Alman bir annenin gözünden Türk anneler

Birkaç ay önce Nurturia’da bir vaveyla kopmuştu Alman anneler ne yapıyor ediyor da çocukları daha rahat, daha söz dinler, daha özgür yetiştiriyorlar diye. Sonrasında Kendi İzini Süren Deli de güzel bir yazı yazdıydı bunun hakkında. Ben de Türkiye’de yaşayan bir Alman anne tanıdığıma fikrini sordum. O da mükemmel Türkçesiyle üşenmedi, yazdı. Sağ olsun. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayımlıyorum.

Türk anneler neyi farklı yapar?

Arkadaşım Elif bana bu soruyu sorduğunda, ilk tepkim “neredeyse herşeyi” oldu.  Bu tabii ki abartılıdır.  Ancak gerçekten, bir yabancı olarak izleyebildiğim kadarıyla, Türk annelik “stili” Avrupada’kinden önemli bir derecede farklıdır.  Ben kimim de öyle bir şey iddia edeyim? Almanım.  Eşim Türk, altı yıldır İstanbul’da yaşıyoruz.  9 yaşında bir kızımız var, Türk bir özel okulun dördüncü sınıf öğrencisidir.

İzlenimleri biraz detayli bir şekilde iletmeden önce bir uyarıda bulunmak istiyorum:  Benim günlük hayatımda iletişim kurduğum anneler, büyük ihtimalle Türkiye genelin “ortalamasını” gerçek anlamda temsil etmiyor.  Çoğu çünkü en üst sosyoekonomik tabakalardan, ve belli davranışları Türk olduklarından daha çok toplumdaki konumlarından kaynaklanıyor olabilir.  Ama yine de, bazı özelliklerin birçok Türk anne için geçerli olduğunu sanıyorum.

İlk Türkiye’ye geldiğim günden beri bir şey benim için çok belliydi: Çocuklar bu toplumda genel olarak çok seviliyor – ve sadece kendi ailelerin tarafından değil.  Almanya’da, iki tane büyükçe köpeğiniz varsa belki ev kiralamakta biraz zorlanabilirsiniz, ama iki küçük çocuğunuz varsa durumunuz gerçekten berbat.  Sürekli “çocuk gürültüsü” hakkında davalı oluyor insanlar.  Bu tarz şeylerle Türkiye’de karşılaşacağımı hiç düşünemiyorum.  Türk anneler de, tabii ki, buna istisna değildir; genel olarak, kendi (ve başkaların) çocuklarını çok severler, ve onlar için en iyisini isterler – en iyi ortam, en sağlıklı yaşam.  Özellikle yemek konusunda çoğu çok hassastır, ve muhteşem bir şekilde ufak çocuklara meyve-sebze yedirmeyi beceriyorlar genellikle. (Sırrınız nedir, bayanlar?)

Ancak bu istek, yani çocuk için en iyisini yapmak, bazen ters sonuçları verebilir.  Mesela, birçok Türk anne, Avrupa standartlarına göre aşırı koruyucudur. “Aman üşümesin çocuk”: dışarısı onbeş derece ise, ve 7-8 yaşında bir çocuk kar montu, bere, atkı ve eldiven ile dolaşıyorsa, onun annesinin Türk olduğundan gayet emin olabilirsiniz.  Çocuğun kendisinin, bu arada, çok ufak olmazsa da, genellikle fazla sözü geçmiyor bu konuda: “Sen çocuksun, ne anlarsın ki?”  Birçok burada tanıştığım anne, çocuklarını sadece giyim konusunda değil, genel anlamda da fazla ciddiye almıyor gibime geliyor maalesef.  Çocuklara sık sık çok güzel, çok değerli, ama bilinçsiz biblo oldukları gibi yaklaşıyorlar.

Çok güzel, değerli ve bilinçsiz olduğundan, çocuğu tabii ki hiç bir şekilde üzmemek gerekir.  Çocuk evde kral/prenses oluyor. Zor olabilecek herhangi duruma sokulmuyor: tek başına uyumak istemiyor mu canım – anne tabii ki yanında yatar (okul çağına kadar gerekirse).  Çocuk okula alışmakta zorlanıyor mu – anne haftalarca okul bahçesinde bekliyor.  Çocuk ne isterse, o alınır.  Çocuk ne zaman yatmak isterse, o zaman yatar: “Keşke benimki biraz daha erken yatsaydı, akşamları biraz daha fazla zaman bize de kalsaydı…” Böyle bir şıkayet ilk defa Türkiye’de duydum.  Kusura bakmayın, ama benim dünyada, çocuğun yatma saatine hala anne-baba karar veriyor…  Bazı tanıdıklarım ciddi ciddi iddia ederler ki, çocuklara sınır koymak onların yaratıcılığını ve ilerideki başarılarını kısıtlamak demektir.  O çocukların “yaratıcılığı” (terbiyesizliği), tatil köylerin restoranlarında sonra çok güzel bir şekilde izlenebilir.

İlginç bir şekilde, Türk annelerin koruyuculuğu, çok önemli bir alanda devamını bulamıyor.  Trafikte, yani araçların içinde, çocukların güvenliğine genel olarak çok az önem veriliyor. Bu konuda, benim çevremdeki “A/B” anneler biraz ortalamasının üstüne çıkarlar, çünkü buralarda en azından bebekler genellikle çocuk koltuklarının içine oturtulur.  Ancak genel olarak, annelerin kucağında oturan ufaklıkları veya arka (ya da ön) koltuğunda tırmanış egzersizlerinde bulunan ilkokul çağındaki çocukları sürekli görürüm.  O da beni bir anne olarak çok üzüyor.  Ve sık sık, asıl nedenin yine “üzmemekte” olduğunu düşünüyorum.  Çünkü küçük bir çocuk, çoğu zaman çocuk koltuğun içine oturmak istemez – onun güvenliği için onu üzmek gerekir işte, ve birçok anne buna kıyamıyor.

Aynı şekilde, anneler kıyamadığı için, birçok çocuk, sorumluluk almayı hiç bir zaman öğrenemiyor. Unutulan ödevi, liseli çocuğun bile peşinden okula götürülür.  Üniversiteli bile, sabahları anne tarafından uyandırılır.  Çocuk, kendi hatalı davranışların sonuçları yaşamadığı için, onlardan öğrenemiyor ve bir noktada – belki yurtdışındaki üniversitesinde, belki de iş hayatına başladığında – aniden çok sert bir “gerçek dünya” ile yüzleşmek zorunda.

Evdeki bibloları nasıl yardımcı bayan temizlerse, çocukların bakımı da mümkün olduğu kadarıyle “dışarı yaptırılır”.  Birçok ailede, bebek gece ağlarsa, anne (ya da baba) değil, bakıcı kalkıp onu tekrar uyutur. Bence bu korkunç bir şey,  ve sadece ikisinin çalıştığı ailelerde de olmuyor.  Bazen aile tatillerine bile dadı götürülür ki anne-baba gece hayatından vazgeçmek zorunda kalmasın diye.  Bakıcılara da çoğu zaman gerçek anlamda otorite verilmez; çocukları meşgul etsinler yeter.  Bazı çocukların “ablalarıyla” konuşmalarını duyduğumda ağzım açık durdum: “Getir şunu.  Ne kadar aptalsın ya…”.  Bu şekilde otoritesiz dadıların tarafından büyütülen çocuklarıyla, tabii ki bir noktadan sonra anne-babaların da otoritesi kalmaz.  Öylece, çocuk daha ikinci-üçüncü sınıftayken, ona ders çalıştırmak için eve hoca tutuluyor: “Ben oturtamam ki…”.

