53 Yorum

Süpermen Türk olsaydı pelerinini annesi bağlardı

Ahmet Şerif İzgören’in SÜPERMEN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI adlı kitabından: (Elma Yayınevi, 2010)

Sevgi kültürümüz iyidir, ama zamanla iş, sevmekle aşırı korumayı karıştırmaya gelmiş. Dikkat edin yabancı çocuklara, otelde beş-altı yaşındaki Alman çocuk alır yemeği hapır hupur üstüne döke döke yer.

Bizim on yaşındaki Türk çocuğun yemeğini babası alır, anası yedirir, teyzesi de ağzını siler. Çocuk otuz beş yaşına gelir, hala ana, baba, teyze çocuğun peşinde yemek yedireceğiz diye koştururlar. Bu nasıl bir korumacılık, kollamacılıktır.

Kendi hayatını yaşamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar.

Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağlardı.

Bir de uçarken arkasından bağırır:

– Varınca çaldır oğlum.

Bırak uçsun artık!

Süpermen o, çocuğun kriptonu olma.

53 yorum

  1. Şunu yapmasınlar rica ediyorum.

    Genellemeden konuşsun, yazsın şunları yazanlar!

    Ada ağzının yolunu bulalı beri kendisi yiyor! Ya ben Türk değilim, ya bu çocuk karıştı hastanede!

    Konuya uygun resim de vereyim :))))
    http://img511.imageshack.us/i/3840140823111145517

  2. Muhtesem bir yazi olmus
    Aksam esim gelince cevirip,okuyacagim bunu ona,cok gulup,begenecegine eminim:)

    haa bir de sirtina ter bezi koyardi,yuksekler ruzgarlidir malum ! :)))

    • Yeliz cok guldum ter bezine, ama haklisin!

    • Ben bunu gördüm: İstanbulun en havalı rock barlarından birinde çok iyi bir rock grubunun çok yakışıklı davulcusunun annesi ara olduğunda sırtına peçete koydu! Ya da koymaya çalıştı 🙂

  3. I loved this post 🙂

  4. Onceki yaziya gelen yorumlardan sonra harika bir tesbit, denilebilirse eger sonsoz, olmus. Kitabi okuma listeme ekledim.

    Sabah onceki yaziyi okudum evden ciktim simdi actim yorumlari okudum. Vatan millet sakarya boyutunda savunma icgudusuyle yazilan bazi yorumlara hayret ettim.

    Son olarak bu yazi icin arkadasina ve sana tesekkur etmek istedim.

  5. gözünü sevdiminin türk annesi kurban olsunlar bize heyyt be .öyle yapar böyle yapar ama yaptımı her işi tam yapar.evlatlarına tapar.dimi ama :)))))

  6. beslenme cantasinida boynuna takar icinde miss gibi börekler cörekler. Güzelce tembiler oglum sakin yüksekten ucma, oglum terli terli turbulans´a girme aman oglum inerken inis takimlarini acmayi unutma vs. vs. güzel ama gercek bu napalim pek bi hevesliyiz yavrucuklarimiza.

  7. süper süper süper..:)elif seni blogun açıldığından beri takip ediyorum hemen hemen tüm yazılarını okumuşluğum var ama şimdiye kadar''alman anne''başlığındaki yazın kadar beni etkileyen,bilgilendiren yol ayrıma sürükleyen, pek çok şeyi sorgulamama neden olan silkeleyen bir yazın/araştırman olmamıştı.tüm günüm yazını birileriyle tartışmakla geçti sordum soruşturdum pek çok annenin fikrini aldım bir çoğu bu durumu destekliyor bizim korumacı tavrımızı cocukları bu kadar kendımıze bağımlı yapan tavrımızı eleştiriyor bu çok güzel bir gelişme…bence bu konuya daha ayrıntılı bir şekilde tekrar blogun da yer vermelisin inan bana bir çok anne sayende pek çok bakış açısına sahip olabiliyor sana yürekten tüm annelerin adına teşekkür ediyorum…..

