91 Yorum

Kadının yeri… neresi?

Kadının yeri, evi mi? İşi mi?

“Çocuk da yaparım, kariyer de” söylemi zorlama mı?

Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor.

Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.)

Kimi bir süre sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Ama tabii ki bıraktığı yerden daha geriden başlamayı göze alarak.

Kimi, elde avuçta birikmiş parasıyla kendi işini kurmaya çalışıyor.

O kadar çok tanıdığım, bildiğim anne var ki çocuk olduktan sonra ama geçici süreliğine, ama hepten çalışmayı bırakan: Maddi endişesi olmayan, oldukça başarılı bir avukat olan bir arkadaşım, bir süre sonra kazandığı tüm paranın evdeki bakıcı artı temizlikçi ekibine gittiğini fark edince işi bırakmış. Şimdi tam zamanlı annelik yapıyor.

Bir başka arkadaşım, Amerika’nın en iyi üniversitelerinden birinde master yapıp Türkiye’deki uluslararası firmalarda uzun seneler çalıştıktan sonra, işin bütün zamanını aldığını fark edip de çocuğuna zaman ayırmak istediğini görünce, -çocuğu 3 yaşına geldiğinde üstelik- çalışmayı bıraktı. “Hem anne, hem babanın uzun saatler çalışması halinde çocuk harcanıyor” diyor.

Maddi olarak yukarıdaki örnekler kadar rahat olmasa da, standardını düşürmeyi ve hatta sıkıntıya bile girmeyi göze alarak çalışmaya ara veren de çok anne biliyorum.

Sadece yakın çevremdeki arkadaşlarım da değil. Internet üzerinden tanıştığım birçok kadın da çocuk sahibi olduktan sonra evde kalıp çocuklarına bakmayı tercih ediyor.

“Girişimci anneler” bu yüzden çoğalmadı mı? Kadınlar, yüksek tempolu çalışma hayatıyla aile hayatını birlikte götüremeyeceklerini fark edince, ama birikimlerini kullanarak, ama kemerleri sıkarak kendi patronları olacakları, dolayısıyla da çalışma koşullarını kendilerinin belirleyecekleri işler yaratıyorlar. (Yaşasın kadın gücü!)

Biliyorum, böyle bir tercih şansı olmayan kadınlar çoğunlukta. Birçok anne maddi zorunluluktan çalışıyor. Ancak, sanki imkânı olsa çok daha fazla kadın çocuk sahibi olduktan sonra iş hayatını bırakacakmış, ya da en azından kariyerinin tırmanışını yavaşlatmayı göze alarak çalışma hayatında değişikliklere gidecekmiş gibi gözlemliyorum.

E, o zaman “Çocuk da yaparım, kariyer de” söylemi içi boş bir balon mu?

Acaba, kadının, erkekle eşitliği yakalamaya çalıştığı modern dünyada, çalışma hayatında da erkekler kadar (ya da onlara rağmen) var olmaya çalışarak, eşyanın tabiatına aykırı bir şey mi yapmaya çalışıyoruz?

Kimse üstüme atlamasın. Bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum. Sorguluyorum sadece.

91 yorum

  1. bence bir kadin hem cocuk hem kariyer yapar ama nasil yapar o kendi elinde olan bir sey..dengeyi kurmak gerek ve herseyin zamanini bilmek..maalesef hayatta herseyi planlayamiyoruz ama bir kadin bence ve bilimsel arastirmalara gore 22-27 yas arasi cocuk dogurmali, e zaten kariyer 25 yasina kadar cogunluklla tamamlanmis oluyor, calisma hayati ise bekleyebilir bir mesele, cunku cocuk dogdugu zaman buyuyor ve senin maasina bakmiyor. Calismak, ogrenmek gibi birsey, yasi yok ama cocuk baska, yapmayi erteleyebilirsin belki ama buyutmeyi yetistirmeyi erteleyemezsin bunun bilincinde olan her anne dogru olani sececektir bence..

  2. Bence bu tamamen kadından beklenen rollerin kadının üzerinde oluşturduğu baskı ile alakalı…

    Türk filmlerindeki gibi bir anne, amerikan dizilerindeki gibi bir kadın, annelerimiz gibi tertip ve düzenli bir ev hanımı olmamız beklenirken; bir de kendimiz için iş kadını -üstelik kadın olduğumuz için kendimizi ispatlamak zorunda olarak- olmak zorundayız…

    Bizden beklenen bu! Olmuyorsa; biri feda edilecekse bu rollerden; kendimiz için olan kısmını feda ediyoruz… İşimizi bırakıyoruz…

    • Nehir'in tanimlamalarini cok sevdim. eklemek isterim ayrica Huysuz Virjin gibi kivrak, işveli cilveli bir hatun olmamiz da bekleniyor özel hayatimizda.. (ki nasil hayraniyim bilemezsiniz. )
      bu iki cesit kadinin yanisira ben kendi isinin sahibi bir kadinim. işveren anne.. yani arada bir yerdeyim. sorumlulugumdaki işleri delegasyonla başariyorum. başka yolu yok.
      eskiler boşuna mi dort kadin alirlarmis?? biri cocuklara baksa, biri yemege.. biri ev işini halletse biri de akşam mesaisinde.. eh anca yetişir…
      bu da isin -yari- sakasi..

  3. Elif,
    Bu konuyla ilgili bir sürü yazı yazdım. Defalarca sordum, sorguladım. İşin içinden çıkamadım. Bir bizim gibi işi gücü bırakıp çocuğuna bakanlar var.

    Bir de kariyerinden vazgeçemeyenler. İyi de maaşları varsa oldukça yüklü bir meblağ ile bir dadı tutup çocuklarını ona emanet ediyorlar.
    Tam olarak bunu yapan bir arkadaşım var. Eleştirmek de istemiyorum ama 'kızım 11'den önce uyumuyor' diye yakınınca iki laf edesim geliyor. Çünkü benim kariyer saplantılı arkadaşım her gece eve 11'de geliyor. Çocuk da haliyle annesini görmek istiyor.
    Bir başka arkadaşım ise aldatıldı. Yazısını yazdım geçen haftalarda. Koca çocuk istiyor, karısını yanında istiyor; bizimki neredeyse günlerce eve gelmiyor. Aklı başına geldiğince kocasının ilişkisini öğreniyor. Elbette kadının kariyer yapmak istemesi erkeğin onu aldatmasını meşrulaştırmaz.
    Kabul edilir bir şey değil ama bu örneklerden hem de kendimden öğrendim ki kariyer ve annelik AYNI anda oldukça zor. İmkansız değildir ama zor. Benim için imkansız. Yapım buna müsait değil. İşe olan konsantrasyonumu kaybederim eninde sonunda. Verdiğim karardan öyle memnunum ki, Koray gözümün önünde. Evden çalışan bir anne olabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

    Ama çalışma şartları iyi olan anormal mesai saatleriyle uğraşmak zorunda kalmayan kadınlar bir şekilde ev-işi idare edebiliyorlar.

    Kadınların hem ekonomik hayata hem de toplumsal hayata mutlaka katkısı olması gerektiğini düşünüyorum. Son yıllarda kadın girişimcilerin artması da bu yüzden. Sadece 'anne' olmak yetmiyor çünkü biraz zaman geçince.

    Herkese kolay gelsin.
    Irem

    • çok doğru 'imkansız değil ama çok zor' ve 'benim için imkansız' ifadelerine birebir katılıyorum. banka gibi esnekliği hiç ama hiç olmayan bir yerde çalışıp aynı zamanda bir bebeğe ya da çocuğa annelik yapmaya çalışmak kahramanlığa soyunmak bana göre. yapabilenlere tebrikler tabi ki.

      • çiğdemle &cc

        Bir bankacı ve kızına çok düşkün olan bir anne olarak yazıyorum. Bir kadın anne olunca işini bırakmak zorunda değildir. Çocuk yapmak hayatın akışı içerisinde gerçekleşen oldukça hoş bir olgudur. Ve bu akış içerisinde bişeylerden vazgeçip, diğerşeylerden zevk almak tabiki de bir tercih meselesi olup, ekonomide de adına "opportunuty cost" dediğimiz kavram buna benzer aslında. Birşeyleri alabilmek için diğerlerinden ne kadar vazgeçtiğimizdir. Bu bölümde ortaya fayda çıkıyor hatta. Neyden mulu olduğumuz önemli esasında. Ancak vazgeçtiğimiz şeyler de aslında mutsuzlu verebiliyor bunu unutmayalım. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'i yakından takip ediyorum ve kitaplarını okuyorum. Önemli olan çocuğunuzla sabahtan akşama kadar mütemadiyen geçirdiğiniz vakit değil, geçirdiğiniz vaktin ikiniz için de etkili, doyumlu ve aliteli olmasıdır. Nice anne vardır ki tüm gün çocuğuyla olup, çalışan bir anneye göre daha kaliteli zaman geçiremeyen. ben burada annelerin bilinçli ve fedakar olmasına bağlıyorum olayı. İşten eve gelince ev işi veya başka bişey yapmadan sadece çocukla ilgilenmeli diyorlar çalışan anneler için. Ben 6 ay izin kullandım ve sonra başladım işe. İşim evimden veya bebeğimden kesinlikle önemli değil. Ancak gördüm ki bir kadın çalışmalı ve aynı zamanda çocuğuyla etkin zaman geçirebilmeli. ben eve gelince sadece çocuğumla ilgileniyorum. Sofrayı da eşim kaldırıversin veya odalar biraz dağınık bekleyiversin. Çocuğumdan önemli mi… Kesinlikle değil. Ancak annelerin de kafalarını dağıtabilecekleri tek yer işleri olduğunu düşünüyorum. Yoksa gerçekten bir süre sonra kendini pencereden atıvermeyi isteme durumu ortaya çıkabiliyor….. Naçizane fikrimi paylaşıverdim.

        • tekrar tebrikler, iş çok stresli ve daha önce de yazdığım gibi esnekliği olmayan bir iş çünkü. bugün biraz geç gidebilirim demek gibi bir lüksünüz asla olamıyor ya da benim öyleydi bilemiyorum. evde de eşinize çocuğunuza etkin bir şekilde vakit ayırabilmek bir başarı. işin bırakılması gerekir gibi bir net ifade kullanılamaz tabi.

  4. ben de işi bırakanlardan olacağım galiba. maaş için çalışıyorsak benim maaşım zaten öyle gözden çıkaralamayacak bir maaş değil, çünkü hoop aldığımı bakıcıya vereceğim. çocukla kariyer olayında cidden çocuğa yazık oluyor, kendim ve kardeşimden biliyorum.

    annenin evde olması boş oturup bütün gün kendince takılması değil bunu hepimiz biliyoruz. bu bir iş bölümü meselesi. baba dışarıda, anne içeride çalışarak üretime katılıyor. en azından benim fikrim bu.

