31 Yorum

Elif ve Derin’in Hikayesi

Üç ay önce bugün 35 hafta 3 günlük bir gebeydim.

Birkaç gün öncesinde, yaklaşık bir ay sonra doğmasını beklediğim Derin oğlum için “baby shower” partisi düzenlemiştik. O hafta sonu annemle eşyalarını yıkamış, ütülemiş, hastane çantamı hazırlamaya başlamış, ancak “sonraki hafta sonu tamamlarız” diye düşünerek bitirmemiştik. Sonraki hafta sonu Derin’in aramızda olacağını hiç hesaba katmadan…

Üç ay önce bugün bir Salı günüydü. Bir önceki Pazartesi sabahı uyandığımda kasılmalarım vardı. Deniz’i okula, Doğan’ı işe gönderdikten sonra kasılmaların uzun aralıklarla ama normalden daha şiddetli geldiğini fark etmiştim. Aralıklar 15 ila 25 dakika arasında değişiyordu, ama şiddeti ben her ne yapıyorsam durup nefes egzersizleri ve esneme hareketleri yapmak durumunda bırakıyordu.

O günü öyle geçirdim. Kasılmaların dışındaki tek sıra dışı durum tuvalete girdiğimde karşılaştığım bir görüntüydü. İlk etapta ne olduğunu anlamadığım, sümüksü, yoğun bir kıvamı olan bu garip şeyin “nişan” olduğunu ancak internete girip okuduktan sonra anladım.

Deniz’in doğumunda böyle bir şey yaşamamıştım. Kendime “Her gebelik, her doğum farklıdır Elif” diye telkinde bulunarak üzerinde durmadım. Nişanın çok önemli bir gösterge olmadığını, doğumun ertesi gün de, üç hafta sonra da olabileceğini okumuştum. Perşembe günü zaten doktorumla randevum vardı. Kimseye bir şey söylemeden günüme devam ettim.

Her nedense o Pazartesi günü uzun zamandır hissetmediğim kadar enerjik hissediyordum kendimi. O kadar ki, Deniz okuldan döndükten sonra onu parka indirdim. Eve çıktıktan sonra onunla oynadım. Oflayıp puflamadan, sadece ara sıra gelen kasılmalar sırasında ara vererek yemek yaptım. Doğan geldiğinde Deniz’i ona devrederek koltuğa uzandım ve bir iki saat uyudum.

Gece yarısına gelirken Doğan beni uyandırıp yatağa geçmemi söylediğinde kasılmam yoktu. Sabaha karşı 04.00’e kadar rahat bir uyku çektim.

23 Mart Salı sabahı 04.00’te, bu sefer kasılmayla uyandım. Oldukça şiddetliydi. Uyumaya devam etmeye çalıştım. 20 dakika sonra bir tane daha… 15 dakika sonra bir tane daha… Saat 5 buçuğa kadar yatakta debelendim. Kasılmalar geldikçe HypnoBirthing’de “J-breathing” denilen, burundan yavaş nefes alıp rahme göndererek ağızdan yavaşça verme hareketini yaptım. En rahat bu şekilde baş ediyordum.

Sonunda saat beş buçukta yatmaktan vazgeçerek kalktım, ancak kimseyi uyandırmadım. Bilgisayarın başına geçip bloga “baby shower partisi” ile ilgili yazımı yazmaya koyuldum. Ancak düzenli olarak 15 dakikada bir gelen kasılmalar uzun süre oturmamı engelliyordu.

Deniz ve Doğan saat 7’ye doğru uyandıklarında ben bilgisayarın başında iki satır bir şeyler yazıyor, on beş dakikada bir kalkıp yatağın ayakucuna tutunarak esneme ve nefes hareketleri yapıyor, sonra yazmaya devam ediyordum. Uyku sersemi ne yaptığımı soran Doğan’a “sanırım bugün hastaneye gideceğiz” dediğim zamanki surat ifadesini, gözlerinin kocaman açılıp “Ha? Ne?!” diye soruşunu hiç unutmayacağım. Hazırlıksız yakalanmıştı.

Doktora kontrole gideceğimi düşünerek duşa girdim. Öncesinde tuvalette yine bir parça nişanla karşılaştım. Bu sefer hafif pembelik de vardı.