  8. ya o kadar konuşuldu ki bu konu bende ters etki yapmaya başladı.. ters etki derken tersi yönde düşünmemi sağladı yani. Bence çocuğu gerizekalılık derecesinde, marazi biçimde bağımlı yapmadıktan sonra, normal koşullar içinde (evet yemek olayında tiksinç olabiliyoruz dışardan bakınca) pelerinini bağlamaktan bir zarar da gelmez bence ya. Bu bizim merhametimizden, yüksek şefkat duydumuzdan kısaca duygusal yanımızın ağır basmasından kaynaklanıyor bence. Yoksa ben çocuğumun her türlü işini göreyim ömür boyu bana bağlı olsun, diyen bir tek anne olduğunu sanmıyorum. Ya da bu şuurla çocuğunun işlerin yapan. Duygusal bir toplumuz vesselam. Bence o kadar da kötü birşey değil bu.

    • Delianne…

      tanımıyorum sizi ama içimden "hay ağzını öpeyim" demek geldi. aynı şekilde düşünüyorum ben de!

    • Yok be Deli Annem. Ben böyle düşünemiyorum. Daha doğrusu, yapamıyorum.

      Deniz süpermen olsaydı pelerinini ben bağlamazdım. Süperçocuk değil, ama yapabildiği her şeyi kendisi yapsın istiyorum. Bence o zaman hayat herkes için daha kolay oluyor.

      Ama bunu yapmayı seviyorsa anne, içinden öyle geliyorsa elbette yapsın.

      Zaten ben normal olan hiçbir annenin "çocuğum bana bağımlı olsun" diye bu güdüyle hareket ettiğini düşünmüyorum.

  9. Ahmet Şerif İzgören in çoğu kitabını okudum hatta aklıma geldikçe tekrar tekrar okurum, çok güzel tespitleri,örneklemeleri var.Bir önceki yazınızla bağlantılı olarak annelerin sanırım çocuklarını biraz daha özgür bırakmaları gerekiyor helede 30 yaşına gelmiş bir erkeğin annesinin hala üstünü sıkı giyin,aman dikkat et hasta olma gibi nasihatleri komik kaçıyor ,tabi bunu birde söylenen erkeğe sormak lazım belkide hoşuna gidiyordur annesinin bu tavrı.Bekara karı boşamak kolay atasözünü kendime hatırlatıyorum ve bakalım sen nasıl anne olacaksın diye de aklımdan geçiriyorum şu an 🙂 sevgilerle

  10. Bizim sorunlarimizdan en onemlisi farkli fikirleri tolere edemememiz! Insanlarin bizden farkli gorusleri olup bunlari aciklayinca hemen kendimize saldiri anlaminda algilayip savunmaya geciyoruz! Hosgoru hep lafta kaliyor maalesef! Dun yayinlanan Alman annenin gozlemleri boyle diye, haa butun avrupalilar cocuklarini dogru yetirtiriyor ve butun Turkler cocuklarini yanlis yetistiriyor ya da tam tersi gibi algilamamiz ve kutuplara ayrilarak adeta savarcasina yorum yazmamiz de gosteriyor ki biz farkli fikirleri gercekten tolere edemiyoruz.
    Her iki tarafin hakli yanlari var. bir cocugun bagimsiz yetistirilmesi onemli ama gerektiginde de cocugun yaninda olabilmek aile baglarinin guclenmesi acisindan cok onemli. Her iki yetistirme tarzini da koru korune desteklemiyorum. Amerika'da yasiyorum ve esim Amerikali, cocugumuzu yetistiriken her ikimizde birseyler katiyoruz. O yuzden yabanci anneleri de Turk annelerini de anliyorum ancak sadece bunlardan birisi dogru, digeri yanlis demiyorum. Bizim bagimli cocuklar yetirtirdigimiz dogru ama cocuklarda asiri bagimsizliktan kaynaklanan yanlizlik hissi hatta depresyon da normal degil. O yuzden onemli olan hosgoru ve sabirla dinleyip, size uygun olan yetirtirme tarzini secmeniz. illa ki siyah ve beyazi secmeniz gerekmiyor. Hem bagimsiz, hem de ailesine bagli cocuklar yetistirmek bizim elimizde, yeter ki olayin icine , biraz akil, biraz hosgoru, biraz duygu, biraz sabir, sevgi ve saygi ekleyelim.

