9 Yorum

“Sevgi emektir”

Türkan Şoray’ın o su gibi güzelliği,

Kadir İnanır’ın yakışıklı delikanlılığı,

Cahit Berkay’ın müthiş bestesi

Hepsi bir yana, benim için Selvi Boylum, Al Yazmalım‘ı hayatımın filmlerinden biri yapan şey en sonunda verdiği mesaj: SEVGİ EMEKTİR

Ne zaman ki çocuk biyolojik babasına değil de onu yetiştiren adama “Babacığım” diye bağırır, ne zaman ki kadın sevginin ne olduğunu sorgulayıp cevabını Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti” olarak verir, ne zaman ki sevdiği adamı geçip de onu seven adama doğru yürür, işte o noktada koparım ben.

Bir yandan “Ne yapıyorsun Asya? Dönsene işte İlyas’a… Tutup kaçsana elinden, çocuğunuzla” diye haykırmak isterim. Bir yandan da “Dönemezsin ki artık. Çocuğuna babalık yapan adamın emeklerini çöpe atamazsın ki” diye ağlarım.

Etrafta ne kadar peçete, mendil varsa tüketirim.

Bir hikâye bu kadar mı güzel olabilir? Bu kadar mı güzel işlenebilir? Oyunculuklar bu kadar mı başarılı olabilir? Ya o müziğe ne demeli?

***

Tam 32 yıl olmuş bu film çekileli. Ve işte şimdi bu hayatımın en sevdiğim filmi, Türkan Şoray hayranlığımın, Kadir İnanır sempatimin ana kaynağı, Ali Özgentürk’ün dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aymatov’un romanından uyarladığı senaryosuyla bundan 30 küsur yıl önce katıldığı uluslararası festivallerden ödülsüz dönmeyen, usta yönetmen Atıf Yılmaz’ın yapıtı Selvi Boylum, Al Yazmalım 14 Mayıs 2010’da tekrardan gösterime giriyor.

Üstelik öyle yeniden çekim falan da değil. Bildiğiniz, 32 yıl önce nasıl çekildiyse öyle. Sadece kayıtlar düzeltilmiş, çizikler temizlenmiş haliyle.

Ben mi kaçırdım, yoksa çok büyütülmedi mi bu olay? Hani şöyle bir basın toplantısı yapıldı mı? Türk sinemasının unutulmaz ikilisi Türkan Şoray-Kadir İnanır bir araya gelip boy gösterdiler mi? Yakışırdı. Yapılmadıysa yapılmalıydı. Gerçekten sinema tarihimizde önemli yeri olan bu filmin şimdi bambaşka bir nesle de tanıtılması, onlara sevdirilmesi önemli.

***

İstisnasız, her izleyişimde ağladım bu filmi. Sırf bu film yüzünden oğlum olursa ismini Samet koymayı bile düşünmüştüm.

Her şeyiyle o kadar başarılı bir film ki; her sene bunun gibi bir film çekilse Türk sineması ihya olur.

Her seyredişimde hala ağlıyorum. Her seyredişimde sevginin ne olduğunu düşünüyorum: Sadece sevmek yeterli mi? Emek harcamadan sevgi olur mu?

***

O filmi seyrettiğimden beri iflah olmaz bir Türkan Şoray hayranıyım. Seyretmediğim filmi yok desem yeridir. Kader bir kere bile bizi karşılaştırmadı maalesef. Göremedim güzel yüzünü, ceylan gözlerini yakından…

Ancak bundan yaklaşık iki sene önce en yakın arkadaşlarımdan birinin nikâhında Kadir İnanır şahitlik yapınca hiç affetmedim. Gayet klişe bir şekilde yanına gidip Selvi Boylum, Al Yazmalım’dan beri onun hayranı olduğumu söyledim ve benimle resim çektirip çektiremeyeceğini sordum. O da gayet sıcak bir şekilde işte bu pozu verdi.

Erol Evgin gibi geri çevirmedi beni.

9 yorum

  1. Ya inanmıyorum Elif…Mr.Big'den sonra şimdi de Kadir İnanır…Yani ne diyim.? "Kadir" gecesi mi doğdun ?:))

  2. ben de bu filmi 7 belki daha fazla kez izlemiş ve aynen senin gibi hepsinde de aynı miktar gözyaşı dökmüşümdür, sonunu bildiğim halde daha az değil … alıp götürsene işte seninim der ama gidemez.. gömleğini yıkarken ağlar ama hiçbir şey yapamaz.. aklıma geldi ve yine seyretmek istedim :=)) Bütün sahnelerini, repliklerini ezbere bilirim.
    belki çok az kişinin bildiği bir şeyi de ben söyliyeyim bu unutulmaz filmle ilgili; sıkı durun Samet aslında bir erkek çocuğu değil, evet kimin şu an hatırlayamadım ama film ekibinden birinin kızı o :))))

  3. Atmisim film ekibinden degilmis:)) Bilal İnci'nin kızıymıs..

  4. ben de bayılırım bu filme. hatta ankarada bir alışveriş merkezinden davetiye gelmesi gerekirken posta kutusundan birinin almış olduğunu dsüşünüyorum. bi kulübe üye olmuş ve hak kazanmıştım. neyse zaten 26 günlük bebişimle gidemem. zaten bir kişilik davetiye. sametin kız çocuğu olduğuna da şaşırdım. ama doğrudur çünkü özellikle digav digav diye oyuncak tüfekle oynarken burun delikleri çok belirgin olarak ayça inciye benziyor. 🙂
    ha bir de erol evgine şaşırdım. ben onu pek severdim küçüklüğümden beri. hay allah!

  5. biliyor musun, filmin neredeyse tüm konuşmalarını ezbere biliyorum. hele o iç konuşmaları yok mu… benim de favori filmlerimden ve cahit berkay hayranı olmamı sağlayan filmlerden biridir.

  6. Sevgilileriyle problemleri olan bütün kız arkadaşlarıma 'sevgi emektir' derim bu filmden feyz alıp. Sevgili, kız arkadaşıma hıyar gibi davranır, üzer, incitir ama aslında 'çok seviyormuştur' konulu her alttan alma, yok sayma faslında bunu derim. Adam seviyorsa gösterir. Yani emeğiyle, özeniyle belli olur.

    Bu filmin kimi halleri Closer filmini de andırır bana. Özellikle Natalie Portman'ın canlandırdığı Alice karakteri, sevgilisi Dan'den bir sürü arıza ve aldatmadan sonra duyduğu sevgi sözcüklerine cevaben "Where is this love? I can't see it, I can't touch it. I can't feel it. I can hear it. I can hear some words, but I can't do anything with your easy words" dediğinde aklıma Selvi Boylum gelmişti.

  7. VUSLAT – Güldürdün beni!

    HAFİYE – Ne kadar güzel ifade etmişsin.