  5. Her insanın kadının annenin fıtratı farklıdır. ama bende bırakabilmeyi göze alabilsem bir saniye durmazdım. çalişma sebebim kariyer değil.. olmadı. hele çocuk olunca olmayacak.. sadece zorunluluk
    ha benim zorunluluğum ev kredisi vs de değil.
    insanların kendini borca boğup zorunluluk demesi de bence kişisel bir tercih.(yargılamıyorum asla bu da bır hedeftır.. bizim de evimiz yok.. çalışma hedefım de bu degıl.ciddi anlamda biz geçinmek için iki kişi çalışıyoruz. ikimiz memur düzeyindeyiz. ve evlenirken de mınımum tuttum her seyı . ben az borca batıp elimde ki ile mutlu olmaya çalışan bir insanım.
    çocuk olduğu vakit yine çalışma sebebim geçinmek olur. ben de evlendikten 5-6 yıl sonra ev sahıbı olmayıp varsın 20. yılımda ev sahıbı olayım annemler gıbı.
    ama ben buna rağmen şu günlerde bir mağazaya girince 2 yi teke indiriyorum. o birin maliyetini kenara.. çünkü ben ücretsiz iznimi kullanmak istiyorum sonuna dek. ve o süreçte belki eşim askkerde olacak. o zamana takviye ve kaynak lsun diye.
    belki gereksiz ayrıntıya girdim. ama şartlarımla bakış açımı harmanlamak istedim..
    mesela bazen şunu da düşünmüyor değilim benim maşımın 3 te biri burada ki bakıcı gideri 🙂

    şuna inanıyorum..çıtayı biz yükseltip biz debeleniyoruz 🙂 kadın erkek eşittir evet insan hakları adına vs. ama çalışma hayatı adına malesef.. bakıcısı temızlıkcısı olan kadınlar bile akşam yastıga basını koydugunda kocasından daha cok beyın cımnastıgı yapar 🙂 kı kaldı her calısan bayan yardımcı bakımından şanslı olmayabılıyor.. çalışma hayatında olup aılesınden bakım yardımı alan temızlıkcı tutamayan cok kadın var. onların amacı kariyer olabilir mi 🙂
    kaliteli bir yorum olmadı belki ama bugün bu konuda kara kediler gibi düşündüm ben,görünce de ne varsa döktüm ortaya karışık 🙂
    Sevgiler

  6. Elif'cim, niye uzerine atlansin ki, sen fikir sormussun.

    Kadinin her turlu calisma hayatini birakmamasi, birakmamak icin elinden geleni yapmasi, cocuklarina egitimli, bilgili, ve calisan anne olmayi gostermesi/ogretmesi gerektigine inaniyorum. Tum ailenin 2011 yilinda bir kisinin eline bakmasini cok riskli buluyorum.

    Bir de -be benim sahsi fikrimdir ve kimseyi yaralama/rencide etme amacim yoktur- ben sahsen kimsenin eline bakmayi kendime yediremezdim. Kocam dahi olsa; bu bana harclik almayi andiriyor. Anne Baba evinden ayrildigimdan beri bu boyledir, umarim boyle bir seye ASLA VE ASLA mecbur kalmam (mecbur kalmak= elin ayagin tutmamasi vb seyler).

    Etrafimda yazdiklarinin tam tersi ornekler de var, neden onlara odaklanmiyoruz. Kariyerini birakmayan, ve cocuklarina muhtesem annelik yapan ustun insanlar. Bu ustun insanlardan olmak tercihim olurdu.

    Ha simdi bana bunlari soylemek kolay olabilir; bekarim ve cocuksuzum diye. Ama diyorum ki kardesim ben aklima koydugumu yaparim. Imkansiz degil, sadece bunu hedeflemek ve gercekten istemek gerekiyor.

  7. Özge Kızıloğ

    İşimiz bizi esir almadıkça çocuğumuza da vakit ayırırız, hobilerimize de, kendimizi geliştirmeye de..Önemli olan çocuğa ayrılan zamanın uzun olması değil, kaliteli zaman olması ve bu zaman zarfında tüm ilginin onda olması, yarım saat olsa bile. Çalışan ebeveynlerin çocukları harcanıyor yorumu bana ağır geldi biraz. Ben ve kardeşim harcandık bu durumda. Çocuğumuza gereken ilgi ve sevgiyi gösterdiğimiz sürece niye çalışmayalım? Niye bırakalım uğruna onca sene okuyup dirsek çürüttüğümüz mesleğimizi?

    • Sevgili Ozge, sana katiliyorum. Benim annem de bizi "harcamadi". Hatta odev yaparken gittigim (buna UNIVERSITE dahil) hayatta en saygi duydugum, is deneyimleriyle bana muhtesem bir ornek olan insan oldu.

      • Uygar, senin annen benim önümde çok güzel ve hep aşırı takdir ettiğim bir örnektir.

      • anneni tanıtmak, anlatmak istersen şayet, bu yolunu nasıl bulacağını bilemeyen anne adaylarına çok faydalı olurdu açıkçası.
        nasıl bir anneydi ? kendi gözünden anlatırsan…

    • Özge'cim, arkadaşımın bahsettiği "harcanıyor" senaryosunda anne de baba da aşırı uzun saatler çalışıyormuş. Annenin haftanın birkaç günü eve gece 11, 12'den önce gelmediği oluyormuş. Çocuk anneyi doğru dürüst göremiyor, baba da geç geldiği zaman bütün günü bakıcıyla geçiriyormuş.

      Arkadaşımın yorumu kendi durumuyla ilgiliydi sanırım. Her çalışan annenin çocukları harcanmyor elbet, ama onların durumu oldukça zormuş.

  8. 23 yaşındayım, hala annemin evine gittiğimde annem evde olmazsa evin ışığı eksik gibi hissediyorum. bence bir anne, evinin güneşidir. 🙂

    • Bunun konuyla bir ilgisi olmadığını düşünüyorum. Çalışınca da anne olunuyor çünkü, sevgiler!

      • elbette anne olunuyor. ben de bir evlat olarak eve gittiğimde annemi evde bulduğumdaki sevincimi anlatmak istemiştim. anne olunmuyor olsa idi, çocuğun anneyi evde bulduğundaki sevincinden bahsetmezdim. saygılar!

  9. Kadinlar eskiden de calisiyorlardi; sabah gun dogmadan yola duserler, aksama kadr tarlada calisirlardi. Evde de mutlaka 1 kisi kalir, evin butun isini yapar, tarladan gelecek olanlarin yemesini-icmesini hazirlardi. Cocuklara birebir ilgi, alaka nerde.. Orda, burda, tarlada, bahcede, sokakta ama mutlu buyurlerdi.. Mesele kimin nerde calistiginda degil de, calisma sartlarinda.. Sistemde.

    Erkekler cok mu mutlu? Agir calisma sartlarindan, gece yarilarina kadar calismaktan, cocuklarinin yuzunu dogru duzgun gorememekten. Hayir. Ama onlar kadinlar kadar ev-aile-insan odakli degiller, daha kolay katlaniyorlar. Oysa insan odakli kadinlar, bu gidisata daha fazla dayanamiyorlar.

    Tum dunya capinda, toplumsal bir devrim olmali ve bu sistem degismeli. En basta "kariyer" kavrami ortadan kalkmali. Ancak o zaman denge kurulup, herkes bugune oranla daha mutlu olabilir.

  10. Kisisel bir karar bence! o an icinde bulunan sartlara, annenin enerjisine, annenin o isi yaparken ne kadar mutlu olduguna, calisma saatlerine, ailenin maddi durumuna, ve cevresinde ona yardimci olacak ne kadar aile uyesi bulunduguna (listeyi daha da uzatabilirim ama kisa kesiyorum) bagli olan bi durum. Ama en onemlisi anne ve bebegin bu karardan nasil etkilenip, bu karar ile ne kadar mutlu olabildikleri. Tabii maddi sorun soz konusu ise kadinin baska sansi kalmiyor.

    Kedimden ornek vereyim, doktoram yeni bitti ve biter bitmez hatta savunma yaptigim gun juri uyesi olan bir profesorumden is teklifi geldi. Kendi alaninda cok taninmis bir profesor ama kizimi da birilerine (o zaman 6 aylikti) birakmaya gonlum razi olmadi. Kizimi bakiciya verip ise baslamak beni mutsuz edecekti.

    Calisma hayatina kizim 1 yasina girince tekrar donmeyi dusunuyorum ama Universitede ders vermek icin. saatleri cok uygun bir anne icin, ustelik 2 ay yaz tatili var. Turkiye'ye donemezsek en azindan bu iki ayda kendi kulturunu tanima sansi olacak.

  11. Bazi zamanlar zor olsada eger zamani iyi kullanabiliyorsak her ikisinide cok rahat idare edebiliriz dusuncesindeyim ve bence bir kadinin ayaklarinin uzerinde durmasi benim icin cok onemli bagimsiz olmasi ileride cocuklarinada cok guzel bir ornek olabilir. Ama etrafimda tabiki kariyer yapma sevdasindaki anneleride gormuyor degilim cocuklar haftanin 7 gunu bakiciyla anne gunlerce yok ve buda cocuklari bazen sarsa biliyor.sosyal yasantilarini da etkileye biliyor her ikisini yurutemeyen anneler de yok degil arkadaslar dengeyi korumak gerekiyor bence onemli olan bu ozaman sorun yasanmaya bilir bence umarim yanlis birseyler yazmamisimdir arkadaslar

  12. Eğitimi,mesleği,vs… ne olursa olsun,toplumumuzda kadından beklenen öncelikle eşine hizmette kusur etmeyen,evde oturup çocuklarıyla ilgilenen,fazla sesini çıkarmayan bir kişilik sergilemesi.Her ne kadar çalışan kadınların sayısı artmışsa da bu daha ziyade ekonomik sebeplere dayanıyor.Yoksa ne erkekler güçlü bir kadına hazır,ne de toplumumuz.'Çocuk da yaparım,kariyer de' lafı ise bu zihniyete karşı durmaya çalışan kadınlarımızın,tutunmaya çalıştığı noktalardan biri.Ama maalesef iş yerinde ayrı,evinde ayrı ,çocukları için ayrı, dahası'' tek başına ''efor sarfeden pek çok kadın bu yıpranmaya,fazla dayanamıyor.Bir de kocası ''gelirimiz yeterli çalışmana gerek yok,çalışma''gerekçesiyle üstüne üstüne geliyorsa,fazla bir seçeneği kalmıyor.
    İstisnalar olabilir ama bizde kadının fazla ilerleyememesinin temel sebebi bu diye düşünüyorum.Bu arada;
    Lütfen böyle ince konulara fazla dokunmayın,çok doluyum,çok.

  13. eşyanın tabiatına aykırı bir şey mi yapmaya çalışıyoruz?
    Cevabım evetttttt.