  11. Kafayi Türk anneleri ile yediniz. Ne yapmaya calisiyorsunuz? Hep beraber Türk oldugumz icin aglayalim mi?
    Kova burcumusunuz Elif hanim, cok sinirime dokunmaya basladiniz.

    • Yok, ben aslan burcuyum.

      Madem sinirleriniz bozuluyor, belki yazılarımı okumamak bir çözümdür?

  12. pınar karaca

    çok beğendim bu lafı ,paylaşmak isterim hemen facebookta.

  13. geçenlerde itiraf.com dan okuduğum bir yazı 🙂

    Ana sevgisi
    Okula geldiği zaman beni, öğrencilerime ve velilerime aldırış etmeden ''Küçük bebeğim.'' diye seven bir annem var. Bir de ben varım ki hiç sormayın gitsin.

    yazan 30 yaşında erkek, öğretmen
    başka söze hacet var mı bilmem…

    • 30 yaşındaki erkek öğretmenin annesinin okuloda ne işi varmış acaba, beslenme çantası mı götürüyormuş öğlenleri 🙂

  14. bence bizler en doğrusunu ama 2 katı fazlasıyla yapıyoruz.diğer toplumların örnek gösterebileceğimiz aile hayatları bile olmuyor.Dünya denge üzerine kurulmuş bu yüzden ayarı kaçırmamak lazım .

  15. Türk annesi olduğumuz için ağlasak yeridir evet! Çünkü Türkiye'yi şu an içinde bulunduğumuz hale, kişisel ve dolayısıyla toplumsal açıdan gelişmenin -bunun farkında olmayan- baş sorumluları anneler getirdiler. Hükümet de yardım etti sağolsun. Eğitim, bilinç her şeyin başıdır.
    Almanlar daha mı iyidir? Amerikalılar mı modeldir? Onları da eleştirip konuşuruz, ama sonuca baktığımızda birilerinin çocukları birilerinin çocuklarından daha mutlu. Kim acaba?

  16. Espri güzel 🙂 Türk annesi diye bir genelleme de var, uysak da uymasak da… Ama ben bunun çok da kötü olduğunu düşünmüyorum.
    Mesela evet otellerde alman çocuklar kendi kendilerine hapur küpür yiyorlar ama bir bakın ne yiyorlar? Patates kızartması. Kendi kendine zeytinyağlı enginar yiyen alman çocuğu görmedim henüz ben. Ki dünkü alman anne de türk annelerine soruyor: Nasıl sebze yedirebiliyorsunuz diye. Cevap basit: Ellerimizle yediriyoruz, kendisi yesin diye beklemiyoruz.
    Ayrıca 30 yaşında adama terli terli su içme demek neden komik olsun ki? 30 yaşında olabilir ama annesi onu doğurduğu günkü gibi görüyor. Biz de öyle olacağız 30 sene sonra. Misal benim annem 18 yaşımdayken bile peşimden süt bardağı ile koşturur, günlük süt tüketimimi hiç aksatmazdı. Şimdi öğreniyoruz ki kız çocuklarının ileride kemik erimesine yakalanmaması için hem çocuklukta hem de ergenlikte süt tüketimi çok önemliymiş. Annem bana bıraksa, ergen kafamla sütü mütü takmazdım. Ama annem aslında benim yaşlılığıma çok ciddi bir yatırım yapmış.
    Ben kar bile yağsa her gün kızımı sokağa çıkarırım, kalın giydirmem, koşma terleme demem, kış ortasında dondurma yediririm, yemeğini eline veririm ammaaaaa yemediği sebzeyi ne yapar eder bir yolunu bulur yediririm (mesela çorbasına karıştırırım); aklı oyunda kaldıysa oynarken yediririm; yuvaya gitmemek için ağlarsa yuvanın bahçesinde günlerce beklerim; kendi kendine uyumasını öğretirim ama asla onu yalnız bırakıp dışarı çıkmam, gerekirse 1 saat hiç durmadan ninni söyler sırtını okşarım.
    Ben Türk annesiyim ama fazlalıklarımı törpülemeye çalışıyorum 🙂

  17. Çok güldüm :))) Bu kitabı hemen alıp okumam lazım.

