5 Yorum

Önümüze gelen çocuğa yiyecek teklif ederken

Aşağıdaki yazı, İstanbul’da yaşayan Amerikalı bir arkadaşım Leigh Lewis Tüfekçi tarafından kaleme alındı. Her üç kızında da fındık-fıstık alerjisi olan Leigh, bu konuda Türkiye’de oldukça zorlandığını anlatıyor ve gıda alerjisi konusuna dikkat çekmek istiyor.

Leigh, gıda alerjisi konusunda etrafımda en çok uğraşan insan. Her gittiğimiz doğum günü partisinde parti sahibine sormadan çocuklarına bir şey yedirmiyor. Ayrıca çocuklarına da bu bilinci o kadar güzel aşılamış ki, çocuklar da “bunun içinde fındık fıstık var mı?” diye sormadan ağızlarına hiçbir şey atmıyorlar.

Ancak Türkiye gibi çocuğa yemek yedirmenin sevgi göstermeyle eşdeğer tutulduğu bir ülkede çocuklarında gıda alerjisi olan Leigh gibi annelerin işi hiç de kolay değil.

Türk kadınlarının sevdiği bir şey varsa o da çocuklar olsa gerek. Ve bu sevgi, çocuklara yemek yedirerek doruk noktasına ulaşıyor. Her çocuğa mutlaka yemek teklif etmek, hiçbir çocuğu aç bırakmamak ve hepsinin karnını tıka basa doyurmak Türklerin kanında var. Bu içgüdünün ardındaki cömertlik sanırım Türk kültürünün en güzel yanlarından biri. Ancak bazen en iyi niyetli tavır bile felaket doğuran sonuçlara yol açabiliyor.

Gıda alerjisi geçtiğimiz yıllarda ciddi oranda arttı. Okullarda tek bir damla sütten döküntü geçiren, buğday ürünü yediği için kusan, ya da bir tek yer fıstığı yedikten sonra nefes almakta zorluk çeken çocuklar var artık. Ve maalesef Türkiye’de gıda alerjisinin sıklığı ya da ciddiyeti hakkındaki farkındalık yok denecek kadar az. Çocuğun alerjisi olduğu bir gıdadan en ufak bir miktarda tüketmesi bile ölümle sonuçlanabilecek anaflaktik şok gibi ciddi tepkilere yol açabiliyor.

Bir Afrika atasözüne göre “bir çocuk yetiştirmek için koca bir köy gerekir.” Türkiye, herhalde bu sözün pratikte en çok uygulandığı ülkelerden biri. İnsanların, tanımadıkları bir anneye çocuğunu yeterince kalın giydirmediği, ya da parkta oynayan yabancı bir çocuğun ellerini ıslak mendille silmekten çekinmedikleri bir kültürde çocuklardan biri bir şey yerken bir diğerine de aynısından teklif edilmesine şaşırmamak gerek.

Ancak çocuklara, ebeveynlerine ya da bakıcılarına sormadan verdiğimiz yiyecekler onlar için ciddi bir tehlike oluşturuyor olabilir.

Gıda alerjisine karşı duyarsızlık örnekleri her yerde karşımıza çıkıyor:

  • Parkta oynayan her çocuğa düşünmeden kurabiye veren bakıcı
  • Buğday alerjisi olan bir çocuğa “içinde çok az buğday” olduğu için bisküvi veren öğretmen
  • Fındık-fıstık alerjisi olan bir çocuğa içeriğini okumadan bisküvi ya da kurabiye veren komşu
  • Deniz mahsullerine alerjisi olan bir çocuğa, yemeğin içindeki karidesi çıkardıktan çekinmeden servis yapan büyükanne
  • Süt ürünleri alerjisi olan dört yaşındaki bir çocuğa, pastaneden aldığı pastayı, çocuk “içinde süt var mı?” diye sorduğunda direkt “hayır” diye cevaplayarak veren baba
  • Yer fıstığına alerjisi olduğunu bildiği yeğenine, içindeki fıstık yağının bir kâse fıstıkla aynı tehlikeyi yaratacağını hiç düşünmeden yemeği veren teyze

Çocukların kendileri için güvenli olan gıdaları tüketmelerinde en önemli sorumluluk elbette ebeveynlere düşüyor. Ancak, anne-babalar günde 24 saati çocuklarıyla geçiremiyorlar. Öyle bile olsa, çocukların güvenliğini riske atmamak aslında çok basit:

  • Çocuğa herhangi bir yiyecek teklif etmeden önce ebeveynine (ya da bakıcısına) danışın
  • Birisi size bir yemeğin ya da pastanın içindekileri sorduğunda rahatsız olmayın. O kişi sadece gıda alerjisi olan çocuğunu korumaya çalışıyor olabilir.
  • Kendi hazırladığınız bir yemeğin içindekileri soran kişiyle içeriğini çekinmeden paylaşın. Alerjen bir madde kullandığınızın farkında olmayabilirsiniz.
  • Birisi, kendi yapmadığınız bir yemeğin içinde herhangi bir gıda ürününün olup olmadığını olduğunu sorduğunda “emin değilim” demekten çekinmeyin. Çünkü kendiniz yapmadıysanız gerçekten emin olamazsınız.
  • Alerjen olmayan bir gıda ürününün alerjen bir gıdayla temas etmesi halinde gıda alerjisi olan bir çocuğa her ikisini de teklif etmekten kaçının.

