Üstün Yetenekli Çocuklar

Prof. Dr. James Delisle

Bu sabah, Irmak Okulları’nın düzenlediği bir basın toplantısına katıldım. Çırağan Oteli’nde gerçekleşen toplantının amacı, Üstün Yetenekli Çocuklar üzerinde yaptığı çalışmalar ile dünya çapında isim yapmış bir profesör olan James Delisle’ı basına tanıtmaktı.

Kendisi de bir üstün yetenekli çocuk babası olan Dr. James Delisle, 30 yıldır üstün yetenekli çocukların eğitimi ile ilgileniyor. Bu konuda 250′dan fazla makale ve 15 kitap yazmış. Üstün yetenekli ergen çocuklara yönelik yazdığı kitabı (The Gifted Kids’ Survival Guide: A Teen Handbook) Amerika’da üçüncü baskıya hazırlanıyormuş.

Soru-cevap niteliğinde geçen basın toplantısı üç ana konu üzerinde düzenlenmişti:

  • Üstün yetenekli çocukları anlamak
  • Çocuğun karakter oluşumunda yapıcı rol oynamak
  • Çocukların hedef ve hayallerinin gerçekleşmesinde yardımcı olmak

Bir çocuğun üstün yetenekli olup olmadığının anlaşılmasında ebeveynlerin önemli rol oynadığını söyleyerek başladı konuşmasına Dr. Delisle. Bunu yapabilmek için de, çocukların normali dışındaki davranışları ayırt edebilmenin önemli olduğunu söyledi. Her ne kadar anne-babaların ilk çocuklarının davranışlarının normal olup olmadığını değerlendirmeleri zor olabilse de, çocuğun arkadaşları ile olan iletişimi bu konuda fikir verirmiş.

Bir çocuğa “üstün yetenekli” sıfatının konulması için buna dair tek bir davranışın değil, bir davranış biçiminin oluşması gerekirmiş. Bu tür çocuklar genellikle lideri oynarlarmış. Yaşıtlarının henüz kullanmadığı kelimeleri rahatlıkla kullanırlar, bu nedenle de kendilerini anlamayan arkadaşlarından ziyade, yetişkinlerle sohbet ve arkadaşlık etmeyi tercih ederlermiş.

Üstün yetenekli çocukları ikna etmek çok zor olurmuş. Dil gelişimleri ileri olduğundan ve kendi doğrularına inandıklarından, kendi istekleri dışında bir şeyi yapmayı kolay kolay kabul etmezlermiş. Bunu, toplantıya katılan iki ayrı veli de dile getirdi. Dr. Delisle, bu velilere çocuklarına “kırılgan, hassas çocuk” muamelesi yapmamalarını, ipleri elinden bırakmamalarını, üstün yetenekli de de olsalar bu çocukların hala ÇOCUK olduklarını ve dolayısıyla da davranışlarının sınırları olması gerektiğini hatırlattı. Ancak bu tür çocukların üstün ikna kabiliyetlerini kullanarak genellikle ceza almaktan kurtulduklarının da altını çizdi.

Dr. Delisle’ın şu anda 33 yaşında olan oğlu da üstün yetenekliymiş. Delisle, oğlunun sıra dışı zekâsını 4 yaşındayken ona sorduğu ve yanıtını hala veremediği bir soru ile keşfetmiş. Oğlunun sorusu şuymuş: Bir insanın doğmadan önce hissettikleriyle öldükten sonra hissettikleri aynı mı?

İşte üstün yetenekli çocuklar, genellikle bu gibi sorularla ebeveynlerini, öğretmenlerini zor durumda bırakırlarmış. Hatta, bu konuda eğitilmemiş olan öğretmenler, “kendilerinden daha fazla bilen” bu çocukların tavırlarını rencide edici bulabilirmiş. Oysa ebeveynlerin ve öğretmenlerin bu tür sorulara yaklaşımları çok çok önemliymiş. Ebeveyn ya da öğretmenlerin bu tür çocuklara yapabilecekleri en büyük kötülük “sen bunları anlamak/düşünmek için çok küçüksün” muamelesiymiş.