  18. Yorumlardan eleştiriye ne kadar da kapalı olduğumuz anlaşılıyor…Az bile yazmış Ahmet Şerif İzgören…

  19. ''Şu Hortumlu Dunyada Fil Yalnız Bir Hayvandır '' bu kİtabı okuyunca Ahmet Şerif İzgörene hayran olmuştum yaklaşık 6 sene önce.Bu kitabınıda alıp okuyacağım 38 haftalık hamileyim bebeğimi yetiştirirken iyi bir akıl hocası olur diye düşündüm tşk ederim elif abla:)

    • Yalnız bu çocuk yetiştirmekle ilgili bir kitap değil. "Toplumsal gelişim kitabı" olarak adlandımış İzgören. Ben de henüz okuyorum.

  20. Hem "maalesef öyleyiz 🙁 "
    Hem "iyi ki öyleyiz 🙂 "

  21. Ben hamile kalmadan önce etrafımdaki annelerin ne kadar korumacı olduğunu, çocuklarını ne kadar bağımlı yetiştirdiklerini ve olayı biraz abarttıklarını düşünürdüm. Ama ne zamanki oğluşum içime düştü, kalbi pıt pıt atmaya başladı ve ne zaman ki hareketlerini hissetmeye başladım bütün düşüncelerim değişti. Oğlum süpermen olsun vallahi de billahi de pelerinini bağlarım, yaparım biliyorum.
    Hele bi hayırlısı ile doğsun ben ona daha neler yaparım allah bilir. 🙂

  22. Süper yazı çok güldüm:)
    Almanya'da büyümüş biri olarak derim ki; gayet sevgi dolu bir ortamda büyüdüm. Bahsettiğim aile hayatımız değil. Okul ve anaokulu hayatım.
    Yazının bana çağrıştırdığı his açıkcası canımı yaktı. Benim sırtıma havlu koyan olmadı. Ben annesiz büyüdüm malesef,3 yaşımda kaybetmişiz annemi. Dolayısıyla Türk anneleri çocuklarına nasıl davranır,annelik nasıl bişeydir hiç bir fikrim yok. Tabi çevremde çocuklarının üstüne titreyen bir sürü anne görüyorum ama bahsettiğim bu değil.
    Şu an anne olmak isityorum ama bir yandan o kadar korkuyorum ki. Annelik nedir,nasıl yapılır. Bebek yapmaya karar verdiğimizde günlerce kendime gelemedim. Hep nasıl yapıcam, ben anne olamam gibi bir sürü şey beynimi kurcaladı. Özellikle kendi çocukluğumu günlerce günlerce düşündüm. Şu an anne olma fikri o kadar korkutmuyor beni,kocamın motivasyonu nedeniyle:) Elif’cim senden annesi olmayan,ama anne olmuş insanlarla ilgili yazı yazmanı istiyorum. Neler yaşadılar,nasıl geçti o günleri. Veya bu yorumu okuyan birileri yazar bişeyler:) Valla bu blogun ve senin artık böyle bir misyonun var:)
    Bu arada anne gibi bir kayınvalidem var çok şükür.. 🙂
    Sevgiler

    • Emel, iki yaklaşım var annelikle ilgili:

      1. Anne doğulmaz, olunur – ki bu doğru. Birçok şeyi anne olduktan SONRA öğreniyorsun.
      2. Kucağına aldığında anne olduğunu anlıyorsun. Bazı anneler için bu kucağına aldığın an olmayabiliyor, daha sonra da olabiliyor. Ama şunu anlatmaya çalışıyorum, bir arkadaşıma "bebek nasıl tutulur onu bile bilmiyorum" dediğimde "Elif, hiç merak etme, en iyi sen tutacaksın, kimsenin tutuşunu beğenmeyeceksin" demişti. Yani anne doğulmaz, olunur ama biraz da doğulur.

      Çok mu karışık anlattım? Kısacası, çocuğun olduktan sonra öğreneceğin çok şey var. Ama birçok şey de kendiliğinden gelecek sana. Annesiz yetişmiş olmanın senin anne olmanı olumsuz etkileyeceğini sanmıyorum, tam tersi bile olabilir.

      Çok isterim bu konuda bir yazı yazmak. Dur bakalım.

