15 Yorum

Yay gibi…

Uzun, zor bir gündü.

Her şey yolunda çok şükür de…

Derin’in dünden beri ateşi var. Çok değil, en fazla 37.6 oldu.

Dün sabah ilk çıktığında “A-ha! Diş bu, diş!” diyerek koydum teşhisi. Ama doktorumuz balonumu söndürdü. “Viral enfeksiyonlar çok yaygın bu ara. Hemen dişe yormayın.”

Dün gün içinde ateşi olmasa da akşamüzeri tekrar çıktı. Gece boyunca yoktu. Sabah yine çıkınca öğleden sonra kendimizi doktorun ofisine attık.

Öncelikle dün gece zor bir gece geçirdiğimi, Derin’in üç saatte bir uyandığını, benim zaten uykum kaçıp da gece iki buçukta yattığımı, sonra Derin’in beşte ve altıda, Deniz’in de yedide uyandığını söylemem lazım.

Eh, Deniz zaten bu aralar okula gitmediği için tepemde evde. Öğlene kadar onlarla uğraş, dur. Öğleden sonra Deniz’i anneanneye sat, doktorun yolunu tut.

Sonuç: Üst solunum yolları enfeksiyonu.

Böylece beşinci ayını devirdiği gün ilk hastalığını yaşamış oldu Derin oğlum. Viralmiş hakikaten. Antibiyotiğe falan gerek yok.

Boğazı ağrıyormuş canımın. O yüzden olsa gerek, acayip huysuzdu. Doktordan çıkıp da halama gittik. Amanın, dört yetişkin zor başa çıktık kendisiyle.

Aslında o da sadece beni istiyordu, o yüzden diğer üç yetişkin vah vah, tüh tüh demekle yetindi.

Bense halama giderken “Ohhh, şimdi Derin’i halama sattımmıdı, kendimi de onun dünyalar rahatı tempur yatağına attımmıdı o biçim uyurum” diye içimden geçirdiğimden, o hayallerimin suya düşmesi, Derin’in viyak viyak kucağımda ağlaması, ve benim bırakın uyumayı, ağız tadıyla bir çay içme girişimimin yarıda kalması sinirlerimi bozdu.

Halamın evinde bir arkadaşının köpeği konaklıyor birkaç gündür. Arkadaşı tatile gitmiş, halamın yardımcısı bakıyor köpeğe. Şirin bir şey, iyi huylu falan da, biraz fazla hareketli. Daha doğrusu neredeyse 14 yaşında olan Paphia artık yer minderi gibi olduğundan, 4 yaşındaki bir köpeğin her gelenin üstüne atladığını, kapı çalınca havladığını falan unutmuşum.

Neyse… Çay içiyoruz. Telefonumu almak için yerimden kalktım. Kalkmamla birlikte beyaz bir tüy yumağına bastım. Basmamla birlikte hayvancağız can havliyle yerinden fırladı. Fırlamasıyla birlikte gayrı ihtiyari ayağıma atladı. Atlamasıyla birlikte ben ayağımı ısırmasın diye yerimde zıp zıp zıplamaya başladım. Derken dengemi kaybettim. Pizza kulesi gibi, ama arkaya, yavaş ama oldukça cüsseli bir şekilde yıkıldım. Kolumu kapıya, sırtımı saksıya, her yerimi bir yere çarptım.

Başta halamın 3 aylık hamile temizlikçi kadını olmak üzere herkes “Aaaayyyy, ay ayyyyyy!” diye başıma toplandı. Herkes bir yerimden tutup kaldırmaya çalıştı. Deniz “Anne, sen düştün mü?” diye boynuma atladı. Bense sadece yerimde oturdum, pelte gibi kaldım.

Bu sırada, tek suçu ortalık yerde yatmak olan köpeği odaya kapattık. Zaten hayvancağız da onca hareketten sonra kaçmak istedi.

Orama buz, burama masaj derken bayağı bir süre yerde kaldım. Tabii bu arada ikinci çay içme girişimim de yalan olmuş oldu. Çayımın buz gibi olmasının yanı sıra neye uğradığımı şaşırmaktan tir tir titreyen ellerimle çay bardağını bile tutamadım.

Derin bu sırada tekrardan kopma noktasına geliyor. İllaki beni istiyor. Ben pış pış, tıpış tıpış onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Ama çok yüksek sesle ağlıyor, iyice geriliyorum. Bunu tahmin eden, ve o sırada Deniz’le oyun hamurundan kardan adam yapan annem “Ver bakayım sen onu bana” diyerek hoşurt diye Derin’i elimden alıyor. Ben “ama…” bile diyemeden alıp huuu huuu dervişler diye sallamaya başlıyor. O sırada Deniz “Anaaaneeee! Hani kardan adamın şapkasını yapacaktııık?” diye mızıklanmaya başlıyor. Ben “Gel, annecim, birlikte yapalım” desem de “Hayııııır, ben anaaneyi istiyoroooom” diye söyleniyor. Annemden zorla Derin’i alıyorum, pış pış yapmaya devam ediyorum. Neyse ki hemen uyuyuveriyor.

