4 Yorum

Yine fırtına gibi bir gün

Tabii ki halimize şükür… Tabii ki, etrafta ciddi hastalıklar varken, insanlar binbir zorluklar çekerken, ateşti, virüstü, bunlar hiçbir şey değil.

Ama bu, zaman zaman zorlanmadığımız anlamına gelmiyor.

Tam Derin’i iyileştirdik derken, Deniz hastalandı bu sefer. Büyük ihtimalle Derin’in viral enfeksiyonu Deniz’e geçmiş.

Pardon ama, bunun tam tersi olması gerekmiyor muydu? Büyük çocuk, okuldan aldığı hastalıkları eve getirip kardeşiyle paylaşmayacak mıydı? Nasıl oldu da henüz sosyal paylaşımlarda bulunmayan beş aylık bir bebek her gün parka giden, bilumum çocukla al takke ver külah arabalarını değiş tokuş yapan 4 yaşında bir velede hastalık bulaştırdı?

Anlamış değilim. Önemi de yok. İki çocuğu olan bir arkadaşım bunun hep böyle olacağını söyledi. Birbirlerine alıp vereceklermiş mikrop zirzopları.

Dün gece başladı Deniz’in ateşi. 37.7 ile. Yatma saatimiz olunca ateş düşürücü verdik. Sabah önce 38, sonra ilaca rağmen 39 oldu. Yine ilaç, bu sefer bir de soğuğa yakın ılık duş. Öğleden sonra doktor. Tabii öyle olunca ne öğle uykusu, ne bir şey.

Doktordan şu mesajlarla döndük:

  • Ateş üç gün kadar sürebilir.
  • Döküntü olursa hemen doktoru arayacağız. (Bu ara öyle bir salgın varmış etrafta)
  • Bol sıvı almasına dikkat edeceğiz.
  • Yemek yemesi önemli değil. İştahı olmayabilir, problem değil. Yeter ki sıvı alsın.

Doktordan sonra kendimizi halamın evine dar attık. Ben, çocuklar, annem. Derin uyudu, Deniz televizyonda “kötü şeyler” seyretmek istedi. (Bu “kötü şeyler” Ben 10 ve Bakugan tabii ki. Öğretmenine “Annem onları seyretmeme izin vermiyor” dediğinden beri izin veriyormuş ama bizim evde çıkmıyormuş gibi yapıyorum. Deniz de, kendi deyimiyle artık “kötü şeyler seyredebilecek kadar büyüdüğü” için ve halanın evinde o kanallar çıktığı için orada seyrediyor. Böylece ben izin vermemezlik etmemiş oluyorum, o doymuş oluyor.)

Neyse, sabah da parka falan inmemişti tabii ki Deniz. Bütün günü televizyonun karşısında geçirdi desem yanlış olmaz.

Halamda otururken Mersin’den, yıllaaaardır görüşmediğimiz bir ahbabımız geldi. Annemlerin yaşıtı, üç çocuk annesi bir kadın. Üç erkek annesi.

Oğlanların biri koç, biri terazi, biri de yay burcuymuş.

Bunu duyunca hemen ablukaya aldım. Sordum, soruşturdum.

Şunları öğrendim:

Yay burcu (Deniz) yerinde durmazmış. Hırslı olurmuş. Kendi kendiyle yarışırmış. Örneğin okulda tek bir derste başarılı olmak ona yetmezmiş. İllaki hepsini becermeliymiş. Önüne çıkan her türlü sınava girer, sürekli kendini test edermiş. Ona bir şey yaptırmak için “yapamazsın” demek yeterliymiş.

Koç burcu (Derin) düzen severmiş. Sabırsız ama yumuşak huylu, “şeker gibi” olurmuş.

Şimdilik bizimkiler tutuyor vallahi. Deniz, babasıyla koşma yarışını kaybediyor mu? Aman Tanrım! Kı-ya-met-ler kopuyor! Mutlaka kendisi kazanacak! Derin ise hakikaten düzen kuşu. Aynı saatte yatsın, aynı saatte meme emsin, dünyanın en kolay bebeği o!

Yukarıdakiler, bahsettiğim burçlarda üç erkek çocuğu yetiştirmiş, bu çocuklardan ikisini evlendirmiş, birini yurt dışına master’a göndermiş, torun tombalak sahibi olmuş bir annenin yorumları. Herhangi bir natal astrologdan test ettirip onaylatmış değilim, ancak yorumları işime gelince paylaşmak istedim.