  14. Kadinin erkeklerle ayni sartlar altinda calisma sansi yok. Annelik kadini is hayatinda eksik yansitan bir unsur gibi algilaniyor. Kaba saba hesaplarla sadece sarf edilen enerjiyi karsilastiralim, ortadaki uretkenligin hesabi cikartilsin. Tablo cok farkli olacak o zaman.
    Ben cocuk da yaparim kariyer de diyenlerdenim. Hep diyecegim. Cocugum olduktan sonra tek taviz verdigim husus mukemmelliyetcilik oldu. Hic bir zaman mukemmel bir evim, duzenim olsun diye dusunmedim. Akademideki ilerlemem varsin biraz yavas gitsin. Hedefim/hayalim mutlu bir kadin ve mutlu bir aile sahibi olmak. Bunun icin cocuguma kendi ayaklari uzerinde durabilen ve bagimsiz bir rol model olmam gerektigini dusunuyorum.

  15. Elifcim yine cok guzel bir konuya degindigin icin tesekkurler.

    Kendi adima konusursam ben cocuk ve kariyer ayni zamanda olmaz,olmadi diyorum. Bunun nedeni tamamen duygusal. Paraya ihtiyacim tabi ki var, asil onemlisi kendimi tatmin etmek, birseyler yapabilmek icin manevi olarak ise ihtiyacim var. Ama ben oglumu birakamiyorum, birakmak istemiyorum, her anini gormek istiyorum. Bazen hep ic icece olmaktan bunalsam da onu birakip ise gittigimi dusununce nefes alamiyorum. Cocuk okula baslayinca kadinlarin islerini biraktiklari icin cok pisman olduklarini duyuyorum fakat malesef bu konuda duygusalligim on plana geciyor.

    Ayrica kadin erkek esit olduguna inanmiyorum, nasil olabilir? Erkek sadece ev gecindirmeyi bos zamanlarinda cocukla ilgilenmeyi dusunurken( ki ilgilenmeyen de cok) nasil esit olabilir? Biz hem kariyer ,hem ev de is, hem cocugun herseyini dusunmeye calisan bir anne, hem kocasina bakimli gozukup onu mutlu edebilme.. nasil??

  16. Kadindan kadina degisir.. Her kadinin yeri farkli ben evde yapamadim.. Beceriksizdim elim ayagima dolasti yaptigim en zor isti.. Ama cok samimiyetle keske evde olabilsydim konfor alanima donmeden mucadele edebilseydim diyorum allahtan guvn duydugum bir bakiciya sahibim.. Kadinin yeri neresi olursa olsun isi zor..

  17. Uzuuun uzun yazmıştım düşüncelerimi: işte burda:

    Evde oturan annenin nesi yanlış? Kariyer annesi neden yanlış? http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/evde-oturan

    • Ay yaa, oh be! Buydu işte aklımdan geçen.

      Yukarıdaki yazıyı yayımladıktan sonra, benzer düşünceleri döktüm bir kağıda. Toparlamadım henüz, ama baktım ki senin yazdıklarınla paralellik gösteriyor.

      Zaten sanırım ve hatta neredeyse eminim ki ben bu yazıyı okumuş, o zaman da "hah, işte bu!" demiştim.

    • hay yaşa özgür anne. tam da budur bence de.

      • Yazdıklarınız tabi ki çok güzel, ütopik bir dünyada… Ama hayat öyle değil, konuyu gerçek dünyada değerlendirmek gerek bence. Ama hepimiz bu gerçek dünyada yaşamıyoruz sanırım.

    • ozgurannenin gonderdiği, anneliğe ragmen özgürlük mümkün mü? yazısı blogta bloke ve google da arama yapmıs olmama ragmen yazıya ulasmakta kıvranıyorum..
      Biri linki tekrardan açıldıgından emin olarak atabilir mi??
      Şimdiden teşekkürleeer.

      Sevgiler xx

  18. bir kere baştan çocuğun yanında olmak ve temel ihtiyaçları karşılamak işini annenin işi görmek bence hatalı bir yaklaşım. neden annelerin çocuk doğup biraz büyüdükten sonra gerekirse sütlerini sağıp işe döndüğü o vakitten sonra da babaların işi bırakıp evde çocuğa baktığı örnekler yok? neden çocuğun yanında olmak deyince ilk aklımıza gelen anne? neden babalar çocuk da yapıyor kariyer de ama anneler zorlanıyor? biz baştan bu işleri bizim kabul edersek elbette çok zorlanırız, belki beceremeyiz ve hatta sonunda "kadın çok çalışıyordu tabi kocası aldattı" gibi bir merhaleye bile gelebiliriz.
    şu an evimize giren aylık para 1250 l. buna rağmen ikimizin birden çalıştığı bir hayat düşünmüyoruz. çocuğumuza kendimiz bakmak istiyoruz. ama evde kalacak olanı cinsiyete göre değil alınan maaşa göre belirleyeceğiz. daha bugün bir iş görüşmesine gittim daha yüksek bir maaş alırsam ben çalışacağım eşim evde kızımıza bakacak.
    "erkek beceremez." diye düşünenler oldu değil mi hemen? böyle düşünürseniz erkek becermeyi denemez bile tabi. neden rahattayken çabalasın ki? her bir şeyi becerdikleri gibi kendi çocukların bakmayı da becerirler. ki iddia ediyorum benim eşim benden kat kat iyi bakıyor kızıma. benden daha tahammüllü benden daha enerjik.
    soruların cevaplarına toplamda gelirsem: bunların hepsi BİZE bağlı. Biz istersek istediğimiz şeyi yapmak için bir çözüm bulabiliriz, ya da bırakırız sistem ve insanlar bize ne yol çizmişse oradan gideriz.

  19. Bu konuda bloğumda uzun uzun yazmıştım ama burada özet geçeyim.

    Maddi olarak çalışmaya mecbur değilim, eşimin kazancı ile standartlarımızı az biraz düşürerek çok rahat geçinebiliriz.

    Çocuklarım doğduğu zaman 2 sene çalışmadım. Ama sonra kendimi boşlukta hissettim. Tamam tam zamanlı anne olmak çok güzeldi ama hayatım boyunca uğruna emek sarfettiğim, ailemin yıllarca bana hasret yaşamasına sebep olan hayallerimden de uzaklaşmıştım. Benim bir kariyerim vardı, olmalıydı.

    Eşimin eline bakmak da ağır gelmişti benim gibi her daim kendi ayakları üzerinde duran bir kadına…

    Üstelik kızıma örnek olmak adına da iş hayatına geri dönmem gerektiğini düşündüm. Yani kızıma okumasını öğütleyeceğiz, bunun için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz ama sonra kızım evlenip çocuk sahibi olunca herşeyi bir kenara itecek, öyle mi? Bu bana doğru gelmedi…

    Şimdi çalışıyorum..iş hayatına geri döndüm, üstelik bıraktığımdan çok daha iyi bir yerde ve pozisyonda…çok yoğun çalışıyorum maalesef ama bir denge yakaladık…Burada eşim çok ağır yük altında ama hayat zaten müşterek değil mi? Eşimin desteği olmasa ben bu kadar çalışamazdım…

    Ayrıca her insanın ekonomik özgürlüğü olması lazım diye düşünüyorum. Hayatın bin türlü hali var…

  20. İlkokulda avukat olmaya karar verdim, bütün eğitim hayatım boyunca bunun için çabaladım ve başardım. Mesleğimi çok severek yaptım, oğlum doğunca işimi bıraktım. 32 aydır tam zamanlı anneyim, kolay mı, asla değil ama dışarıda o adliye senin bu adliye benim koşturmak da kolay değildi. Başka insanların kaprislerini çekeceğime oğlumun kaprislerini çekiyorum. Halimin özeti ne mi? Daha üç yaşına bile gelmemiş oğlum geçen gün kucağımdayken, ona hiçbirşey vaad etmemişken, sadece kucağımda onu taşırken kollarını boynuma doladı ve bana "yaşasın, çok mutluyum anne" dedi. Başka söze gerek var mı?

  21. Elif,
    Ben de kendi elindeki avucundakiyle girişimci olmaya çalışan bir anneyim, Ayda olmadan önce de kendi işimi yapıyordum ama şu anda sıfırdan başka bir işe başlamaya çalışıyorum. Hem bebeğimle ilgilenebileceğim, hem de birşeyler üretebileceğim bir düzen kurmayı istiyorum. Bu hiç de kolay değil. Bazen düşünüyorum bir yere girip çalışmak daha mı kolay, daha mı az stresli diye. KAriyer yapmazsam, anamın-babamın emeklerini, okurken ve çalışırken kendi harcadığım emekleri boşa çıkaracakmışım duygusu var hep bende. Bir de öyle ahkam keserdm ki bebeğim olmadan önce ben hem çalışıp hem bebek yaparım, bırakamam çalışmayı diye. Şİmdi ise bebeğimi kimseye bırakmayı düşünmenin kenarından köşesinden geçmem mümkün değil. Sen yıllarca kariyer yapacağım diye debelen debelen, sonra beben olsun bırak herşeyi, işte bu da insanın psikolojisini altüst eden bir durum.
    Ay ben de çok karışık yazdım sanırım, ama duygularım karışık, ifade etmek zor, bu işin içinden çıkmak daha da zor. Son olarak şunu demek isterim ki kızımı kariyer odaklı değil mutluluk odaklı yetiştirmeye çalışacağım. Varsın yönetici olmasın, mühendis, doktor olmasın, mutlu olduğu birşeyi yapsın, mutlu olsun

  22. Elif, yazını okudum. Son on dakikadır ekrana bakıyorum. Özgür Anne'nin yazısını da okudum. Ekrana bakmaya devam ettim. Biliyorsun, çocuğum yok. Ne zaman olur, olur mu, bilemiyorum. Ama şu anki çalışma şartlarımda bu o kadar uzak bir ihtimal gibi görünüyor ki. Çünkü şimdi hamile kalsam, kesinlikle hoşgörü gösterilmeyeceğini biliyorum. "Kendimi iyi hissetmiyorum, çünkü hamileyim," desem "Ee bana mı sordun, ben de hamile oldum, çocuk büyüttüm, bak işimi yapıyorum," yanıtını alacağıma o kadar eminim ki! Kadınlar kadınlara karşı daha acımasızmış gibi geliyor bana. Şu an bir yandan seramik eğitimi alıyorum; işe girerken haftada iki gün atölyede olacağımı söyleyerek anlaşmıştım; kabul edilmişti. Ama araya yaz tatili girip, eylülde yeniden okul başlayınca kimi imalar, madem iki gün gelmiyorsun, daha çok çalış tavrı… Ne çocuğa, çocuklu olma haline, ne eğitime… Hiç bir şeye hoşgörü yokmuş gibi geliyor bana. İnsanın işi dışında başka hiçbir şeye zaman harcamaması gerekiyor inancına gıcık oluyorum. Kendini tamamen onlara ada, başka hiçbir şey olmasın hayatında, bir modern zaman kölesi ol, asla karşılığını alma. Çocuk mu? Çocuğun olacaksa da ya onu görmeden büyütmeye, ya da işinden ayrılıp ekonomik olarak daha güç şartlarla çocuğunu yetiştirmeye katlan.
    Şimdi bunları niye yazdım, ne alakası var? Bilmem, çok doldum bu aralar galiba ondan. Haksız bir şeyler var. Düzelir mi düzelmez mi, bilemiyorum. Ama bu kişilere inat bir şeyler yapmak lazım. Bunu düşünüp duruyorum bir süredir. Yazın bu konuların daha da depreşmesine, kaynaşmasına neden oldu. Ben biraz daha düşüneyim…

