28 Yorum

Boynumda tabelayla gezeceğim

Evet, henüz yedi haftalık.
Hı hı, çok küçük.
Teşekkürler (bence de çok tatlı)
Evet, sütüm var.
Hayır, üşümez (Hava 30 derece, yuh!)
Yok, çok ağlayan bir bebek değil. Her bebek gibi işte…
Yok, rezene içmiyorum. Nefret ederim rezeneden.
O bahsettiğiniz şeyi denemedim. (Sütüm var dedim ya!)
Geceleri? Eh, fena değil, 3-4 saat uyuyor.
Hayır, ikinci. Bir de büyük oğlum var, şu mavili… Kaydıraktan kayan.
Hayır, yardımcım yok.
Evet, tek başıma bakıyorum. Evet, bir de köpek var.
Köpeği veremem. Hepsinden önce o vardı.
Evet, zor oluyor ama idare ediyorum. Şimdilik…
Evet, ağladığının farkındayım. Uyumaya çalışıyor.
Nasıl tutacağımı biliyorum, teşekkür ederim. (İkinci çocuk demiştim ya!)
Hayır, böyle daha çok ağlamaz. (Yedi haftadır annesiyim, bırakın sizden daha iyi bileyim hangi pozisyonda rahat ettiğini)
Emziğini ben de verdim, almadı.
Hayır, meme istemiyor, daha az önce yedi.
Hayır, üşümüyor!

Deniz bu kadar küçükken havalar soğuktu, dışarıda, daha doğrusu insanların olduğu ortamlarda bu kadar fazla vakit geçirmiyorduk. Açık havada sadece yürüyüşe çıkıyorduk, alışveriş merkezlerine falan da gitmeyince teyzelerin, diğer annelerin bana nasihat verecekleri ortam fazla olmuyordu. Şimdi havayı güzel görüp de kendimizi dışarı attığımız her ortamda çok şükür birileri bana bir şeyleri nasıl yapmam gerektiğini söylüyor.

Nedir bu bol keseden nasihat verme yarışması? “Öyle tut, böyle salla, gazı var gazı, bak böyle daha iyi geğirir, öyle daha iyi gazı çıkar.”

Bir durun. Bir çekilin. Ben bu işi daha önce de yaptım. Kaldı ki yapmamış olsam da, acaba ihtiyacım var mı böyle ben istemeden dağıttığınız akıllara?

Lütfen…

28 yorum

  1. Okurken ben bile daraldım…kolay gelsin!

  2. Bu nasihatlar hiç bitmeycek.
    Milletçe pek bi meraklıyız nasihat etmeye. Allahtan biz o dönemleri bitirdik. Sana kolay gelsin Elif.
    emziği bi daha denedin mi : )))))))) şaka şaka
    sevgiler

  3. özellikle genç görünce yapıyorlar bunu. ben 23 yaşındayım ilk çocuğum demediğini kalmıyor insanlar. hele ağladıkça bu çocuk doymuyor sen buna mama ver ya da doktora sor diyolar ya ufff…psikolojik olarak sütüm azalmıştı oğlum 3 aylıkken…

  4. Sevgili Elif;

    bence en büyük eksiğimiz dinlemek…ama maalesef herkes anlatmak ve öğüt vermek istiyor..

    Kolaylıklar diliyorum..

  5. Ahhhh.. o ağızlar torba olmayınca büzülmüyor malesef Elifcim. isteyene dağıtılsa o akıllar keşke. istemeyene de tutulsa konuşmasa o çeneler!!!