Bazen onun da bahane olduğundan şüpheleniyorum.  Çünkü okul konusunda, benim bahsettiğim anne tipi, ikiye bölünüyor. Bir kısım, çocuğu ciddiye almadıkları gibi, onun okul sürecine de öyle yaklaşır, ve okulu evdeki bakıcının bir uzantısını gibi algılıyor.  Okuldan şıkayetçi olabilirler “yine çok az kişi Robert’e sokmuşlar!”, ama aslında bütün okul meselesiyle mesgul olmak istemezler. Ben yıllardır kızımın okulundan yeterince geri bildirimi almadığım için şıkayetçıydım; mesela, ben yazılı sınavın kendisini görmek isterdim, ve kızımın verdiği cevapları – sorun varsa, onun tam nerede olduğunu anlayabilmek için.  Meğer, bunu isteyen çok az veli varmış; ilgisizlik işte.

Öbür ucunda, annelerin ikinci kısmı var: “süper çocuk” yetiştirmeyi çalışanlar.  Dört yaşından itibarıyle eve İngilizce hocası geliyor, dokuz yaşına geldiğinde çocuğun haftaiçi bir tane olsa da “boş” gün kalmıyor: tenisten basketbola, piyanodan resim dersine.  Sonra hocalar, dershaneler…  Öyle anneler varmış ki, her haftasonu çocukla beraber dershaneye gidip oturuyorlar, çocuk için not alıyorlar, kendi yetişemez diye.  Tabii ki, bunlara bulunduğumuz sistemin büyük bir katkısı var, bir şey demiyorum.  Ben de, hiç istemediğim halde, kızıma okul ve not konusunda belli bir baskı uygulamak zorundayım – belki de gerçekten liseyi burslu okuyabilir?  (Almanyada, kesinlikle öyle olmazdım, çünkü okul bedava ya…) Yurtdışında iyi bir üniversiteye girmek için de okul dışında yapılan etkinliklerin belli bir önemi vardır.  Ama o kadar da değil, lütfen!

Son olarak, çocuklar için en iyisini istedikleri için, Türk annelerin birçoğu da (bana göre) aşırı bir derecede doktorlara, psikologlara, öğretmenlere vs. dayanıyor.  Uzmanların dedikleri kesinlikle tartışılmaz, sorgulanamaz.  Bu doğum yapmakta başlıyor.  Çocuğumu Hollanda’da normal, ilaçsız ve doktorsuz bir şekilde, ebenin yardımı ile doğurduğumu anlattığımda, bana genellikle başka bir gezegenden geliyormuşum gibi bakıyorlar.  “Epiduralsız mı yani? Ben dayanacağımı hiç zannetmiyorum…”.  Problem orada işte – birçok Türk anne, kendi gücüne, dayanıklığına (ve içgüdüne) yeterince güvenmedikleri için, sürekli yardım için başkalarına bakıyorlar. Bence, burada biraz daha fazla özgüveni çok yerinde olur.  Sonuçta “Mommy always knows best – gerekli olanı daima en iyi anne bilir!”, dünyadaki gibi, Türkiye’de de öyle.

Tekrarlamakta fayda var – bütün bunlar benim tamamen sübjektif izlenimler.  Onların hangileri ne kadar tipik olduklarını bilemiyorum. Yine de, sizlerle paylaşayım dedim.  Okuduğunuz için teşekkür ederim.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

193 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

193 Cevap verilmiş: Alman bir annenin gözünden Türk anneler

  1. Mira diyor ki:

    merhaba,
    alakasiz olacak ama,merak ettim.
    Geceden beri nurturia ya giremiyorum! Sizde de ayni sorun var mi?
    cevaplarsaniz sevinirim.

    sevgiler

  2. ashley diyor ki:

    ''Evdeki bibloları nasıl yardımcı bayan temizlerse, çocukların bakımı da mümkün olduğu kadarıyle “dışarı yaptırılır”. Birçok ailede, bebek gece ağlarsa, anne (ya da baba) değil, bakıcı kalkıp onu tekrar uyutur''' Allah alah bu cümlesinde türk ailelerden mi bahsediyor acaba bayan ? Ben etrafımda bu tür kişilere pek rastlamıyorum çünkü artık millet karnını doyurcak parayı bılamıyor ki bakıcı tutup birde üstüne gece bebeği bakıcıya bıraksın. Sanırım izlenimler yaşam alanlarına göre farklı gruplara ayrılıyor. Türk annelerin bazen birçok şeyi abarttıkları doğru ama ben de Almanya'da yaşamış biri olarak çocuklarına hiç baskı uygulamayan herşeyi serbest bırakan ve sonunda çoğu harap olmuş gençlere dönüşen aileler gençler tanıyorum. Merak edenler için eğer DİGİTÜRK'ünüz varsa 107. Kanalda ki Pro7 'yi açıp Tr saati ile gösterime giren We Are Family ''So Lebt Deutschland'' programını izlemelerini şiddetle tavsiye ederim. Ülkelerin değer yargıları ve farklı adetleri vardır. Ne demiş atalarımız Can Çıkar Huy çıkmaz :) Ne Çok Alman olalım ne çok Türk. En güzeli herşeyi ayarında yapmak.

    • hülya diyor ki:

      yoruma katılıyorum bende…yani benim de çevremde bırakın geceyi gündüz için bile bakıcı tutamayan insanlar var…sanırım yazı yazan hanım gerçek standart türk ailesinden uzakta yaşıyor…standart türk annesi de cok aşırı ilgilidir ama bebeğiyle ilgili hiç bir şeyi de bırakmaz kimseye….terbiye derken biz türklerin nerede olduğu saygınlığımızdan hoş görümüzden misafirperverliğimizden belli…ve de başka cocukları da sevip kollamamızdan belli…tamam Türk anne olarak çok abartığımız konular olmakta..ancak alman bir annenin serbest özgüvenli büyüttüğü cocuklarında az çok durumunu biliyoruz…üstelik yaşam tarzlarımız herşeyimiz inançlarımız bile farklı ki yetiştirmemiz farklı olmasın….
      teşekkür ederim…

      • hülya diyor ki:

        birçok Türk anne, kendi gücüne, dayanıklığına (ve içgüdüne) yeterince güvenmedikleri için, sürekli yardım için başkalarına bakıyorlar. cümlesi de nasıl bir cümle….bu bayan türkiyede yaşıyor olamaz….
        bizler her işi kendimiz yapmaya çalıştığımız için yetişemediğimiz noktalarda yardım isteğimiz oluyor yakınlarımızdan….ama yemeğimiz sevgi dolu evimiz temiz ve çoucklarımız mutlu oluyor…kendimizden fedakarlık ederken kendimize de fazlasıyla güvenmekteyiz…nedense yazı hiç hoşuma gitmedi ve keşke ortalamanın üstünde bir çevrede yaşarken geneli kastederek yazmaya kalkmasaydı:..
        teşekkür ederim…

    • blogcuanne diyor ki:

      Kendisinin de yazının en başında belirttiği gibi, "ortalamanın üstünde" bir tabakadan geliyor bu anne.

