20 Yorum

Gerçekten muhteşem, çocuk aklı*

Anne olmanın sevgi boyutunun dışında bir boyutu var ki olayı asıl ayrıcalık yapan o bence: Bir insanın büyüyüşüne tanıklık etmek.

Bebeklikten çocukluğa, çocukluktan adam olmaya geçişi seyretmek, insan yavrusunun gözlerinin önünde büyümesine şahit olmak çok şey katıyor insana.

Deniz öyle şeyler söylüyor, öyle detaylara dikkat ediyor ki, ağzım açık kalıyor. Doğan’la birlikte ağzımız açık kalıyor.

Onu oyun oynarken, oyun kurarken seyretmek… Oyuncaklarıyla konuşmasını dinlemek… Kendinden emin bir şekilde, sanki bir sonraki parçayı nereye koyacağını çok önceden planlamış gibi legolardan “ev, apartman, korsan gemisi, garaj, …” yapmasını izlemek… Soru sorarkenki merakını, aldığı cevapları sindirmeye çalışmasını gözlemek… Tatmin oluşunu (ya da olmayışını) görmek… Demek insan yavrusu böyle adama dönüşüyor dedirtiyor bize.

Çocuk sahibi olmaktan belki de daha fazla şükredilecek, daha doğrusu hayret edilecek bir şey aslında bunların büyüyüşünü seyretmek.

Geçen sene, Deniz üç yaşına girdikten kısa bir süre sonra bu yeni yaşında edindiği davranışların beni nasıl büyülediğinden yola çıkarak Annelik dünyanın en güzel tecrübesi… mi? diye yazmıştım. Şimdi, bundan tam bir sene sonra, bu sefer dört yaşını devirmesiyle birlikte yine büyülemeye başladı Deniz beni, bizi.

Acayip bir işleyişi var bu çocuk kısmının beyninin. Öyle şeyler söylüyor, öyle bir kilitliyor ki, hayran kalmamak elde değil.

**

Geçen Pazar, hep birlikte evden çıkmak üzereyiz. Üzerimizi başımızı giymişiz. Saçıma simli, küçük bir klips toka taktım. Tokayı görünce Deniz’in lafı: Minik bir kız gibisin.

**

Dün. Deniz’i okula götürmek üzere montunu giydirdim. Kırmızı, pufidik bir mont, ancak üzerine biraz büyük olduğu için hafif uzun. Deniz’in yorumu: Prenses gibi oldum anne. Nedenmiş o? E, çünkü [montum] uzun. Ve kabarık.

**

Deniz bu aralar meme organına karşı bir merak geliştirdi. Meme aşağı, meme yukarı konuşuyoruz. Bazen, Derin’i emzirirken gelip bana çaktırmadan (!) dokunuyor. Ses çıkarmıyorum. Yine böyle zamanlardan birinde sordu: Anne, senin memelerin neden şişko? Çünkü ben kadınım. Hayır, kadın değilsin ki. Annesin. Bütün anneler kadındır Deniz’ciğim. Hmm. O zamaaan… Anneanne de kadın. Nunu da. Evet.

**

Deniz Paphia’yı çok özlüyor. Bunu söylerken bazen dudakları bükülüyor, sonra toparlıyor.

Paphia’nın tasmasını arabaya astık. Ona her baktığında Paphia’yı hatırladığını, yanında olduğunu hissettiğini söylüyor.

Dün sabah ben mutfakta kahvaltıyı hazırlarken Deniz de yerde resim yapıyordu. Önce ev çizdi bir tane. Kendini yerleştirdi içine, yatakta uyurken. Sonra bizim odayı yaptı, bizim yatağı. Bizim odaya Paphia’nın da yatağını çizdi, oradaydı çünkü. Ama sadece yatağı çizdi, Paphia’yı değil. Paphia yok, çünkü o öldü. Yatağı var sadece dedi. İçim cızz etti.

Sonra bir durdu. Boş yatak fikrinden çok hoşlanmamıştı belli ki. Evin altına hemen üç tane tekerlek çizdi. “Bu araba” dedi. Boş yatak olarak çizdiği şeyi de tasmaya çevirdi hemen. Tasmaya bakınca Paphia’yı hatırlıyor ya… İçi rahat etti. Benim de…

**

Okullarında yılbaşı hediyesi verilecek. Verilecek derken, çocuklara yılbaşında istedikleri ilk üç şeyi sormuş öğretmenleri. Anne-babalara söylüyorlar, anne-babalar da uygun gördüğü bir tanesini alıp gönderiyor. Noel Baba getirmiş oluyor okulda. (Uygulamanın gerekliliği tartışmaya açık, ama bu yazının konusu değil)

Deniz’in tercihleri: (1) Kırmızı Bakugan topu  (2) Star Wars Oyuncağı  (3) Ben 10 Oyuncağı

Deniz’in bu ara okulda bir kankası var, Emre. Yukarıdaki oyuncakların hepsi Emre’ninkiler.

Şimdi Emre’nin listesini açıklıyorum, aynen yazdırdığı şekliyle: (1) Köpek  (2) Sihirli Kalem (Deniz’inkinden) (3) Mickey Mouse klüp evi

Bunlar da Emre’nin Deniz’de gördükleri. Birincisi Paphia. İkincisi Deniz’in simli pastel boyasıymış (uzun uğraşlar sonunda öğrendik). Üçüncüsü ise Deniz’in okuldaki su bardağı.

Her ikisi de kendinde ne yoksa, diğerinde ne varsa onu istiyor!