Duştan çıktığımda saat 08.30 olmuştu. Doktorumu arayıp 15 dakikada bir şiddetli kasılmalarımın olduğunu, bir de parça parça pembemsi kitleler geldiğini söyledim. “Haftanız gereği normal olarak kasılıyor olabilirsiniz, ancak görmeden bir şey söyleyemem” dedi. Doğan’la birlikte Deniz’i okula bıraktıktan sonra doktorun yolunu tuttuk.

Yolda kasılıp duruyordum. İstanbul’un yollarının muhteşem (!) altyapısı bu noktada beni bu şehirde yaşadığıma pişman olma eşiğine getirtti. Nitekim her tümsek, her yükselti, hele de o anda kasılıyorsam, inanılmaz rahatsız ediyordu.

Yaklaşık yarım saat süren olağan bir yolculuğun sonunda Nişantaşı’na vardık. Neyse ki sabah trafiğini atlatmıştık. NST’ye girdiğimde bir tane gözle görülür kasılmanın dışında bir şey yoktu. Bebeğin kalp atışları düzenliydi.

Bu noktada ben açılma olduğunu hissediyordum. Bir şekilde farklı bir his vardı aşağılarda… Ancak beklentim doktordan “2 santim açılmışsınız, eve gidin. Doğumun ne zaman olacağı belli değil, bir süre böyle gezebilirsiniz” gibi bir şeyler duymaktı.

Kübra Hanım NST sonuçlarına baktığında “Anormal bir durum yok, bir de muayene yapalım” dedi. Vajinal muayenenin sonunda kendisi de şaşkın bir şekilde 5 santim açılma var! Doğum başlamış, bugün geliyor bu bebek” deyince Doğan da ben de kulaklarımıza inanamadık.

Ağzımdan çıkan ilk şey “Durduramaz mısınız???” oldu. Henüz 37. haftaya bile gelememiştik. Bebeğin kilosu iyi görünüyordu ama herhangi bir sorun olabilmesi ihtimali beni endişelendiriyordu. Kübra Hanım bu noktadan sonra bir şey yapılamayacağını, doğumun başladığını, 35+3’te bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmemesi için bir sebep olmadığını söyledi.

Biz bütün bu bilgi bombardımanını sindirmeye çalışırken Kübra Hanım eve gidip toplanıp hastaneye geri dönmemizi söyledi. “Acele etmeyin, ama ağırdan da almayın” dedi. Ben, gün bitmeden doğuracağım gerçeğini kabul etmek istemezcesine kendime iş çıkarmaya çalışıyordum. Karşıya geçip annemi alıp alamayacağımızı sordum. Doğan da, Kübra Hanım da “Yok artık, o kadar da değil” bakışları fırlatınca kendime gelmem gerektiğini fark ettim. Annemin kendi başına gelmesine karar verdik.

Muayenehaneden güle oynaya ama şaşkın bir şekilde ayrıldık. Nişantaşı’nda sokaklarında ördek gibi yürürken bir yandan da kasılmam geldikçe park etmiş arabalara yaslanıp esneme hareketleri yapıyor, nefes alıp veriyordum.

Arabaya atlayıp çantamızı toplamak üzere eve gelirken aklımda tek bir düşünce vardı: Deniz’e “abi olacağı” için söz verdiğimiz hediyeyi almak. Doğum beklediğimizden çok daha erken başladığı için birçok konuda hazırlıksız yakalanmıştık. Daha bebeğin odası bile tamamen hazır değildi. O hallolmasına hallolurdu da, Deniz kardeşini görmeye hastaneye geldiğinde onu eli boş göndermemeye niyetliydim.

Neyse ki Doğan da benimle aynı fikirdeydi ki evin oralara yaklaştığımızda ilk iş kendimizi oyuncakçıya attık. Thomas trenli legoyu ararken legolarla puzzle’ların arasındaki koridorda bir iki kasılma daha atlattım. Oyuncakçıdan çıktığımızda evde kahvaltılık bir şeyler olmadığını, bizim yokluğumuzda Deniz’e bakacak olan babaannenin bir de alışverişle uğraşması gerekeceğini düşünerek markete gitmeye yeltendiysek de Kübra Hanım’ın “ağırdan almayın” nasihatini hatırlayarak eve gitmeye karar verdik.