      Benim etrafımda da gece uyanan bebeği bakıcının uyuttuğu aileler yok. Ancak bu kafa yapısının gelirle alakası da yok bence. Bizim yardımcımız yatılı, etrafımda yatılı yardımcısı olan arkadaşlarım da var, hiçbirinden böyle bir şey duymadım.

      Bu anne, gözlemini "subjektif" bir şekilde dile getirmiş. Bunun böyle olduğunu da çok açık bir şekilde anlatmış.

      • sitare diyor ki:

        elifcim ,ortalamayı yansıtmıyor bu bayanın gözlemleri.kendisi de belirtmiş zaten kalburüstü tabakayı kastettiğini.
        almanların hayat tarzını az çok biliyoruz.çocuklarını 18 yaşlarına gelince nasıl dımdızlak bıraktıklarını ve uyuşturucunun o zavallı nesilde ne denli ürkütücü bir yaygınlığa ulaştığını da.hatta ve dahası aile mefhumunun alman toplumunda bitme noktasına geldiğini de çok iyi biliyoruz.
        senin ne kadar iyi niyetli olduğunu da biliyorum ,bu yazıyı buraya alış sebebini de anlıyorum.tek söyleyeceğim biz Türküz var mı daha ötesi ???

      • ElfAna diyor ki:

        Benim etrafimda gece uyanan bebegi bakicinin uyuttugu aileler var. Gayet dogru bir gozlem. Hem de bu ailelerin hepsi de ortalamanin ustu bir tabakadan degiller.

    • selen diyor ki:

      Benim yatılı bakıcım var. Yoğun çalışan ve uyku problemi olan birisiyim. Evdeyken tabi ki oğlumu ben uyutuyorum, ağlarsa kucağıma ben alıyorum. Ama gece öğününü bakıcımız yediriyor. Ben bir zararı olduğunu düşünmüyor. Herkese sevgiler…

      • pinar diyor ki:

        bencede bunun bir zarari yok!alman anne neden rahatsiz olmus bu durumdan anlamis degilim!isine geldigi konularda fedakarligimizi gereksiz bulmus,isine geldigi konuda da gece kalkip bebegimizle ilgilenmedigimiz icin fedakar olmamakla suclamis bizi!

    • Lila diyor ki:

      Ben de yarı alman bir anne adayı olarak size hak veriyorum. Ayrıca bu bahsedilen çocuk yetiştirme tarzı ekonomik olarak üst sınıftaki kesim için geçerli. Ne yazık ki benim oturduğum çevrede çocuklar “oldukça özgür” – demek oluyor ki üç yaşından sonra istedikleri kadar sokakta kalabiliyorlar ve kimsenin umurunda değil. Yani Bakıcının B’si geçmez :) Her Kültürün iyi ve kötü tarafları vardır. İki kültürlü yetişme şansına sahip isek, her ikisinin de iyi yönlerini kendi çocuğumuza vermeye çalışalım. İster zengin ister orta halli olalım, bazı şeyler bizim elimizde.

  3. Nehir diyor ki:

    Yurt dışında çok fazla problemsiz çocuk olabilir ama ergenlerinin tam bir baş belası ve insanlarının bizlerden daha sorunlu olduğu muhakkak!

    Dolayısıyla biz çocuklarımızı sevgi ile büyütüp şımartıyorsak bu sadece ileriye yatırımdır!

    • annevebebisi diyor ki:

      Bence bizim hatamiz; en dogruyu yaptigimizdan o kadar eminiz ki; gelen en ufak bir elestiride; ama onlarin da susu yamuk, busu yamuk; biz daha iyiyiz, daha dogruyu yapiyoruz diyoruz :) )

      Oysa soyle bir gazeteleri acip, haberlere bakmamiz ne kadar "dogru duzgun" insan yetistirdigimizi gormemiz icin yeterli.

  4. Damla diyor ki:

    Çok nefis yazmış, eline sağlık. Türkçe bir blog tutmayı düşünmez mi?

  5. Thalassapolis diyor ki:

    Nurturia'da sözü edilen konu üzerine sevgili Selencat çok doğru bir yorum yapmış "Ben tek basima buyutsem alman olabilirdim sanirim ama oyuncu ve hayir demeyen baba, aman aglamasin diye eline cep telefonu veren akrabalar arasinda cok zor oluyor disiplin vermek. " kesinlikle katılıyorum birşeyleri yapmaya çalıştığınızda katı anne oluyorsunuz. Defalarca anneme tv konusunda ablalarıma cep telefonu konusunda ricada bulunmama rağmen televizyon izleniyor, cep telefonundan sibel can dinletiliyor. Eşim Almanya'da doğup büyümüş o da Alman tarzına yatkın bir anlayışa sahip ancak biz anne baba sürekli yanında olmadığımız için maalesef istediğimizi gerçekleştiremiyoruz. Akrabalar özellikle evin büyükleri çok fazla karışıyorlar. Geçen hafta bu müdahaleler yüzünden annemle epey bir fırtına yaşadık. Odasında yatırmama bile izin vermedi uzun süre hadi annemdir kalbi kırılmasın diye bir süre "tamam" dedim ama sonuçta ben anneyim çocuğumun iyiliğini isterim bağımlı bir karakteri olsun istemem ve kendi odasında yatırdım çok güzel uyum sağladı "keşke bu kadar beklemeseydim" dedim. Netice olarak biz Türklerin en büyük problemi büyüklerin karışmaları. Yeni kuşak anneler daha düzenli ve disiplinli yetiştirmek gayretindeler ama ah birde anneler, kayınvalideler, ablalar,teyzeler karışmasa. Sevgiler…

    • blogcuanne diyor ki:

      Buna kısmen ben de katılıyorum. Ale büyükleri ve hatta baba(!) bile olmadığı bazı zamanlar çocuklarımı daha rahat idare ediyorum ben de.

  6. Basak Celik diyor ki:

    Merhaba Elif,

    Arkadaşına teşekkürler!

    Aslında, önyargıyla okumaya başladım bu yazıyı. İlk dakikada aklımda "her toplumun gelenekleri farklı, kimse kimseyi eleştirmeye kalkmasın lütfen!" vardı. Ama bu, öyle bir yazı değilmiş. Arkadaşın yazdığı her konuda haklı; çünkü, yazdıkları bence evrensel şeyler.

    Tabii ki, bu yazdıkları onların çocuk yetiştirme rutininin yalnızca bir parçası. Ama doğru bir parçası.

    Yani, sonsuz sevgimizi (hem kendi, hem başkalarının çocuklarına) koruyarak azıcık da burada söylenenlere kulak versek, bence muhteşem bir denge kurabiliriz!