  23. istifamı vermek için bankaya gittiğim gün
    "e madem öyle,fazla kilolarını vermene de gerek yok artık" !!!
    dedi bana,birisi, çalışma hayatını bıraktığım için……

  24. ben de kalakaldım öylece…

    çalışmayan kadın fazla kilolu ve bakımsız olmalıdiye düşündü heralde kendi kıt aklıyla

  25. Bir kadının başarısı neyle ölçülür? İşiyle, çocuklarının terbiyesiyle, eşinin hak ettiği değeri vermesiyle.. Cevabınız seçeneklerden biri belki de hepsi. Ancak herşey ailenin yapıtaşları olan eşlerin birbirine güveni ve sadakatiyle başlıyor. Eşler arasında hayat müşterekse kadın evde kendini önemsiz hissetmez, boşuna mı okudum triplerine girmez, çalışıyorsa da bütün yükü omuzlamanın ağırlığı altında ezilmez. Evde olup da çocuklarıyla hakettiği kadar ilgilenmeyen ya da çalışan anneliğin tüm sorumluluğunu içinde hissederek çocuğunu mağdur etmeyen fedakar annelerimiz var. Kariyer için anneliğin ertelenmemesi, anne olduktan sonra da çalışma hayatının uzak görülmemesi taraftarıyım. Hobilerinden iş üreten girişimci anneler, evdeki becerilerinden para kazanmayı bilen ya da evinden çalışan annelerin sayısı da az değil, yeter ki istek ve azim olsun.

  26. Eveet yazılanların bir kısmını okudum. Bu konu çok karışık bir konu diye düşünüyorum.
    Aklıma ilk şu geliyor. Evliydim ve iş görülmesinde sorulan sorulardan biri "ee bilmem kaç yıllık evlisiniz çocuk düşünmüyor musunuz?" Meaili "çocuk sizin çalışmanızı etkiler yapacaksanız işe almayalım" Bilakis o iş yerinde çalışmaya başladığımın 3. senesin de hamile kaldım. Departmanımda bel kemiği durumundaydım. Hamileliğim 2. ayı yeni eleman arayışı 4. ayı yeni elamana iş öğtetme ve sonrasında pasifize etme 6. ayda işi bıraktım. Hııı tabii iyi patronlar yaa "sizi çıkarıldı gösterelim tazminatınızı verelim"

    eee konu ile ilgili başka bir şey yazmaya hacet var mı bilmiyorum.

    Kızım şu anda 3 yaş 4 aylık odu. Ana okuluna başladı. "babalar işe gider, çocuklar okula gider, anneler evde kalır" diyor. Bu bana kötü geliyor. Kendimi işe yaramaz hissediyorum. Elif'in dediği gibi kendi işimi yapabileceğim, saatlerimi ayarlayabileceğim, bütçeye katkı sağlaya bileceğim bir iş kurmaya çalışıyorum. Üretmeye, yeniden sosyalleşmeye, başkalarına ve kendime faydalı bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Takıdır, 2.el satışıdır, emzirme reformudur, ilk yardım semineri gibi çeşitli eğitim ve seminerlere katılıyorum.
    Ama işe girme fikri aklımdan geçince kızımı tatillerde 2 ay ananelere, babannelere gönderme fikri çok zor geliyor. Ama tabii şu anda seçme şansım olduğu için böyle maddi yada başka sebeplerle zorunda olsaydım yapmayacak mıydım? Tabi ki yapacaktım.
    İşi bıraktığım için pişman mıyım. HAYIR, kızımın her anını görmek hazların en büyüğü.

  27. Eh, tercihi belli olanlardanım. Sıkıntılı zamanları göze alıp işten ayrıldım ama ben bir tercih yapmalıydım. Ya çocuklarımın psikolojisi bozulacaktı, sütüm gitgide azalacaktı, kaliteli vakit diye bir şey kalmayacaktı ya da ben evde olup ruh sağlığı bozulmamış çocuklara sahip olacaktım. Çıktım geldim… Defne bu sabah kahvaltısını tam bitirdi, bana doğru 2 adım attı, oyunlar oynadık, oğlumla robotlar yaptık ve bu HER şeyden değerli.

    hem kariyer yapılır hem de anne olunabilir ama bu hırs bende yok. mecburiyetten çalışmak zorunda kalacağım ama şimdilik evdeyim… kariyeri falan salladığım yok, lüks müks de hikaye bence…

  28. benim de bu konuda o kadar yazasım var ki,çocuk 1 yaşına geldiktan sonra kadın hem çalşp hem çocuğuna vakit ayırabilir diye düşünüyorum amaları var tabi..annesi-kayınvalidesi-ya da onu seven çocuğuna sahip çıkacak birileri varsa yakınlarnda,kadın sabah 7 de çıkıp akşam 7-8 de eve gelmiyor,işte de kafasını kaldırmadan çalışması gerekmiyorsa,eşi de sabah 7 de evden çıkıp akşam 9 da eve gelmiyorsa,eğer bu şartlarda bir çalışmaysa mümkün ama aksi olursa çocuğa da anneye de aile hayatına da yazık olabilir…benim şartlarım çok uygun olmadığı için ara verdim çalışmaya ama sonra tekrar başlayıp dikiş tutturamadım bir türlü,insan anne olunca hele bir de duygusalsa işyerindeki o hırs-o birbirinin üstüne basıp yükselme çabaları,o kendini gösterme mücadeleleri çok anlamsız geliyor ve eğer o çarkın içine giremiyorsanız git o zaman evinde otur diyorlar kibarca ama ben evde oturmak ta istemiyorum,sosyal hayata karışmak,bir şekilde üretmek,kendi işimi yapmak istiyorum,bir de iflah olmaz 2. çocuk isteğim var ki şu sıralar ne yapacağımı bilemiyorum,Allah tüm annelerin yardımcısı olsun..

  29. Merhabalar,,Bu konuda sanirim herkesin yarasina tuz bastiniz.Zira ben de o annelerden bir tanesiyim.Evlenmeden once ozel bir dersanede Fen Bilgisi ogretmenligi yaptim.Esimle izin gunlerimizin cakismasi sonucu(ki bu cok onemli bir konudur) ve evlenir evlenmez hamile kalinca isi birakmak zorunda kaldim.5 yillik bir calisma hayatindan sonra bir anda eve kapanmak cok agir gelmisti..Ama Kaderin garip cilvesidir ki,oglumun dogdugu gune kadar ve de su anda haril haril Ozel ders (Matematik ve Fen Bilgisi) veriyorum..Hem mesaili calismiyorum hem de benim ders verdigim zamanlar babasi bakiyor.Oglum insallah 1,5 sonra 3 yasini bitiriyor.Ve ben su anda dersaneden alacagim paranin en az 2 katini kazaniyorum ve de Allaha cok sukrediyorum..Ve bunun,oglumuzla gelen bir kismet oldugunu dusunuyorum..Yine ogluma aksam 6 ya kadar ben bakıyorum saat 21 e kadar da babasi bakiyor.Demek isteyecegim odur ki,annelerin mesai sorunu olmayan islere ihtiyaci var.Ama herseye ragmen onun yaninda olmak gibisinin BENCE hicbir alternatifi yok..Hepinize Selam ve Sevgiler..

  30. Merhaba
    Ben Turkiye'nin en buyuk sirketlerinden birinde yoneticilik yapan bir anneyim.
    3,5 yasinda bu yil krese baslayan bir oglum var. Anne olduktan 2,5 yil sonra (is hayatimdaki 12.yilda)yonetici oldum, ama hicbir zaman asiri calisma saatlerim olmadi.Ben 6 ay dogum iznimden sonra acaba ucretsiz izin mi alsam dedigim zamanlarda hep Ozguranne'nin yazisinda bahsettigi anneligi meslek gibi yapan anne, cocugu annelikle bogan anne olma korkusundan vazgectim ve isime dondum. Arada sirada vicdan azabi cektigim, cocuguma daha fazla zaman ayirsaydim dedigim zamanlar oluyor, ama sonra dusunuyorum, onu bogacaksam asiri ilgimle, bu ona daha buyuk zarar verirdi. Isimde dengeyi tutturdum, kurumsal sirket olunca sanirim daha kolay oluyor bunlar. Aksam coooook onemli bir sey yoksa mesaiye kalmiyorum, bunu da yoneticime acik acik soyledim. Coook isim varsa 1 saat erken geliyorum, nasilsa cocugum uykuda oluyor. Acikcasi ben evde otursam daha mutsuz bir kadin olurdum, denemedim ama hissiyatim bunu soyluyor. Aksam eve gidince de cocugum uyaniksa sofra kurmak ve sofra toplamak disinda hicbirsey yapmiyorum, onun istedigi zaman birebir ona vakit ayiriyorum. (Onun istedigi zaman diyorum cunku babasi ile cok daha fazla egleniyor, onu bana cogu zaman tercih ediyor oyun konusunda. Bence onemli olan insanin kendisini nasil mutlu hissettigi; sirf cocuguma daha cok vakit ayirmak icin isi biraksaydim, hem kendimi hem de tum aile fertlerini daha mutsuz ederdim gibime geliyor. Fazla mesaili, gece yarilari eve gelen, haftasonlari calisan, bol seyahatli bir isim olsaydi muhtemelen boyle dusunuyor olmazdim ama denge en muhim olay hayatta bana kalırsa….

  31. Ben ilk cocuguna hamileyken calismaya ara vermis, sonra iki numaranin bize katilmasiyla ikisinide kendi bakmayi secmis bir anneyim. Benim ki isteyerek bilincli bir secimdi. Eger calisaydim anne gibi anne olmayacakmisim gibime geliyor simdi dusununce. Belki Turkiye'de olsaydik ise ara vermek, yuklu bir maasi birakmak veya sadece toplum baskisindan dolayi mumkun olmayacakti. Cocuklar veya belki sadece bir cocugumuz olacakti dadilarla buyuyecekti. Ama kesinlikle benim su an oldugu gibi herseyin sorumlu oldugum bir durum olmayacakti. Ote yandan kariyerimde hizli bir yukselik ve artan sorumluluklar olacakti. Tum bunlara ragmen ben su andaki hayatimi tercih ediyorum cunku cocuklarla gecirdim kimi zaman guldugumuz, kimi zaman agladigimiz, istedigim zaman ozgurce emzirdigim 2li yaslara kadar, kimi zaman caresiz kaldigim, kimi zaman cocuklarin yaramazliklarini ve beni delirtmelerini goren arkadaslarimin acilen is bulup kacmalisin evden dedikleri "5' yil gecirdim evde.

    Bu bes yilin sadece son senesi artik cocuklar buyudu ise donebilirim demeye basladim. Ama ise bu kadar ara verince ve calisma hayatimin cogu baska bir ulkede olunca ise donmede zorlaniyorum.

