15 Yorum

Türkçeye de yazık, emeğe de…

En sinir olduğum şeylerden biridir. Biriydi, daha doğrusu, sinemaya gittiğim zamanlarda: Seyretmeyi çok istediğim, merakla beklediğim bir film nihayet gelmiştir. Heyecanla yerleşirim sinema koltuğuna. Başlarım seyretmeye. Ancak istediğim tadı alamam. Yetmez, hayal kırıklığına uğrarım. O kadar ki, o noktada filme verdiğim paraya mı, yoksa ona ayırdığım zamana mı yanayım, bilemem. Sinir olmuş, dahası sinirlenmiş bir şekilde çıkarım sinemadan. Yazıktır. Parama, ama en çok da zamanıma yazık olmuştur.

Benzer hisleri çok açken gittiğim bir restoranda yediğim vasat bir yemekten sonra da duyarım. Yine verdiğim paraya mı acıyayım, yoksa o açlık hissimi aslında bir tostla bile bastırabilecekken hayalini kurduğum yemeğin beni tatmin etmemesine mi üzüleyim, bilemem.

Bir kitaba başladım. Çok büyük hevesle. Uzun zamandır hiçbir kitabı böyle hevesle beklememiş, okumamıştım.

Kitabın adı Yağmurda Yarış Sanatı. Bir köpeğin dilinden anlatılıyor hikâye.

Paphia’yı kaybettikten hemen sonra, Nurturia’dan bir anne arkadaşım “Sana bir kitap göndereceğim, içini buracak ama bayılacaksın. Çok iyi gelecek sana” diye bahsetti bu kitaptan. Ve üşenmeyip alıp kargoyla gönderdiği bu kitabı sıcacık bir notla iletti bana.

Keyifle okuyorum. Ama biraz tadım kaçtı.

İlk etapta birkaç -de, -da’nın ayrı yazılmadığını gördüm. Ben böyle şeylere çok takan bir insanım. Yazım hatası olunca okuyamıyorum yazıları. Hadi bloglarda olabiliyor böyle şeyler. Acele yazılıyor bazı yazılar. Ama kitap öyle mi?

Yine de “olabilir” deyip geçtim. Ama sıklıkla karşıma çıkmaya başladı bu hatalar. Ben de yazılması gerekirken BENDE. Bu sefer de olması gerekirken BU SEFERDE. Görmezlikten gelmeye çalıştım. Ancak giderek sadece yazım değil, çeviri hatalarının da olduğunu fark etmeye başladım.

Az önce Deniz’i yatırırken, odasında uyumasını beklerken bir yandan da bu kitabı okuyordum. İki yanlış çeviri gerçekten tadımı bozdu:

Öyle anlarda ondan gurur duyuyordum çünkü …

ve

Denny Deresi’ne gitmiştik, hayır, burası Denny’den sonra adlandırılmamıştı.

“Birinden” gurur duymak mı? “Biriyle” gurur duymaz mıyız biz Türkçede?

Bir yerin “birinden sonra adlandırılması” diye bir şey var da ben mi bilmiyorum? İngilizcedeki “to name something after someone” kalıbını direkt çevirirsek olur ancak.

Bu kitap, New York Times Bestseller listesine girmiş. Hikâye çok sürükleyici gerçekten. Merakla, sonundan biraz korkarak okuyorum. Muhtemelen bitirdiğimde de unutmuş olacağım bu sinir durumlarını, çünkü tahmin ettiğim kadarıyla vurucu bir sonu var.

Ama buna değinmeden de edemedim. Bu tür hatalar kolay affedilmemeli bence. Ben edemiyorum.