Bu tür önlemler önümüze çıkan her çocuğa yiyecek bir şey teklif etme güdümüze ters düşse de, çocuklarımızın, “köyümüzün” sağlığı için çok önemli. Gıda alerjisi olan çocuklar her ne kadar nüfusun az bir kesimini temsil etse de, yiyecek bir şey vermeden önce sorarak tek bir çocuğu bile ciddi bir reaksiyondan koruyabileceksek sizce de değmez mi?

Alerji konusuyla ilgili bu da ilginizi çekebilir: Alerjiyle Tanışın.

Türk kadınlarının sevdiği bir şey varsa o da çocuklar olsa gerek. Ve bu sevgi, çocuklara yemek yedirerek doruk noktasına ulaşıyor. Her çocuğa mutlaka yemek teklif etmek, hiçbir çocuğu aç bırakmamak ve hepsinin karnını tıka basa doyurmak Türklerin kanında var. Bu içgüdünün ardındaki cömertlik sanırım Türk kültürünü en zengin kılan etkenlerden biri. Ancak bazen en iyi niyetli tavır bile felaket doğuran sonuçlara yol açabiliyor.

Gıda alerjisi geçtiğimiz yıllarda ciddi oranda arttı. Okullarda tek bir damla sütten döküntü geçiren, buğday ürünü yediği için kusan, ya da bir tek yer fıstığı yedikten sonra nefes almakta zorluk çeken çocuklar var artık. Ve maalesef Türkiye’de gıda alerjisinin sıklığı ya da ciddiyeti hakkındaki farkındalık yok denecek kadar az. Çocuğun alerjisi olduğu bir gıdadan en ufak bir miktarda tüketmesi bile ölümle sonuçlanabilecek anaflaktik şok gibi ciddi tepkilere yol açabiliyor.

Bir Afrika atasözüne göre “bir çocuk yetiştirmek için koca bir köy gerekir.” Türkiye, herhalde bu sözün pratikte en çok uygulandığı ülkelerden yerlerden biri. İnsanların, tanımadıkları bir anneye çocuğunu yeterince kalın giydirmediği, ya da parkta oynayan yabancı bir çocuğun ellerini ıslak mendille silmekten çekinmedikleri bir kültürde çocuklardan biri bir şey yerken bir diğerine de aynısından teklif edilmesine şaşırmamak gerek.

Ancak çocuklara, ebeveynlerine ya da bakıcılarına sormadan verdiğimiz yiyecekler onlar için ciddi bir tehlike oluşturuyor olabilir.

Gıda alerjisine karşı duyarsızlık örnekleri her yerde karşımıza çıkıyor:

Parkta oynayan her çocuğa düşünmeden kurabiye veren bakıcı

Buğday alerjisi olan bir çocuğa “içinde çok az buğday” olduğu için bisküvi veren öğretmen

Fındık-fıstık alerjisi olan bir çocuğa içeriğini okumadan bisküvi ya da kurabiye veren komşu

Deniz mahsullerine alerjisi olan bir çocuğa, yemeğin içindeki karidesi çıkardıktan çekinmeden servis yapan büyükanne

Süt ürünleri alerjisi olan dört yaşındaki bir çocuğa, pastaneden aldığı pastayı, çocuk “içinde süt var mı?” diye sorduğunda direkt “hayır” diye cevaplayarak veren baba

Yer fıstığına alerjisi olduğunu bildiği yeğenine, içindeki fıstık yağının bir kâse fıstıkla aynı tehlikeyi yaratacağını hiç düşünmeden yemeği veren teyze

Çocukların kendileri için güvenli olan gıdaları tüketmelerinde en önemli sorumluluk elbette ebeveynlere düşüyor. Ancak, anne-babalar günde 24 saati çocuklarıyla geçiremiyorlar. Öyle bile olsa, çocukların güvenliğini tehlikeye atmayı önlemek aslında çok basit:

Çocuğa herhangi bir yiyecek teklif etmeden önce ebeveynine (ya da bakıcısına) danışın

Birisi size bir yemeğin ya da pastanın içindekileri sorduğunda rahatsız olmayın. O kişi sadece gıda alerjisi olan çocuğunu korumaya çalışıyor olabilir.

Kendi hazırladığınız bir yemeğin içindekileri soran kişiyle içeriğini çekinmeden paylaşın. Alerjen bir madde kullandığınızın farkında olmayabilirsiniz.