    Cok muhtemelen biraktigimdan daha dusuk bir pozisyonda ise baslayacagim ustune ustluk bir suru fedakarlikta bulunacagim. Calismayi cok istememe ragmen cocuklarimi birakma fikri urkutuyor. Keske 9-5 gibi calisma saatleri yerine daha esnek calisma saatleri olsa..

    Kanada'da olmamiz dolayisiyla Avrupa ile saat farkimiz var. Bazi banka ve finans kuruluslarinin Londra masasi var. Bir arkadasim onlardan birinden calisiyordu. Sabah 4'te ise basliyordu oglen 12.30 gibi mesaisi bitiyordu. Aksamda 8-9 gibi uyuyordu. Tum uyku duzenimin alt ust olacagini bile bile bende boyle bi is istiyorum..

    Bu arada is temposunun yanina yakismayacak bir gunden sonra bende benzer seyleri sorgulamisim!
    http://isaramagunlugu.blogspot.com/2011/01/gercek

  32. bambaşka şeyler yazacaktım ama tüm yorumları okuyunca iş dunyasının çarklarının ne kadar acımasız oldugunu bir kere daha farkedip üzüldüm. insanlar daha makul şartlarda çalışsalar, evden çalışma alternatifi sunulsa, insanca saatlerde mesai yaptırılsalar, anne oldukları için daha az "mobbing"e uğrasalar, kreş desteği verilse çoğu anne eminim çalışmaya koşa koşa gidecektir.
    hemen herkesteki ikilem şu: o kadar sene okudum, şimdi evde mi oturacağım?

    ben de sık sık" evkadını olarak yaşlanmayacağım" diye yeminler ediyorum. sabahtan akşama dek ne yapsam, nasıl bu işi geliştirsem diye kukumav kuşu gibi düşünüp duruyorum.

  33. Sole bir replik vardir 'evinin kadini cocuklarinin anasi olacaksin" o geldi nedense aklima basligi gorunce:) bak nasil da bilinc altima yerlesmis…saka bir yana herkes birseyler yazmis ve sanirim bu sorunun tek bir cevabi yok, kisilere ve sartlara gore degisiyor…Ben surekli evde oturup cocuk bakabilecek birisi degilim, yani kisiligim buna uygun degil. Donem donem olabilir ama:) bir de bebekligi saymiyorum, o zaman tabii ki herkes bebegiyle olmak istiyor…Bebegimi dogurup da 40 gun sonra full-time calismaya baslamak zorunda olmadigim icin cok mutluyum. Calismaya mecbur olanlar icin de ne kadar zor olaabilecegini tahmin edebiliyorum…
    Benim kendime zaman ayirmam lazim, kendim icin birseyler yapmam lazim, uretmem lazim, tek basima kalabilmem lazim (cok mu bencilce oldu ama napiyim yoksa mutsuzlasmaya ve etrafima da bunu sacmaya basliyorum). Ben dogumdan sonra 9 ay kadar part-time calistim, sansliydim, cunku hem bebegime yeteri kadar vakit ayirabiliyor hem de bir sure evden uzakta kalip baska seylerle ugrasiyordum. Once annem bizdeydi sonra kayinvaldem geldi, sonra da ben full-time calismaya baslayinca 2 ay bir arkadasim bakti, hakkini odeyemem…Sonra bir sure yine annem geldi ve 14 aylik Derin oglani krese verdik…icim parcalandi, ilk birkac hafta o kadar agladi ki, is bulmasaydim keske diye dusundum hep…sonra bir alistiki sormayin:)) ogretmenleri de cok iyi cikti, mutlu mesut gunler yasadik…Biz ailelerimizden uzak oldugumuz icin baska sansimiz yoktu, turkiyede de olsam en gec 2 yasinda krese verirdim diye dusunuyorum. Cocuk birseyler ogreniyor, surekli kendi yasitlariyla. Arkadaslar da soylemis onemli olan kaliteli zaman gecirmek yoksa vakitin uzun olmasi degil bence. Su anda calismiyorum ve Derin 3 yasinda ve haftada 3 gun krese gidiyor, herkes mutlu:) beraber cok egleniyoruz:) Ben de kesinlikle cok yogun calismaya karsiyim, gece yarilarina kadar, ya da surekli haftasonlari…cocugu dogru durust gormemek ve surekli bakiciya emanet etmek bana ters. Bir sekilde anne ve babanin is durumuyla denge kurulmali, biri yogunsa oteki ayarlayip ilgilenmeli…Akademik hayati, universite ortamini bu yuzden tercih ediyorum aslinda, yogunluklar donem donem oluyor…Sonuc olarak bana gore kadin bir sure cocuguna baksa da, bir noktadan sonra calismali, kendi ayaklari ustunde durmali…en azindan durmaya calismali….Herkese sevgiler…

  34. Elif'cim sana da ayrica tesekkurler icimizi dokturdugun icin:)

  35. Aslinda en iyisi ozgurannenin yazisinin sonunda dedigi gibi, soole 3 yil part-time calisma hakkimiz olsa ne guzel olurdu…

  36. Merhaba
    9 yaşında bir oğlum var ve şu an dokuz aylık hamileyim.İnşaallah şubatın ortalarında ikinci bir oğlum daha olacak sağlıkla. yazılanları okuyunca bu konuda ne kadar çok insanın dertli olduğunu gördüm ve yanlız olmadığımı anladım.İlk oğlum 6 aylıktı tekrar işe başladığımda. Şanslıydım çünkü anneannesi büyüttü oğlumu.Hafta sonları ve akşamları hep evdeydim.ama yinede zordu.Çünkü bir taraftan bebeğinizden ayrı kalıyor diğer taraftan sizi büyütmüş zaten yorgun bir insana annenize o yaştan sonra yeniden bir bebek emanet ederek yorduğunuzu yıprattığınızı düşünüyorsunuz.Gerçi Annemde babamda hiç şikayet etmediler bu durumdan ama yinede hem çocuğumu bıraktığım için hemde anne ve babamın yorulduğunu düşündüğüm için hep suçluluk duydum.Diğer taraftan ise hep okumuş sonra çalışmış evde hiç zaman geçirmemiş bir insandım.Bebek doğupta ilk altı ay evde kalınca tabiri caizse sudan çıkmış balığa döndüm.İşimi arkadaşlarımı özledim.Çocuk nasıl bakılır bilmiyordum ve hep içimde yeterince iyi bir anne olamadığım korkusunu taşıdım.Hem iyi bir anne olup çocuğuma bakmak istiyor hemde işimi dışarıdaki hayatımı özlüyordum.Mengenede sıkışmış gibiydim.Sonra işe döndüm bu seferde işe çocuğumu düşündüğüm için yoğunlaşamadım evde işte doğru dürüst çalışmamış olmanın vicdan azabını yaşadım.Bu ne kadar sürdü hatırlamıyorum.Bu korkulardandır ki ikinci çocuğu bu kadar erteledim.Şimdi yeni bir sürecin başındayım.Hayırlısı olsun diyorum. Ama hala korkuyorum.

  37. Yorumlardan çıkan genel fikir benimkiyle paralel. Üretken olduğunu hissedecek ve sosyal olabilecek şartlar oluşsa mesai sistemiyle çalıştıkları işi bırakabilecek pek çok çalışan anne var etrafımda. Ben de bunlardan biriyim. Tek istediğim evde akşama kadar çocukla ilgilenip başka hiç bir işe yaramıyor hissini yaşamamak. Her ne kadar çocuk yetiştirmek başlı başına çok işe yarıyor olmak demekse de, yetmiyor. Belki sebep gerçekten daha fazlasını yapabilecek kapasitemiz var ve bunu sonuna kadar kullanmamız gerek.

  38. Melike Günal

    çok değil daha 2 gün öncesine kadar bu ince çizginin tam ortasındaydım. şimdiyse oğlumla beraber vakit geçireceğim için tuhaf bir huzur ve heyecan içindeyim. evet 2 gün önce işten ayrılmak istediğimi bildirdim.

    oğlum 5,5 aylıkken fiziken işe başlamıştım, ruhum ve aklımsa kullanamadığım ücretsiz izindeydi sanki. hormonlarım dahi tam olarak eski haline dönmemişti ki, ben dönebileyim.

    annem ve kayınvalidem çok ısrar etti ayrılmamam için. annem ilkokul öğretmeniydi. yarım gün okula giderdi, yazları 3 ay, kışınsa 15 gün olan tatillerinde de dolu dolu bizimle olurdu. kayınvalidemse sabah 8.30'ta evinden çıkıp, 5'te evinde olabildiği insani bir çalışma düzenindeymiş.

    ruhlarımızın geride kaldığı bu zamanda birey,eş/sevgili, anne ve iş kadını olmak için fazla koşturmalı ve hırslı geliyor bana.

    sevgiler

  39. daha önce çalıştığım işyerinde patronumun anasınıfına giden kızı annesinin gezmede olduğu vakitlerde servisi işyerine bırakırdı bi gün bana dönüp ben sen gibi okuyup çalışmayacağım dedi neden tatlım dedim sen hep burda oturuyorsun günlere gidemiyosun pasta yiyemiyosun ben böyle olmak istemiyom demişti

    dona kalmıştım gülsemmi üzülsemmi bilemedim sırf çocuklarımıza örnek olma adına çalışmalıyız.2yaşında bi oğlum var ve bir iki ay önce işe başladım.Evde herzaman baklava börek yapamıyorum hergün toz alamıyorum hergün fönlü manikürlü gezemiyorum ama ofisteki işlerimle oğluma geçirdiğim zamanların doya doya tadını çıkarıyorum ve sanırım o kısımların hakkını veriyorum.insan zamanını iyi kullanır bu sırada bişeyleri biraz ertelemesi gerekirse bunların öncelik sırasını iyi yapmalı.benim artık size eskisi kadar vakit ayıramayacağım kusura bakmayın dediğim şeylerim bunlardı Allah sağlık versin kadının yapamayacağı şey yok

  40. ben kızım olduktan sonra işi bıraktım, oğlumu bakıcı ile büyütüp ona çok az vakit ayırdığımı ve o büyüdükçe onda bunun etkilerini gördükten sonra doğru karar verdiğimi şimdi bir kez daha görüyorum.