Bu tür çocukların “ortalama” çocuklarla birlikte mi, onlardan ayrı mı eğitime tabi tutulmaları gerektiği toplantı sırasında yönlendirilen ve ilgi gören bir soruydu. Üstün yetenekli çocukların hak ettikleri ilgi ve alakayı alabilecekleri bir eğitim sisteminin dünyanın hemen hiçbir yerinde gerektiği gibi oturmadığından bahsetti James Delisle. Bu tür çocukların, kendileri gibi çocuklarla birlikte olmaları gerektiğini, ancak çok da soyutlanmamalarının önemli olduğunu vurguladı. Sürekli kendilerine benzeyen -zeki- çocuklarla birlikte olmalarının, ileride karşılarına kendilerinden daha zeki biri çıkınca onları psikolojik olarak zor durumda bırakacağını anlattı.

Dr. Delisle, üstün yetenekli çocukların psikolojik desteğe ihtiyaçları olup olmadığı konusunda gelen bir soruya ise şöyle yanıt verdi: Evet, ancak uygun sınıf ortamı ve öğretmen yaklaşımı ile bu tür çocukların dışarıdan destek almalarına gerek kalmaz. Okulda verilen psikolojik destek yeterli olur.

Birkaç velinin, çocuklarının öğrenmeye açlıklarıyla nasıl başa çıkacaklarını sormaları üzerine Çok güzel bir şehriniz vardedi Dr. Delisle. “Çocuklarınızı alın, dışarı çıkarın. Onları tarihi mekânlara götürün. Keşfetmelerine izin verin.”

Her çocuğun, ama üstün yetenekli çocukların özellikle “sünger” gibi olduklarını vurguladı Dr. Delisle. Kelime dağarcıklarının çok geniş olduğunu, dinlemiyor ya da anlamıyor görünseler bile iki yetişkin arasındaki konuşmayı dikkatle takip edebildiklerini belirtti.

Üstün yetenekli çocuklar, özellikle de küçük yaştayken, kendi yaşıtlarıyla rahat anlaşamazlarmış. Kendilerinden küçük çocuklarla (çünkü bu çocuklar onlara imrenerek bakarlarmış) ya da kendilerinden büyük çocuklarla (çünkü bu çocuklar onların ne demek istediğini daha iyi anlarlarmış) daha kolay iletişim kurabilirlermiş.

Benim merak ettiğim diğer nokta ise öğrenme güçlükleri (özellikle disleksi) ile üstün yetenek arasında bir bağ olup olmadığı konusuydu. Dr. Delisle bunun da mümkün olduğunu söyledi. Ayrıca, üstün yetenekli çocukların, gerekli ilgiyi görmezlerse yaptıkları işlerde başarısız görünmelerinin kaçınılmaz olduğunu ve dolayısıyla “öğrenme güçlüğü var” damgası yediklerini vurguladı.

Üstün yetenekli çocukların en büyük özellikleri MERAKmış. Sürekli merak eder, sürekli soru sorar, sürekli tartışır, öğrenmek ister, bildikleriyle yetinmezlermiş. Akademik olarak başarılı olan çocuklarla üstün yetenekli çocuklar arasındaki farkın da işte bu merak olduğunu söyledi Dr. Delisle. Sadece akademik başarı peşinde olan çocuklar başardıkları zaman tatmin olurlarmış. Ancak üstün yetenekli çocuklar öğrenmeye devam etmek isterlermiş.

Üstün yetenekli bir çocuğa yapılabilecek en büyük yardım, onun merakını beslemekmiş. Bu tür çocuklar sürekli öğrenme hevesinde olacaklarından, okuldaki konuları arkadaşlarından çok daha kısa sürede öğrenip yeni bir konuya geçiş yapmak istermiş. Bu noktada öğretmenin ve ebeveynlerin çocuğa destek olmaları gerekir, çocuğun sıkılmasına fırsat vermemeleri gerekirmiş. Zaten de çocuğu, meraklı olduğu ve ilgi duyduğu bir konudan, çocuk tatmin olmadıkça uzaklaştırmak mümkün olamazmış.

Üstün yetenekli çocukların yeteneklerinin keşfedilmemesi ya da geç yaşta keşfedilmesi özellikle de küçük yaştaki çocuklarda sıkıntı yaratırmış. Bu çocuklar genellikle kendilerinde bir problem olduğunu düşünürlermiş. Bütün arkadaşları derste işlenen konularla ilgilenirken kendilerinin (konuyu çoktan anlamış ve öğrenmiş ve dolayısıyla daha fazlasına hazır olduklarından) sıkıcı bulmasını anlamlandıramazlarmış. Bu çocuklar ya içlerine kapanarak ya da patlamalar yaşayarak bu hislerini dışa vururlarmış.