Birisi, kendi yapmadığınız bir yemeğin içinde herhangi bir gıda ürününün olup olmadığını olduğunu sorduğunda “emin değilim” demekten çekinmeyin. Çünkü kendiniz yapmadıysanız gerçekten emin olamazsınız.

Alerjen olmayan bir gıda ürününün alerjen bir gıdayla temas etmesi halinde gıda alerjisi olan bir çocuğa her ikisini de teklif etmeyin.

Bu tür önlemler önümüze çıkan her çocuğa yiyecek bir şey teklif etme güdümüze ters düşse de, çocuklarımızın, “köyümüzün” sağlığı için çok önemli. Gıda alerjisi olan çocuklar her ne kadar nüfusun az bir kesimini temsil etse de, yiyecek bir şey vermeden önce danışarak tek bir çocuğu bile ciddi bir reaksiyondan koruyabileceksek sizce de değmez mi?

5 yorum

  1. Merhaba Elif!

    Daha bir kac gun önce "Turkiyede kimse sut yada findik alerjisi degil mi" diye dunmustum. Bu olay Isvecte o kadar yaygin ki!
    Buyuklerin bilinclesmesi lazim. Her gördugunuz cocuga herseyi sunmayin, ilk önce annesine yada dadisina sorun (cocuk görmeden tabii ki!).
    Burda yasgunu partilerine davet edilirken bile soruyorlar, cocugun br seye alerji mi? Hersey yiyebiliyor mu?

    Umarim bu konu buyuk gazetelerde ve haber kanallarindada yer alir!

    Iyi cumalar iyi haftasonlari! 🙂

  2. Güzel çok bir konu yine. Bravo elif, good job 🙂

  3. Elif:

    Ne kadar guzel bir konuya deginmissin. Biz bu yaz Turkiyede iken bir balik lokantasinda yemek yiyorduk. Yan masamizda bir aile ve kucuk kizlari vardi.

    Benim kizim Elifle o kucuk kiz arkadaslik kurdular ve de masalar arasi oynamaya basladilar.

    Beni dehsete dusuren bir sey oldu. O kucuk kizin annesi bir ara ben daha dur demeye kalmadan kendi kizini besledigi catal ile kizima karides vermesin mi?

    O tarihe kadar kizim hic karides yememisti. Ben tabii ki dehsete dustum. Bana sormadan nasil boyle bir sey yapmisti. Bizim kizda agzini acti ve de bir guzel yedi.

    Neyseki alerjik bir durum olmadi ama ya olsaydi?

    Oradan nasil kalktik ve kactik anlatamam.

  4. Merhaba Elif,

    Sizinle sitenizde bana da yer vererek verdiğiniz kutsal destek sonrası keşfettiğim harika blogunuzu devamlı takip ediyorum. Son derece de keyif alıyorum.

    Amerikalı bir annenin yaşadığı sıkıntıyı 2.5 yıldır yaşıyoruz. Oğlum çok güvendiğim ve inanılmaz destek verilen bir yuvaya yarım gün başladı. Sabah kahvaltısı verilirken önceleri orada bulunuyordum. Gördüğüm manzara maalesef yuvaya gelen velilerin çantalarından çıkardıkları kek, börek, susam gibi gıdaların kahvaltı masasına koyup "aman çocuğum ve diğer çocuklar da yesin doysun" demeleri beni dehşete düşürdü. Uyardım. Öğretmen çok dikkatli ama böyle bir durumu engelleyemediklerini söylüyor. 3 yaşındaki oğlum geçen gün masaya konulan simiti görünce "lütfen tabağıma dokunmayın susama, fındığa, süte alerjim var ölürüm sonra" demesi beni derinden etkiledi. Bilinçli davranması gurur vericiydi. Fakat görülüyor ki ülkemizde hala varlığı bile tam nedir bilinmeyen alerjinin halk arasında ciddi tanıtılması, bilinçlendirilmesi. Ölüm oranlarının en çok yuva ve okullarda görülmesi işin diğer acı boyutu.

    Başımıza gelen Anaflaksi ciddiyetinden sonra kurduğum http://www.alerjiyletanistim.com sitesinin amacı yaşadıklarımızı ve ülkemizde sağlık ve gıda sektöründe karşılaştığımız inanılmaz eksiklikleri dile getirmekti…

    İşimiz kolay değil biliyorum ama yolumuz açık olsun. Sizin gibi duyarlı insanlar sayesinde de bu tip sorunlar dile getiriliyor. Teşekkür ediyorum şahsınıza.

    Sevgiyle kalın…

    • Birgül – sizin bu sitenizden Leigh'ye bahsettikten sonra kendisi bu yazıyı yazmak istedi zaten. O da sizin gibi bu konuda çok sıkıntılı bir anne.

      Bu önemli konuya dikkat çekmeye faydam dokunacaksa ne mutlu bana.

      Sevgiler.