Eve gelip hastane çantamızı tamamladık. O sırada annem ve kız kardeşim bizimle hastaneye gelmek üzere, Doğan’ın annesiyle babası da Deniz’e bakmak üzere eve geldiler. Deniz’i okuldan arayıp bebeğin gelmekte olduğunu, hastaneye gittiğimizi, döndüğünde onu babaannesinin karşılayacağını ve –daha önce söylediğimiz gibi- birkaç gün onunla kalacağını anlattık. Sonra da ben, Doğan, annem ve Ece arabaya doluşup yine Nişantaşı’nın yolunu tuttuk. Kasılmalar beş dakikada bir düzenli olarak geliyordu.

Çok güzel bir bahar günüydü. İki gün öncesine kadar hüküm süren kış yerini bahara bırakmış, insanın içini ısıtıyordu. “Bu Derin oğlan sıcak havayı görünce Nisan geldi sandı, ne olurdu bir ay daha bekleyeydi?!” diye geçirdim içimden.

Yolda giderek artan kasılmalarla başa çıkmaya çalışarak saat üç buçukta Amerikan Hastanesi’ne girişimizi yaptık.

Kübra Hanım hastaneyi arayıp haber verdiği için bizi bekliyorlardı. Hemen odamıza yerleştik. Üzerimdeki yoga pantolonu ve penye üstle çok rahat ettiğim için hastane geceliğini girmemi teklif eden hemşireyi kibarca geri çevirdim. Israr edince de “Kübra Hanım gelmek üzere, o giy derse giyerim” dedim. Kan alındıktan sonra damar yolunun açık kalmasını istemedim. Hareket ederken kolumda iğne olsun istemiyordum. Kübra Hanım’la daha önce konuşmuş, bu tür rutin uygulamalardan gerek olmadığı müddetçe kaçabileceğim konusunda güvence almıştım.

Çok kısa bir süre sonra Kübra Hanım geldi. Vajinal muayene yaptı. Açılmanın sekiz santim olduğunu öğrenince oldukça rahatladık. Demek ki muayene yaptığı saat 11 ile hastaneye geldiğimiz saat 3 buçuk arasındaki kasılmalar etkili olmuş, doğum ilerlemişti.

Artık tek yapacağımız şey beklemekti. Açılmanın 10 santim olmasını ve bana ıkınma hissi gelmesini beklemek.

Aslında asıl HypnoBirthing tekniğinde ıkınma söz konusu değil. Amaç, kendinizi telkinle sakinleştirdikten sonra bebeğin doğal bir şekilde içinizden kayıp gitmesini beklemek. Ancak ben her iki doğumumda da ıkınma hissini bastıramadığım gibi,  kendimi o kadar gevşetemedim.

Bu noktada bir antiparantez açma ihtiyacı hissediyorum. Sabah muayene olmaya gidip de 5 santim açıklık olduğunu öğrendiğimizde Kübra Hanım’ın bizi eve göndermiş olmasını anlattığımda “Nasıl gönderdi o halde?” şeklinde tepkiler almıştım. Burada Kübra Hanım’ın tecrübesinin ve doğal yaklaşımının ve birbirimize duyduğumuz karşılıklı güvenin çok büyük etkisi vardı. Aradaki üç dört saatlik süreci hastanede geçirmemin benim için hiçbir faydası olmayacağı gibi, büyük ihtimalle stres olacağım ortadaydı. Oysa eve giderek hem panik olmadan hazırlıklarımızı tamamladık, hem de o süreç boyunca gelen kasılmaları oyalanarak atlatmış olduk.

Hastane odasındaki halimiz de çok rahattı. Yine müziğimizi koymuş, ışıkları kısmıştık. Kendi kıyafetlerimle, yanımda eşim, annem, kız kardeşimle, kendi evimde gibiydim. Aralarda sohbet ediyor, bol su içiyor, kasılma geldiğinde herkes sessizleşiyor, esneme hareketleri yaparak sancıyı atlatıyordum. Yer yer pilates topunun üzerine oturup rahatlıyordum. Kübra Hanım da yanımıza uğrayıp sohbetimize katılıyor, zaman zaman bizi yalnız bırakmak için dışarı çıkıyordu. Ece fotoğraf çekiyordu.