Dr. Delisle, günümüz çocuklarının, daha doğrusu günümüz ebeveynlerinin, çocukları üstün yetenekli olsun olmasın o aktiviteden bu aktiviteye koşturulmalarını doğru bulmadığını söyledi. Çocukların çoğunun çok yoğun programlarının olduğunu söyleyerek “bazen sadece düşünmeyi düşünmeleri lazım” dedi.

Üstün yetenekli çocukların hayatlarına bir kardeş girmesinin etkilerinin sorulduğu soruya ise kardeşin olumlu etkisi olduğunu, ancak bir çocuğun üstün yetenekli olduğunun anlaşılmasını takip eden ilk altı ay içinde “ortalama” olan çocuğun kendini eksik hissedebildiğini, ancak bu durumun genellikle kısa sürede aşıldığını söyledi. Asıl sıkıntı, bir ailedeki çocukların hepsinin üstün yetenekli olmaları halinde yaşanırmış. Nitekim bu çocuklar sürekli birbirleriyle yarış halinde olurlarmış. Bu da anne-babanın işini daha da zorlaştırırmış.

Üstün yetenekli çocuklar konusu genel olarak çok ilginç bir konuydu benim için. Üstün yetenekli çocuklar konusunda çok büyük bir boşluk olduğunu fark ettim Türkiye’de. Aslında, Dr. Delisle’ın da dediği gibi, birçok ülkede bu konuda sıkıntı yaşanıyormuş. Çünkü genel görüş “üstün yetenekli bir çocuğun her koşulda başarılı olacağı” imiş. Ancak bu, iyi futbol oynayan bir çocuğa, “senin koça ihtiyacın yok, sen zaten kendi kendine yaparsın” demek gibi bir şeymiş.

Irmak Okulları’nın İstanbul’da (ve hatta Türkiye’de) üstün yetenekli çocuklara yönelik eğitim veren nadir okullardan biri olduğunu da öğrenmiş oldum bugünkü toplantı sayesinde. Hatta Dr. Delisle’ın Parenting Gifted Kids adlı kitabını da Türkçeye kazandırmış Irmak okulları.

Dr. Delisle, bugünkü basın toplantısının daha kapsamlı bir seminerini yarın (11 Aralık Cumartesi günü) Irmak Okulları’nda gerçekleştirecek. Detaylı bilgiyi burada bulabilirsiniz.

12 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

12 Cevap verilmiş: Üstün Yetenekli Çocuklar

  1. anneyazar diyor ki:

    Bildiğim kadarıyla Türkiye'de devlete ait bu tür bir okul var. Ancak işleyişi şöyle. Normal bir ilköğretim şeklinde değil de normal okullarından bağımsız olarak extra bir eğitime tabi tutuluyorlar burada. Pilot bir okul olarak belirli kentlerde var hatırladığım kadarıyla ama tabi ben de tam bir bilgiye sahip değilim. Bu tür çocukları olan ama özel okullara gönderecek yeterli parası olmayan veliler milli eğitime giderek bu konu hakkında derinlemesine bilgi alabilir. Yine güzel bir yazı olmuş, teşekkürler:)

  2. hatice diyor ki:

    Bilgilendirici yazı için teşekkürler öncelikle…emeğinize sağlık..benim bildiğim kadarıyla Beyazıtta bir devlet okulu var üstün yetenekli çocuklar için ama normal çocukları da alIyorlarmış o okula ,oran ne bilmiyorum,soyutlanmamaları gerektiği için sanırım.
    Bir de Bilsem'ler var milli eğitime bağlı (Bilim ve Sanat Merkezi) Türkiye'nin birçok yerinde,üstün yetenekli çocuklara destek veren :
    http://www.istanbulbilsem.k12.tr/ http://site.mynet.com/ustunveozel/

    Bir de üstün yetenekli çocukların ailelerinin kurduğu sanırım dernekler var İstanbulda,birlikte gezilere falan gidiyorlar..