***

Konuya dönecek olursak… Deniz oğlum bütün gün televizyonun karşısındaki koltukta, üzerinden kamyon geçmiş gibi yattı, durdu. Normalde koltuğun üzerinde yapmadığı akrobatik hareket kalmayan çocuk, neredeyse kıpırdamadan yattı. Ateş mahvediyor ya insanı…

Acayip şeker oluyor ama ateşlenince. Dili bir çözülüyor… Anlattıkça anlatıyor. Kıpkırmızı yanakları, bıcır bıcır konuşuyor.

Akşam dönüşümüz benim Fenerbahçe maçını hesaba katamamam ve saçma sapan bir trafik yüzünden 45 dakika boyunca Kadıköy’ün ara sokaklarında deli danalar gibi araba kullanmam yüzünden gecikti. Çocuklar yolda uyuyakaldılar. Ama çok uzun uyuyunca eve gelince uyandılar.

Deniz, yine 39 ateşliydi. Öyle olunca yine duş. Yine ilaç. Eh, tabii bu sefer yatma faslı çok uzun sürdü. Arada Derin uyanıp meme bile emdi.

Deniz’i yıka-ilacını ver-hikayesini anlat-O sırada Derin uyansın-Onu yedir-Gazını çıkar-Tekrar yatır şeklinde süren fırtına bir saatin sonunda Derin Deniz’lerin derin uykulara dalmasıyla sona erdi.

Doğan da dışarı çıkınca bütün ev bana kaldı.

Şu an öyle güzel ki… Çıt yok evde. Her nasılsa, normalde bu saatlerde kıyameti koparan sitemiz gençliği de pek bir suskun bu akşam. (Şimdi fark ediyorum ki maçlar yüzünden)

Tatlı bir serinlik giriyor balkondan içeri.

İyisi mi bunun tadını çıkarayım.

4 yorum

  1. Çok geçmiş olsun. Aynı viral virüs benim 3 buçuk yaşında da var. Biz 4 gün boyunca 39.9 ateşle gezdik, en düşük hali 38.7'ydi. Çok feci bir enfeksiyon bu, çok inatçı oluyor ateşi. Hastanedeki nerdeyse bütün çocuklar aynı şeyden muzdaripti.
    Dediğiniz gibi en büyük derdimiz bu olsun, en azından ateş vücudun bir şekilde mikroplarla savaştığının bir belirtisi. Allah çok daha sıkıntılı günler yaşayan öncelikle Nehirciğimize ve onunla birlikte diğer bütün çocuklara bol bol sağlık versin.

  2. cok gecmis olsun. Can da da viral enfeksiyon vardi. antibiyotigimiz halen devam ediyor. ama simdi aksi gibi oksuruk basladi. Ondanda bana gecti. 10 haftalik hamile olunca ve lekelenmelerim olunca zor oluyor tabi. sadece minoset ve pastille idare edebiliyorum.. Herkese cok gecmis olsun simdiden.. Allah beterlerinden korusun hepimizi insallah..

  3. Gecmisler olsun Elif Hanim.
    Vakia kesin biliyor ve belki de uyguluyorsunuzdur ama gene de yazayim dedim: ilik-soguk sirkeli su ile eklem yerlerine pansuman yapmayi denediniz mi?
    kokusunu sevmeyebilir ama genelde bu yontem de biraz olsun atesi alir…

    sevgiler

  4. Geçmiş olsun, aynı enfeksiyona ben de sahibim ne yazık ki şu anda, komşumun kızı sağolsun 🙂 İşin kötüsü (ilaçlar artık serbest olsa bile) ilaç alamamak, doğmamış bebeğe antibiyotik verme fikrini beynimin kabullenememesi, Öylece çaresiz yatak döşek mahfolmuş durumdayım.

    Ayrıca
    ''Ona bir şey yaptırmak için “yapamazsın” demek yeterliymiş.'' Bir yay burcu olarak kesinlikle katılıyorum. Bize destek değil köstek gerek 🙂 biri birşeyin tersini mi söyledi, beceremezsin-yapamazsın mı dedi hemen gaza geliriz 🙂