    Sevgi herşeyin başı ve bilmiyorum, belki yalnızca benim gördüğüm örnekler bunlar ama (oğlumu kreşe bırakırken gözlediğim TÜM Avrupalı annelerden bahsediyorum yalnızca), sanki işin Avrupa kısmında yalnızca kural, Türkiye kısmında ise yalnızca "süs biblo sevgisi" var. İKisini biraz karıştırmak hiç fena fikir değil :)

    Arkadaşına teşekkürler, sevgiler!

    Başak

  7. Çiğdem diyor ki:

    Bu bayanın söylediği bir çok örnekleme sanırım jet sosyeteye dair şeyler… Gece uyanan çocuğu bakıcının uyutması, 4 yaşında hocaların eve gelmesi vs. Biraz ütopik bir yazı olmuş, en azından normal (sosyete olmayan) çoğunluğa öyle gelebilir. Biz çocuklarımızı seviyoruz, onlarla birlikteyiz, biz Alman değiliz ve olmayacağız.Biz TÜRK'üz…

    • blogcuanne diyor ki:

      Yukarıda da dedim, yazının en başında "ortalamanın üstünde bir tabakadan" geldiğini belirtiyor bu anne. Ancak "jet sosyete" nitelemesi pek doğru olmaz sanırım. Kaldı ki o "jet sosyete" kesimi de TÜRK değil mi?

      Benim de etrafımda gece uyanan çocuğu uyutan bakıcılar yok. Yazının hepsi genel ortalamaya uymasa da, ben önemli mesajlar çıkarıyorum, özellikle de aşırı korumacılık konusunda.

      • Çiğdem diyor ki:

        Evet evet Elif, sen zaten belirtmişsin, biraz ütopik bir yazı olmuş yazmışım, aslında örneklemeler için geçerli bu cümle.Yoksa yazılarının Türkçesi son derece güzel ve özenli, konu seçimlerin harika, çok beğeniyorum ve bu yüzden hepsini okumaya çalışıyorum.

    • berna diyor ki:

      bence olayı Türk lük yada Yabancı uyrukluluğa çekmeden anafikir değerlendirilmeli..ben şahsen katılıyorum görüşlerine ..ve genelde bu tür davranışlada bulunanlar sonradan Jet sosyete dediğiniz gruba katılanlar..sonradan görenlermi desek..

  8. emel diyor ki:

    Ben aşırı korumacılık ve çocuğa sorumluluk verilmemesi konularına tamamen katılıyorum. benim çevremde de çocuklarının ödevini okula yetiştirmeyi bırakın, ödevlerini kendileri yapan anneler var. Hem de lise öğrencisi bunlar..Evet sevgimizi bolca verme kısmı doğru, her anne-baba bunu yapar zaten, ama aşırı korumaclık çocuklarımız hayata karşı savunmasız,hazırlıksız bırakıyor bence. Ben bu annemizin anlattıklarının çoğuna katılıyorum. geceleri bakıcıların uyutması kısmını eleştirmiş bir arkadaşımız, evet o kısımda da kendisi de belirtmiş zaten,çevresindeki ailelerinin sosyo-ekonomik düzeyinin toplum geneline göre üstte olduğundan. çoğumuz geceleri kendimiz gideriz bebeğimizin yanına..ama diğerleri çok doğru tespitler bence..

    • Lila diyor ki:

      Evet doğru. Çocuğa biraz da sorumluluk vermek lazım, her zaman yanında olamayacağımıza göre. Ben bazı anneleri de anlamıyorum. 4 yaşındaki erkek çocuğunu ev işlerinde yardımcı olmak istemesine rağmen engelleyen, yemeğini bile hala kendisi yediren anneler var etrafımda. Bu çocuk nasıl kendi ayakları üstünde duran bir birey olabilri ki? Sonra 20 yaşına geldiğinde hala bir bardak su için annesini hizmetçi gibi mutfağa gönderen çocukları olduğunda “çok paşa yetiştirmişiz” diye dövünüyorlar…

  9. füsun diyor ki:

    çoğu nokta bana da fazlaca abartılı geldi. gece dadının uyuttuğu çocuk, dershaneye gidip not alan anne falan. doğru tespitler de var ama bu kadar da değil bence

  10. Kader diyor ki:

    soylediklerinde dogruluk payi var sinifta cok farketmiyor artik parasi olan olmayan ozel ogretmen bakici tutma derdinde turkiye'de ama kuzey avrupa ulkelerinin cocuklarinin neden bu kadar ruhsuz ve paylasmayi bilmeyen oldukca bireysellesmis yalniz bir gelecek yetistirdikleri kismini aciklatsak daha cok aydinlanacagiz.
    Bir de ben uzun sure Hollanda'da yasadim. Cocuklari alissin diye dogdugu andan itibaren cocugunu besige koyup kapisini kapatip uyumaya giden hollandali anneler hicte dogru yapiyor gibi gelmedi bana hic bir zaman mesela ya da dogumdan birkac ay sonra hemen calismaya geri donmek icin minicik yavrucaklari sutten kesmeleri ve biberona baglamalari da daha bir dehset verici bir durum. EMzirmek nerdeyse ayipsanacak derecede bikac ayliktan sonra! SOnra da o cocuklarin evlerinden gelen kac ayki agitlarinin derdini tabi ki komsular ceker!! cok icler acisi bir durum cocuk orda agliyor asagi inip cocugu kucaklayasin geliyor bir turk olarak!!
    ama velakin bu yazida hic hosuma bir kisim var ki oda “yaratıcılığı” (terbiyesizliği) dedigi kismi! tatil köylerin restoranlarında sergilenen durum cocuklarin“yaratıcılığı” (terbiyesizliği) boyle gosterir dedigi kisim cocuklarin tum gun denizdi eglenceydi derken cok fazla heyecan yapip hizlarini alamadiklari ve durumu huzursuzluga bagladiklari bir durum. Bunun terbiyeyle degil anne babalarin cocuklariyla ilgilenmesi/ilgilenmemesi ile ilgisi var bence! gerekli ilgiyi veren annelerin cocuklari herzaman daha huzurlu ve mutlu olur buna illaki ciddi bir disiplin gerekmiyor! sabir gerekiyor!!
    turk annelerinde de o var allah'a sukur ;)
    sevgiler

  11. Gorkem diyor ki:

    Milletin karnını doyuracak parayı zor bulduğu şüphesiz bir gerçek ama bu anne zaten yazısında özellkle belirtmiş "Benim günlük hayatımda iletişim kurduğum anneler, büyük ihtimalle Türkiye genelin “ortalamasını” gerçek anlamda temsil etmiyor" diye. Tabii insan yakın çevresini daha kolay gözlemliyor. Ben de bakıcılı çıkılan tatillere her yıl şahit oluyor ve inanılmaz derecede kızıyorum. Yahu, bari tatilde ailece bir arada olun! Restoranlardaki görüntülerde de o kadar haklı ki. Ne zaman tatile gitsek, elinde çatalla çocuklarının peşinden koşturan, onları adam gibi masada oturtmayı beceremeyen (ben de onlardan biriyim maalesef), ciddi bir adab sorunu yaşayan hep Türk anneler, yani bizleriz. Bunun tesadüf olduğunu düşünmek fazla iyimser bir bakış açısı gibime geliyor.