**

Deniz, teyzesine soruyor: Teyze, sen beni çok seviyorsun, di mi? Evet, Deniz’ciğim. Çok, çok, çok seviyorum. Derin’den daha çok mu? Teyze, bir an için köşeye sıkışsa da zekice toparlıyor: İkinizi de çok seviyorum. Seni daha uzun zamandır seviyorum.

**

Doğan uzun zamandır gitara merak saldı. Evin içinde tıngır mıngır çalıyor. Babaannesi Deniz’e doğum gününde minik bir gitar alınca o da eklendi orkestraya. Birlikte tıngırdatıyorlar.

Dün Doğan’ın doğum günüydü. Deniz’e sessizce sordum, babaya ne alalım diye. Bas gitar dedi. Çok hoşuma gitti, Doğan’ın bayılacağı bir hediye. (Almadım, o ayrı. Bas gitarın bakkaldan, sakız fiyatına falan alındığını sanıyor sanırım Deniz)

Akşam eve geldiğinde Doğan’a anlattım Deniz’in böyle dediğini. İnanamadı. “Aylar önce söylemiştim ona, bas gitar çalmayı öğrenmek istiyorum demiştim. Unutmamış” dedi. Unutmamıştı.

Hani denir ya, hediyeden ziyade düşünmen önemli diye. Deniz çok güzel düşünmüştü.

**

(*) `Gerçekten muhteşem, çocuk aklı,” Star Wars karakteri Master Yoda’nın Truly wonderful, the mind of a child is sözünün Türkçeye uyarlanmış hali.

20 yorum

  1. iste bunun icin Deniz'i ozel okula vermene gerek yok Elifcim ..Denız cok akıllı gırısken ve zekş bır cocuk ozel yardıma ıhtıyacı olacagını da dusunmuyorum sayet cagımızın vebası dikkat eksıklıgı yoksa.. ama üstün yetenekli cocuklara ozel bir okula verebılrısın .. ıkısının arasında cok fark var…. sevgıler..

    • Ben Deniz'in üstün yetenekli bir çocuk olduğunu düşünmüyorum. Bütün çocuklar böyle gibi geliyor bana. Öyle taze, öyle yaratıcı ki beyinleri.

      Ancak girişkenliği konusunda sana katılıyorum. Bazen biraz fazla girişken (ya da fazla özgüven var) diyebilirim. Gelen geçene rahatlıkla selam vermesi, kuaförde gördüğü, ona şeker vermek isteyen kadını çekinmeden öpmesi gibi.

      • Şimdiki çocuklar harika… Deniz de sanırım onlardan birisi özellikle de şu toka olayına bayıldım

      • Zeka bütün çocuklarda fazlasıyla var evet,ancak girişkenlik herkeste yok,bu yüzden büyük bir artı Deniz için.

  2. Cok guzel bir yazi. Derin ile karsilikli iletisim kurmaya baslasinlar, o zaman bunlarin ucu bucagi tutulmayacak. Iki kucuk insanin buyuleyici dunyasi olacak. Allah saglik sihhat versin ikisine de. 🙂

  3. kızım 5,5 yaşında büyümeye başlarken bi ara çok zeki olduğunu düşünmüştüm ama biraz daha büyüyünce tüm çocukların böyle olduğunu farkettim.ama biz biraz köreltiyoruz galiba.

  4. Bence de bir çocuğun gelişimini izlemek çok heyecan verici. Anne olmanın en güzel yanı bu olsa gerek.

  5. Elifcim oyle guzel yazmissin ki, cok duygulandim … Allah hepimize yavrularimizin saglikla buyudugunu gormek nasip etsin. Zira dun aksamdan beri bunun icin her dakkika dua ediyorum. 1,5'luk bebegim enerji patlamasi yasayarak koltugun uzerinde zip zip ziplarken kafa ustu yer dustu. Oyle cok korktu ki aglarken katildi , gozleri kaydi ve bayildi ! Nefes alamadigini dusundum. Evde tek basima, kucagimda kizima 'Dila nefes al annecim, nefes aaaalll' diye haykirdim. Saniyeler icinde ambulans mi cagirayim yoksa direk yakinimizdaki. Hastaneye mi kosayim diye dusunurken, cok sukur ki kendine geldi. O an ona sarilarak nasil agladigimi, ve dun aksamdan beri bunu her dakika yasayip, gozlerimin doldugunu, ama onun yaninda aglamamak icin kendimi zor tuttugumu esim ve en yakin arkadasim disinda, burada sizlerle paylasmak istedim.Cok korktum, cok … tek dilegim yavrularimizin saglikla, nese icinde buyumeleri. Sevgiler

  6. Paphia olayı muhteşemmiş.. ne güzel kıvırmış canım denizcim..

    Duygusal dünyasında ileride de bu kadar pratik zekalı olması problem çözmesinde ona çok yardımcı olur bence..

  7. Ozledim sizi. Hadi gelin n'olur.

  8. hem bütün çocukların aslında çok zeki (şimdiki çocuklar harilka:) ) hepsinin ayrı ayrı özel olduğunu düşünüyorum hem de ne zaman senin yazdıklarına benzer bir olaya tanık olsam "vauv ne kadar zeki çocuk" demekten kendimi alamıyorum. inanılmazlar!

  9. Yazdığınız herseye bayıldım.. Anne olmanın ne kadar muhtesem bır duygu oldugunu bırkez daha anladım ve o kadar duygulandım ki su anda benim yatagımda uyuyakalan 3 yasındaki minik oğlumu yatagına goturmeden butun gece ona sarılarak uyumak istedim.. sabah o minik kafası benim uzerımde ve boynum deli gibi agrıyarak uyanacagımı bilsem de:)