10 Yorum

“Burada ne yazıyor?”

Bu aralar “Niye???”den sonra Deniz’in en çok sorduğu sorulardan biri bu…

Bir resmin altında birkaç kelime mi gördü, hemen soruyor. T-shirt’ündeki baskıda ne yazdığını bilmek istiyor. Ufak bir kâğıt parçasının üzerine yazılmış iki satırı affetmiyor.

Uzun zamandır harfleri tanıyor. Ben özel bir çaba sarf etmedim. Ancak hem Brain Quest gibi oyunlar, hem alfabeyi tanıtan bazı eğlenceli kitaplar, hem de şu oyuncak laptop sayesinde (İngilizce) alfabeyi artık tanıyor. Okulda da öğrettiler tabii.

Peki, ne yapmalı, ne etmeli? Okumayı öğrenmesi için ne zaman, ne kadar çaba sarf etmeye başlamalı?

Bu konuda iki farklı görüş var. Birincisi, birçok çocuğun ilkokula başlama yaşı olan 6’dan daha önce okumaya hazır olduğu ve dolayısıyla okula başladıklarında okumayı sökmüş oldukları, okula başladıklarında okumayı bilmeyen çocukların yaşıtlarının “gerisinde kaldıkları” izlenimine kapılarak eğitim hayatlarının olumsuz etkileneceği, dolayısıyla anne-babaların çocuklarına erken okumayı öğretmek için çaba sarf etmeleri yönünde. Bu makaleye göre, çocuklar harfleri tanımaya 2 yaşından itibaren başlayabiliyor, bazı çocuklar 3 yaşında kelimeleri, 4 yaşından itibaren de basit cümleleri okuyabiliyorlar.

İkinci yaklaşım ise okumanın karmaşık bir iş olduğu ve çocukların, işin özünü ancak 5 yaşından sonra anlamaya başladıkları yönünde. Bu görüşe göre okul öncesi çocuklarına okumayı öğretmeyi amaçlayan kitaplar ve bilgisayar programları gereksiz olmanın da ötesinde, okumaya karşı bir tepki yaratabilme ihtimali olduğu için zararlı.

“Erken yürümeye başlayan bir çocuğun ileride çok başarılı bir sporcu olacağının garantisi olmadığı gibi, erken okumaya başlayan çocuğun da daha zeki olacağını beklememek gerekir. Küçük çocukların kelimeleri okumak yerine kendilerini hikâyelerdeki korsanların yerine koymaları, maceralara kaptırmaları daha önemli. Okumayı öğrenmeye başlamadan önce okumayı sevmeyi öğrenmeliler”
diyor bu ikinci görüş. Ve devam ediyor:

Bir metni okuyabilmek –ve okuduğunu anlayabilmek- için beynin birkaç bölümünün koordine bir şekilde çalışması gerekiyor. Dolayısıyla bir hikâyeyi okuyabilmek, kelimelerin çıkardığı sesleri telaffuz etmenin çok ötesinde, oldukça karmaşık bir iş. Sadece dilin nasıl işlediğini bilmenin ötesinde, hayatın nasıl işlediğini kavrayabilen bir anlayış gerektiriyor.

Bir çocuğun kendisine okunan hikâyeyi dinlemesi, kağıda çiziktirip karalaması, kelimelerle oyun oynaması, kitap okur gibi yapması, hikâye anlatması… bunların hepsi o çocuğu ileride iyi okuyan ve kitapları seven bir kişi olmaya hazırlayan aşamalar.

***

Little One’s Reading Resource, çocuklara kitap okumanın önemi ve tekniklerini anlatan çok güzel bir (İngilizce) web sitesi. “Çocuğunuza günde en az 20 dakika kitap okumak ileride iyi bir okur olması açısından önemli” diyor. Bu yirmi dakikanın birebir geçirilmesi gereken bir zaman olduğunu, iki çocuğunuz varsa ikisini birden değil, her birine ayrı ayrı 20 dakika ayırmak gerektiğini anlatıyor. Böylece çocuklara soru sorma fırsatının tanındığından öğrenmenin daha etkili olduğunu belirtiyor.