  6. Daha dün arkadaşıma aynı dertlerden aynı sözlerden muzdarip olduğumu anlatıyordum ve şimdi bu yazı :))) Demek ki bu durumlardan bir tek ben değil her anne (genç yaşlı hic farketmiyor) muzdarip 🙂 Daha eklemek istediğim o kadar cok sey var ki eminim siz de içlerinden ayıklayıp yazmışsınızdır… Ben bir sıkıntıyı daha eklemek istiyorum o da pusetle dolaşırken bebeğiniz güleryüzlü ise her karşıdan gelen bir ona bakıyor gülümsüyor sonra da dönüp size bakıyor ve sizin de gülümsemenizi bekliyor 🙂 caddede, alışveriş merkezinde hatta her yerde sürekli sırıtarak dolaşmak bir süre sonra hem insanı yoruyor hem de sıkıyor… ama gülümsemezseniz de o zaman "suratsız anne" oluyorsunuz 🙂 anne olmazk galiba her bakımdan zor 🙂
    sevgiler SILA

  7. 3,5 senedir annesi olmama rağmen, akşam bebek arabasında uyuyan ve üstü örtülü kızıma onu koruyamıyormuşum muamelesi yapıyorlar ya, hiçbir şey demiyorum ben bu tayzelere 🙂 Hayatları tedirginlike mi geçiyor, bizleri görünce mi tedirgin moda giriyorlar, bilemiyorum artık!

  8. Amerika'da yaşayan dayımın, torunu olduğunda annemle farkında olmadan biz de "aman üşümez mi, karnı doydu mu, altı mı pişti, gazı mı var acaba" türünden yorumlar yapardık…Dayımın kızı (Türkçe bilmeyen, doğma büyüme Amerikalı kuzenim) memnun olurdu. Bu yorumlarımızın ona yardımcı olduğunu söylerdi…Ya bunalıyoruz doğru ama bunlar aslında farkında olmadığımız kültürel hazinemiz. Bazı bilgilerin nesilden nesile geçmesi için bu tür nasihatlerin yeri çok önemli. Dinleyip geçmek lazım ve tabi ki iyi niyetle verilen nasihatler olduklarını da unutmamamız lazım.

    • Vuslat – inan az önce işin bir de bu yönünü düşünüyordum. Benim de kuzenimin Kanadalı eşi bu tür yorumlara daha bir açık. Bizlerde de var cırlazlık, az değiliz hani…

      Ancak sürekli, bilir bilmez söylenen orasını ört, burasını tut mesajları, her ne kadar iyi niyetli de olsa insanın sinirini bozuyor işte…

      • Orası öyle…Haklısın zaten de ben de farklı bir bakış açısı sunayım istedim.

    • Vuslat sanırım onların kültüründe geçmişlerinde bu tarz şeylerolmadığı için hoşlarına gidiyor ve etraflarında sadece biz türkler bunları yapıyoruz az kişi yani.. bir de türkiyede yaşlı teyzelerden tüm aileeşrafından mahalleden arkadaşlardan v.s v.s sürekli yıllarca jenerasyondan jenerasyona kümülatif bir şekilde artarak uysunlar hele o zaman onlara da sıkıcı gelmeye başlayaacktır :=)) kanımca böyle..iyi niyet ayrı buna sonuna kadar katılyorum ama sürekli başkalarının işine burun sokmak başka bir şey

      • Evet kesinlikle haklısın Ayça…Zaten bu olayı da diğer yorumculara katılmadığım için değil bir anda aklıma geldiği için yazayım dedim.

        • yok yok katılmadığını düşünüp yazmadım .. arda böyle küçük bir fark var.. bizim geçmişten gelen içimizi gıdıklyan bir sinir olma durumu :=)

  9. Benimde çevremde böyle insanlar çok maalesef. Bloglarda henüz birisi çıkıpta "ya okulda öğrenecek zaten ne diye bukadar uğraşıyorsun ya da sen bu çocuğa çok yüz veriyorsun" gibi bilimsel :)) laflar eden kimse çıkmadı ama yüz yüze görüşmelerde çok duyuyorum.