Kübra Hanım bu süreçte bana çok iyi gelen iki öneride bulundu. Birincisi, daha önceki doğumumda da uyguladığımız ve çok işe yarayan aksi yönde baskı uygulamaktı. Her sancı geldiğinde yanımda kim varsa –genelde Doğan, bazen annem- belime baskı yapıyor, beni rahatlatıyordu.

Diğer uygulama da yükseltilmiş hastane yatağının üstüne kule gibi dizdiğimiz yastıkların üzerine eğilerek sağa sola esneme hareketleri yapmaktı. Bu pozisyonda çok rahat etmiştim. O kadar ki, cep telefonuma gelen mesajları bile kontrol edebiliyordum.

Kübra Hanım’ın direktifleri sayesinde müdahale minimumda kaldı. Arada tansiyonumu ölçmeye gelen hemşirenin dışında odamıza giren çıkan olmadı. Ayakta daha rahat ettiğimden Kübra Hanım NST yapılması için yatmamı gerekli bulmadı. Hemşire bebeği kısa bir süre dinledikten sonra beni yine kendi halime bıraktı.

Böyle böyle, kâh terleyerek, kâh inleyerek, kasılmaların arasında sohbet edip gülüşerek, sonlara doğru ise sessizliğe bürünerek, ama en çok da BEKLEYEREK bir iki buçuk-üç saat geçirdik.

Bu doğumumda da, önceki doğumumda da beni en çok zorlayan kısımdı bu… İngilizcede “transition” olarak adlandırılan, açılmanın 8 santimden 10 santime ulaştığı, şiddetli kasılmaların birkaç dakikada bir geldiği, ancak henüz ıkınma hissinin olmadığı zor bir süreç.

Sonlara doğru yorulduğumda uzanmak istedim.

Kübra Hanım tekrar muayene yaptığında açılma tamamlanmıştı. Ancak bende henüz ıkınma hissi yoktu. Bir süre daha başa çıkabileceğimi düşünerek doğumhaneye henüz gitmek istemedim. Kübra Hanım da acelemiz olmadığını, istersem işleri hızlandırmak için su kesesini patlatabileceğini, ama o zaman sancıların daha da şiddetleneceğini, dolayısıyla ben isteyene kadar bekleyebileceğimizi söyledi.

Biz de öyle yaptık.

Son yarım saati uzanarak geçirmeye çalıştım. Ancak artık oldukça zorlanmaya başlamıştım. Açılma tamamlanmasına ve sancılar birbiri ardına gelmesine rağmen ıkınma hissi yoktu. Su kesesi de patlamamış olmasına rağmen korkunç bir baskı hissediyordum.

En sonunda yorulduğuma kanaat getirerek Kübra Hanım’a doğumhaneye gitmek istediğimi söyledim. Kasılmaların beni daha fazla yıpratmasını istemedim, ıkınmak için de gücümün olması gerekiyordu.

Doğumhaneye girdiğimizde saat 18.30’a geliyordu. Kübra Hanım su kesesini patlatacağını söylediğinde ilk başta tereddüt ettim. Ancak ne kadar yerinde bir hareket olduğunu sonradan anladım. Kesenin patlamasıyla birlikte önce inanılmaz bir rahatlama hissine kavuştum. Sonra da bebeğin başının aşağı indiğini hissettim. Ikınma hissiyle birlikte acayip bir titreme de gelmişti. Dişlerimi tutamıyordum. Birkaç dakika süren titremenin sonrasında yeniden terlemeye başladım.

Bu kısım yaklaşık yarım saat sürdü. Şimdi kıyasladığımda, ilk doğumuma oranla çok daha aktif, daha etkili ıkındığımı fark ediyorum. Kübra Hanım bana “Yüzüne ıkınma, aşağı doğru ıkın” dediğinde ne demek istediğini çok iyi anladım. Çok yerinde bir yönlendirmeydi. Bu sayede olacak ki, birinci doğumumdan sonra kıpkırmızı kesilen yüzüm bu doğumumdan hemen sonra hiçbir şey olmamış gibiydi.