  41. tabii bir de çocuklarımla olayım derken iş fırsatlarını kaçırmak gibi bir durum var!

    mesela şimdi çok iyi ücretli ve saatleri uygun,evime yakın bir iş bulsam 10 aylık kızçeyi ne yapacağım? kreşimiz güvenilir, oraya bıraksam.. parası dışında iş aynı olmayacak mı? 3 sene sonra 30 yaşında olacağım, bir çok işyerinde 25 yaş sınırı var.. fırsatlar kaçıp gidiyor, bir de bu kısmı var.

    piyasanın kötü olmasına şükrediyor muyum ne sanki!!! 🙂

  42. 2-3 ayda bir, çaışmayan bir annenin blogunda buna benzer bir yazı yayınlanır. Neden mi? Çünkü bence vicdanını rahatlatma ihtiyacı duyar. Sakın yanlış anlaşılmasın, işi bırakıp çalışmamaya karşı değilim. Ama bunun açıklamalarına karşıyım. Bu kişisel bir tercihtir, kimse karışamaz. Benim görüşüm ise şöyle: Maddi ihtiyaç varsa veya çocuğa bakacak birisi yoksa zaten konu kapanmıştır. Şartlarınız uygunsa ve siz çalışmamayı tercih ediyorsanız bu güzel ve rahat bir hayat tercihidir. Çünkü kimse ama kimse beni çalışan annelerin daha az veya kötü anne olduğuna inandıramaz. Açıkçası bende uyanan his, körler sağırlar birbirini ağırlar! Bu arada benim ihtiyacım olmasaydı belki ben de çalışmazdım. Ya da daha hafif bir iş seçerdim. Ama çalışmayınca daha iyi bir anne olmazdım.

    • Bu biraz acıttı be Selen.

      Kendi adıma, çalışmayınca daha iyi bir anne olunduğunu düşünmüyor, savunmuyorum. Kendim "sadece anne" olunca, tam zamanlı çocuk bakıp başka hiçbir şeyle ilgilenmeyince "daha az iyi" bir anne olduğumu fark edip de blog yazmaya başladım.

      Evden çıkıp ofise gitmesem de çalışıyorum… artık. Ve bunun için de daha kötü bir anne olduğumu düşünmüyorum.

      • Elifcim, lütfen acıtmasın. Seni üzmek hiç istemem, çok severek blogunu ve oğullarını takip ediyorum. Çok da iyi bir anne olduğunu düşünüyorum. Ama yorumları okuyunca delirdim, net bir şekilde daha iyi anneliğin çalışmamaktan geçtiğini savunan çok kişi var. ben buna karşıyım. Ayrıca senin blogun olmasaydı ne yapardım ben, özellikle de cemin de benim de hiç susmadan ağladığımız zamanlarda…

    • Selen, cok uzun yillardir bloglari takip ediyorum. Calismayan anneler kadar calisan anneler de bu konuyu sIk sIk yaziyorlar. Cunku her iki kesim de zaman zaman kararini sorguluyor, gozden geciriyor. Ben Ingiltere'de, haftada 3 gun calisan bir anne olarak iki kesimin tam ortasinda duruyorum. Ve bu konuda hep soyledigim sey; calismali mi, calismamali mi? Ben calistim oldu, ben calismadim daha iyi oldu.. gibi bireysel konulari degil, sistemi, calisma kosullarini, calisan annelerin (maalesef olmayan) haklarini tartismaliyiz ki her iki kesim de faydalanabilsin.

      Biz bugun bu konuyu konusuyoruz, eger calisma sartlari degismez, duzelmezse 20-25 sene sonra cocuklarimiz da (ve buyuk ihtimal daha cok kiz cocuklarimiz) ayni konuyu konusmaya devam edecek. Demek ki asil ustunde durmamiz gereken kisisel kararlar, hikayeler degil; sorunun butunu..

      • Tabi ki sorun sistemde. Ve hatta toplumda. Kapitalist sistemde babalar calisiyor, anneler evde. Baslica sorun bu zaten, ben ve ailem bu sistemi yasamamaya calisiyoruz. Bu dunya sistemini degistiremedigimiz icin de ancak kendi tecrube ve fikirlerimizi paylasiyoruz. Tekrar belirtiyorum: yorumum asla elife degil, calisan anneleri kotuleyenlere.

  43. Yüksek lisans yaparken tam zamanlı (tam zaman ötesi) bir işte çalışıyordum, sonunda hasta oldum. Ben her şeyi mükemmel yapacağım derken kendimi unutmuşum. Sonuç: işten ayrıldım sonrada yüksek lisans bitti ama ben yine de mutlu olamadım. Şu an işsizim. Bir türlü beni mutlu edecek bir işi de uzun süredir bulamadım.

    Henüz evli değilim ama çalışan bir anne olmak istediğim için, devlet okulunda öğretmen olmaya karar verdim. Ben kendimi biliyorum. Çok bunalırım, çocuğumdan vazgeçemeyeceğime göre işimden vazgeçerim. O zaman hep evde olacağım diye çıldırırım.Kendime vakit ayırmazsam da yaşayamam. Bu sebeple yarı zamanlı bir işte çalışmanın benim için çok daha mantıklı olacağına karar verdim. Bu sebeple bu yıl her şeyden vazgeçtim ve KPSS'ye hazırlanıyorum. İnşallah bu yıl atanırım ve sonrası konusunda rahat olurum.

  44. Belki dünya görüşlerimiz farklı ama,hepimiz kadınız.Yazılarınızı genelde okumaya çalışıyorum.Dört çocuklu bir anneyim bende bu konuda ki düşüncelerimi paylaşmıştım. http://cahidejibek.wordpress.com/2010/03/10/don-k

  45. özellikle anne olduktan sonra ( son 2 senedir ) bu konuyu öyle çok düşünüyorum ki Elif. para kazanmanın yanı sıra, her gün birşeyler yapabiliyor olmak önemli benim için. bu nedenle, işleyen demir ışıldar felsefesine de dayanarak çalışmayı bırakmayı hiç düşünmemiştim, ta ki oğlum doğana kadar. tam iki senedir, çocuk yaptım ama kariyere devam etmeli miyim diye düşünüp duruyorum kara kara. Bu konuyla ilgili resmen anket yaptım tanıdığım çalışan-çalışmayan anneler arasında. içinden çıkamadım desem yeridir. iki kesimden de olumlu- olumsuz yönlerden bahsedenler oldu ve hangisi daha ağır basacak kestiremedim. ancak düşündüm, ben çocuk olsaydım, annemi her sabah işe uğurlasaydım? nasıl hissederdim. yanımda bir başkası ile günü geirmek, akşam hava kararınca annemi beklemek? babam da çalışıyor üstelik, ikisi de yok. okula başlamış bir çocuk olduğumu düşündüm sonra. vardı öyle arkadaşlarım. cebime iliştirilmiş anahtarımı alıp kendim açsam kapıyı, evde anne sesi olmasa, anne keki karşılamasa beni… annem çalışıyor, kariyer yapıyor ve bunu da özellikle benim için yaptığını düşünüyor olsa? ben ne düşünürdüm dedim kendi kendime…

    evet derdim ki, anne, daha az şeyle mutlu olabilirim, yeter kisen aç kapıyı bana. sıcacık bir poğaça ile karşıla, ödevlerime yardım et, birlikte güreşelim ders aralarında.

    şimdi ben, arafta beklemekteyim Elif. o nedenle işte girişimci olma çabalarım, en büyük hedefim şu an, o işimi geliştirmek ve hakkaten yanımda hem oğlum hem de işim var diyebilmek. ve sanırım ben o güne kadar çabalayacağım:)

    şimdi, yorumları tek tek okumaya gidiyorum. belki aradığım sorunun "gerçek" cevabını bulabilirim okuyunca, ne dersin?

    • Bulursan haber ver derim.

    • Yorumunuzu okuyunca içim sızladı. Ciddi bir iç çatışmada cevap arıyorsunuz, çok zorlayıcı bir durum. Ben henüz anne olmadığım için yorumum belki eksik olacak. Fakat bir kadının hayatında yaptığı tek şeyin annelik olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncemin işaret ettiği yer elbette sadece çalışmak değil. Bir kadın bir şeyler üretmeli, kendini geliştirmeli, toplum içerisinde aktif olmalı. Tabi ki çocuğunu ihmal etme pahasına değil. Elbette bunun da bir dengesi vardır değil mi? Hem "gelince anneyi evde bulma" kavramına neden bu kadar bağlıyız? Bu gerçekten o kadar önemli mi, kritik bir nokta mı? Çocuk genel anlamda ihmal edilmediği sürece, bereber kaliteli zamanlar geçirildikten sonra bile, bu acaba çok mu önemli? Hafta sonları uyanınca alsın o kek, poğaça kokularını 🙂 Evin sıcaklığını sağlayan şey sadece bu mudur sanki? Güleryüzlü,ilgili sabırlı bir anne,baba olmaktan da mı önemli ? Çocuğu ile olumlu iletişim kurabilmekten de mi önemli?
      Fakat bunlara rağmen çok uzun çalışma saatlerini açıkçası ben de tasvip etmiyorum. Genel anlamda bir kadının evden çok dışarıda kalması bana ters geliyor.
      Umarım en kısa zamanda vicdanınızı rahatlatan bir çözüm bulursunuz.

      • Sorun su ki Humeyra, uzun calisma saatleri, stres, yollarda harcanan vakit ve yorgunluktan sonra anne-babalarda sabir ve ilgi, alaka gosterecek derman kalmiyor.

        Ama evde butun gun cocukla+ev isleri ile bogulan kadinlarda da sabir ve ilgi, alaka gosterecek derman kalmiyor. Mesele, her durumda dengeyi bulmakta.

  46. kızım olmadan önce anlayamazdım çocukları için kariyerlerinden vaz geçen anneleri, sonuçta onların da anneleri o kadar emek verip iş güç sahibi olmalarını sağlamıştı, işinden vazgeçmek kendi annenin sana harcadığı emeği çöpe atmaktı herşeyden önce. ayrıca kişilik olarak da kendimi bütün bir ömür başkasının (evladın da olsa) hayatıyla ilgilenip ona odaklanarak geçiremem gibi geliyordu, üstelik o büyüyp kendi düzenini kurunca ben ne olacaktım, hayattan beklentim ne olacaktı? Sonra kızım oldu, ne mi değişti; sadece ilk düşüncem değişti, evet annen baban çok emek harcayıp seni iş güç sahibi yapıyorlar ama sen bir başkası için o işten vazgeçebilirsin çünkü o başkasının sana gerçekten çok ihtiyacı var, ayrıca ancak kendi çocuğun olunca anlıyorsun ki senin de onunla birlikte olmaya ihtiyacın var! ama bu hayat boyu duyulan bir ihtiyaç değil dolayısıyla bir kaç yıl sonra bu ihtiyaç sona erdiğinde ben kariyerime kaldığım yerden devam edebilecek miyim diye sordum kendime; cevap kocaman bir hayırdı ne yazık ki, üstelik de çok zor iş bulunan bir meslekte kendimin bile inanamadığım bir yerdeydim, benden yıllar önce mezun olmuş meslektaşlarım hala işsizken. bu yüzden bırakamadım işimi, o da benim bir çocuğum diye düşündüm. tabi ki kızımla bir tutulamaz, tercih zorunluluğum olsa her anne gibi evladımı tercih ederim gözümü bile kırpmadan. ama şartları zorlayabiliyorsam da hem kızım hem işim dedim hem kızım hem de kendim için. devlet memuru olsaydım hiç düşünmeden ücretsiz izin alır, iki yıl sonra bıraktığım yerden devam ederdim ama özel sektör için bu "hak" pek hakedilmiyor ne yazık ki …

