ağladım. Olağan üstü halin kalkmasına oldukça sevinmiş görünen ve benim ağlak halime anlam veremeyen Doğan “E iyi ya, daha ne istiyorsun?” deyince daha da ağladım.

Ne mi istiyorum? Zamanın bu kadar çabuk geçmemesini istiyorum. İnanılması güç ama hamilelik hallerimi bile özledim. Hatta benim kontrolümde olmadan bir ay erken bittiği için içimde bile kaldı diyebilirim.

Artık girdiğimiz ortamlarda en küçük bebek Derin değil. Doktora gittiğimizde ondan daha küçük, bir haftalık, 10 günlük, 15 günlük bebekler var. Bir şekilde zamanın o bölümünde biraz daha fazla kalmak istiyordum sanırım. Olmaz mıydı?

“Çocuklar

Kırk gündür anne-baba lügatimizde ÇOCUKLAR diye bir tabir var. Önceden yatmadan önce Doğan’la birbirimize “Deniz’in üstünü örttün mü?” ya da “Deniz’e baktın mı?” diye sorardık. Şimdi “Çocukları kontrol ettin mi?” gibi cümleler kuruyoruz. “ÇOCUKLAR”  Çok keyifli…

Derin’in kırkı törenleri

Eskiden bebeğin kırkı bayağı bir ciddiye alınırmış. Sadece bebek değil, lohusa da kırklanırmış. Hamama götürürlermiş onu, bir güzel yıkansın diye. Sonra bütün evi kırklarlar, çarşafları, örtüleri yıkayıp paklarlarmış. Her eski adet gibi bunlar da ölüp gidiyor işte…

Konuyla ilgili Ankaralı Anneler’in sitesinde bulduğum şu bilgi ilgimi çekti:

Bebek doğduktan 40 gün sonra “bebeğin kırkı çıktı” denir ve kırk banyosu yaptırılır. Bebek 40 günlük olmadan dışarı çıkartılmaz. 40 gününü dolduran bebeğin artık yavaş yavaş uyku ve beslenme düzeninin de oturmaya başladığına inanılır.
Yaygın bir adet 40 banyosu yaptırılacak bebeğin kısmeti bol olsun diye yıkanacağı suyun içine 40 ayrı yerden toplanmış 40 tane taş önceden yıkanıp atılır. Kimi aileler bu taşların arasına bir tane de altın atarlar. Bu sayede çocuğun kısmetli olacağına inanılır.
Bebeğin başından aşağı bu özenle hazırlanmış sudan 40 tas (!) dökülür. Bu işlem bittikten sonra bebeğin eli son tas suyun içine batırılır. 40 banyosu yaptırılan bebek yeni giysiler giyer.
Çok yaygın olmayan ve fazla bilinmeyen bir adete göre de banyo yaptırılıp giydirilen bebeğin bağrına küçücük bir taş konur. Uykusu güzel olsun iyi uyusun (“taş gibi uyusun” ) diye……
Bütün bunlardan sonra bebeğin 40′ı çıkmış olur.
Bebekten sonra anne de aynı şeklide yıkanarak dualar eder. Yalnız onun bağrına taş konulmaz.

Biz ne yaptık? Adet yerini bulsun diye annemlerin evinde Derin’in Kırkını Çıkarma törenleri düzenledik. Tören dediysek, zaten bir kap suda yıkanıyor bıdık. İçine biraz tuz, bir altın derken annem, halalarım kendi içlerinden mırıl mırıl bir şeyler söylerken yıkadık oğlanı. Kırkı da çıkmış oldu böylece.

***

İşte budur bizim kırk günümüzün özeti…

Bu arada, merak ediyorum, var mı bu “kırklanma” olayını hakkıyla yapan? Paylaşır mısınız benimle bebeğin kırkı ritüellerinizi?


Bunlar da ilginizi çekebilir:
- D
ördüncü Haftadan Notlar
- Yine Yeni Anne


Bebek doğduktan 40 gün sonra “bebeğin kırkı çıktı” denir ve kırk banyosu yaptırılır. Bebek 40 günlük olmadan dışarı çıkartılmaz. 40 gününü dolduran bebeğin artık yavaş yavaş uyku ve beslenme düzeninin de oturmaya başladığına inanılır.
Yaygın bir adet 40 banyosu yaptırılacak bebeğin kısmeti bol olsun diye yıkanacağı suyun içine 40 ayrı yerden toplanmış 40 tane taş önceden yıkanıp atılır. Kimi aileler bu taşların arasına bir tane de altın atarlar. Bu sayede çocuğun kısmetli olacağına inanılır.
Bebeğin başından aşağı bu özenle hazırlanmış sudan 40 tas (!) dökülür. Bu işlem bittikten sonra bebeğin eli son tas suyun içine batırılır. 40 banyosu yaptırılan bebek yeni giysiler giyer.
Çok yaygın olmayan ve fazla bilinmeyen bir adete göre de banyo yaptırılıp giydirilen bebeğin bağrına küçücük bir taş konur. Uykusu güzel olsun iyi uyusun (“taş gibi uyusun” ) diye……
Bütün bunlardan sonra bebeğin 40′ı çıkmış olur.
Bebekten sonra anne de aynı şeklide yıkanarak dualar eder. Yalnız onun bağrına taş konulmaz.
Kırk gün... Kırkı da birbirinden uykusuz gün... , 6.7 out of 10 based on 31 ratings
12 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 Kasım doğumlu Deniz’in ve 2010 Mart doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, orada yaklaşık 10 sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