  12. bbahar diyor ki:

    Tanıdığınız bu Alman annenin kendi tabiri ile ''Türkiye geneli ortalamasını temsil etmiyor'' sözlerini yinelemek istiyorum. Ancak bu tanıdığınıza,''düşündüklerinin pek çok türk annesi için geçerli olmadığını'' söylemiş olduğunuzu ümit ediyorum. Evet Türk anneleri çocuklarının peşinde biraz fazlaca koşarlar, zaman zaman gereksiz aşırılıklara kaçarlar, bu da çocukların sorumluluklarını geç kazanmasına sebep olur çoğu zaman. Ancak bir nokta var ki çocuklarımız da bize bir o kadar bağlı olur, Geleneklerimizdeki anne-babaya saygı,sevgi,hoşgörünün temelinin çocuklukla çok ilgili olduğunu düşünüyorum. Başka ülkelerde yaşayan anne-baba-çocuk diyaloglarında var mıdır acaba,''Anneciğim sen beni seviyorsun,bana bakıyorsun ya,ben de sana bakacağım '' muhabbeti. Bakmasalar bile,küçücük halleriyle bunu söylemeleri ne kadar hoşuna gidiyor insanın.Ya da ilk başarısında,ilk maaşını aldığında ''bana çok emeğin var'' diyerek sizi de hatırlaması.Halbuki gelip gidenlerden duyduğum kadarıyla avrupa da 18 ine giren çocuğun aklına gelen ilk şeylerden biri evini ayırmak.
    Diğer bahsedilen çocuğunu tamamen bakıcıların eline bırakmış Türk annelere gelince, bu insanların ''paranın verdiği şımarıkla,kendi keyfi için en önemli sorumluluğunu unutmuş''kişiler olduğunu, dahası çocuklarının avrupa ülkelerinde olduğu gibi ''bir an önce büyüyüp,kendi başlarının çaresine baksınlar '' şeklinde hareket ettiklerini düşünüyorum. Bu konu uzar gider,iyisi mi burada bitireyim, ama yazarken biraz kızar gibi oldum,sanırım bu konu hakkında ben de birşeyler yazacağım.-Sevgiler-

  13. ss diyor ki:

    Bilinçli bir şekilde yazılmış güzel bir kişisel gözlem yazısı.

    Tepki alan bakıcı bölümüne değinmek istiyorum ben de. Evet Türkiye'de -dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi- bir ekonomik uçurum var. Uçurumun uzağındakiler çoğunlukla bahsedilen bakıcılı sefa hayatını yaşarken kenarındakiler onlara özeniyor, dibindekiler de geçinme parasını kazanmak için mücadele ediyor.

    Ama bence önemli olan kimin bakıcı tutup tutamadığı değil. Bu kişisel bir konudur, yardıma ihtiyacınız varsa, ekonomik gücünüz de varsa bakıcı tutabilirsiniz. Bu kimseyi ilgilendirmez. Ama yatılı bakıcılığın sınırlarını 1 yaşına gelmiş çocuğunun bir kez bile altını değiştirmemiş anne olmaya kadar esneten pek çok tanıdığım insan var. Evde bakıcı var ya, ne işe yarıyor, altını da değiştirsin, gece de uyansın. Bütün gece uyumazsa da sabahın 6'sında kalkıp işe koyulsun.
    Bu arada emin olabilirsiniz ki üst ekonomik sınıfta yaşamıyorum.

    Malesef bu bir hayat tarzı, bu tarz kopyalana kopyalana yayılıyor, kabulleniliyor, doğru bulunuyor.

    Diğer tarafından bakarsak, ekonomik sınırlardan veya değil, bakıcı tutmayan ailelerin de bir kısmında genel bir anneanne-babaanne sorunu sürüp gitmiyor mu? Anneanne veya babaanne bebeğin sorumluluklarını üstüne alırken anne ve babanın yetiştirme tarzı, düşünceleri, kuralları alt üst olmuyor mu? Bir sürü insan ailesinin bozduğu düzenlerden şikayet etmiyor mu? Ama gereklilikler veya sorumluluğu vermenin getirdiği rahatlıkla bu konular kapatılıyor, çünkü bir şey yapılamıyor.

    Bence esas konu bu. Eğer bu yola çıktıysanız, gerçekten çocuğunuza değer vererek, onun için iyi olanı bulmaya çalışarak yetiştiriyorsanız onu, o zaman bakıcınız da olabilir, anneniz de yardıma gelebilir, ama o çocuk sizin değer yargılarınızla doğru bir şekilde büyür.

  14. AycaEvrim diyor ki:

    Yurtdışında yaşamadım ama çok sayıda Avrupa'lı arkadaşım var (Almanya, Fransa, İtalya, lüksemburg gibi farklı ülkelerden). Ve bunların hiçbiri ailesinden kopuk, ailesini sallamayan, aile bağları kuvvetli olmayan kişiler değiller. Aksine, birbirlerine çok da düşkünler. Ve evet, ben yazıya kesinlikle katılıyorum. Bizler çok korumacı, fazla itinalı, fazla pimpirikli anneleriz. Ve bence çocuklarımıza iyilikten çok kötülük yapıyoruz. Selamlar,

    • mllng diyor ki:

      Yorumunuza kesilikle katiliyorum .Benimde tanıdıgım pekcok yabancı aile var ve hem aile baglari hem de cocuklarının ergenlik dahil terbiyeleri gayet yerinde .Bence hanımefendinin yazdigi "bakıcı" yorumlu paragrafa takılmayıp geneldeki gozlemlerini degerlendirmeliyiz .Evet biz Turk anneleri fazla korumaci ve pimpirikli olabiliyoruz ve bunu kabul etmek bizden birsey kaybettirmez (yeri geldiginde korumacilik işe yarayabilecegi gibi yeri geldiginde de olumsuz olabilir ) kulturel farklilik iste boyle birsey .En son Pro7 da ki We Are Family programindan yola cıkarak Alman toplumu hakkinda yargıya varan yapan yorumcuya bir notum var :Bu programin genellikle ailelerin nasil olamamasi gerektigine dair mesaj vermek uzere KURGU olarak yapildigini herkes biliyor ,kendisine de bir de bu gözle izlemesini tavsiye ediyorum .Yanlis anlamasin lutfen amacım kendisini elestirmek degil bir noktayı netlestirmek .Selamlar