Bir Dolap Kitap’taki Çocukları Kitap Okumaya Özendirmenin 13 Yolu başlıklı bu yazı da konuya güzel bir şekilde değiniyor.

***

Deniz’in uyku öncesi ritüelinin mutlak bir parçası kitap okumak. Ancak özellikle de son zamanlarda akşamları o kadar yorulmuş oluyoruz ki acele etmek isteyebiliyoruz. Yapmamalı. “Aman bir an önce uyusun da ben de rahat edeyim” psikolojisi insanın gözünü döndürüyor o anda, ama aceleye getirmemeli.

Deniz’in evde olduğu günlerde gün içine bir iki kitap okuma seansı sığdırmaya çalışıyorum. Hoplayıp zıplamaktan yorulduğunda güzel bir mola vermiş oluyor.

Ne annem, ne babam bana benim Deniz’e yaptığım gibi, hele de bu yaşta düzenli olarak kitap okumadılar. Gerçi o zamanlar bu kadar çok çocuk kitabı yoktu, hele küçük yaş grubu için hiç yoktu. Annem masal anlatırdı bize. Bir de Amerikan filmlerinde görürdük çocuk yatağına yattığında ona annesinin ya da babasının kitap okuduğunu.

Yine de işte ilkokula başlamadan sökmüştüm okumayı. Kuzenimin bana harfleri öğrettiğini hatırlıyorum. O da o zamanlar 12-13 yaşında bir çocuktu. Demek ki ben çok hazırmışım ki kapıvermişim.

Şimdi ben Deniz’e özellikle öğretmesem bile, benim o yaştaki halime göre kitapla çok daha fazla haşır neşir olduğu için herhalde okumayı sökmüş bir şekilde başlayacak okula. Şimdiden alfabeyi şaşırtıcı bir şekilde tanıdığını, kitaplarının hemen hepsini ezbere bildiğini, kendi kendine okur gibi yaptığını “okuduğunu” göz önünde bulundurunca okul yaşından önce okumaya başlayacağını sanıyorum.

Çocukların okula başlamadan önce okumayı sökmeleri hakkında “kamuoyu” ne düşünüyor, merak ediyorum:

[polldaddy poll=”3377894″]

10 yorum

  1. Henüz bu konu bizim için oldukça erken olduğundan araştırmadım hiç. Ama öğretmen olan anne ve babamın okumayı sökeceğini anladıkları kardeşimden -teşviki geçtim- gazete sakladıklarını hatırlarım. O yüzden benim cevabım henüz belli olmamak ile beraber ama onların adına cevap B şıkkı 🙂

    Ayrıca şu sözü her gelişim alanı için hep kulağıma küpe etmeye çalışıyorum "Çocuğun erken yaşta okumasını veya gerçekçi resimler yapmasını sağlamak mümkündür, ama bunun faturası çocuğun farklı alanlardaki gelişim süreçlerine yansır. " Çocuklarda Sanat Eğitimi-Susan Striker

    Bu arada dip not her rakama "biiiiy" dese de oğlum da rakamları tanıyor :)) Onun sözlükte biiiy= rakam :))

  2. Şöyle de önemli bir not, kardeşim şu an hazırladığı dosyası ile ilk kitabının basımı için yayın evleri ile görüşüyor. Bir kaç dergi de yazıyor. Ayrıca çok okuyor. Yani o dönem yapılan ambargo çok okuyan ve yazan bir insan olmasını engellemedi 🙂