    Ben geçen gün üye olduğum gruplardan birine gelen bu mailli paylaşsam sorun olurmuki?
    *Dunning-Kruger Sendromu- Psikolojide Nobel ödülü alan çalışma:*
    Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning'in tarihe geçmelerine vesile olan
    teorileri özetle, "cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan
    güvenini artırır" der.
    Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan
    araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
    -Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
    -Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
    -Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp
    anlamaktan da acizdirler.
    -Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar,
    niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar..
    Değerlendirme zaafı:
    İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell
    Üniversitesi' nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular.
    Ardından öğrencilerden "testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını
    tahmin etmelerini" istediler.
    En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin),
    testin yüzde 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar
    yüzde 70'e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.
    En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü
    denekler olduğu (soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerini
    düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000
    yılında Ig Nobel * de kazandılar.)
    Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten
    acizdir. Ama asıl vahim olan, bu "yetersizlik + haddini bilmeme"
    kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması.
    Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.
    İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz", kendini ve yaptıklarını
    övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan
    en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir "hak"olarak
    görecektir.
    Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında
    "fazla alçakgönüllü" davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne
    çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar,
    kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için
    kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri
    tarafından "ihtiras eksikliği" ile suçlanacaklardır.
    Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı
    yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.
    Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak verecek misiniz ?
    Dr..Serra Menekay Oncel

  10. daha bugun yaşlıca kadının biri koluma yağışıp (bildiğin silkeledi beni)

    "kızını(!) koru, salma elini, bırakma peşini. kaçırıverirler. kalk hadi kalk" dedi. koca kadın. tamam teyze falan dedim. hala bağırınıyor bana. direkt cırladım. "kız değil bi kere oğlan o. ben bakıyorum." diye. herkes bir diğerinden daha iyi anne sanmıyor mu kendini deli oluyorum.

  11. ağlayan çocuk için, aç bu çocuk dendi mi tüylerim tiken tiken olur benim…herkes de senden iyi bilir çocuğun midesini…
    büyük kızım bebekken evde her gelen üstünü örtüyordu. mart ayı, evi 22-23 derecede sabitlemişiz. ama yok üşür bu çocuk, bak elleri buz gibi…
    illa ki yelek giydir diye tutturuyorlardı.
    ikinci kuzu ağustos doğumlu, onda da klimaya taktılar. ağustos sıcağında izmirde klimasız yaşam olmuyor. evlerin için 38-39 derece resmen. dr onayı ile, üzerine üfletmeden 24-25 derecede açıyoruz ki çocuk (ve de ben) bunalmasın. aaa klima açılır mı yeni doğmuş bu bebek…nidalarını az duymadım.
    haa bir de emzik almıyor mu, bala batır, pekmeze batır diyen zırcahiller de vardı benim çevremde…
    kolay gelsin. iki çocuklu hayat gittikçe güzelleşiyor tüyo vereyim biraz.

  12. Zeynep Ozler Salihog

    Ayyyy cok fena katılıyorum sana! Ben artık "hmmm… diyip susmayı tercih ediyorum" Ve en cok da "Ayyy üstünü ört, üşür üşür" denmesinden sıkıldım!

  13. Seni o kadar çok anlıyorum ki.. ben de aynı şeyleri yaşadım.. özellikle mama verme, emzir.. ellerine eldicven tak.. gibi. çok sıkıcı çok..

  14. Icim daraldi , diken diken oldum okurken . Oglum alti aylikken , uzun bi araba yolculuguna cikmistik, dede ve nenomuza ugramis mola vermistik. Herseye ama herseye karismislardi .Yolda gerekebilir diye de gece sagdigim sutume bile dirdir etmislerdi. Tazesi varken bekletilmis sut verilmiymis diye . Kalplerini daha fazla kirmayayim diye , bi biberon dolusu sutumu mecbur kalip dokmustum . Hala acirim doktugum, ziyan etigim sutume .
    Parklarda asosyal, asik suratli anne olmustum ben .Zor is .Kolay gelsin .
    Sevgiler
    Hasene

  15. AAAyyy! Daha okurken afakanlar bastı! Ne zor bu annelik. Anneliğin kendi zorlukları yetmiyor, bir de onun bunun laklakını çekmek zorunda kalıyorsun. Ben bir yere kadar tutarım da sonunda patlayıveririm. Zaten patavatsızım. Sonra da adım çıkar ukalaya, burnu büyüğe… Günü geldiğinde tüm bunların altından kalkabilecek miyim acaba? :((