  23. sevgili elif,

    bence bironceki yazinin bazi arkadaslarimizi uzdugunu(bazi yorumlari benide uzdu acikcasi),bir HAKARET olarak algiladiklarini,tamamen katilmadiklarini,abartilmis bulduklarini,hatta birbirlerine girecek kadar tartismaya surukledigini,gordun,anladin..

    hatta senin guzel seviyeligi blogunun bile dun tadi kacti bence o yazidaki yorumlarla…

    bugun bu yaziyla bu muhabbeti uzatmak niye?

    bende alman anne gibi dusunuyorum,katilmayanlara kapak olsun mu diyorsun?

    • Pınar, hayır kesinlikle öyle demiyorum. O şekilde anladıysan üzgünüm.

      Vermeye çalıştığım iki mesaj vardı:

      (1) Bunu sadece "dışarıdan" olanlar değil, kendi içimizdekiler de söylüyor. Alman anne konusuna çok takıldık, halbuki kendi aramızda konuştuğumuz bir şey bu.

      (2) Gülebilmeliyiz – ki asıl söylemek istediğim buydu.

      Başka türlü anlaşıldıysa üzgünüm.

  24. emel +1
    Genellemeleri sevmiyorum. Almanlar çok iyi yapıyor, biz çok kötü fikri bana göre fazla katı. En güzeli kendi kültürümüzde doğru yapılanları korumak, yanlışları değiştirmek.
    Çocuk yetiştirme adına çok net çizgiler çizmeden, 'şunu şöyle yapıyorsanız hayatınız kaydı' demeden çıkışlar, çözüm yolları gösteren bir kitap okumak isteyenlere 'Koruyucu Psikoloji'(Kemal Sayar, Feyza Bağlan) tavsiye ederim.

  25. yorumlardan bazılarını okudum da,bence bu kadar ciddi olmayalım ve biraz da kendimizle dalga geçmeyi öğrenelim.kimse mükemmel değil,herkesin falsolu yanları var şu hayatta.biz türk anneleri,hepimiz değil tabii ama bazılarımız çok bağımlıyız ve bunu abartıyoruz,ama birçok konuda da avrupalı annelerden daha iyiyiz.
    bence bağımlılıklarımızla ve falsolarımızla dalga geçmenin kötü hiçbir yanı yok.bunun için karalar bağlayacak halimiz de yok.gülmek güzeldir yav

  26. superman evlenince de pelerinini artik karisi baglamaya baslar herhalde 🙂

  27. geçen gün salonda ders çalışırken anne-baba da dizi seyrediyordu. tv sesinden rahatsız olunca sessizce odama gittim..

    yarım saat sonra annem "eceee?!!" diye telaşla kapımı çaldı. "efendim?" deyince kocaman gözlerle açtı kapıyı; "nerdesin, merak ettim, hiçbisey söylemeden gittin?!" dedi.. 🙂

    ki ben annemi üzerime çok düşmez diye bilirim 🙂

  28. Ya herşeyi abartmakta ne kadar ileri ve gerçekleri görmekte ne kadar geriyiz.
    Bu yazıya gelen olumsuz yorumlar ve dünkü yazıdaki kavgalardan bahsediyorum!

    Çok komikmiş ayrıca; bırak çocuğun kriptonu olma.

  29. Mehaba Elif,
    anne degilim ama blogunu uzun zamandir keyifle takip ediyorum.
    Uzun suredir yurtdisinda yasiyorum (Italya),esim de Italyan. O yuzden gozlemlerime dayanarak sunu soyleyebilirim. Avrupali anneler sadece Alman ya da kuzuey Avrupa ulkelerinin annelerinden ibaret degil.Bunun bize cok cok yakin ornegi Italyan anneleri de var ve ben Turk annelerinden hic bir farkini gormuyorum. Tamam,ben de imreniyorum disarida aileleriyle uyum icinde gezen Alman cocuklarina,uslu uslu yemegini yiyenine. Italyan cocuklar da ayni bizim Turk cocuklari gibi tepelerde geziyorlar,iki dakika yerlerine oturmuyorlar.Anneler hep peslerinde,yapma oglum etme kizim diye..Ama Italyanlar da ailelerine ayni bizler gibi cok duskunler ve bence bu cok cok guzel bir ozellik. Italya'da gencler biraz ekonomik sartlardan ama daha cok anneleri (aileleri) istemedigi icin evlenene kadar aileleriyle yasiyorlar.Ozellikle erkeklerine ana kuzusu diyorlar ama cok da kotu bir sey degil ki insanin evladina duskun olmasi ve evladin da buna karsilik vermesi. Kuzenimin esi Alman ve 30 kusur yasindaki oglu(adamin ilk evliliginden olan) evlerinin zemin katinda yasiyor ve kira aliyor babasi ondan.Bir evin bir oglu,ben boyle bir seyi ne Turkiye'de ne de Italya'da hayal edebiliyorum.
    Tamamen kultur meselesi ve bu ha deyince tak diye degismez ki ne kadari degismlei ayrica. Turk anneleri de tek degiller,Italyanlar var onlari aratmayan.
    Sevgiler