İlk bir iki seferi çok iyi kavrayamasam da iki üç ıkınmadan sonra kendimi kontrolde hissettim. Kübra Hanım yönlendiriyor, Doğan elimi tutuyor, destek oluyordu. Bir ara, yine Deniz’in doğumunda olduğu gibi, umutsuzluğa kapılıp “Çıkmayacak bu bebek!” dediğimi hatırlıyorum. Yine Doğan çok az kaldığını hatırlattı.

Hakikaten de öyleydi. Bir sonraki ıkınmada Derin balık gibi içimden kaydı, Kübra Hanım Derin’i tuttuğu gibi ellerime verdi. Saat 18.57’ydi.

Yine tarifsiz hisler doldu içime… Bütün acıyı, sızıyı, teri bir anda unuttum. Derin’in ellerimdeki minikliği, sıcaklığı inanılmaz huzur vericiydi. Çıkar çıkmaz bir vaveyla koparmıştı. Cıngar kıyamet ağlıyordu. O sesinin güzelliğini hiç unutmayacağım.

Derin her şeyi kendi bildiği gibi yapmıştı. Daha “ikinciye niyetlensek mi” dememizle beraber kendine içimde bir yer edinen, bana ilk gebeliğimden çok farklı tecrübeler yaşatan, kasılmalarla, ıslanmalarla hastaneye koşturan bu aceleci oğlan bir ay erken olmasına rağmen 3 kilo 200 gram ağırlığında, 51 santim uzunluğunda doğarak neredeyse abisinin doğum ebatlarını geçmişti. O hazırdı, kendi geleceği zamanı biliyordu demek ki…

***

O günün üzerinden tam üç ay geçti. Uykusuz, gazlı, kolikli, ilk gülücüklü, şimdi de kıkırdamalı bir üç ay.

Zor zamanları da olan, hatta zorlukları çoğunlukta olan bir üç ay…

Ama işte sırf bu anlattıklarımı bile tekrar yaşayabilmek için “üçüncüye var mısın?” deseler hiç tereddüt etmem.

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

31 yorum

  1. Çok güzel, çok… İşte sırf bu anlattıklarını yaşayabilmek için ikinciye varım diyesim geliyor Elif'cim.

    • Merve Çelik Demir

      Ne yalan söyleyeyim ben de oğlum 1 yaşına haftaya girecek olmasına rağmen ikinciyi düşünmeye başlasam mı diyorum :))

  2. Bol fotograf destekli olmus,sezeryan tecrubeli biri olarak anlattiklarini gormek daha iyi anlamami sagladi.Genellikle dogum hikayelerinde kotu hissederim, ama Derin oglan iyi geldi. Sevgiler.

  3. ne guzel dogurmussun Elif 🙂
    ben de dun benim Derin'in dogum hikayesini yazmaliyim artik Elif'e diye dusunuyordum.
    Derin oglanin 3.ayi kutlu olsun,daha kolay gunler getirsin size 🙂

  4. Muhteşem. Gözlerim doldu, ne kadar güzelsiniz siz öyle. Hemen koşup doğurasım geldi:)

  5. Bugün, yani 23 Haziran 2010 tarihi itibariyle 35w 3d olan oğluşum CanCan'la, heyecanla okudum yazını:) Şu dakikaya kadar heyecanlanmayan ben, artık yavaş yavaş kalbimde kuşların uçuştuğu hissine kapılıyorum. Dün akşam arabadan inerken eşime şöyle dedim, 'Acaba hangi gün, saat kaçta şu arabaya binip hastaneye gitmemiz gerekecek?!'
    Bu bilinmezlik biraz korkutuyor beni, ama açılma olduğu halde eve gidecek vakti bulman vs.. sonrasında hastane odasındaki kah keyifli kah sancılı o saatler.. Sonra duyduğun o harika ses.. bunlar da bir o kadar umut verici:) Bakalım bizim Can oğlumuz da Derin abisi gibi aceleci mi olacak yoksa sabırla bir ayını daha tamamlayabilecek mi!?