  15. derya diyor ki:

    koruma veya korumaya calisma konusunda arkadasiniza katiliyorum ama ben asla ve asla cocugumu alman disiplini gibi yetistirmek istemem. cünkü burada cocuklar kücük yastan itibaren sorumluluk aliyor dogru ama yapayanliz birakiliyor ben oglumu 6-7 yasinda eline anahtari verip okuldan ciktiktan sonra yanliz eve gitmesini ve ben gelene kadar evde yalniz kalmasini istemem. Cocuklar sürekli bir sorumluluk-egitimi altinda ve mecbur birakiliyorlar. Örnegin yemek saatinde yemege oturmaz ise gün boyu yemek yok ac ac geziyorlar. Ben kendi arkadas cevremden biliyorum yemek saatleri 6-7 kahvalti (hic bir anne sabahin 6sinda uyuyan cocugunu kahvaltiya uyandirmaz). Saat 9 ara ögün tamam saat dokuzda bizde oglumla kahvalti yapiyoruz. Saat 12 ögle yemegi yemez ise kendi bilir aksam yemegine kadar beklemek zorunda diyorlar! benim oglum ögle yemegi yemez ise benim sanki biryerim eksik gibi hissediyorum. aynisi aksam yemegi icn gecerli yemek istemeyen cocuklar ac uyumak zorunda kaliyor. örnegin icimi cok acitan baska bir konuylada hastanede karsilastim. Oglum astim hastasi ve 2 senedir mutlaka 2-3 hafta hastanede kalmak zorundayiz. Orada yazik ya minik minik yavrucaklar hastanede yalniz kalmak zorunda birakiliyor neden? büyüncede ben olmayacagim yaninda demisti annenin birtanesi bana. bukadarida bence vicdansizlik en azindan ben öyle görüyorum. Aile baglari neredeyse hic yok senede bir kac kez noel de birlesiyorlar amca,dayi,teyze,hala vs. hic bir anlam tasimiyor oysa bizde teyze anne yarisi amcada baba yarisidir. Genel olarak türkiyede cocuga siddet uygulandigini sanilir oysaki avrupada cocuga siddet oranlari tavan yapiyor. Arabada güvenlik konusundada hak veriyorum surda bir kac senedir türkiyede arabada cocuk koltugu duyuluyor oysaki burada artik yasalasmis ve caydirici cezalari var. Arkadasiniz arabanin ön koltugunda oturan cocuklari görünce sasiriyormus peki ya bide söför koltuguna oturtulup piskin piskin araba kullandirilan cocuklari görse neler yapar. türk annesi olarak bazi standartlardan eksiklerimiz olabilir ama cok sükürki cocuklarimizin üzerine titriyoruz onlar bizim icin sadece 18 yasina kadar evimizde kalacak olan misafir degil ömür boyu hep gözümüzde cocuk kalacak olan ve aslinda cocuklar bizim hayatimiz. belkide en büyük fark budur.

  16. blueberry diyor ki:

    gayet net ifade etmiş.
    verdiği örnekler (bakıcı, vs) tabii ki kendi etrafındaki çevreye dayanıyor. kendi gördüğünü anlatıyor doğal olarak, bu gayet doğal…

    harfiyen haklı her cümlesinde. —bence—

    hala haklı olmadığını, bu tarzın katı olduğunu iddia eden annelerin çocukları zaten özgürlük adına ortalığı yıkıp döken çocuklar oluyor. -çoğunlukla-
    ve nedense o anneler tek çocuk sahibi. -çoğunlukla-
    1 tanesinin peşinden dilerseniz sonuna kadar koşturunuz , ama kabul edinki aynısından 3 tane olursa ne olacak? ancak belli kurallar bütünüyle başedebilirsiniz.
    alman annenin dediği gibi pedagog pedagog koşturmak da nedir -her fırsatta-?

    elif ablacım lütfen alkışlandığını iletin kendisine rica edicem.

  17. yase diyor ki:

    cocugum yok henuz.. ama cocugu olan bir cok arkadasim var. tatile dadi da goturuyolar, bazen cocuklari dadinin yatirmasina da cok fazla takilmiyorlar. bu dadilar da sonucta aileden insanlara donusuyor ortak payda cocuklar olunca.. yaziyi cok begendim. bir cok onemli noktaya deginmis yazan kisi. Ahkam kesmek istemem ama benim fikrimde Turkiye'de aile iliskileri cok sicak, samimi ve geleneksel olmasinin yani sira fazla simbiyotik. Yani bagimlilik tarzinda abartili cogu zaman. Kokenin de sevgi olmali tartismasiz ama kuralsiz sevgi de hayir degil ser dogurur. Anne-baba cocuk iliskilerinin asiri sevgi ve bagimlilktan kaynaklanan olumsuz sonuclarini, yetiskin olup
    kendisi bir aile kuran cok sayidz genc insanda gozlemliyorum ben. Belki Avrupalilar kadar ruhsuz, vurdumduymaz ve soguk degil cocuklarimiz ama yetiskin olduktan sonra yasanan aile kuslugu de yatsinamayacak kadar fazla ulkemizde. dengeli olculu sevgi, yeterli oranda mesafe ve disiplin sart bence.. eger ileriye yatirim yapacaksak aile iliskileri konusunda…

  18. olca diyor ki:

    Türkiye'de gerçekten çocuklar karar mercii gibi muamele görüyor.benim de en çok rahatsız olduğum konu bu.küçük yaşta otoriteyi eline alan sonra onunla ne yapacağını bilemeyen tatil köylerinde koşturup duran haylazlar çıkıyor ortaya.ya da istediğini tepine tepine ebeveynine yaptırmanın yolunu bulmuş hayırdan anlamayan…hayır ın hayır olduğunu bir çocuğun öğrenmesiyle sevginin ne alakası var? iki kavram karşıkarşıya getiriliyor.Sevgimizi sonsuz verip yine de sınırlar çizemez miyiz.gayet mümkün….
    Çok güzel bir yazı olmuş.imla hatası bile pek yok.-ki ler ve -de ler bile ayrı yazılmış olması gerektiği gibi :) )))

  19. meltem diyor ki:

    alkışlıyorum. süper gözlem. haklı…

  20. z diyor ki:

    Güzel gözlemler. Sporda dünya şampiyonları çıkamamamızın çıkanların da önemli uluslararası müsabakalarda sonuca gidememelerinin, sorumluluk alamamalarının , baskı altında doğru karar verememelerinin temel nedenlerinin ipuçları bu yazıda.

    • dennis diyor ki:

      çok haklısınız. "canım askere gidene kadar benimle yatacak değil ya, bir gün sen istesen de o seninle yatmak istemeyecek ya" diye düşünenlerin dikkate alması gereken bir cevap. sakın yanlış anlaşılmasın, bebekle birlikte yatmayı eleştirmiyorum; bir süre bebeğin her ihtiyacı (birlikte uyuma, dilediğince emme, kucakta taşınma, vb.) o istediği anda karşılanmalı tabi ki ama bu bir süre çocuk okula gidene kadar geçen bir süre olmamalı. çocuğun koşulsuz sevgiye ihtiyacı her daim devam eder; hangimiz "artık yeter, ben kendim anne – baba oldum, annem babam beni sevmesin artık" diyebilir ki? çocuğun her talebini sınırsızca karşılamak nasıl bir sevgi gösterisi olabilir? Disiplin = sevgisizlik veya sevgi = sıfır disiplin değildir; olmamalıdır. disiplinli Alman annelerin canı yanmıyor mu çocuklarının parmağı kanadığında, bizden az mı seviyorlar çocuklarını?