  3. Benim kızım 2 yaşında Arçelik, Migros, Beko, İstikbal gibi markaları nerede görse tanıyordu. Sonrasında da harfleri öğrendi. O noktada "acaba üzerine biraz daha eğilsek okumayı da öğrenir mi" diye düşünüp biraz araştırdım biraz da öğretmenleriyle konuştum ve bu işi ilkokula bırakmaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım zira okuma yazma benim zamanımdakinden çok daha farklı bir mantıkla öğretiliyormuş. Ben asla öyle yapamazdım. Benim zamanımda dik çizgi, eğik çizgi yapar ve harfleri yazar bir taraftan Ali topu at, Koş Ali koş gibi kalıpları öğrenerek okuma yazmayı sökmüş olurduk. Halbuki, şimdi anaokulunun ikinci döneminde çok değişik çizgi çalıştırmaları yapılıyor. İlkokula başlayınca harf harf öğreniliyor. Yazıım üzerinde daha çok duruluyor ve tümevarımla okuma da öğreniliyor.Çocuk okuma yazma biliyor olsa bunları yapmak gerçekten de zor ve sıkıcı gelirdi.

  4. Ben kızıma okuma yazma hariç herşeyi okul öncesinde öğretiyorum,ingilizce,bilgisayar bilgisi,Atatürk-bayrak-vatan sevgisi,şarkılar,şiirler..bir çocuğun almaya hazır olduğu herşeyi,yaşına uygun olarak vermeye çalışıyorum,okuma hariç..okumayı öğrenen çocuklar okumaya aç olur, 3.sayfa haberleri vs okur ben kendimden biliyorum okumayı 5 yaşında sökünce evde bulduğum gırgır dergilerini gizli gizli okurdum,halbuki okuma işini çocuklarımızla resimlere bakarak,onlara hayaller kurdurarak yapsak daha iyi olur gibi geliyor bana.

  5. Sevgili Elif,
    Her seyde oldugu gibi yine Deniz'in seni yonlendirmesine izin ver ve onun isaretlerini iyi gozle.

    Kipircan (5) cok ufak yastan (2 yas) harfleri bize sorarak ogrendi. O istedi. Sonra arabada giderken gordugu her harfi okurdu kendi kendine. Bu arada Burak'in 22 aylikken anne baba deyip, 2.5 yasinda 2 kelimeli cumleler kurdugunu eklemek isterim. Yuvaya baslayinca yazma hevesi artti. Ki 3,5 yasina kadar kalem idogru duzgun tutamazdi ve ben endiselenirdim (klasik evham, bik bik). Sonra okuldan her eve gelisinde ogretmenin verdigi basit ev odevini yapmak icin masaya kosardi. Montessori'ye baslayinca sesler ve harfler ile ilgili isleri hizli hizli yaparak seviye atladi. SimdiTurkce'yi cok rahatlikla okuyor ve soyledigi kelimeyi kendi yazabiliyor. ingilizce'de basit kelimeleri okuyabiliyor. Okumayi seviyor ama kitaplari alip haril haril kendi okumak istemiyor. uzun kitaplari bize okutturuyor ki biz de seve seve okuyoruz. Ama basit birsey denk gelir kendi okumak ister de okuyabilirse seviniyor kendi kendine. Sayilari da ayni sekilde cok ufak yasta kendi bize sora sora ogrendi. Su anda 100 e kadar turkce ingilizce sayip basit toplama islemi yapabiliyor.

    Kimilnaz (2.5) ise konusma acisindan cok ama cok ileri olmasina ragmen ne harfleri ne de rakamlari ogrenmek icin hic bir ilgi gostermiyor. Bazen abisi ile oynarken oylesine sebep oluyor ama bakiyorum o an dinliyor geciyor. kalemi cok duzgun tutuyor mesela. Cok ufak yastan beri (1.5 yas) Ama (su an icin) harf, sayi yazayim diye bir hevesi yok. Onun ilgi alanlari cok farkli. Ben de simdilik hic ustune dusmuyorum. Ilk ve tek cocuk olsaydi farkli davranabilirdim (Burak'in kalem tutusuna evhamlandigim gibi) belki ama artik biliyorum ki… saldim cayira mevlam kayira. Herkes en guzel kendi hizinda istedigi zaman istedigi seyi ogreniyor.