    Irmak okulları da kendi reklamını yapıyor bir nevi , Ya-pa'nın da bu konuyla ilgili seminerleri oluyor bazen..

    Doğa kollejinin de var üstün yetenekli çocuklar için okulu..

    Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi ni duymuştum bir de..

    Zor bir konu,bir ara ben de kendi oğlumdan şüphelenmiştim,biraz sevindim,biraz da korktum nasıl yönlendirebilirim,yetebilir miyim diye..2-3 yaş arası oldukça farklı geliyordu bana..şimdilerde daha normal,,yeteneklerini mi körelttik bilmiyorum ama çok da üstüne düşmüyorum bu konunun..benim tek isteğim neyde yeteneği varsa onu ortaya çıkp geliştirebilmek,yuvada ortaya çkar diye düşünüyordum ama yuvada çocuklarla o kadar bire-bir kalamıyor öğretmenler bana göre..

    Üstün yetenekli çocuğu olup da böyle okullara gidenler varsa,tecrübelerini paylaşırsa sevinirim.

    • Sevgi Bayrak diyor ki:

      Merhaba,
      Ben de 11 Aralık C.tesi günü Irmak okullarında verilen konferansa katıldım. Çok verimliydi bana göre. Benim oğlum da küçükken bana yaşıtlarından farklıymış gibi geliyordu. 3. sınıftayken Bilim Sanat Merkezi'ne girmeye hak kazandı. Şu anda 7. sınıfta. İlk 5 yıl normal bir devlet okulunda okudu, ancak öğretmenimiz çok bilinçliydi. Oğlum 2. sınıftayken yaşıtlarından farklı olduğunu anladı ve ona zaman zaman diğer çocuklardan faklı ödevler, araştırma görevleri verdi. Oğlum sıkılmadan devam etti derslerine. Zaten Bilsem'e başladıktan sonra kendini akademik olarak doyuracak bir döneme girdi. Bu yıl Bilsem'de 4. yılımız, çok keyif alıyor oradaki derslere ve etkinliklere katılmaktan. Şu anda özel bir okulda okuyor, butik tarzda bir okul, öğretmenlerini ve arkadaşlarını çok seviyor, en önemlisi de bu bana göre…

  3. elif diyor ki:

    geçen sene kızımı rem (M.E.B bağlı rehberlik araştırma merkezleri )merkezine öğretmek için hiç bir çaba sarfetmiyorum diyerek götürdüm kısa yaşı erken olduğu (üç yaşındaydı )için kısa bir değerlendirme testi yapıldı üstün denildi okul araştırmam o günden beri devam ediyor şimdilik yapa nın anaokuluna devam ediyor beyazıt normal bir ilkokul 20 -20 normal ve üstün çoçuk alıyor başka da bir devlet okulu yok malesef özel okul olarak okyanus kolejleri bu yıl bahçeşehirde bir adı üstün yetenekli diye biir okul açtı (ne kadar doğru küçücük çoçukların üstün yetenekli okula gidiyorum egosu ile başa çıkması bilemiyorum )fiatları da çok yüksek ayrıca amaç nedir anlamadım bu çoçukları topluma kazardırmak mı kendilerine para kazandırmak mı ?tamam özel okul sonuçta bir ticarethane amaaaa bu fırsatları kazanca dönüştürmek gibi geliyor bana böyle okullar olmadığı için…. üstün yetenekli çoçukların eğitimi anne babanın uyanıklığına kalmış sadece okulda yeterli değil aynen merakları giderilmeli diye düşünüyorum kendi tecrübelerimden dolayı ki seminer notlarınızda bu konuya değinilmiş ben bu nu çok önemsiyorum tiyatro gezi ve tabi ki kitaplar çok yardımcı oluyor ….
    bir konuyu da ben eklemek isterim bu çoçukların öğrenme sorunları olmaz ama davranış sorunları olabilirmiş (rem deki uzmanlardan öğrenmiştim )o yüzden sosyal hayatına çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum sen diğerlerinden üstünsün mesajı vermemeye çalışılmalı ,yaşıtları ile ciddi sorunlar yaşayabilirler ….

