6 Yorum

Dünyadan düşüyordum

Yeryüzündeki bütün annelere çocuklarının hastalanınca mızmızlaşmaları hakkındaki düşüncelerini sorsanız herhalde aynı yanıtı alırsınız:

Çocuğumun hastalandığına değil, huyunun değiştiğine yanarım.

Biraz bencilce duyulan ancak içinde barındırdığı doğruluk payını inkâr edemeyeceğim bu lafı ilk anneannemden duymuştum. Eminim o da kendi anneannesinden öğrenmiştir. O da bir öncekinden. Vesaire… 

Ancak şu da bir gerçek ki, çocuklar ateşlendiklerinde şekerpare gibi oluyorlar bazen. İşte böyle durumlarda, ciddi sonuçlar doğurmayacağını bildiğim müddetçe ara sıra ateşlenebilirler aslında diye geçiriyorum içimden.

Ya da şöyle diyeyim: Hastalanınca o kadar çekilmez olabiliyor ki bu modeller, belki de Yaradan böyle bir kıyak geçmiş annelere. Çocuk ateşlenince içindeki “jöleye dönüş” düğmesi “on” konumuna geliyor. Çocuğunuz bir yandan küçülmüş, bulutlu gözleriyle yüreğinizi dağlarcasına size bakarken, bir yandan da aralıksız konuşuyor. Dili çözülmüş, durmuyor. Ama her zamanki “bu niye böyle, o neden gelmedi, sen nesin, bu kim?” şeklinde, “Sus, Allah’ın aşkına biraz sus” dedirten halde değil. Sanki hikaye anlatırmış gibi, biraz sarhoş, müzikli bir tonda konuşuyor. Yazıyor da yazıyor.

Bayram tatilinde Deniz altıncı hastalık geçirmişti. Ateşi 40’lara yaklaşmıştı. İlk olduğu gece bir arkadaşlarımızın yazlığında, tatildeydik. Saat sabaha karşı üç. Derin uyanmış, meme emmiş, geri uyumuş. Doğan da ben de yatıyoruz, ama uyanığız hala. Deniz ateşli, ortamızda yatıyor. Birden “hıh!” deyip sıçrıyor. “N’oldu anneciğim?” diyorum. “Dünyadan düşüyordum” diye cevap veriyor.

Daha güzel ifade edilebilir mi bu uyurken, neye uğradığınızı şaşırttıran düşme hissi? “Dünyadan düşüyordum.” Gerçekten de öyle olmaz mı insana? Çok gerçekçi bir histir. Hakikaten çok yüksekten, hızla düşüyormuşsunuz gibi. Dünyadan düşüyormuşsunuz gibi…

***

İşte bu tür olaylar olunca, ha bire böyle eğlencelikler çıkınca, annelik toz pembe değil belki ama oldukça renkli aslında demek istiyorum. Biraz yeşil, biraz turuncu. Bazen gri, ama genelde renkli. Hatta rengarenk. Aynen rengarenk fil Elmer gibi.

6 yorum

  1. Ben de çok yaşarım bu düşme hissini. Hep yataktan düşüyorum diye uyanırım. Deniz'in benzetmesi, yaklaşımı gerçekten çok hoş 🙂

  2. Hakikaten çoğumuzun yaşadığı bir şeydir bu.Deniz her zamanki gibi bunu da kendi dünyasında süper yorumlamış.İleri de bunları duyunca ki eminim not ettiğinize,okuyunca çok eğlenecektir.Ben Eray dan sonra daha çok yaşamaya başladım dünyadan düşmeye:)Gece bazen emzirdiğimi bile hatırlamıyorum birden sıçrayarak uyanıyorum.Sanıyorum ki Eray kucağımdan düşüyor,eşimi Eray zannedip yakalıyorum kolundan:)İlk zamanlar eşim ani tepkiler vererek -korkarak-uyanıyordu fakat alıştı artık.Bir daha olursa ki eminim olacağından ilk cümlem -dünyadan düşüyordum-olacak::)

  3. evet çok geldi bence

  4. küçükken gördüğüm rüyalarda hissettiğim şeyi ne güzelde ifade etmiş oysaki hep nasıl anlatsam diye düşünmüşümdür. tek bir farkla büyük, kaybolup yeniden ortaya çıkan balonlarla olurdu düşüşüm..

  5. Ya bu Deniz öldürecek beni. Bunlar nasıl benzetmeler ya. Lütfen ama lütfen öpermisiniz onu benim için? Tabi Derin'ide. Birde bu veletler (benim 8 aylık kızım + Derin+….) konuşmaya başlasa artık.