  6. Harika bir hikaye, paylastigin icin tesekkurler Elif!

    Hypnobirthing'de aslinda ikinma hissini bastirmak gerekir demissin ama benim burada gittigim hynobirthing kursunda tam tersine ikinmanin da tamamen dogal oldugu, bu his geldiginde ona uygun sekilde davranilmasi gerektigi anlatildi. Belki Amerika-Ingiltere yorumu farklidir…

    Derin'e uzun ve mutlu bir omur diliyorum tekrar!
    Sevgiler…

  7. anlattığın hikayen bende çokdeğişik bir duygu yarattı. Benim oğluşum erken ve acil gelmese,planladığım ve eğitimimi verdiğim normal ve doğal doğumu ben de yaşayacaktım. Ama bizim adam acil doğmak istediğinden yaşayamadık. İkincisi için çok korkuyorum. Yine erken gelecek ve aynı hikayeyi yaşayacağım , diye.Yazını okuyunca acaba? hissine kapıldım.. çok güzel bir paylaşım olmuş.. Normal doğumun ne kadar da normal ve doğal olduğunu yazını okuyan, fotolara bakan anne ve baba adayları çok net anlayacaklardır.

    Derin bebişi ve delikanlı Deniz'i benim için öp:))
    Sevgiler

  8. Ben bebeğim ters olduğu için sezeryan olan bir anneyim , şimdi yazdıklarınızı biraz ukdeyle biraz da imrenerek okudum . Doğum olayına bu şekilde yaklaşıp , sağlıkla bebeğinizi kucağınıza aldığınız için tebrik ederim sizi .

  9. Cok mutlu oldum bu sabah dogum hikayeni okuyunca. Dun gece kasilmalar nedeniyle cok uyuyamadigim icin ustune iyi geldi bu hikaye:) Derin'in 3. ayi kutlu ve mutlu olsun, sizleri tekrardan tebrik ederim.

    Yuzune dogru ikinma, asagi dogru ikin ne demek peki? Ilk dogumumda itme surecinde surekli oksijene ihtiyac duymustum yaklasik 50 dakika surunce itme kismi. Baska bir rajonu varsa ogrenmek isterim:)

    • aşağı doğru ıkınmanın en basit tarifi : 'k.a.k.a yapmaya çalışmak''tır. Karnını,rahmini,bebeğin önde olduğunu düşünmeden.

  10. Beklediğim doğum hikayesi geldi sonunda… Çok doğal ve güzel anlatmışsın Elif'çiğim. Fotoğrafların çok olmasına da sevindim, süreci çok daha iyi anlatıyor. Tekrar tebrikler, Derin'e ve abisi Deniz'e sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum 🙂

  11. Elif ,
    Bekliyordum Detayli Dogum Hikayeni . Duydugum ,okudugum en guzel dogum hikayesi . Normal dogumdan cok ama cok korkarak 42.haftada dogurdum Deniz oglumu. Ustelik de aksam 8 'de hastaneye yatip sabaha kadar yattigim yerde sanci cekip , acilmayi bekledikten sonra sabah saat 11 'de herseye ragmen acilma baslamayinca ancak sezeryanla dogurabildim. Benim dislerim korkudan zangirdiyordu . O korkulu bekleyisimi unutamiyorum. Keske senin gibi birini daha once okumus olsaydim da daha bilincli ve korkusuz bir bekleyis olsaydi . Normal doguma o kadar onyargili ve korkulu bakmisim ki. Cok da caylakmisim belli ki . Arastirsam Pozitif Dogum Hikayeleri bulabilirmisim . Cok etkilendim yazdiklarindan .
    Harikasin .
    Deniz ve Derin oglunla ,saglikli bir omur diliyorum.
    Sevgiler
    Hasene

  12. Elif;
    Sancılar arasında yaptığın esneme hareketlerini bana yazarmısın. Ya da neleri okumamı önerirsin. Allah bana da seninki gibi bir doğum versin..

