4 Yorum

Yılın En Kötü Oyuncağı hangisi?

Amerika’da Campaign for a Commercial Free Childhood (CCFC) adlı bir sivil toplum örgütü var. Geçenlerde bahsettiğim Baby Einstein DVD’lerinin çocukları daha zeki yapmadığı konusunu ortaya atan ve Disney’in bu DVD’lerin iadesi karşılığında para iadesi vermesini sağlayan kuruluş. İsmini Türkçeye çevirince “Reklamsız Çocukluk için Kampanya” gibi bir şey çıkıyor ortaya. Sağlık çalışanları, sivil toplum örgütleri ve velilerin oluşturduğu bu grubun amacı çocukların reklam kültüründen en az seviyede etkilenmesini sağlamakmış. (Bkz. About the Campaign for a Commercial Free Childhood)

CCFC, Amerika’daki Oyuncak Sanayii Derneği’nin yaklaşık 10 yıldan beri düzenlediği Yılın Oyuncağı ödüllerine geçen sene bir alternatif geliştirerek Yılın En Kötü Oyuncağı yarışmasını başlatmış. Şiddet çağrıştıran ya da büyümüş de küçülmüşlüğü özendiren binlerce oyuncak arasından geçen senenin ödülü büyümüş de küçülmüşlüğün önde gideni Barbie’ye gitmiş.

CCFC bu yıl da Yılın En Kötü Oyuncağı’nı seçmek üzere bir oylama başlatmış. CCFC’nin web sitesindeki beş finalist şunlardan oluşuyor:

  1. Nickelodeon’un okul öncesi çocuklarına yönelik ancak şiddet, şehvet ve hayvanlara zulmü çağrıştıran oyunlarla dolu bir web sitesi
  2. Barbie’nin 279 Amerikan dolarına satılan “Dijital Tırnak” basan yazıcısı
  3. Yine okul öncesi çocuklarına yönelik, 2,500 dolarlık mini-ofis
  4. “Şiddet içeren bilgisayar oyunlarına giriş” niteliği taşıyan, toplu tüfekli acayip bir silah
  5. Plajdan çocuk parkına her yere götürülebilen ve kamp çadırının üzerinden sokaktaki duvara kadar her düzlemi ekrana çevirebilen, böylece “dışarıda oyun oynama” kavramına ciddi anlamda sekte vuran taşınabilir ekran

Ben seçim yapmakta oldukça zorlandım. Özellikle de üç ve beş numara arasında gidip geldim. Ama en sonunda tercihimi beş numaradan kullandım.

Biz çocukken akşam ezanı okununcaya kadar sokakta oynardık. Bisiklete biner, paten kayar, lastik atlar, kaykay kayardık (Şimdinin kaykaycılarıyla yarışamam belki ama fena da değildim hani!)

Çocukluğumuz ilk önce kampta (var mı bizim gibi Kızkalesi’ndeki BP Mocamp‘ın müdavimleri?), yaylada (Gözne), sonra yazlıkta (Altın Portakal) geçti. Yazın televizyon nedir bilmezdik. Sonradan bir Commodore 64 çıktıydı, ara sıra onu oynardık. Ama onun için de dışarıda geçireceğimiz vakitten çalmaz, evde dinlenmemiz gereken saatte başına üşüşürdük. Sokağa çıkma yasağı bittiği dakikada da salardık kendimizi yine dışarıya. Yayladaysak gazinoya gider cin can (İstanbulluların deyişiyle langırt) oynar, BP’deysek kendimizi “küçük deniz”e atar, yazlıktaysak oradan oraya salınırdık.

Çocuklarımın da mümkün olduğunca dışarıda yaşamalarını isterim çocukluklarını. Deniz ve Derin’le her gün parka inmek gibi bir rutinimiz var. Oraya gelen “teenage” gençlerin her birinin ellerinde cep telefonu, piti piti mesaj yazarken, oyun oynarken görünce deli oluyorum. O yüzden bu “her yere taşınabilen ekran” olayı bana çok itici geldi.

CCFC’nin finalist belirlediği bu oyuncakların hiçbirine henüz rastlamadım. Belki henüz ilgi alanımıza girmediğinden, belki de Türkiye’ye henüz gelmediğinden. Bilmem. Ama bunlar dışında, Deniz’in ilgi alanındaki oyuncaklar arasında “en kötü”yü seçmeye kalkışsam tercihim Ben 10’den yana olurdu. Nitekim henüz ne ben, ne Deniz tek bir bölümünü seyretmemiş olmamıza rağmen Deniz’de gayet apaçık bir hayranlık söz konusu. Eline geçen çıkartmaları koluna takıp “Bu benim Ben 10 saatim” diyor.

Sizce de bence mi?

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

4 yorum

  1. Ben 10 nedir ya? Üff çok can sıkıcı şimdi sanırım kız çocukları arasında barbie den ziyade winks çılgınlığı var adını doğru biliyorsam tabi:) 5 Numara korkunçmuş gerçekten Özgür anne duymasın:) Özellikle şiddet içerikli oyuncaklar her zaman, bizim zamanımızda da tehlikeliydi ama şu an vardıkları durum korkunç. Bir bakıcı görüşmesi için bir kadının evine gitmiştim evde de 11 yaşında çocuğu vardı önünde pc ekranı açık çok vahşi bir oyun oynuyordu direkt elemiştim mesela. Ben de az kaçık değilim hani :))

  2. ben yine bu konudaki ödülümü çocuklarına bu tip oyuncakları alan anne ve babalara veriyorum;ne yazık ki biz çocuklarımızı winx ve barbie den koruma çabaları içindeyken en yakın arkadaşlarımızın akrabalarımızın bile çocuklarına bu oyuncakları sunmaları bizim gibi anne babaları çocuklarına karşı kötü ebeveyn yaptığı için burdan sesleniyorum
    biraz bilinç lütfen…

  3. Beş seçenekten her biri ayrı ayrı mide bulandırıcı. Oyuncak sözcüğünün "masum" anlamı yok olup gitmiş. Tek tip robotlar yetiştiriyorlar resmen.

  4. Evet bence de sizce. Beş numara sanırım şu PSP dedikleri (play station portable). Oğlum da anasınıfında olmasına rağmen arkadaşında var diye istiyor. "Kesinlikle olmaz" dedik. "Aklından çıkar biz senin gözlerinin o tuhaf aletle bozulmasını istemiyoruz."
    içindeki şiddet içerikli oyunlardan bahsetmiyoruz bile çünkü ona şimdi YASAK TATLI GELİYOR.
    Ben10 gibi niceleri var. Şimdi aşırı şiddet olduğu için her şiddet bana mı batıyor bilemiyorum ama mickey mouse'da bile tava ile vurmalar falan görünce televizyonu kapatasım geliyor.
    Canlıların ne olursa olsun yaşamaya devam ettiği yanılgısını aşılamak da bir başka kötü özelliği bu ekran oyunlarının ayrıca.

    Aslında bu konuda çok doluyum, yorumla değil belki uygun bir günümde kendi blogumda bir yazı ile anlatmam daha doğru olacaktır.

    Sevgi ve çevresine saygı dolu çocuklar yetiştirebilmemiz dileklerimle…