12 Cevap verilmiş: Kırk gün… Kırkı da birbirinden uykusuz gün…

  1. yasemin_ekin diyor ki:

    yegenim ile Derin ayni gunde dogdu. Dun evlerinde kırkladilar, baba ile dışarı çıkmışlar; bugün de kız kıza – arkadas ve yakin akraba 7-8 kişiyiz- kırklayacagiz minik yegenimi. bir de kızım icin geç kalmış diş hedigi yapacagiz.

    cok dugygusal anlar; kendi kızımın kırkında kayınvalidem mevlut okutup evde tanımadığım 60 kisiyi ağırlamıştı, sonrasında da piknige gitmistik. O zaman bu mevlut isine biraz burun kıvırmıştım, şimdi daha ılımlı bakıyorum. Ne de olsa herkes hevesini almak istiyor, bunlar bir defa yaşanacak şeyler, çok da tepkili olmamak lazım. (Şunu da belirteyim, kırkı icin 30 günlük bebek ile Istanbul- Edremit yolculugu yaptık. Belki o zaman, bundan ötürü burun kıvırmıstım bu mevlut isine:))

    Hayırlı, ugurlu,saglıklı, mutlu bir yasantisi olsun yavrularımızın

    GD Star Rating
    loading...
  2. Senem diyor ki:

    Minik Derin bile 40 günlük mü oldu gerçekten? Offf, yaşadığın hüznü çok iyi anlıyorum Elif. Ben de kızımda her geçen gün benzer şeyler hissediyorum. Tek tesellim ilerde bir çocuk sahibi daha olma ihtimalim. Ama ne demişler "time flies when you're having fun". Allah korusun ama yolunda gitmeyen birşeyler olduğunda zaman öyle yavaş akmaya başlıyor ki.

    Bu arada "40 uçurmakla" ilgili benim bildiklerim: 40'ı çıkan bebeğin saçına uzun bir ömrü olsun, saçlarına aklar düşsün, dedeliğini/nineliğini görsün diye temsil misal un sürülürmüş. Bir de 40'ı çıkan bebeğe ilerde çocukları olsun, bereketli olsun diye ziyarete gittiği yerlerde yumurta verilirmiş. Biz bunları Neva'da uygulayamadık çünkü geç öğrendim. Bilseydim yapardım herhalde :)

    Hayırlı olsun. Nice 40lara!

    GD Star Rating
    loading...
  3. filiz morkoç diyor ki:

    Kırkında muhakkak birine misafirliğe gidilir. Biz Emre ile eşimin abisine gitmiştik sanırım. Bizde ev sahibi bunu bilir ve bebeğin kaşlarına, saçlarına ve sakalına un sürer, uzun ömürlü olsun diye.. Giderken de bir torbaya 1 yumurta, 1 baş soğan, biraz tuz, biraz şeker koyar yanınıza verir. Yumurta : Büyüsün de adam olsun, döllensin çoğalsın diye, soğan bereketli olsun diye, tuz ağzının tadı tuzu olsun diye, şeker ağzı tatlı olsun keyfi yerinde olsun diye konur.. Bir de ev sahibi bir hediye alır mutlaka kırkı çıkan bebeğe..Bebeğin annesi de mutlaka altın bir takı takar kendine.. Bir de koltukların altına makas, kalem gibi meslekleri çağrıştıran nesneler konur, anne bebeği ile neyin üzerine oturursa bebeğin o mesleği seçeceğine inanlır.

    GD Star Rating
    loading...
  4. ADA diyor ki:

    Biz de 40lama ve 40 ucurma işlemlerini yaptık. Ama tas olayını ilk kez duydum. Bilseydim yapardım ;)
    heryerde derin temizlik yapıldı. Beşiği tamamen yıkandı. Bizim yataklar deguisti. Dua okuyarak annemle yıkadık. 40 mevludu okutmadim. 2 aylikken tüm dogum, sünnet, 40 ucurmalar için toplu mevlid oldu. :)
    40 ucurmaya babaannesi, ninesi, anneannesi ve teyzesine gittik. Hepsinden yumurta, tuz, seker ve un aldık. Babaannesi ve anneannesi yüzüne ve cenesine un surdu. Ak sakallı dede olsun diye… Bahsisimizde gayet iyiydi ;)

    GD Star Rating
    loading...
  5. damla özcan diyor ki:

    Zaman ne çabuk geçiyor Elif. Senin 35.haftanı okuduğumda ben 29 haftalık falandım sanırım. Şimdi 34 haftalık oldum, şu anki halimden 1 hafta sonra doğum yapmışsın demektir :)
    Panik…panik…. :)

    Zaman bazen hiç geçmek bilmiyor, bazen de nasıl geçtiğini anlamıyorum. İlk aylar hiç geçmeyecekmiş gibiydi şimdi ise kuralına göre tam 6 haftamız var.