  21. gezicini diyor ki:

    ben de son derece güzel yazılmış bir gözlem yazısı. haklı olduğu yerler var. kendi adıma ben çok faydalandım. eline sağlık.
    sevgiler
    gorki

  22. Zeynep diyor ki:

    Korumacılık konusuna kesinlikle katılıyorum. Ne kadar engel olmaya çalışsak da sanırım bazen önüne geçemiyoruz bu koruma içgüdüsünün. Henüz bebeğim doğmadı ama kendimden küçük kardeşlerimi (ki 24 yaş pek de küçük sayılmaz) ve hatta kocamı bile korumaya çabalarken, üstüne başına ne giymiş diye kontolden geçirirken yakalayabiliyorum ben kendimi. Sanırım genlerimizde var :-P

  23. duygu diyor ki:

    Gozlemlerin hepsi de dogru bence. Tamam hepsi herkese ayni anda uymayabilir ama eminim okuyan herkese de en az bir madde uymustur. Dadilar, dersaneler ve ozel ogretmenler de dahil…Cevremde dadisi olan ve gece cocugu kalkinca bakmayan insanlar var.
    Bana ise cocugumu giydirme konusu cuk oturdu mesela… :) o giyinmek istemese de usutup hasta olacak diye giydimeye calisiyorum bol bol.

    Ama onemli olan, bu yazidan olumlu bir seyler cikarmak. Uzuntuyle goruyorum ki, Avrupalilarin duygusuzlugundan girip, aile iliskilerinin kotulugunden, soguklugundan cikmisiz. Ne kadar onyargiliyiz. Bir seyler cikarmak yerine hemen saldiri pozisyonuna gecmisiz. Bir suru Avrupali taniyor hatta bir coguyla beraber calisiyorum… Oldukca sicak insanlar, aile iliskileri de oldukca iyi.

    Bu yaziyi gelen yorumlari okuyan Turkiyede aile iliskilerini super sanabilir, herkes canim cicim sanki… Blkei 2-3 yasindaki cocukla anne babasi gercekten de oyledir. Ama cevremde o kadar cok genc anne babasi ile problemli ki. Ya da konusmayan kardesler, anneler, babalar o kadar bol ki… Gelin kaynana iliskilerine girmiyorum bile… Sanki bunlar benim ulkemde degil… Dedigim gibi saldirmak yerine olumlu mesajlari cikarmali bu yazidan… Cocuklari ozgur birakmali ve sorumluluk vermeliyiz…

  24. annevebebisi diyor ki:

    Avrupa'da genclik soyle boyle diyen arkadaslar; alt kesimi evet aynen oyle; sokaklarda serseri olarak dolasiyorlar. Ayni bizim de boyle serseri genclerimiz yok mu? Onlara bakip; Turk gencleri soyle boyle, serseri deseler kizmaz misiniz? Kizarsiniz, cunku onlar geneli temsil etmiyor (acaba?)

    En azindan Ingiltere'de, orta sinif (bizdeki ortadirek degil) ve uzeri ailelerde gencler gayet terbiyeli, saygili, efendi.. Aileler de cocuklarini 18 yasina gelince kapinin onune koymuyorlar; cocuklarinin universite parasini oduyor; ev almak icin depozitosu olmadigi icin depozitosunu veriyor; hatta istiyorsa cocuklari onlarla birlikte yasiyor.

    Ama mesela Aksaray'da ya da Urfa'da 14 yasindaki cocugu tek basina ucaga koyup Avrupa'ya gonderiyorlar, isci olarak calissin da anasina babasina para gondersin diye. Gunde 12 saatten haftanin 7 gunu essek gibi calisan cocuklar, Turkiye'den surekli kendilerinden para isteyen, onlari somuren babalarina, amcalarina, dayilarina para gondermek zorunda kaliyorlar yillarca. Keske o cocuklari da 18 yasinda kapinin onune koysalar da, omur boyu aileleri tararindan somurulmek yerine kendi ayaklari uzerinde durabilseler.

    Turkiye'yi sadece kendi cevrenizden ibaret sanmayin arkadaslar. Ne dramlar yasaniyor, haberiniz yok.

    • Gorkem diyor ki:

      Ne kadar doğru, yerinde saptamalar. Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Bizim evimizde çalışan yardımcımızı 12 yaşında hiç tanımadıkları bir ailenin yanına göndermişler, çalışsın diye. "Bizim oralarda tüm kızlara böyle yapılır"demişti. Yani sadece belirli kesimlere göre sosyolojik çözümlemeler yapmaya çalışırsak, işin içinden çıkamayız demek ki…

    • Yonca diyor ki:

      En carpici yorum bu olmus, ne kadar da dogru. Ayni hatayi hep yapiyoruz, Turkiye'yi Istanbul'dan, oturdugumuz semtlerden ibaret zannediyoruz.

    • dennis diyor ki:

      Elif Hanım, yorumların altına "beğen" seçeneği ekleseniz ne kadar güzel olur? kesinlikle katılıyorum annevebebisi; +100000

    • Çok haklısın anne vebebisi… Çok yerinde tespitler.. İnsan karşısındaki hep kendi gibi görme eğiliminde ama aslında ne trajediler yaşanıyor yurdumda…

    • Nihal diyor ki:

      Bu konular tamamen sosyolojik bir alan. Söylediklerinize katılıyorum, etrafa bakarak genelleme yapmak çok büyük bir hata. Fakat örneğin bizde gözlemlenen aksaklıkları sayıp bunlarla çocuktan sorumlu olanların üç-beş davranışını bağlantılandırmak, sorun burda demek de yanlış. Bu konular çok karışık, keşke üç beş hatamızı düzeltip mükemmel çocuklar yetiştirmek mümkün olsaydı!

  25. emine diyor ki:

    merhaba yazıyı okumak cok keyifliydi en azından bir baska acıdan bakıldıgında kendinizin doğru yerde olduğunu bilmek hoşunuza gidiyor bende hanımefendiye katılıyorum sanırım bir hayli elit bir tabakadan bahsediliyor burada bence robert falan bunların değilde belki herhangi bir semtte herhangi bir devlet okulunu gözlemlemek gerek evet benim cockuluğumda hatırlamamki annem yada babam okulun ilk günü hariç bizimle okula gelsin ya okul evimize yakın bulunur yada evimiz okula yakın :D en nihayetinde maddi durumları farklıda olsa bende ana sınıfına giden oğlumla birlikte bazı ucurum değişiklikleri gözlemledim hiç okula gitmediği halde aynı gün okula asık olan cocukta vardı 2 yıldır kreste zaman gecirdiği halde 1 hafta boyunca hala ağlayan annnesini bırakmayan cocuklarda biraz maddi olanağı yuksek diye okula her istediğini ve okulun onun cocuğunun her istediğini yaptıracağını sanan velide var hiç maddi olanagı olmayıp cocuguna kocaman bir yetişkin gibi davrananaınıda sanırım bazen aileler bir araya geliriz herbirimizin ortalama yasları yakın cocukları vardır cocugunun basından ayrılmayan annede var kafası gözü yarılsa olsun cocuk diyebilecek kadar rahat annede var belki bakıcı tutacak paramız yok ama bir parkta torununa bakan annanenin yada dedenin tedirginliği var neden bukadar korumacı davranıyorsunuz dediğimde aman kızım gelinim oğlum kızım damadım fark yok bana söylenir diyen de var ben torunum için son 6 aydır okumadığım kitap gezmediğim internet adresi kalmadı diyen buyuklerde var aslında en buyuk gercek biz turkler zengin yada fakir olalım ya asırı korumacı yada asırı umarsızız evet yavas yavas bilinçli anne profili oluşmakta bir haylide hızlı yayılmakta belki boyle siteler sosyal ortamlar ve bir araya geldiğimizde arkadaşımızzın yaptıgı yalnışlar bizi düzenliyor ama hala öğrenecek okuyacak yazacak ve cizecek cok şeyimiz olduğuna eminim bizim bakıcı tutacak durumumuz yok belki ii bir calışma ile roberti kazanma sansımızda yok ama doğru bir biçimde yaklaştığımız da elimizde mucevher değerlerimiz var yeterki doğru zamanda fidanlarımızı doğru aşılayalım gerisi inanın kendiliğinden serpilecek