Ay, gerisini anlatmaya nefesim de, parmaklarım da yetmeyecek. Kısacası çok gürültülü, çok hareketli, çok çok çok yorucu bir akşamüzeriydi. Yay gibi gerildim.

Düştüğünüzde acıyı ilk başta fark etmezsiniz de sonradan anlarsınız ya… O durumdayım şu an. Sağ dirseğimi çarpmıştım ama ağrı tüm koluma yayıldı. Arabayı zor kullandım. Sol kolum ve sırtım da hasarlı. Resmen görülmez kaza. Saçma sapan.

Hani Hanımın Çiftliği’ndeki (bence en başarılı karakterlerden) Gülizar’ın bir “Yiter yaa!” deyişi var ya… Öyle diyesim geldi.

Hanımın Çiftliği demişken… Başlasa da Cuma akşamlarımız şenlense… Fikret Kuşkan da var artık. Leziz.

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

15 yorum

  1. Kıyamam sanaaaaa
    Gecmisler olsun

  2. Elif, gecmis olsun.

    Bizim 2 yasindaki oglus da u.s,y.enf a yakalandi. Ates 3 gun surdu ve 39-40 derece idi. Antibiyotige basladik malesef.

    Ondan da 5 aylik ufakliga ve babasina bulasti. Ufaklik daha hafif geciriyor, ama gece 03.00 ayaktayiz, huysuz.. Bana da yetti gari ama hastalik dedigimiz bunlar olsun.

    Aklim canimiz NEHIR de..

  3. Elifcim,

    Gecmis olsun!

    Hangi marka termometre kullaniyorsun? Guvenilir bir marka ariyorum. Evde olanlarin hepsi ayri telden caliyor su anda. Hic birine inanamiyorum 🙁 Var mi guvendigin bir marka?

    Hoscakal

  4. Çok geçmiş olsun…Sevgiler…

  5. geçmiş olsun Elif
    yaşadıklarını okurken ben bile fena halde gerildim bu 5 ay hastalıklar konusunda milat mıdır acaba ?talya da ilk ateşli hastalığını 5 aylıkken geçirmişti:(
    not:hu hu dervişler ninnisini okuyunca burnumun direği sızladı annem söylerdi talya ya:(puff çok özledim ama benn

  6. cok gecmis olsun hem Derin e hem size.. Benim oglanda viral üsye olmus. ama malesef doktor antibiyotik verdi. atesi dun gece 40 a kadar cikti 🙁 insallah bir daha yukselmez ates. oyle korkuyorum ki atesten.. Allah beterlerinden korusun yavrularimizi bizleri..

  7. Gecmis olsun 🙂
    Gorunmez kaza . Agrilar devam ederse doktora danismayi ihmal etme lutfen .

  8. Çok geçmiş olsun Elif 🙁

  9. Çok geçmiş olsun.
    Bizimki bana istek yapıyor. Dandi diyor (dandini dandini dastana ninnisi), sonra da kapı diyor o da hu hu dervişler kapımıza gelmişler:)) İlerde Derin'den de istek gelebilir:))

  10. İlahi! Ne güzel anlatmışsın yine! O zaman ne yapıyoruuuuz? Kolayca devrilmeden sek sek sekebilmek için kiloları verip, kaslarımızı da güçlendiriyoruuz!

    Derincik nasıl olmuş da almış virüsleri? Ay biz kışın ne yapacağız Elif?? Umarım büyüklerden daha çok hastalanmazlar!?!…

  11. Teşekkürler hepinize…

    Her ikimiz de bugün daha iyiyiz.

    SENEM – çok haklısın. Ateşmiş, virüsmüş, derdimiz bunlar bizim.

    SARIÇİZMELİ – Deniz de istek parçası gönderirdi 🙂

    ZEYNEP – kilo olayına hiç girmeyelim, rica ediyorum! Kanayan yaram.

    Sevgiler…

  12. cok gecmiş olsun ikknizede. Ben ancak baka biliyorum kusura bakma geriden devam ediyorum. Bu arada 34 guluk kızı kolik seni şimdi anladım eski yazılarınıza bakmaya calışıyorum. Cok zormuş. Saglıkla kalın

  13. Yay gibi gerilmek deyimindeki yay ok atan yay değil miydi? =) gecmisler olsun…

    • Onu bilmem. Ben aynı zamanda başım döne döne bu hale geldiğim için ruh halimi daha yansıtan bir resim istedim 🙂