    • devlet memuruyum, hiç düşünmeden 2 yıl ücretsiz izin alacaktım, hatta ücretsiz izin 2 yıla çıkacak diye dört gözle bekledim çıkınca havalara uçtum ama şimdi düşünüyorum eşimin aldığı asgari ücretten 1 gıdım fazla parayla nasıl geçineceğiz 2 yıl boyunca ?
      çoğunuza göre çok şükür iyi durumdayım nankörlük etmeyeyim ama benim derdim de bu 🙁

      • benim yazdıklarım tamamen maddi konuların dışındaki konular tabi. işin içine maddiyat girince seçenekler de azalıyor mecburen, ücretsiz izni kullanmak herkes için çok kolay değil ne yazık ki…

  47. Şu an 18 haftalık hamile biri olarak tam yarama parmak basmışsın… Çalışma hayatımda hep eviyle ilgilenebilen , evde olabilen, kendine vakit ayırıp özel bir şirkette insanların saçma sapan kaprisleriyle ömür çürütmeyen biri olmak istemiştim. Şimdi bebek beklerken bu isteğim bin katına falan çıktı… Bazen öğle tatillerinde 1 saatte hem yemek yiyip hem gerekli alışverişimi yapmak ve öğle tatili bitmeden işe dönebilmek için koştururken bebeğiyle anneler görüyorum ve çoooook özeniyorum.
    Benim işi bırakmam mümkün değil, yaklaşık eşimin 2.5 katı kazanca sahibim ve sadece eşimin maaşıyla geçinebilmemiz çok zor. Kendi evimiz olsaydı hiç umursamazdım ama bir de kredi borcumuz var.. O olmasaydı da kira olacaktı..
    Sonuç olarak evde olanlar kıymetini bilsinler.. Öğretmen, doktor vb. bir meslek sahibi olsaydım gerçekten şu yazıları yapmazdım çünkü mesleğimin bir amacı olurdu. Fakat saçma sapan plazalara tıkılıp kendi kendimize icat ettiğimiz saçma sapan işler yapmamız ve bunları bu kadar ciddiye almamız benim ÇOK komiğime gidiyor.. Anneanne ve babaannenin büyütmesini istemediğim için, iyi bir bakıcı nasıl ve ne kadara bulacağım diye şimdiden uykularım kaçarak hamileliğimi geçiriyorum..
    En büyük endişem de bebeğime iyi davranışları örnek olarak göstermek isterken kaç kişi örnek olacağız ve bebek kimi örnek alacak korkusu yaşıyorum? Sonuçta sabah 6:30da evden çıkarak deli bir trafikte akşam 19da evde olabilen bir anneyi ne kadar görüp ne kadar örnek alabilir ki????

  48. kişisel olarak kendi şartlarını zorlayabiliyorsun. çünkü bence ne işi bırakıp tam zamanlı anne olmak doğru ne de kariyer uğruna birşeyleri kaçırmak.
    anneye yeni düzenlemeler getirilse, madem ürememiz konusunda telkinler var (3 çocuk) doğuran kadının çalışma saatleri düzenlense ne iyi olur. ben kendi adıma uzun saatler süren mesilerimi ve cmt çalışmalarımı kaldırdım, ama zorunlu hallerde gece çalışıyorum evden. ama herkes koşullarını düzenleyemeyebilir.
    sevgiler

  49. Merhaba!
    Nasıl da güzel denk geldi bu yazınız, ben de daha dün akşam, " Kadınlar eğer ki baskı altında kalmadan kendi fıtratlarına uygun bir hayat çizgisi oluşturabilseler ne yaparlardı acaba?" diye düşünüyordum. "Baskı" ile kastettiğim yalnızca maddi sıkıntıların, geçinememenin baskısı değil, "evine ve ailesine adanmış" bir hanımı küçümseyen bakış açısının baskısı. Sanki bir hanım çalışmasa yani kendi ayakları üzerinde duruyor olmasa (ki kendi ayakları üzerinde durma kavramı çalışmak ve para kazanmakla sınırlanıyor nedense) bu ciddi bir eksiklikmiş gibi bir algı da var. Bu baskılardan bağımsız bir kadın, bir anne kendine nasıl bir yaşam biçimi seçerdi acaba? Kadın-erkek eşitliğini savunduk, yani dedik ki, biz de erkekler kadar çalışabilir, onlar gibi stres altında uzun saatlerimizi işe ayırabiliriz. Ah, ne büyük yanlış, bedenen ve ruhen hassas yaradılışlı hanımların bu iddiası en başta kendilerine haksızlık! Ve sonrasında da ekledik, çocuk da yaparım kariyer de! Yani kadın hem iş ortamında bir erkek kadar çalışsın yorulsun, hem de evde mükemmel anneliğe devam etsin. Bunu iddia etmek de yine kimin ekmeğine yağ sürüyor dersiniz? Güya kendimizi ortaya koyacakken yine kendimizi ezdiriyoruz.
    Kadınların baskı olmasa kendilerine nasıl bir yol çizeceği konusuna gelince açıkçası bunun kişiden kişiye değişeceğini düşünüyorum. Kimisi evinde çoluğu ve çocuğu ile ilgilenmeyi ister, kimi akademik veya sanatsal çalışmalar hayatında olmadan kendini eksik hisseder.
    Bence kadınlara çalışma hayatında ciddi manada pozitif ayrımcılık yapılmalı, çünkü biz istesek de istemesek de doğuştan anne adaylarıyız, evle ilgilenmek bizim fıtratımıza daha uygun. O bakımdan çalışan kadınların mesaiye evde de devam ettiği göz önüne alınarak çeşitli uygulamalarla ayrıcalık sağlanmalı. Neler mi olabilir, işte düşündüklerim:
    1. Kadın ve erkeklerin çalışma saatleri aynı olmamalı. Örneğin bir annenin günlük çalışma saati 6'yı geçmemeli.
    2. Çocuk doğduktan sonra en az 3 yıl aylıklı izin sağlanmalı.
    3.Çalışmayan ev hanımlarına da devlet hatırı sayılır bir maaş bağlamalı. (Böylece sadece gerçekten çalışmayı sevdiği için çalışanlar ayırtedilir)
    4.Çalışan ev hanımları için ev işlerinde yardımcı elemanlar sağlanmalı.
    Bunlar yapılabilir mi: Evet. Yaparlar mı? Çocuk da yaparım kariyer de dediğimiz sürece Hayır :))
    Kısaca kendimden bahsederek bu uzuuun yorumu bitireyim, psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunuyum, yükseklisansımı yaptım, çalışıyorum, doktora da yapmaya niyetliyim, evliyim,27 yaşındayım, sanırım da hamileyim 🙂 Bakalım anne olunca düşüncelerim değişecek mi?
    Sevgiler!

    • Benim de bir fikrim var :)) Karisi calismayan erkeklerin maaslarinin, ev kirasi ve faturalardan sonra kalaninin en az 1/3'u dogrudan karisinin hesabina yatirilmali 🙂

    • Kendim uzun uzadıya yazmaya vakit bulamamıştım açıkçası.
      Nasıl olsa benim gibi düşünen birileri yazar demiştim.
      Hümeyra,ellerine sağlık! 🙂

  50. Yaklaşık 4 senedir yaşadığım çatışmanın tam orta yerine isabet ettin elif yine.
    Şimdilik 1 yaşındaki kızımla güzel zamanlar geçiriyoruz.Eski bir bankacı olarak(eve 11 den önce gelemeyen,yemek molasına çıkmanın bile olay olduğu bir işte çalışmış biri olarak) bu güzellikleri yaşayabileceğimi sanmıyorum.Tabi bu şartlar her iş için geçerli değildir.İstediğiniz kadar ben yaparım deyin eve gece yarısı geldikten sonra çocuğumla kaliteli zaman geçiriyorum cümlesini gönül rahatlığıyla kuramazdım.Giriş saati belli ama çıkış saati belli olmayan işlerde çalışmak inanın çok yıpratıcıdır.Bir de evde sizi birinin dört gözle beklediğini bilmek beni daha da verimsiz hale getirirdi.Bankacılık sektörünün büyük bir kısmı da böyledir.daha da yazmak isterdim ama hümeyra çok güzel yazmış katılmadan edemedim:)

  51. Ben 9 yıl tekstilde tam zamanlı çalışıp,hemde kariyer elde etmiş birisi olarak,hamile kalmayı düşünmemle kariyerime rahatlıkla ara vermem gerektiğini hemen anladım.Ben asla ve asla çocuğuma zaman ayıramazdım.Çocuksuz evimede ayıramıyordum,hatta bir kadın olarak alışverişe bile çıkamıyordum.Şuanda oğlum 2.5 yaşında ve hiç pişman değilim.Sadece sosyal güvenliğimi artık dışarıdan kendim ödemem gerekiyor ona karar verdim ve bu parayı elde edecek kadar bari para kazanayım diyerek kendimce birşeyler yapıyorum.Ayrıca bunu kendi üretkenliğimi hissetmek,ruhumu tatmin etmek için de yapıyorum.Bir kadın asla ve asla bir erkek ile eşit olamaz.Hümeyra'ya kesinlikle katılıyorum,kendimize eziyet etmenin manası yok.Yani ben çalışsaydım hem çocuğuma hemde kendime eziyet etmiş olacaktım.Bu bakımdan öğretmen annelere özenmişimdir.Hem yarım gün çalışabiliyorlar,hem tatilleri var hemde ücretsiz izin alma hakları var.Bence öğretmen hakları tüm annelere verilmeli….

  52. merhabalar, dünden beri bende bir dönüm noktasındayım. bizim bir aile şirketimiz var ama birçok aile şirketinde olduğu gibi entrikalar ve ayak oyunlarıyle dolu.
    bu hafta 3. ayını bitirecek olan bir kızım var ve benim bir karar vermem gerkiyor.
    çalışmak mı ? çocuğuma tam zamanlı bakmak mı?
    aslında içimden gelen ses tabiki tam zamanlı cocuguma bakmak diyor. çünkü onun ilk seslerini, ilk emeklemesini, yürümesini, ilk kelimenı ben duymak istiyorum. ilkleri benim yanımda birlikte yaşayalım istiyorum.

    ama diğer yandan da aile şirketi olmanın yülklediği sorumluluklar ….bizimde çalışma saatlerimiz günde en az 9 saat.

    su anda bir kara verip, şartlarımı kafamda oluşturmam gerekiyor, bunun için elifin sitesine girdim ve tahmin ettiğim gibi bir platform buldum.

    tüm yorumların dogruluk payı var , çünkü adı ustunde yorum kişiye göre değişiyor.

    kafamda bazı noktalar oturuyordu.

    sadece suna bir cevap bulamadım, cocuguma 1 yıl benim bakmam ne kadar yeterki,

    daha sonrasında anneannesiyle olacak( aslına bakılırsa bunu cok tasvif etmiyorum ama tanımadğım bir bakıcıya bırakmaktan daha iyi oldugunu duşunuyorum, güven acısında)

    iş saatlerimi ne kadar ayarlayabilirim , bilemiyorum ama hayatın bana yüklediği sorumluluklardan da ne kadar kaçabilirim ki,

    bukonuda ne kadar cabuk karar verirsem, kararada alışması o kadar kolay olacak diyorum ve yorumlarını bekliyorum

  53. bir insan ne için çalışır ? bir kadın ne için yaşar ? bir erkek ne ile çok mutlu olur ? cinslerin asıl sorumlulukları nelerdir ? ya da en önemlisi bir insan ne yapınca ruhen doyuma ulaşır ? bu sorulara net cevabı olanların bu tarz endişeleri de kalmayacaktır bence .. kızımın doğumuna 1 hafta kala maddi sıkıntılara rağmen işi bırakmış ve 13 ay süren " benim çalışmam lazım, evde duramam " temalı depresyonu atlatmış birisi olarak ve de en önemlisi anneliği kabullenmiş birisi olarak diyorum ki şimdi ; bir kreş açayım 10 tane de çocuk yapayım 🙂 hepsi benim yanımda benim kokumla büyüsünler, ben de bir yandan üretebileyim hem de en güzel üretimi yani geleceğe yatırımı yapabileyim .. çünkü bence iş/çalışmak para için değil üretime katkıda bulunmak içindir !