    Eger ilgisi varsa 6 yasina kadar beklemek icin kasilma ama ilgisi yoksa da bu cocuk okuma yazma ogrenmeyecek mi diye evhamlanip fazladan istemedigi seyleri ona yukleme.

    diye nacizane tavsiyemi dokturdum uzun uzun. Okursan sen sagol.

  6. Bence kitaplarla haşır neşir oluyorsa yeterli. Zaten eninde sonunda öğrenecek. hatta öğreneceği varsa, siz girişimde bulunmasa bile kendi kendine keşfedebilir okumayı.
    Ben aynen bu şekilde öğrendim okumayı. + yaşında falandım. Nasıl olduğunu hatırlamyorum ama gazete manşetlerini okuduğumda annemlerin nasıl şaşırdığını anımsıyorum. Sonra o sıralar 12 yaşında olan ablam bana bir hece kitabı aldı ve öğrenmemi hızlandırdı. Doğru teknikler kullandı mı? sanmıyorum? Bana bir zararı oldu mu? sanmıyorum.
    Bu konudaki tek sıkıntımı 1. sınıfta yaşadım. Herkes okumayı sökmeye çalışırken, diğerlerinin dikkatini dağıtmamak için bildiğin halde susmak çok sıkıcıydı.
    Diyeceğim şu ki, her şey kendi zamanını buluyor. Çocuk öğreniyorsa öğrenebilir ama üzerine düşmemek gerek.

  7. Anket sonuçlarına baktım da, %75'lik bir grup "kendi haline bırakılmalı" diyor. "Okuldan önce öğrensin" ya da "okulda öğrensin" diyenlerin oranı ise aynı.

    Gelen cevaplar da öyle zaten.

    EVRİM, SALİHA – aynı bakış açısyla hareket etmişsiniz. Ki hiç düşünmemiştim bunu… Doğru, erken okuyan çocuk başka şeyle tatmin olmayacaktır.

    VUSLAT – bu da çok doğru. Bizim zamanımızdan farklı tekniklerle öğreniyorlar artık. Belki de hiç karışmamak, yanlış şekilde öğretmekten daha iyi…

    PRATİK ANNE – Bu tür konuları yazarken sen ve sen gibi kıdemli anneler geliyor aklıma. Hani aslında sana mail atıp sorsam da olur, ama sen de yorum yaz ki başkaları da okusun gibi… O yüzden seviniyorum bu uzun yorumlarına.

    Dediğin gibi yapacağım. Öğrenmek isterse ne ala, yok istemezse ısrar yok.

    BANU – Aynen, kitaplarla haşır neşir olmaya devam edeceğiz.

  8. Merhaba Elif Hanım,
    ‘Bebeğinize nasıl okuma öğretirsiniz?’ adlı çok ilginç bir kitap okudum. Yazarı Glenn Doman. Kendisi çocuk beyni gelişimi uzmanıymış. Oldukça ikna edici şöyle ki yorumların bir kısmında da değinildiği gibi çocukların reklam ve markaları çok küçük yaşta öğrendiklerini çünkü bunların büyük puntolarla yazıldığını söylüyor. Ona göre bebeklikten itibaren okuma öğrenmemelerinin tek sebebi bizim yazıları çok küçük harflerle yazmamız. Nasıl duyarak konuşmayı kendi kendilerine öğreniyorlarsa, o yaşlarda öğrenmeye açık zihinleri görerek okumayı, yine duyarak 2. ve 3. dilleri kapmaya hazırmış. Okumanın aslında okula ait bir görev olmadığını beynin nörolojik bir fonksiyonu olduğunu ve zahmetsizce öğretilebileceğini savunuyor. İlgilenenler için paylaşmak istedim. Sevgiler….