14 Yorum

Anneci

Dün öğleden sonra Doğan’la birlikte bir düğün kokteyline katıldık. Çocukları annemlere bıraktık, güle oynaya gittik.

İki çocuk da olduktan sonra birbirimize o kadar az vakit ayırır olduk ki, çocuksuz gittiğimiz her ortam, kalabalık bile olsa sanki baş başa bir şey yapıyormuşuz hissi uyandırıyor bizde. Geçecek, bunlar da geçecek.

Neyse… Düğüne vardığımızdan kısa bir süre sonra babam aradı, “Elif, Derin siz gittiğinizden beri durmadan ağlıyor” dedi. Bir saat boyunca durup durup ağlamış, hem de ne ağlamak. Susmamacasına. Yarım saat boyunca hiç durmadan ağlamış. Anemin gözünün içine bakıp bakıp aradığım kişi sen değilsin dercesine ağlamış.

Ağlamasının sebebi uykusuzluktu aslında. Sabah iki uykusu da bölünmüştü. Uykusuzluğu kaldıramıyor Derin. Ancak kolay da uyuyamıyor. Hem uyumuyor, uyumayınca da sinirleniyor. Uyusa, problem kalmayacak. Nitekim bu ağlama seanslarının sonunda bir saat 10 dakika uyumuş. Derin’in gündüz uykuları söz konusu olduğunda neredeyse duyulmamış bir şey.

Derin, inanılmaz anneci. Öyle doğdu diyordum ya, giderek buna daha fazla inanıyorum.

Sosyal bir çocuk. Etrafına gülücükler de saçıyor, hatta Deniz’den daha bile güleç denebilir. Ancak yabancıları, daha doğrusu kendince yabancı addettiği kişileri kesinlikle ayırt ediyor. Tanımadığı biri gelip Oy, sen ne şeker şeysin böyle diye bir mıncırmaya kalksın hele, hemen mızıklanıyor. Sanki ona cevap vermeye çalışırmış gibi, dudaklarını büzüyor, hemen bir mıyyyy sesi çıkarıyor. Karşıdaki Aman, tamam canım, bir şey demedik diye çekip gitmese ağlayacak.

Bu bir yapı meselesi olsa gerek. Deniz çok bağımsızdı. Deniz, genel olarak daha kolay bir bebekti. (İç ses: bak yine kıyaslıyorsun, kıyaslamasana Elif!)

Dün, Derin ağlak konserinin doruklarındayken, annemle babam şaşkın bir şekilde ne yapacaklarını kestirmeye çalışırlarken, annem babama “annesini istiyor” demiş. Deniz’den cevap: “ben de annemi istiyorum!”

Haksız mı çocuk, haklı? O da ister tabii annesini, anne bir tek Derin’in mi?

İki örnek geliyor aklıma: Bir yakınımız vardı. Üç çocuğundan en küçüğü biraz rahatsızdı. Ciddi bir rahatsızlık değildi, ancak çocuğun biraz özen görmesi gereken bir durumdu. Öyle olunca diğer iki çocuğa göre daha el üstünde tutuldu. Sonuç: daha kırılgan oldu, daha özgüvensiz bir insan oldu, diğer iki kardeşine göre ayakları daha az sağlam basan bir insan oldu.

Şimdi bu çok uzak bir senaryo belki, Derin’in de rahatsızlığı falan yok çok şükür ama, şu sıralar aman ağlamasın, aman kızmasın diye ilgi gördüğü bir gerçek. Bunun iki türlü etkisinden korkuyorum:

  1. Deniz’in, Derin’i kıskanmasından korkuyorum.
  2. Derin’e bu sebeple görmesi gerektiğinden fazla ilgi göstererek gelişimini olumsuz etkilemekten korkuyorum.

Korkuyorum ifadesi yanlış oldu belki. Süregelen bir endişe değil bu. Dünkü olaydan sonra “bunu böyle devam ettirecek olursam bu sonuçların gerçekleşmesinden korktum” demek daha doğru sanırım.

Tabii ki Derin henüz çok bebek. Konuşamıyor, derdini ağlayarak anlatıyor, temas istiyor, kucak istiyor, vesaire. Ama bu bir mizaç meselesi mi, yoksa bir dönem mi, kestiremiyorum.

Acaba geçecek mi Derin’in bu anneye düşkün halleri? Yoksa bu çocuğun yapısı böyle deyip, ileride kız arkadaşlarının/karısının benden nefret etmesini göze almak durumunda mıyım?

