8 Yorum

Cinsellik: tu kaka

Şey yaparsanız hamile kalırsınız... O yüzden... Eğer şey kullanırsanız... Anladınız işte. Yeterince açık mı?

Ayşe Arman’ın çok etkileyici bir yazısı yayınlandı Cumartesi günkü Hürriyet’te: İlk Kürtaj

Yazının başlığını görünce, cinsellikle tanışma yaşının ne kadar düştüğünü, bunun sonucunda da kürtaj olma yaşının da geriye çekildiğini anlatan bir yazı olduğunu düşündüm.Ve böylesine önemli ve çoğu insanın uzak durduğu bir konuda yazdığı için “bravo” dedim içinden.

Yazının ortasında, aslında kendi hikâyesini anlattığını fark ettim birden. Ve çok etkilendim.

Çok cesurca yazılmış bir yazıydı. Sadece “tabu” bir konuya parmak bastığı için değil, kendisinin başına gelen -hem de 18 yaşındayken- istenmeyen bir hamileliği nasıl da kürtajla sonuçlandırdığını ortaya koyma cesaretini gösterdiği için. Ayşe Arman’ın birçok yazısı bana çok hitap ediyor. Aynı liseden (Tarsus Amerikan Koleji) mezun olduğumuz için, özellikle de Tarsus’u, Adana’yı, lise yıllarını anlattığı yazılarını keyifle okuyorum. Ancak hiçbir yazısından bu kadar etkilenmemiştim. Mutlaka okuyun, okutun. Saklanması gereken bir yazı: İlk Kürtaj

Kürtaj, hangi yaşta olursa olsun, taraflar hangi durumda olursa olsun çok yıkıcı bir şey. Ama bunu bir de lise ya da üniversite öğrencisiyken, gizli saklı bir şekilde, korkunç bir günahı ortadan kaldırırcasına, sığınacak kimse olmadan, karşına çıkan ve seni bu günahtan kurtaracak ilk doktora yaptırmak zorunda kalarak yaşamak var. Benim çok yakın bir arkadaşımın da başına gelmişti. 18 değil belki ama 20 yaşındaydık.

Cinsellik öyle bir tabu ki bizim toplumumuzda. Hele de kız çocukları söz konusu olunca. Annesinin onunla bu konularda hiç konuşmadığından bahsetmiş Ayşe Arman. Benim de annem benimle hiç konuşmadı bu konuda.

Üniversitedeyken -ki o zamanlar Doğan’la birkaç senedir çıkıyorduk- öğrenci evinde yaşıyordum. Doğan’ın da arkadaşlarıyla paylaştığı bir öğrenci evi vardı. Benim annemler Mersin’de, Doğan’ın ailesi Adana’daydı. Yani biz, iki sevgili, İstanbul’da, birbirine yürüme mesafesinde iki ayrı evde ev arkadaşlarımızla yaşıyorduk. Birbirimize gidip geliyor, birbirimizde kalıyorduk.

Hatırlamıyorum neden, ben, Doğan ve bir (erkek) arkadaşımızla birlikte arabaya atlayıp Ankara’ya gitmemiz gerekti. Hep birlikte liseden bir başka arkadaşımızın evinde kalacaktık. Annem çok rahatsız olmuştu. “Nasıl olur da kız başıma bir erkek arkadaşımın evinde kalırdım?” Halbuki İstanbul’da kendi evim vardı, ancak o evde kimle nasıl kaldığımız hiçbir zaman konuşulmamış, sanki öyle bir konu yokmuş gibi davranılmıştı.

Ankara’ya gittiğimizde annemle aramızdaki konuşmayı benden daha büyük olan kuzenime aktarmıştım. “Teyzem neden bu konuda endişeleniyor ki? Sen zaten onlardan ayrı, kendi evinde yaşıyorsun. Her ne halt becereceksen zaten yaparsın. Bugünün gençliğini tehdit eden UYUŞTURUCU gibi çok daha önemli bir konu varken annelerimizin hala bu konuya takılmalarını anlamıyorum” demişti.

Benim annem de, babam da açık görüşlü insanlardır. Alkol konusunda da, sigara konusunda da hep konuştular bizimle (kendileri fosur fosur sigara içtiklerinden, deneyeceksek onların yanında denememizi istediler). Ama cinsellik konusu hiç konuşulmadı bizim evde. Babama “bence insanlar evlenmeden önce bir süre birlikte yaşamalılar, böylece birbirleri için uygun olup olmadıklarını anlarlar” demiştim üniversitedeyken. “Bence de sence, ama sen sakın ola ki denemeyesin” demişti bana. Babamla aramızda geçen, cinselliği çağrıştıran tek konuşma buydu.

Annem ise benimle bu konuyu düğün günümde konuştu. Evleneceğim gün -düğün akşamı otelde kalacaktık- “Doğan’la ne kadar yakınlaştığınızı bilmiyorum, ama herhangi bir şeye ihtiyacın olursa ben buradayım. Ben senin annenim, benimle her şeyi konuşabilirsin” demişti, gözleri dolu, boğazı düğümlenerek. Evleneceğim gün yapmıştı bu konuşmayı. Biraz geç kalmıştı. Şanslıydım, daha öncesinde başımıza bir şey gelmemişti.