    • Bugün aklımdan Everybody Loves Raymond dizisindeki Marie karakterini geçiriyordum. Senin söylediklerinle çok örtüşüyor.

      • Esim,24 yasinda ailesinin 2 sokak otesinde ev tutunca annesi 15 gun boyunca her gun aglamis ve ayri eve cikmasin diye yalvarmis 🙂 ben 17 yasimdayken universite okumak icin ailemden ayrildigimi soyleyince burdakilere, gozleri faltasi gibi aciliyor insanlarin. Bana da annem cok duskundur,hala refleks olarak karsidan karsiya gecerken elimi tutar.Sonra,burda sikca karsilastigim bir diger olay ise,evli ya da degiller( ciddi ve evlilige dogru giden bir iliski) eger genc cift(27-30 yaslarinda) maddi imkanlari el vermiyorsa iki taraftan birinin ailesiyle yasiyorlar bir muddet ta ki para koyup kenara ayri bir eve cikincaya kadar. Ben sanmiyorum ki bir Almanya'da ya da baska bir kuzey Avrupa ulkesinde mumkun olsun boyle bir durum.Bizde evlenip,ilk yillarini aile yaninda geciren cok cift var. Ya da yasli anne babaya evde bakan ya da torunlara bakan o kadar cok anneanne-babaanne-dede var ki Italya'da da. Yuvaya bu tur imkani olmayan aileler basvuruyor.
        Bu kadar alakali alakasiz ornegi yazdim ki bir tek biz boyle degiliz aile konusunda.Evet,bir cok ulkedeki yaklasimlardan farkli aile,cocuk konusundaki yaklasimimiz ama Italya ile hemen hemen ayni. Ben arsiz cocuga tahammul edemem mesela,aileler cocuklarini arsiz yetistirmesinler yeter bence yoksa cocuk yaramaz da olur,yataga gec de yatabilir yeri gelir.Bu ebeveynlerin kendi sorunudur.
        Sevgiler

  30. Dünkü konuya da bugünküne de geç kaldım ama yorumları okuyunca şok oldum. Neyi tartışıyor ki bu kadınlar dedim kendi kendime, her çocuk annesi ve babasına aittir ve nasıl isterlerse o şekilde yetiştirilir – kötü bakım, şiddet hariç tabii ki- Kimi çok düşer üstüne, kimi serbest bırakır. Ama bu tamamen o insanın karakter yapısıyla alakalıdır, ırkı ile ilgili değil.

    Benim annem abimin ayakkabılarını lise bitene kadar her sabah okula giderken eğilip kendi bağladı ve ben 31 yaşındayım, bir anneyim ama her akşam annemle az yedin, bir kaşık daha al kavgası yapıyoruz. Teyzem ise kızlarını çok küçük yaştan itibaren kendilerine yetecek şekilde yetiştirdi.

    Evet Türk kadını çok anaç bir yapıya sahip ama bu biraz da karakteristik bence.