14 yorum

  1. o kadar ilerisini bilemiyorum umarım daha yakın zamanlı geçiyordur… ama biz 2 yaşımıza 2 ay kala hala çok anneciyiz… dediğin gibi yapı meselesi olmalı.. bu şekilde davranmasını sağlıyacak ne yapmış olabiliriz ki? geçecek elbet 🙂

  2. Ayni korkular bende de tavan yapmis durumda

  3. Derinle iişkin benim oğlumla şimdiki ilişkime benziyor
    Anlattıklarından derinin biraz anneci olduğunu düşünüyorum
    ama bunu abartmayıp sınırını iyi koruduğunuz sürece çok ta iyi bir durum bence.
    aranızda normalden daha farklı bir bağ oluşuyor. Onun gelişimini olumsuz etkiemediği sürece sorun yok aslında…Bence her duygunun tadını çıkar.
    İki çocuğunla farklı farklı ilişkiler yaşadığın için şanslın…

  4. ayy elif gerçekten öle güzel ifadeler kullanıyorsun ki inan bana en keyifli okuduğun yazarların kitapları gibi soluksuz okuyorum 🙂 katılıyorum hemde çok içten nihat tek çocuk ama derinde yaşadığın duyguları bende nihatta yaşıyorum:) şimdiden ağlamasın diye birçok şeye izin veriyorum acaba iyimi yoksa kötümü yapıyorum bilmiyorum 🙂 bu arada eşimle birbirimizi okadar az görüyoruz ki… işten eve kadar yürüdüğümüz o eski günler bile çok değerliymiş şimdi fark ediyorum. insan eşi yanındayken bile özlüyomuş ben nihat doğdukdan sonra bunu fark ettim. ama bizi bu özleme düşüren hayatımızın meyvası onun için bu özlem diiyor, nihatın biraz büyümesini bekliyorum:)

  5. bendede aynı endişeler var aslında. gerçi benim bebeğim biraz küçük daha 1 aylık. ama okuduklarım kafamı 2 ye bölmüş durumda. 1 tanesi ilk 3 yıl çocuklara olabildiğince sevginizi verin. ağladığında kucaklayın sarın sarmalayın, sizi yanında hissetsin, böylece kendine güvenen sevgiyle büyüyen bir birey olur ileride diyor. 2. si çocuğunuza eğitim vermek için gerekirse bir süre ağlamasına izin verin, her ağladığında yanına giderseniz bir süre sonra ağlayarak size istediklerini yaptırmaya başlar diyor. bunun ortası nasıl bulunuyor henüz onu çözebilmiş değilim. şimdilik sarılma onun yanında olduğumu hissettirme yöntemini kullanıyorum. ama sanırım benim prenseste anneci olma yolunda ilerliyor…

  6. selam,erkek çocukları annelerine düşkün olur derler hep.benim de 28 aylık bir oğlum var.bensiz bir gece bile uyumamıştır.anneciliğin doruklarında kendisi.benim de bu durum çok hoşuma gidiyor,tadını çıkarıyorum şimdilik.şimdilik çünkü genel olarak bu durumun geçici olduğunu düşünüyorum.kızlar erkeklere nazaran sadece anne değil ebeveynlerine karşı daha duyarlı oluyorlar galiba.bir tanıdığıma"oğlum bana çok düşkün"diye hava atıgımda bana"evet 5yaşına kadar öyle olur"demişti:)bakalım göreceğiz..

  7. aman elif hanım, bu kadar çok düşünmek iyi değildir der eskiler 🙂 bırakın da ileride kız arkadaşı falan olduğunda düşünün sizden nefret edip etmeyeceklerini, önceki yazılarınızdan bilmesem 14-15 yaşlarında bir delikanlı için endişeleniyorsunuz sanacağım, daha süt kuzusu yahu derin, tabii anneci olacak…

  8. Cehaletimi hoş görün ama "kekteyle" nasıl katılınır?

    Kokteyl: Cock-tail : "horoz kuyruğu" nun Türkilizcesi.

    Karşık içki manasındadır. Dileiğim ne "karşık içkiye" , ne şaraba, ne biraya katılmamanız. Boğulusunuz Allah muhafaza!