    Ben bebeğin kırkı çıkınca şunlar yapılır ritüellerinden hiç anlamıyorum :)

    GD Star Rating
    loading...
  6. kirazsevdasi diyor ki:

    hadi hayirli olsun 40 iniz :)
    biz hicbisey yapmadik valla 40 ı cikinca.

    GD Star Rating
    loading...
  7. esra ertugrul diyor ki:

    ben yirmi günlük olduğunda altuğu teyzesine getirdim. orada banyo yaptırdık. suyuna altın koyduk. eve dönerkende küçük bir sepetle eve gittik. Teyzesi sepete un,şeker, yumurta, un ve tulum koymuş. kırkı olduğunda da arkadaşıma gittik. orada da yıkadık. Arkadaşım çok güzel yemekler hazırlamıştı. o da bize güzel güzel hediyeler almış. Babamızda şehir dışındaydı. o da eve gelirken, ilk eşortmanını ona hediye olarak almıştı… kırkından sonra nereye gitsek, gittiğimiz yerdekiler hep şeker, un, yumurta ve oğluşuma çeşitli hediyeler vediler. o nedenle bana kırklama denildiğinde bol bol hediye ve yumurta,un ve şekewr aklıma geliyor…
    Biz de oğlumuzun ilk gülmelerini gördüğümüzde o kadar heyecanlandık ki, babasıyla…süperdi.
    ben oğluma mama verirken, pigeon marka biberonu kullandım. ucu anne ucuna çok benziyor. şimdi hem emiyor, hem biberondan mama yiyebiliyor.çok memnunum….

    GD Star Rating
    loading...
  8. gözde diyor ki:

    Derin bebeğim 40 ı hayırlı uğurlu olsun ailenize ..
    Bu 40 sayısı su an acayip içimi buruyor diyebilirim. çünkü tamda bu gece 40. haftamı doldurdum. ancak benim oğlanda hala tık yok!!! ama ben artık doğurmak istiyorummmmmmm..

    GD Star Rating
    loading...
  9. blogcuanne diyor ki:

    Teşekkürler yorumlarınız ve iyi dilekleriniz için…

    ASLI'cığım – Hangi adet varsa yaparım, affetmem diyorsun :)

    GD Star Rating
    loading...
  10. tolga diyor ki:

    yazılarınızı hep gülerek okudum ALLAH¨DA SİZİ GÜLDÜRSÜN ÖYLE DERLER YA ŞİMDİ AYNI MUHABBET BİZİM EVDE VAR YENİ BİR BEBİŞİMİZ OLDU NE OLSA ŞU KIRK MUHABBETİ GİRİYOR ARAYA BENİ DELİ EDİYORLAR ALLAH AŞKINA NEDİR BU BU SÖYLEMLERİ ÇIKARANI BULURSANIZ BANA GÖNDERİN MESELA BEN DİYORUM Kİ TATİLE GİDELİM BİZİMKİLER DİYOR KIRKI ÇIKMADAN OLURMU E O ZAMANDA RAMAZAN GELİYOR E O ZAMAN ÇIKMA TATİLE RAHMETLİ KEMAL SUNAL IN SÖZLERİ GELDİ AKLIMA ÇARŞAMBA ÇARŞAF OLAYI ŞİMDİ SORUYORUM HA UNUTMADAN GEÇEN HANIM BEBEYİ BANYO YAPACAK BEBEK DİYORUM ÇÜNKÜ HENÜZ ADINI BELİRLEMEDİK EVET BEBİŞİ YIKAYACAK ANNEM GİRDİ İÇERİ BİZE BİR DÜNYA LAF ETTİ NEYMİŞ ÇARŞAMBA GÜNÜ ÇOCUK YIKANMAZ MIŞ ALLAH¨¨IM SEN SABIR VER ŞİMDİ SORUYORUM SİZCE BİZ BU KIRK MUHABBETİ ÇIKMADAN TATİLE GİDEBİLİRMİYİZ NOLUR YARDIM EDİN DERMİŞİM AMA CEVAP BEKLİYORUM OLUMLU VEYA OLUMSUZ OLACAĞINI ZATEN DÜŞÜNEMİYORUM SEVGİ VE SAYGILARIMLA KIRKI ÇIKARAMAYAN TOLGA İMZA ATAMADIM

    GD Star Rating
    loading...
  11. hatice diyor ki:

    bu internet sitesi halk kültürü dersime yaradı bu siteyi yapanın allah ne muradı varsa versin ve birde oğlu derine uslu olması için akıl versin

    GD Star Rating
    loading...
  12. LALE diyor ki:

    Bu internet sitesi benimde halk kültürü dersime yaradı ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ

    GD Star Rating
    loading...

Bu yazı yoruma kapatılmıştır.

Bu kategoride Çoluk Çocuk (316 / 405 makale)


Doğan iş için şehir dışına çıkınca, evde Deniz, Derin ve Paphia ile tek başıma kalmaya henüz hazır olmadığımdan hafta sonunu ...