    Karışmadan edemedim nedense 🙂

  31. yorumlari tek tek okudum ve melis'in yorumuna koptum;
    dogru,evlenince de karisi baglar.
    Turk erkegi olarak gelmek varmis bu dunyaya! :)))

    Ayrica bir konuya daha deginmek istiyorum (merak edenler icin) Amerika'da da cocuklar cok mutlu.Oyle basindan atma falan soz konusu degil,bunlar kulaktan dolma bilgiler.Anne ve babalar butun vaktini cocuklarina ayirir.Tv,mac,gosteri,gezme tozma ve hatta misafir agirlama ikinci plandadir.Evet,cocuklar kendileri yapsin istiyorlar her seyi ama gelisimlerine katkida bulunmak icin,yan gelip yatmak icin diil.Zaten nereye yan gelip yatiyorsun ;kadin alamazsin,kapici-bakkal servisi yok.her sey eline bakar burda!
    .Aktivite pesinde kosar dururlar ,cocugum bugun yeteri kadar hareket etmedi,kas gelisimi icin onemli der ve duserler park yollarina.
    -30C'de bie(yani burda,Chicago'da) sabahin besinde ,ise gitmeden kopeklerini yuruyuse cikaran insanlar bunlar.

    Belli bir yasta evden ayrilma da ayni sebeptendir.

    cok sevdikleri tv'den bile vazgecer bir cogu ki bizde misafir cocugun uyku vaktinde gelir,bangir bangir mac ya da dizi acilir vs(aman bazi evlerde diye belirtiyim de kizmayin genelleme yapti diye)

    Turk annelerin de bir cok ozelligi var dunyadaki diger annelerin ornek almasi gereken.Daha once de soylemistim ,beslenme konusunda Turk annesinin eline su dokemezler ,su! 🙂

    superiz,mukemmeliz(diyelim gayri) ama biraz daha birey muamelesi yapsak cocuklarimiza,biraz daha fikir ve duygularina saygi duysak,usume-terleme-uyku vs gibi konularda kendi inandigimiza gore degil de , onlarin ihtiyaclarina gore hareket edebilsek ,iste o zaman kimse tutamaz bizi !:)))

    bu arada unutmadan soyliyim ben Balik burcuyum ! :)))

  32. Bayildim 😀

  33. Kendi hayatını yaşamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar.

    evet buna katıldım…ama diğer yazılanlar çok feciii, gerçek mi, ne olacak bu kadınların halleri yaaa yazık diyorum bazen, benden uzak olsunlar :))) çok da komik yazılmış kitapta hehehe

    rahat bırakın çocukları özgüvensiz bir toplumuz sorumlusu da bu kadın hegamonyası, bırakın canım, yükü omuzlayıp, ah vah diye yakınıyorlar, çok sorumluluk aldım hayatım bitti vırvır, e alma yahu o zaman üstüne deli misin kadın 🙂

    acil doktor müdahalesi şart bunlara :)))

  34. Sizi zevkle takip edenlerden birisiyim. Şu mavi ayıcıklı yazınızın altında gördüm bu linki.. öğle tatilinde işyerinden koşarak çıktım bir kitapçıya girdim ve kitaptan iki adet aldım..çünkü bugüne kadar yazdığınız ve size hak vermediğim bir yazınız olmamıştı. yazara ait elma çocuk yayınlarını da çocuklara alıp fazlası ile beğendiğimden bu kitabın da çok iyi olacağını düşündüm.

    kitabı bir saatte okudum. ismi ile bir paragrafı hariç hiç bir alakası olmadığı gibi, türk insanını çok iyi tanıyan ,zihinleri avlamada politik düşünen (kitabın başlığı gibi) ve sığ düşüncelerini paylaşan değil de pazarlayan bir yazar buldum karşımda.

    açıkçası şaşırdım. Bir gündüz vassaf, bir erich fromm varken..

    paylaşmasam içimde kalacaktı. yazdıklarımın aynısını yazara da iletmeyi düşünüyorum.

    • Teşekkür ederim paylaşımınız için… Ve bana güveniniz için de… Her paylaşımımı, her beğenimi yüzde 100 sahiplenmenizi beklemek gerçekçi olmazdı sanırım. Mutlaka ayrıldığımız, ayrı düştüğümüz yerler olacak.

      Ahmet Şerif İzgören’in ilk okuğum kitabıydı bu. Sizinkine benzer yorumları başkalarından da duydum sonrasında… O çerçevede değerlendirmedim hiç. Bana hap gibi geldi kitap, hoşuma gitti. O çerçevede paylaşmayı da uygun gördüm. Önerileriniz için teşekkür ederim.