  9. Elif,Defne de bana cok duskundu.2.5 yasindan sonra yavas yavas ama rahatlikla benden bagimsizlastigini gormeye basladim.O yuzden oyle bir ihtiyaci varsa cocugun,bunu karsilamak onemli diye dusunuyorum.Bunu yaparken dengeyi tutturmak, önemli tabii.
    Deniz'e etkisi ise..Deniz'e daha cok vakit ayirmak,belki Derin'siz basbasa vakit gecirmek iyi gelebilir ona.
    Sevgiler

  10. Bizde de durum hep boyleydi, bu anlattiklarin bana cok normal geldi, benim kizimi ben de oyle kolay kolay birakamadim herkese. Bazi cocuklar daha kolay, digerleri daha zor, sen zaten daha iyi biliyorsun, Harvey Karp da diyor ya. Bizimki 2 yasinda hala da "anneci", daha yeni yavas yavas bagimsizlasiyor, ama bunun kotu birsey oldugunu dusunmuyorum. Ihtiyaci karsilanan cocuk yavas yavas bagimsizlasiyor. Sen cocugun huyunu biliyorsun, senin yaptigin birseyden dolayi boyle olmadi. Su anda yapabilecegin en iyi sey mumkun oldugunca ihtiyaclarini karsilamak. Derin muhtemelen ozellikle de uykusuz aninda yani ona gore daha zor zamanlarinda en yakinini istiyor.
    Senin yakindan verdigin ornekte o ccuga daha cok ilgi gosterildigi icin daha guvensiz oldugunu dusunmuyorum. O cocuga daha cok "aman sunu yapma bunu deneme vs" tarzi seyler yapildi belki uste duserken, surekli 'aman sen hasta olursun, sen dur, biz yardim edelim' falan yapilmistir belki rahatsizliktan dolayi. Daha fazla sevgi verilen, ihtiyaci olunca kucaklanan vs. bir cocuga bunun negatif etkisi olacagini dusunmuyorum.

  11. Denizin yazdigi sorunla ben de karsilastim. Benim kizim aynen benim gibi uyku vakit kaybi, niye uyuyalim ki, yapacak gorecek ne cok sey var diye dusundugunden, uykuya gecisimiz pek kolay olmuyor. Aksam uykuya daldiktan sonra cok guzel uyuyor ama dalana kadar sorun yasiyoruz. Bu sorunlu gecelerden birinde babasi cry it out yonteminden bahsetti, ben hic istemedim. Arastirdim, anladigim kadariyla 1 yasina kadar onlarin aglayarak yaptirabilirim tarzi seyleri ogrenmesi pek mumkun degil. Agladiginda ihtiyacinin karsilanmasi da dedigin gibi guven acisindan cok onemli. O yuzden biz aliyoruz kucagimiza, karsiliyoruz ne isterse. Besige koyuyoruz, agladigi an aliyoruz iki pispisliyip susunca geri koyuyoruz, bir kac tur sonunda uyuyor insallah.

    Yoruluyor ama yoruldugunun farkinda degil. Baska zorlanan var mi uyutmakta? Babasi bazen kizimiz halisunasyon gorene kadar uyumamaya karar verdi diyor, sabaha kadar bekliyecegiz 🙂 Nasil kolay uykuya gecirilir, fikir verebilecek varsa sevinirim.

  12. Biim Nil de eğer gündüz uyuymazsa çok huysuz oluyor. Huysuz demek az olur, tam anlamıyla yaygarayı kopartıyor çok sinirleniyor uyuyamadıkça siniri daha da artıyor kök söktürüyor uyuynakadar. uyandığında da (yaklaşık 2 dakika uyuyor) lokum oluyor tabi uykusu bölümediyse. Bu bebekler hep aynı gaiba 🙂

  13. elif sen derin'i anlattıkça aynı benim tuna diyorum. aynı hassasiyetler, zor uykuya dalmalar, uyumayınca sapıtmalar, yabancı düşmanlığı vs vs.
    aynı endişeleri biz de evde tartıştık, büyüdükçe hala tartışıyoruz
    ben anne olarak biraz "ayy yavrum"cuymuşum. babası daha nötr ifadeler takınabiliyor. ben biraz daha cool takılmaya çalışıyorum. arada mızıklayıp ağlayınca "yok ki ağlayacak bişey" diye geçiştirmeye çalışıyorum

  14. Selam tum emziren anneler..gecenlerde basima gelen icler acisi durumu paylasmak istedim.Benim kizim 2 aylik ve kasik fitigi teshisi kondu ozel bir hastanede hastanede cocuk cerrahi pazar calismayinca dogru goztepe Ssk cocuk bolumu acile gittik. Kizimi Emzirmek icin emzirme odasi levhasini takip ettik.birde ne gorelim hastanenin bekcisi iceride ayalkabisini cikarmis uyuyor emzirme odasinda.oda zaten kucuk icerisi ahir gibi kokmustu.tum yetkilier nasil bir ulkede yasiyoryz ve nerede saygi??? Bu konuyu nereye sikayet etsek??