  16. benden de bir ani- bircok anidan birtanesi demek daha dogru olur. Gecen cumartesi kizimla yuruyusteyiz. O arabasinda, hava hafifi ruzgarli ve gunesli. Ancak yaramaz kizim taktigim sapkayi anında çıkartıyor.
    Tatli bir hanım, "kızım rüzgar var. Başı üşümesin"
    Ben: "Evet, haklısınız" dedim yoluma devam ederken
    Hanım: "Şapkası yok mu taksaydınız keske"
    Ben "Takıyorum ama çıkarıyor teyzecim, bakın" dedim, şapkasını taktım, kızım da çıkardı :))

    Sanırım genelde iyi niyetli yaklaşıyorlar, onlar 1 defa yorum yapiyorlar, bir yaklasik 10 kisiden benzer seyler duydugumuzdan rahatsiz oluyoruz.

    Bir hastane kontrolu sonrası ben tam ödemeyi yaparken kızım ağlamaya başladı. Yalnızım, yardım edecek kimse yok. Bir yandan da ödeme yapmaya çalışıyorum. Oradaki görevliler de "kızınızla ilgilenin, şifrenizi sonra girersiniz" demediler. Ben kızının ağlaması karşısında hiçbirşey yapmayan anne durumuna düştüm, bir hanım yaklaştı ve neden ağlıyor diye sordu, gayet sakin bir şekilde gayet sakin şekilde "uykusu geldi" dedim. O zaman çok büyütmemiştim de simdi, oradaki görevlilere kızıyorum, ne olur bir el atsanız, bir gülseniz,bana POS makinasını daha sonra uzatsanız. ….

    • "Sanırım genelde iyi niyetli yaklaşıyorlar, onlar 1 defa yorum yapiyorlar, bir yaklasik 10 kisiden benzer seyler duydugumuzdan rahatsiz oluyoruz."

      Evet, bence de böyle…

  17. kesınlıkle can sıkıcı…
    ben şahsen belkı abartı ama kesınlıkle bana bu kadar mudahale edılmesınden hoslanmam..
    bende diyetisyen oldugumdan her yedıgım içtiiğime dıkkatle bakılıp eleştırılmekten bıktım mesela!!
    (kanserojen..katkı maddelı..aaa kolamı ıcıyorsun hemde lıght gıbı)
    bır cocugum oldugunda (umuyorum) bunları duyarsam eyvahlar olsun!! kırıcı bır hale bürünebilirim..
    ama ardından sunu da ekleyım.. hele kı beslenme konusunda yanlış yaptıgını dusundugum bırıne de fıkrımı bılgımı aktarmadan da duramam :S
    buyuk bır celıskı sanırım ancak su da var bazı anneler gercekten bılıncsız..acaba bu teyzeler onlara ras gelmıs te zamanında ve o an senın gelmısını gecmısını bılmedıgınden sadece o an'a dayanarak mı tavsıyede bulunuyorlar acaba? ıyı yonunden bakmak gerekırse ?
    (hastanede calısırken bı anne vardı..kadın cok kucuk yasta degıl..23ten buyuktur..yanı 17 sınde vs degıl. sımdı yemek zamanı..anneye soruyorum normalde ne yer ona gore bırseyler hazırlatalım.. çorba yer mı, köfte yer mı,yogurt yer mı vs vs.. hepsıne yemez dedı..en az 12 aylık bebek.. ama bebek mutsuz huzursuz.. anne bır umursamaz sormayın.. sonra hemsıre dedı kı sız verın bana bır tabak corba.. allahım bbegı gormelısınız havada kapıyor corbayı.. anne o kadar tembelmıs kı..hemsıreler bezını bıle hatırlatma geregı duyuyor..kadın dayıyor memeyı kolayına gelıyor..gerekcesı yemıyor.. ama kadının durusundan bakısından bellı.. cok ta umurunda degıl..yanı bunu sundan anlattım.. gel de mudahale etme :S ıste teyzeler de kendılerınce! sızın gıbı bılınclı annelerı kendı gozlerınden eksık goruyor olabılır 🙂 dedım ya pozıtıf dusunmek adına.ama tekrarlıyorum ben sabırsız ve agzı gevsegım.. susup kayıtsız kalamam sanırım 😀
    kolay gelsın