  4. berna diyor ki:

    benim yeğenimde doktor tarafından test ile üstün yetenekli kabul edildiysede ayrıca okul tarafından tabi tutulduğu testte üstün olmasa da çok çok parlak bir çocuk olarak kabul edildi..açıkcası ben bu zamanda üstün görülmeyen bir çocuk göremiyorum nedense..kimi üstün yetenekli çocukların antisosyal olduğunu geç konuştuklarını ileri sürerken kimileride erken konuştukları ve çok sosyal oldukları konusunda emin
    ama benim kafam karıştı

  5. Deli Anne diyor ki:

    Bir annenin tespit edebileceği şey değil bu zannımca.. Bana göre benim oğlum en üstün ama objektif miyim, elbette değil.. Bu yüzden çok mesafeli yaklaşıyorum bu konuya.. Etraftan çokça oğlun çok akıllı, bir göstersen laflarını işitince ve kaba bir teste tabi tutunca ihtimal artıyor.

    Benim derdim -"çocuğum üstün olsun, aman da özel olsun" değil de, ya çocuk böyleyse ve benim de özel bir şeyler yapmam, açlığını, ilgisini merakını doyurmam gerekliyse, ya da başka türlü bir davranış biçimi geliştirmem gerekliyse ve ben de bunu ihmal edersem-… iledir. Korkumdan biraz araştırdım ki;

    RAM diye bir kurum var. her semtte. Devlete bağlı. Buraya gidip test yaptırmak mümkün. Ancak önce randevu için bizzat başvurmak gerekiyr. Ben henüz randevu aşamasına geçemedim.

    ardından eğer çocuk üstün ise ;
    bunun için..
    1.Doğa koleji
    2. Coşkun koleji
    3.Bilsem
    4.Beyazıttaki okul adını hatırlayamıyorum

    var bildiğim. bir de Fatih Koleji vardı ama ona biraz piskopatlık derecesinde diyorlar ki maazallah diyorum.

    çocuk üstün değilse bildik yola devam..

    velhasılı kelam çocuk işi çok zor, günden güne daha zor oluyor.

    Elif'cim bir yorum bir uzun posta dönüştü.. gideyim artık.

  6. no:27 diyor ki:

    Şimdiki zaman çocukları hepsi bu yazında anlatıldığı gibi sanki Elif :)

  7. Raşide diyor ki:

    Fatih Koleji Üstün Zekalılar Eğitmenine bir mail atmıştım..
    cevaben
    3 yaştan sonra zeka gelişimi hızla arttığını, yaştan itibaren ön testler yapılabileceğini ve asıl tanını 72 ayını doldurunca yapılan wısc-r testi ile sonuçlanacağını yazmıştı.
    ''Sizler yeterince ilgili olun .Kızınız/ oğlunuzun gelişim düzeyi yaşıtlarından öndeyse kendini gösterecektir.4 yaştan itibaren okul öncesi eğitime başlatabilirsiniz.''
    önerilerde de bulunarak mailini bitirmişti.

    şimdilik kızım yaşıtlarından önde değil ama eğer böyle bir durum varsa bilerek yada bilmeyerek kızımı köreltmekten çok korkuyorum açıkcası.

  8. Selda diyor ki:

    Benim kizim Nadir bulunan bir IQ ile ustun yetenekli. Bu bizim hayatimizda cok ciddi sorunlara yol acdi. Benim kizim tam anlamiyla bir Takim kliselere uygun bir cocukdu. Uc yasinda konusdu biz onemsemedik Iki lisanli oldugu icin. Cok duygusal bir cocuk. Biz onun farkli oldugunu hic anlamadik.Bize hep cok normal geldi sosyal davranislari. Sansimiza cok ozel bir alman kres hocasi Vardi. Bizim icin o donemde Hersey cok guzeldi. kizimla ilgili sadece biraz hasas diyebiliyorduk iliskileri ile ilgili.Sonra hazirlik icin Isik okullarina verdik. ve orda yetersiz legitim ve bilincsiz egitmen cocugmuzu ne duruma getirdigini inanamasinz. Cok mutsuz bir cocuk oldu. Surekli herseyden sikayet Eder oldu. Okula her gorusmeye gitdigimde Hersey yolundaymis gibi davrandilar. Bir Pazar kizima babasinin alisverise gitecegini nun kahvaltida ne istedigini soylemesini istedim iceri odasina kosdu ve bir alisverislistesiyle geri dondu. Istediklerini yazmis. Bizim Isik okulunu secmemizin bir sebebide Okululun hic bir yarisci tavri olmamasiydi. ama kizim cok iyi bir derecede yaziyordu. Cok sasirdik tekrar Okular gitdik konusmak icin. Onlarda yazdigini fark etdiklerini ve bunu bizim ogretdigimizi dusunduklerini soylediler. Kizim bes yasindaydi kendiliginden yazmayi ogrenmisdi ama tek kelime okuyamiyordu. Ona bir Nazi gosterip Burda ne yaziyor dedigimde ben nerden bileyim