  13. Elif 8-10 cm arasinda cep mesajarini kontrol etmen cok komik! Hikayen cok guzel tabii ki ve bu hikayedeki en onemli vurgulanmasi gereken sey bence hastaneye mumkun oldugu kadar gec gitmek. Ikinci cocugun olmasina ragmen 5 cm'de seni eve yollayip esyalarini aldirttiran doktorunun ellerini opmek lazim. Dogumlarda yapilan en buyuk hata (ve bunu doktorlar da destekliyor cunku sezaryene giden yolu aciyor) ilk sancida, su gelisinde vs hastaneye kosmak, yani gerektiginden 1 gun once falan gidiyor insanlar, sonra da bu her turlu mudahaleyi yaninda getiriyor, hastane stresi ve yorgunlugu bitmek bilmeyince sezaryenle sonuclaniyor dogumlar.
    Hikayeni Pozitif Dogum Hikayeleri sayfana da eklemeni bekliyorum. Bu hikayeleri okudukca insanin dogurasi geliyor, zaten bakmasi buyutmesi olmasa 10 tane dogururum 🙂

  14. ELif'cim cok guzel yazmissin, Derin oglanin 3. ayi kutlu olsun:)

  15. Elifcim;
    Okurken resmen ben doğuruyormuşum gibi yaşadım desem:))çok güzel anlatmışsın. eşimle beraber okuduk. Çok etkilendim. yanlız bendeki bir diğer tepki "ben bu esnemeleri,teknikleri bilmiyorum" oldu:)) Tebrik ederim canım. Derin'e de kocaman maşallah.

  16. Bu hikayeyi bekliyordum, çok hoşuma gitti, hele ki doktorunun eve göndermesi harika. İnşallah bu hisleri 10 hafta sonra ben de yaşayacağım ve umarım doğum hatıralarım seninki gibi POZİTİF olurlar.

  17. Çok teşekkürler 🙂

    Sezaryen olan anneler – lütfen içleriniz burkulmasın. Hepimizin doğumları başlı başına bir hikaye değil mi?

    Bu kadar detay anlatmamın ve fotoğrafa yer vermemin sebebi, hazırlanınca ve şartlar da el verince olayın ne kadar doğal olabileceğini göstermekti. Gerçekten de hastaneye mümkün olduğunca geç gitmenin çok faydasını gördüm. 1-2 santim açıklıkla hastaneye gidip bırakılmamış olsaydım müdahale kaçınılmaz olabilirdi.

    IŞIL – evet, bekliyorum 🙂 Ancak zaten şu ara sayfayı yeniden düzenlemeye çalıştığım için biraz zamanın var

    TUBA – Beklese de, sabırsız da olsa, sağlıkla doğsun, yeter. Eğer sen de doğal bir doğum yapabilecek olursan o da pastanın üzerindeki krema gibi olur 🙂

    BENDEN BİZDEN – Benim HypnoBirthing'den "soğumamın" sebebidir bu "ıkınmayın, bebek insin" yönlendirmesi. Bize öyle göstermişlerdi, "breathe the baby down" demişlerdi. Ancak bence de ıkınmak o kadar doğal bir parçası ki bu işin, ben aksini yapamadım.

    İster Hynpno, ister mipno, önemli olan o anda içinden geldiği gibi davranabilecek ortamı yaratman. Umarım senin de istediğin gibi olur.

    ÖZGE – Çok güzel tarif etmişsin.

    ESRA ERDOĞAN – Bu konuda ayrıca bir yazı hazırlayacağım. Zaten SSVD grubundan da sana sözüm vardı, unutmuş değilim.

    BAHARB – Sanırım o mesajlaşmalar 8 santime daha yakınkendi. 10 santime gelirken o kadar rahat değildim 🙂

    TUNAM10, CEREN – Bu esneme ve nefes egzersizlerini anlatan bir yazıyı yakında yazacağım.

  18. Elifcim harika anlatmissin. 6 ay oncesine, Elif'cigimin dunyaya geldigi gune geri dondum. Ben epiduralli normal dogum yaptim. Esim bana, seninki normal gibi degil dediginde kiziyordum:):) Daha nekadar normal olabilir diye. Kasilmalarin bir cogunu cekmistim cunku. Senin hikayeni okuduktan sonra esime hak verdim. Allah kismet ederde 2. cocugum olursa, anlattiklarin kulagima kupe olacak.