  18. Dün Erin parkın duvarını tepesine çıkmış yürüyordu ben de yanındayım ama tutmuyorum bile bir amca bana bağırarak" aman evladım bırak oynasın çocuk müdahele etme " dedi
    bu amcadan bir kaç dakika önce "aasaçları ne uzun kız gibi kızım kestirsene çocuk terleyecek " dedibir teyze tam da bundan 3 dakika sonra bir kadın çantasıyla kafasına çarptı erinin ve ben bağırdım biraz dikkat etseniz diye o da bana sen çocuğuna mukayet olmayı öğren önce " diye cevap verdi!! ki erin yolunda ve elimden tatarak yürüyordu aslında kendisine kibarca yaklaşmak yerine " yuhh ayı önüne baksana davarr" diye bağırmalıydım.. en son bu amca da müdaheleetme diyince " amca ben bu çocuğu şu karşıdaki kaldırımda buldum bebekken o yüzden bilmiyorum bakmayı diye kabaca cevap verdim!! delirmiştim
    bilmem yazına ek oldu mu?
    biz bu çocukları köşeden bulup evimize alıp her türlüeziyeti yaptıran ey kötü anneleriz biz hiç bir b*k bilmiyoruz herkes harika çocuk yetiştiriyor o yetiştirdikleri yetmiyor yanına iki üç tane daha yapıyor parklarda tekme tokat bir dal parçasını istedi diye dövüyor sonra da çocuk yetiştirmek hakkında elalemin çocuklarına fikir beyan ediyor.. biz ne biliyoruz ki!! çocuk dediğin evirile çevirile dövülür, suratına tokat atılır, kolundan çekiştirilir,ses su b,lmiyorsun denilir…başkasının çocuğu da hep açtır hep üşüyordur hep hep her.. of yaaa!! :=))

  19. Bana geçen gün teyzenin biri "burnunu ört, burun deliklerinden hava girer, üşür "demesiyle son noktayı koymuş bulunuyorum. Artık beni hiçbirşey şaşırtamaz 🙂

  20. 13 kasım 2007 . aynı dertlerden muzdarip olarak yazmışım : http://www.pi.web.tr/?p=901 :=)))

  21. Olaya gene farklı bir bakış açısı getireyim….Cuma günü gittiğimiz bir restoranda önümüzde oturan ailenin 3-4 yaşlarındaki sevimli kızlarıyla bakışıyoruz, o bana gülücük atıyor, ben ona gülümsüyorum. Bu arada dışarıda oturuyoruz ve duvar kenarında masamız. Yerden yaklaşık bir kat kadar yüksekteyiz. Çocuk duvarın üzerinde emekliyor, düşecek gibi oluyor, ne anne ne anneanne ne de dede hiç oralı değil. Oturuyor, kalkıyor, arada düşüyor. Duvardan aşağı düşmesi ise an meselesi. Oturduğu zaman o kadar kenarda oturuyor ki geriye gittiği anda sırtının üstüne düşebilir. Oturduğumuz müddetçe ben o kadar huzursuz oldum ki. Hayır uyarsan, Allah bilir kızacaklar ama belli ki gerçekten çok rahat ve ilgisizler. Bir ara baba kalktı, çocuğu ani bir şekilde iterek "Bak sonra böyle olursun gibisinden" birşeyler yaptı ki zaten o an yüreğim ağzıma geldi. Neyse ki kalktık. Dün LC Waikiki'deyiz…Müşterilerden birinin gene 3-4 yaşlarındaki çocuğu kasanın yanındaki kapıdan dışarı çıkıyor ve yangın merdiveni gibi eğreti yapılmış merdivenden aşağı inmeye çalışıyor. En sonunda kasiyer çocuk çok kibarca uyardı.Yani bize söylendiği zaman belki çok sinir oluyoruz ama bazi aileler gerçekten çok rahat. Çocukların basit bir şekilde uyarılarak çok büyük tehlikelerden korunabileceğini düşünmüyorlar, çocuklarını gereksiz yere tehlikeye maruz bırakıyorlar.