Artık zaman çok değişti. Gençler çok daha erken yaşta keşfediyorlar cinselliği. Biz bile henüz okul öncesi yaştaki çocuklarımıza “nasıl olduklarını” anlatacak kitaplar aramıyor muyuz?

Konuşmalı bu konularda. Susmamalı. Ne kadar “tu kaka”, ne kadar “tabu” olarak etiketlersek bazı konuları, o kadar cazip hale gelecek çünkü…

Cinselliğin kötü bir şey olmadığını anlatmak lazım. Erkek çocuklarına “kızlara dokunma”, kızlara “erkeklerden uzak dur” demek yerine, yakınlaşmanın kaçınılmaz olduğunu kabul ederek kontrolsüz yaşanan cinselliğin doğuracağı sonuçları konuşmak lazım.

İki erkek annesi olarak bu konuyu nasıl kotaracağım hakkında en ufak bir fikrim yok. İlk başlarda “erkek değiller mi, babaları düşünsün” diye geçirirdim içimden; ama zamanla bunun doğru olmadığını, kolaya kaçmak olduğunu anladım. Benim ERKEK çocuklarımın KIZ arkadaşları olacak. KIZları da en iyi bir başka KIZ (anne) anlatmaz mı?

Ben annemin bana, onun annesinin ona yaptığı gibi susmayacağım. Zaman çok değişti. Ben konuşsam da, konuşmasam da çocuklarım tanışacaklar bu konuyla. Eğer benim, kendimi aşmak pahasına da olsa onları karşıma alıp konuşmam hem çocuklarımı, hem de başkalarını gerek kürtaj gibi yıkıcı bir operasyondan, gerekse cinsel yollarla bulaşan hastalıklardan koruyacaksa o zaman tabuları bir kenara bırakmam lazım.

Bu konuda bir kitap okuyorum son zamanlarda: Çocuğuma Cinsel Eğitim Nasıl Verebilirim?

Bu da bir baba blogger’ın seks konusunda küçük çocuklarla nasıl konuşulması gerektiği hakkında (İngilizce) bir yazısı: The birds and the bees.

8 yorum

  1. Bende ne zamandır bu konuyu düşünüyorum. Ne zaman nasıl konuşmalı, sorduğu zaman nelere hazır olmalı. Deniz benim oğlumdan büyük olduğuna göre sen daha önce yaşayacaksın, tecrübelerini sabırsızlıkla bekliyorum.

  2. o kadar önemli ki…
    cuma akşamı eş ile bir yemeğe çıktık
    hatta uzun uzun anlattım bloğumda
    arka masamızda cinsel eğitimlerini alamamış, 45li yaşlara rağmen kendilerini bulamamış bir bey yüzünden epey bir harap oldu gecemiz…

    İncecik bir çizgi, bir nevi sırat köprüsü
    ama sağlıklı toplum için şart.
    aksi halde daha çok pippa vakaları okuyacağız biz gazatelerde

  3. Ayşe Arman'ı okumadım henüz ama senin yazın çok güzel olmuş.

  4. aklımızın kürtajı alıp almaması bir konu
    bu özgürlüğün elimizde olması ise ayrı bir konu

    bugün gideceğiniz hastahanelerin bir çoğu bir tasvip etmiyoruz bu konuyu diye kürtajı red ediyorlar
    yapanlarda inanılmaz fiyatlar talep ediyorlar, ssk kapsamında değil, özeş sağlık sigortası da karşılamıyor

    Doğum 3000 lira ise küraj 2800 olmuş
    Nasıl bir mantık çözmek mümkün değil
    Üstelik bu kadar bireysel bir kararı kişinin kendi dışında bir kişinin veya kurumun vermeye çalışması mantık dışı

  5. çok güzel bir konu. yazınıza da ayrıca bayıldım. ben de blogum da Ayşe Arman ın yazısını paylaşacağım. tşk

  6. Elif, zaman degisti, ben susmayacagim, konusacagim cinsellik hakkında diyorsun da yorum sayısının az olması beni dusundurdu. Baksana, zamanın degismesine ragmen bu konu o kadar rahat konusulamıyor, hattı yazılıp cizilemiyor bile. Neyi nasıl anlatacagiz evlatlarimiza, dusunuyorum da, zor iş be 🙂

  7. Elifcim, nasıl da damardan bir konuya parmak basmışsın.. Cesaretin ve dürüstlüğün için ayrıca tebrik etmek istiyorum seni. Aslında sana direk mailine yazacaktım ama Berna çok az yorum var deyince buraya yazayım dedim. Ben de bu konularda neredeyse seninle aynı şeyleri yaşadım ve annemle babam hiç konuşmadılar benimle.. Ama ben gerekiyorsa konuşacağım oğullarımla.. ne garip bu kadar paralel hayatlarımız olduğu için mi çok yakın buluyorum acaba seni kendime????
    Çok öpüyorum seni.