  54. Karakalem dergisi sitesinde çok sevdiğim yazar Metin Karabaşoğlunun bir yazısı var bu konu ile ilgili. Onun linkini paylaşmak isterim sizinle : http://www.karakalem.net/?article=3884 . Bu yazı da Metin Karabaşoğlu, şöyle diyor; aslında evdeki anne de boş durmuyor, bütün gün çalışıyor. Ama insanlar size ancak eve “PARA” getiriyorsanız değer veriyor gibi olguları var. Okumanızı tavsiye ederim. Blogunuzun da devamını dilerim..

  55. cocuk icin isi birakmak gerektigine inanmiyorum
    hic bir sekilde esyanin tabiatina aykiri degil ikisini birlikte yurutmek.
    2 cocugum var ve calisiyorum.
    cocuklarimi seviyorum ama ise gitmesem aklimi kacirabilirim.
    2 yas kirizinden kacabilmemin, aglamalardan, cigliklardan, gaz sancisindan biraz nefes almam lazim
    iste iken onlari ozluyorum eve gelince daha pozitif yaklasiyorum, her seyleri cok tatli geliyor
    haftasonu ise tum gun birlikte olmamiza ragmen hafta ici aksami kadar kaliteli zaman gecmiyor.
    pazar gunu artik her seyleri tatli gelmiyor.
    ilk cocugumda bakici tutmadim. part time calistim. pismanim. cocugun getirdigi zorluklardan boguldum ve ona gerekli sevgiyi gostermedim. bitkinlik icindeydim, duygusal olarak nefes almam gerekiyordu, ikincisinde bakicimiz var. cocuk gerekli ilgiyi aliyor. ben de bunalmadigim icin ona daha cok sevgimi gosteriyorum. daha cok oyun oynuyoruz. bakicisini da cok seviyor beni de.

    bir insanin kendini tum gun eve nasil verdigini anlayamiyorum. ben yapamiyorum. okulda nasil tenefus lazimsa, is yerinde nasil molalar gerekli ise evden de mola almak gerekiyor benim icin. ise gitmek iyi geliyor. isimi sevdigimden belki de.

  56. Ben de Selen’e katılıyorum ve kızmazsanız şunları eklemek istiyorum.Hem bloglardan takip ettiğim hem de çevremde gördüğüm pek çok çalışmayan annenin yatılı ya da en azından gündüzlü bakıcısı ayrıca temizlik için de farklı bir yardımcısı var .Oy sa ki pek çalışan annenin yatılı bakıcı ya da sürekli temizlik yardımcısı çalıştırma şansı yok .Bu durum kariyerimden vazgeçtim tam zamanlı anneliğ iseçtüm söylemi biraz abarlılı geliyor bana . Örneğin ben sadece gündüzleri annemdem yardım alıyorum ki o olmasaydı da sadece gündüzlü bakıcı tutma imkanım olacaktı . Çevremden gördüğüm üzere bakıcının akşam çıkma saati gelmeden eve yetişme stresi bile çok yıpratıcı.Acil durumlarda aynı şehirde yaşayan aile büyüğü yoksa ani,den çıkan hafta sonu mesaileri , evde bakaak kimse olmadığı için hafif hasta çocuğu kreşe göndermenin vicdan azabı çalışan anneler bu nedenlerle hep diken üstünde hep tedrgin yaşıyoruz. Yani belki kariyerden vazgeçmiyoruz ama kendimizden hayattan yapmak istediğimiz pek çok şeyden vazgeçiyoruz geçmek zorunda kalıyoruz. Tam zamanlı anneyim diyen, anneliğin tatili yok diyen ya da bizler için kariyerinden vazgeçemeyenler diyen pek çok çalışmayan ama yardım alan anne eminim ki kendine bizlerden çok daha fazla vakit ayırıyordur.Selenin dediği gibi çalışmak zorunda olmamak”Şartlarınız uygunsa ve siz çalışmamayı tercih ediyorsanız bu güzel ve rahat bir hayat tercihidir.”hatta bana göre bir lükstür .Elbette imkanınız varsa bu lüksü yaşayacaksınız ancak ”çalışmayanlar daha iyi annedir ” sonucuna varan yorumlar yaparken bizleri ve sahip olduğunuz imkanlar sayesinde böyle düşünebildiğinizi de unutmayın lütfen.Sevgiler..

  57. Ben bu blogu yeni, keşfettim ve ilgimi çeken başlıkları okuyorum şu anda. Blog çok hoş, konularda yerinde. Çoğu görüşlerin içinde tespit-i şahaneler var….Ama bence “kadının yeri neresi” konusu en anlamsız konu başlığı. Çünkü bu konuda ne tümden gelinebilir ne tümevarılabilir…En kategorize edilmeyecek, en genelleştirilemeyecek konulardan birisi bana göre. Yaşam= chances&choices; karşına çıkan şanslar/fırsatlar arasından seçimi sen yaparsın, kimsenin seçimi doğru ya da yanlış diye değerlendirilemez bu konuda (uçlardan bahsetmiyorum tabii, çok kötü bir bakıcı vardır, kötü bakıcıya bile bile çocuk teslim edip çalışmaya gitmek uç ve yanlıştır mesela). Ben çalışan bir anneyim, yüksek lisans yaptım, doktoraya devam ediyorum….Ama çalışmam, bu kadar okudum boşa gitmesin minvalinde değil. Ben doğum iznimi 1 yıl kullanıp sonra aynı işime kaldığım yerden devam ettim, gördüm ki tüm gün çocukla olmak, çocuğa çocuğun primitiv ihtiyaçlarını karşılamaktan başka artı sağlamıyor. Çünkü işten döndüğümde, çocuğumla birlikte oynamaya çok daha hevesli oluyorum, çünkü işe gitmekle sosyal ihtiyaçlarımı karşılamış, evdeki konfor alanımdan çıkıp dışarıda birşeyleri başarma hissini tatmış, yapacaklarımı yapmış, çocuğuyla en az 3 saat (akşam yedide evde oluyorum, gece ona kadar non-stop kızımlayım) geçirmeye hazır ve çok hevesli bir anne oluyorum. Tüm gün evde olduğum zamanlarda (izin dönemlerimde bunu deneyimliyorum) kızımın yemesi/içmesi/ortalığın toplanması/yemek yapılması vb. şeylerle daha fazla angaje olduğumu, ayrıca sosyal ihtiyaçlarımı da geri plana atmış olmanın verdiği bir dolulukla kızımla oynamaya o kadar da istekli olmadığımı farkettim. Bu yüzden ben çalışmalıyım, herkesin kendi içinde ayrı bir dinamiği var ama, bu bahsettiiğim sadece benim…Yine de hedefim haftanın 2-3 günü daha kısa süren işlerde çalışmak, çünkü o zaman kızıma daha çok vakit ayıracağım ve sporuma/sinemama/alışverişime de 🙂

  58. işletme mezunuyum, üzerine tezli yoksek lisans yaptım. sonrasında eşşekler gibi kpss ye hazırlandım. o dönemde eşimle evlendik. kızım 7 aylıkken atandım, 2 yıl ücretsiz izin hakkım vardı. günlerce düşündüm, ağladım sızladım…. kararsız kaldım ve işe başlamadım.
    verilmesi zor bir karar ama bir bayanın maddi zorunluluğu olmadığı müddetçe çocuğunu kendisinin büyütmesi gerektiğini düşünüyorum.eşimin maaşı iyi, evimiz kira değil. bölümümü çok severek okumadım. düz memur olmak kariyer sahibi olmak mıdır, tartışılır. akşama kadar ptt de onun bunun kargosunu göndermek, havale yapmak beni tatmin etmeyecekti. ben de kızımı tercih ettim.
    hem çalışıp hem kızıma vakit ayırıyorum diyenler sadece kendini kandırıyorlar. annem bankacıydı ve 6 yaşıma kadar bakıcıda büyüdüm. kendince benle çok zaman geçirdi, her şeyimle ilgilenirdi. ben ilkokula giderken de emekli oldu. inanın annemi özlemiyorum. hayatımın hiç bir dönemimde de benim için vazgeçilmez biri olmadı.senelerce bunu kafama taktım. neden annem için yanıp tutuşmuyorum? evlenip başka bir şehre giderken bile ağlamadım. sonradan öğrendim ki, çocuk ilk 4 yıl kendisine kim bakarsa onunla duygusal bir bağ kuruyormuş. anne bu bağı kuramazsa ömür boyu kopukluk oluyormuş. okuduğum çocuk gelişimi kitaplarında ailemin beni büyütürken yaptığı yanlışları gördüm. kızımı yetiştirirken aynı hatalara düşmeyeceğim.

    • Benim kafam çok karışık yardım istiyorum.bir yıldır bebeğimleyim onu koklaya koklaya uyumak bayosunu yaptırmak aramızdai o mükemmel bağ ömür boyu aşk gibi.sonra diğer taraftan iş kolik olan beni bu halde gören eşim, günde dokuz saat çalışmamı gerektiren iki saatimi yolda geçirdiğim işim. Ne yapmalıyım bebeğime bakmak istemeyerek bakmak zorunda kalan annememi bebeğimi bırakmalıyım altı gün çalışıyoruz çoğu zaman evinde hiç olamayacak mı oğlum. Ya oyuncakları mis gibi yatağı evimiz yani en çok ihtiyacı olduğu anda bırakacakmı yoksa hergün oyuncakları anneye komşuya babaanneyemi taşımalım.ben evdeyken okadar özendiim halde yemeğini yediremiyorum insan oğlunun en çok geliştiği yaş 1/3 yaş işimi bırakmayıp oğlumun patiğini elime alıp istanbulun stresli hayatına trafiğine atlamak zorundamıım madem çalışmalıyız çocuğu olan insanlara doğru düzgün mesailer ayarlanmalı sonra bebek bakım alanları