Çeviri çok zor bir iş. Ufak çaplı çeviriler yaptığım oluyor ara sıra, bin kere üzerinden geçmem gerekiyor ortaya anlamlı bir şey çıkması için. İster istemez direkt çeviriyorsunuz bazı anlatımları. Ama hadi diyelim ki çevirmen hata yaptı, insandır, olabilir. Bunun editörü yok mu? Nasıl prosedür izleniyor bilmiyorum yayınevlerinde, ama her nasıl olursa olsun, bir kitabın yayın haklarını alıp, çevirtip, Türkçeye sunuyorsan, ve bunu yaparken üzerinden defalarca geçip hakkıyla yapmıyorsan bu önce yazara, sonra okura, en nihayetinde de dilin kendisine saygısızlık gibi geliyor bana. Yazık değil mi onca emeğe?

15 yorum

  1. Bu yaziniza yorum yapmadan gecemedim. Bahsettiginiz sinir olma durumunu ben de yasiyorum. Daha bugun ogrencilerimin staj defterlerini okurken aynen sizin bahsettiginiz gibi bir sinir harbi yasadim. Hem de bir kez degil iki kez degil defalarca kez yapilan ayni hatalari gordukce cildirdim resmen. Ustelik ogrencilerim universite 3. sinif ogrencileri. Eger universiteden yakin zamanda mezun olacak ogrenciler bunu yaparsa dogru durust okumamis kisiler ne yapsin bilmiyorum.

    Kitaplara gelince… Destek Yayinari'ndan cikmis olan "Asiret ve Oteki Yuzu" isimli bir kitap var . Kitap bastan sona kadar (daha dogrusu ortaya kadar diyeyim cunku sinir oldugum icin kitabi yarim biraktim) imla ve cumle hatalari ile dolu. Tamam diyorum, kitabin yazari Turkce'ye hakim degil, yanlis yazmis olabilir ama kitabin editoru hic mi gormez bu hatalari? Gercekten de editorler ne is yapar bu ulkede?

  2. Akil almaz cevirilerden ben de cok dertliyim. Hep anlattigim, hala nasil olup da basildigini anlamadigim bir iki ornek:

    – Kutsal pislik! (holy shit)
    – Kremalari buz yediler. (Ice cream yediler heralde)

    Kitap Dan Brown'in Dijital Kale kitabi, ceviren de guya ODTU Yabanci Diller'in saygin uyelerinden biri….

  3. Baglac olan de ve da'nin ayrilmamasi her zaman sinirlerimi ziplatir. Direkt o insanin egitimsiz ya da kafasiz oldugunu dusunurum. Ceviriye gelince… Gecmisten artik guleriz aglanacak halimize turunden bi ornek vereyim:

    Cesur ve Guzel dizisinde bi kisi bi barda icki ismarliyor. Barmen ickisini verirken diyor ki "Iste buradasin!". Kop. Sadece kop.

    PS: Belki anlamayanlar olabilir, "here you are" cevirilmeye calisilmis.

  4. Uff hem de ne batar. yabanci dilden cevirilmis Anne/bebek kitaplarda bolca bulunur bunlardan. Sadece imla hatasi degil, abuk subuk ceviriler. Dile hakim degilse cevirmen, bari ingilizce bilen bir anne cevirseymis diye dusunurum.

    Bu arada hic kimseye denk geldi mi bilmiyorum ama Ayse Kulin'in "Turkan" kitabinin ilk baskisi felaket imla hatalari ve cumle dusuklukleri ile doluydu. Sonraki baskilarda duzelmis anladigim kadari ile. Ayse Kulin hayrani oldugum icin daha bir sivri batmisti bana. Sanirim alelacele baskiya verirken elden gecirmediler.

  5. Ben de geçenlerde facebooktan bu sinirimi paylaşmıştım.
    Gelen yorumlardan biri enteresandı: Çok uğraşıyorum ama olmuyor, kızma bize.
    Şaka mı bu????

    İnsan okumayı bırakıyor ama siniri geçmiyor. Hani birşeye sinir olursun ama aklından atamazsın ya, öyle iz bırakıyor.