    Sevgiler…

  19. Elifcim;
    Ama 2 aya kadar yaz bak benim doğum da yaklaşıyor:)

  20. elif merhaba…

    38 hafta 3 gunluk bır anne adayı olarak doğum hıkayenı heycanla okudum…tam da dogumum nasıl olcak ne zaman olcak korku ve endıselerı baslamısken…dogum hıkayen ılac gıbı geldı….jale nın anlattıkları gıbı….benım ılk gebelıgım bu.. o yuzden oldukca bılınmez bırsey benım ıcın ama senın de dedıgın gıbı her hıkaye farklı sanırım ılkte olsa ıkıncıde…ınsallah bende senın gıbı guzel bır dogum surecı gecırırım…sana ogulların ve esınle saglıklı mutlu bır yasam dılıyorum…
    sevgıler
    sımla…

  21. WİLMA – Epidural alman anormal bir durum değil. Benim de doğum sırasında "hmm, demek bu yüzden epidural istiyor anneler" dediğim oldu 🙂 Bir dahaki sefere deneyebilirsin tabii ki, ancak kendini hiçbir şekilde eksik hissetmemelisin.

    ESRA – İnan aklımdasın. Ayrıca, çok yakında bir SSVD hikayesi paylaşacağım, sana çok hitap edeceğini umuyorum.

    SİMLA – Beğenmene, ilham verici bulmana çok sevindim. Güzel haberlerini benimle de paylaşırsan çok sevinirim. Sevgiler…

  22. Henüz anne olamamış bir aday olarak uzun süredir doğal doğum'la ilgili haberleri sevgili arkadaşım İlknur vesilesiyle takip ediyor ve bilgilenmeye çalışıyorum..
    Derin'in doğum hikayesinden cidden çok etkilendim.. Birçok anlamda.. Hem doğuma hazırlanış.. Hem yazım tarzı.. ve tabi resimler.. Okurken yaşatıyor adeta..
    Sanırım kendim için de böylesini hayal ediyorum.. Olabilecek en doğal haliyle, doğal bir ortamda ve en yakınımda, en sevdiklerimle.. Olabildiğince rahat, ve olabildiğince doğal..
    Teşekkürler Derin'in annesi, Teşekkürler bu sayfada hikayelerini anlatan tüm paylaşımcılar, Teşekkürler Hakan Çokel..
    Herkese Sevgilerimle..
    Dilerim bir gün ben de doğum hikayemi paylaşırım sizlerle..

    • Çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana ki sende böyle güzel çağrışımlar uyandırabilmişim.

      Hayal ettiğin gibi bir doğum yaşamanı ve bebeğini sağlıkla kucağına almanı tüm kalbimle diliyorum.

  23. Elif'cim siteni çok uzun zamandır takip ediyorum .ben de şu anda 20 haftalık hamileyim.sancılar geldiği zamanki pozisyonlar hakkındaki yazını sabırsızlıkla bekliyorum,bana ve beim gibi normal doğum düşünen birçok arkadaşa çok büyük yardım oöur sanırım.

  24. :') çok güzel , inanın gözlerim doldu çok duygulandım..
    normal doğumdan korkan biri olarak şu an gözümde fazla büyüttüğümü düşünüyorum bu olayı..
    Bir cümleyi okurken gözlerim diğer cümleyi takip etti ,gerçekten tebrik ederim 🙂
    bebeğinize size ailenize mutlu huzurlu ve sağlıklı bir yaşam diliyorum..

  25. 32+5 günlükken nişanım geldi. Hastanede kasılmaların başladığını ve 2 parmak açılmanın olduğunu söylediler. Serumla ila verildi iğneler yapıldı hala ilaç kullanıyorum 33+4 olduk ve doğum durduruldu ve yada biz durdurulduğunu zannediyoruzda zamanınımı bekliyor bilemiyorum. Belki sizde nişandan hemen sonra gitmiş olsaydınız aynı işlemler yapılabilirdi. Ama bence böylesi daha iyi olmuş herşey doğal sürecinde ilerlemiş. Maşallah sağlıklı şekilde Derin'i kucağınıza almışsınız. Bende şu an kullandığım ilaçların zarar verip vermeyeceği korkusu var sürekli aynı zamandada ilacı bırakırsam erken doğup küveze girermi diye korkumdan ilaca devam ediyorum.

  26. insan müthiş bir heyecanla,duygu yoğunluğu içinde okuyor bu yazıyı,tek kelimeyle müthiş…