  9. Selda diyor ki:

    Diyordu. Butun bu durumun ustune bir pedagoa bas vurduk ve kizimizin ustun yetenekli oldugunu ogrendik. tabikide ilk isimiz okulu degistirmek oldu. Ama Buda isimizi kolaylastirmadi. cevremizdeki kimseye Bundan bahsetmedik kendiside farkli oldugunu bilmiyor.Onun icin tek istedigimiz cocuklugunu yasayabilmesi. Benim boyle cocuklar sahip olan ailelere tek tavsiyem. Bunu mumkun olursa kimselere anlatmalari. Cevredeki insanlarin kiyaslari olmamasi ve cocuklardan ustun bir basari beklenmemesi. Onlar sadece cocuk farkli olsalarda.

    • gülden karataş diyor ki:

      selda hanım merhaba kızım şu anda 6 yaşını bitirdi. yapılan wısc-r sonucu üstün olduğu anlaşıldı. Bugüne kadar okullarda ve normal hayatımızda yaşadığımız problemlerin nedenini geç de olsa öğrendim. kızım çok hassas,duygusal, çekingen olduğu için bunları yaşıyoruz gibi geliyordu. Zekiydi eh her anne için çocuğu öyledir zaten kısacası durumu ikinci bir test yaptırarak teyit bile ettim sonuç değişmedi. yüksek bir skor elde etti. Kendisi gibi çocuklarla birlikte okumasının bundan önce yaşadığımız sorunları (öğretmenleri tarafından anlaşılmama arkadaşlarını farklı bulma yalnızlık vvb.) yaşamamak adına doğru olduğunu düşünerek okul arıyorum. Bahçeşehirde oturuyorum.Okyanus koleji bana çok yakın üstünler için sınıfları var.Bu durumu benden önce yaşamış biri olarak okulla ilgili bana ne tavsiye edersiniz.Siz çocuğunuzu nereye verdiniz.Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Teşekkürler. Gülden Karataş

  10. Selda diyor ki:

    Gùlden hanim Merhaba,

    Beni cok yanlis anlamissiniz. Benim bahsetdigim sey cocuklari özel üstünyetenekli okulara veya siniflara göndermemek. Bahsetdigim sey yabancı köklü okulardi. Böyle bir cocuğu farklilastirmadan ihtiyaci olan ilgiyi gösterebilecek egitim kurumları. Bence en önemlisi kimsenin onlara farklılarmis gibi davranmamalari. Ve cocuğun herseyden önemlisi cocuk kalabilmesi. Kimseyle yaristirilmayip karşılaştırılmamalari en önemlisi bence bu. Zaten su üstün zekalı cocuklar için sınıflar bana çok kötü geliyor. Bunlar bence sadece yeni ticari bir format. Bu tip cocukların ve velilerin sömürüldügü bir ortam gibi geliyor bana. Cocugnuzu değişik bir formata sokup farklı olduklarını ortaya koyarak ve sonra onların başarılarıyla prim yapmak.
    Bu yüzden size tavsiyem böyle cocukları özel sınıflara koyan bir okul değilde onun sıkıldığını anlayınca ona uygun mazemeyi sunulacak bir ortam. Duyguları ve gelişimi takip edilebilen bir ortam.
    Size uzun ve zorlu ama bir okadar eğlenceli yolculuğunuzda basarılar diliyorum.
    Umarım size iyi gelecek kurumlarla karşılaşırsınız.

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (242 / 416 makale)


"Toplumsal Farkındalık" "Sosyal Sorumluluk" Çokça karşımıza çıkan kavramlar olmaya başladı son zamanlarda. Her konuda bir sosyal sorumluluk projesi geliştiriliyor. Herkes ...