  6. Ben de çok takıntılıyım bu konuda. Ama o kadar çok yapılır ki, Türkçe dersine devam eden çok az insan var herhalde diye düşünmüşümdür:-) De ve da özel isimler isimlerin sonunda "Mertte" gibi tuhaf hale dönüşüyor bir de. "Mi" eki de aynı hataya kurban gidiyor çoğunlukla. Okuduğum bir kitapta da çeviri hataları yüzünden okudukça sinirlenmiştim, halbuki tamamen pozitif şeyler üzerine kurgulanmış bir kitaptı. Türkçe'de özne cümlenin başında kullanılmaz çoğunlukla bilirsiniz, ama İngilizce'den doğrudan yapılan çeviriyle "O içeri girdi; O çayını içti; O uyandı" şeklinde cümlelerle doluydu kitap baştan sona. Bitirmek zor olmuştu:-)

  7. Zamanında eşimin düzeltmelerini yaptığı bir çeviriden örnek vereyim ben de, hatırlayınca hala güleriz.

    "Hamburg'da Alman geleneklerini geçtikten sonra…"

    (After passing through German customs in Hamburg :))

    Sevgiler,

  8. Ben de o bahsettiğiniz kitabı bütün o imla hatalarına rağmen bitirdim ve çok beğendim. Ama hakikaten sinir bozucu. Ben böyle durumlarda üşenmeyip imla hatalarını tek tek not edip sonra oturup yayın evine şikayet maili atıyordum. -Dum diyorum çünkü 3 aydır maalesef kitap okumaya bile pek vaktim olmuyor acemi bir anne olarak 🙂 Ama bu resmen okura saygısızlık. Yazara da dile de saygısızlık tabi ama en çok bize saygısızlık bence. Ortalama İngilizce bilen biri olarak ben bile bu yanlış çevirileri fark ediyorsam kitap çevirmeye soyunan, ve hatta çevirmenim diye geçinen birinin böyle hatalar yapmaya hakkı da yok, böyle bir lüksü de yok. Bu işler ciddiye alınmıyor demek ki bazı yayın evleri tarafından diyorum ben artık, ne doğru ki bu doğru olsun. Pöf 🙁 Yine de ben azimle şikayetlerime devam edeceğim. İşe yarar belki.

  9. maalesef çok doğru. acele ile bişeyler yazarken türlü türlü hatalar yapıyoruz. ben en çok cümle başında büyük harf kullanmayı ihmal ediyorum. yakında sesli harfler de kalmaz. nbr tşk yazarak anlaşıyorsak 😉

  10. Burada sövemiyorsun ama içinden sövebilirsin, böyle kitap çevirisi yapanlara.

  11. Bu konuya parmak bastığın için sana çok teşekkür ediyorum blogcu anne. Ben de bu konudan o kadar muzdaribim ki. Asla ama asla okuyamam o kitabı. Bunun bana karşı yapılmış bir saygısızlık olduğunu düşünürüm çünkü. Belki de o tür kitapları götürüp aldığımız yere iade etmeliyiz. Çünkü ortada Tüketici Kanunundaki ifadesiyle "ayıplı bir mal" var aslında. Nasıl aldığımız herhangi bir üründeki "ayıp" iade sebebi oluyorsa, bu da olabilmeli. Bundan sonra ben öyle yapacağım. İade almasalar bile en azından bu konuda bilinçli okuyucuların olduğunu görünce belki o tür yayınevlerinden gelen kitapları raflarına koymadan önce bir kez daha düşünürler.

  12. Yazmadan duramadım. Ben de "görmemezlikten gelmek" diye okuyunca ya da duyunca tuhaf oluyorum. "Görmezlikten gelmek" doğru olanı çünkü.

    • Bak şimdi. Word beni sürekli uyarıp duruyor öyle olduğuna dair. Kulak asmadım. Günlük kullanımda da hep "görmemezlikten", "duymamazlıktan" diye kullandım, kullanıldığına şahit oldum. Yanlış bilinen kullanımlardan biri belki de.