  26. Sinem diyor ki:

    Güzel bir yazı.

  27. pa diyor ki:

    5 senedir Almanya'da yasayan bir Turk olarak ben de buradaki anneleri/aileleri anlatan, ya da bizimle onlarin farklarini anlatan bir yazi yazmak istedim. Insallah en kisa surede :)

  28. burcu guvener diyor ki:

    bence çok güzel yazmış alman hanım…
    hani türk annesi daha iyi almanlar sorunlu vs. diyenlere sadece şunu söylemek isterim: şööyle bir dışardan bakın bakalım almanya mı türkiye mi diye? kim medeni kim refah içinde kimin ülkesinde daha fazla maganda var kimin ülkesi giderrek garipleşen tuhaflaşan insanlarla dolu… sonra da bir daha düşünün bakalım almanlar mı kötü yetiştiriyor çocukları yoksa biz mi?
    ayrıca dadı tutmak artık dünyanın en kolay işi türkiye de… tutmayanı dövüyorlar etraf 400-500 dolarlık bakıcı kaynıyor.. hem çocğuna bakıp hem ev işi yapıyorlar.. ben geceleri asla uyanmamazlık yapmadım ama uyanmayan bir ton anne biliyorum.. sütünü sağıp veren.. bunu da sürekli yapılmaması koşuluyla sağlıklı buluyorum annenin de uykuya ihtiyacı var neden kendini heder etsin ki..

    • ayşe diyor ki:

      benim çevremde ki insanların aylık geliri 2000 tl civarında..500dolarlık bakıcı ve dünyanın en kolay işi!!e tabii bu insanlar ev sahibi de değil?
      dünya kendi çevremizden ibaret değil,,doğru..

  29. buse diyor ki:

    "yaratıcılık (terbiyesizlik)" yazılmasaymış mükemmel bir yazı diyebilirdim. Yani yöyle yazılmasa da biz anlardık ve yazı o zaman daha naif olabilirdi. Ama yine de güzel yazı, paylaşım ve emek için teşekkürler.

  30. hülya diyor ki:

    Biraz da Alman annelerin (yabancı) farklılıklarından ( yanlışlarından) bahsedilse…
    bakıyorum da tüm yorumlar olumlu…benim gibi eleştiren yada olumsuz yorum yazan kimse yokmu…yada olumsuz yazanların yuorumları yayınlanmıyormu…mademki burası bir genele ve yoruma açıksa her fikre açık olmak gerekmezmi…illaki mükemmel bulmak mı gerekir…
    herkesin fikri kendine nasıl olsa…ama ben Türk Anne olmaktan gururlu ve mutluyum…hatalarımız her anne kadar olmakta bunu anlıyorum ama güveni eksik cocuğunu herşeyiyle biblo gibi yetiştiren bir anne olmadım olanı da görmedim…. Mutlu ve sevgi dolu bir evlat yetiştiriyorum…
    teşekkür ederim…

    • blogcuanne diyor ki:

      Sanırım yorumların hepsini okumadınız. Çünkü yukarıda gayet olumsuz yorumlar da var.

      Evet, yayımlamadığım bir yorum var. Alman annelerin çocuklarının sigaralarını yaktığından, beslenmelerine içki karıştırdığından, Alman çocuklarının elinde su şişesi gibi bira şişesiyle gezdiğinden bahseden, nefret ve hakaret dolu bir yorum. Eğer bu yorumun yayımlanması beklentisindeyseniz, hayır, yayımlamayacağım.

      İsteyen istediği gibi eleştirebilir Türk anneleri de, Alman anneleri de, Namibyalı anneleri de. Ancak iş hakaret ve saldırıya geldiğinde benim blogumda yeri yok.

      • hülya diyor ki:

        hayır yanlış anlaşılma olmasın benim kastettiğim bu elbette değil…küfür yada bilmem ne içeren bir yorumdan bahsetmiyorum koymayın elbet bizde okumayalım…
        demek istediğim herkes cok beğenmiş….terbiyesiz çocuklar yetiştirdiğimizden ve güvensizliğimizden bahsettiği kısımlar hiç hoşuma gitmedi ve benim gibi hoşuna gitmeyen birileri de elbette vardır diye düşünmekteyim…
        neyse herkesin fikri kendinin olsun o zaman…
        teşekkür ederim…

        • selen diyor ki:

          hülya, istersen tekrar oku. çoğu insan katılmıyor yazılanlara… ben ise çoğuna katılıyorum :)

      • Göksun diyor ki:

        Yorumumu yayımlayıp yayımlamamanız inanın umurumda bile değil keyfiniz bilir. Ben düşüncelerimi belirtmiştim. Almanları sevmek zorunda da değilim insanların Alman hayranlığını da anlamış değilim! Onların kendi ülkelerinde bizim kendi dilimizi bile konuşmamıza tahammülleri yok… Bu yazıyı beğenmedim bir Alman kadınının böbürlenerek kendini yüceltip, bizim annelerimizi eleştirmesinden hiç hoşlanmadım ve aynayı kendine tutmasını istedim o kadar.

        • annevebebisi diyor ki:

          Goksun, bizim de kendi ulkemizde Turkce disinda bir dilin konusulmasina pek tahammulumuz yok. Kurtce konusanlarin ustune cikip tepiniyorlardi bir zamanlar..

          • hülya diyor ki:

            annevebebisi şimdi anlaşıldı neden bu kadar özentili ve saldırgan olduğun :) ))

            • annevebebisi diyor ki:

              hmm.. Kurtler ozentili ve saldirgan mi olur?

              Turk'um ben. Canakkale'liyim.

              Konuyla ne alakasi varsa?!

              Yazik.. Cok yazik size..

            • annevebebisi diyor ki:

              Fasist ve irkci diyorlar sizin gibilere. Yaziklar olsun.

            • blogcuanne diyor ki:

              @Hülya – Bu çok yakışsıksız oldu. Her açıdan. Çok yakışıksız oldu.

              • hülya diyor ki:

                elifcim….ben de sana yakıştramadım…beni tanımadan benim hakkımda laf atıp sınıflandırıyor ve sen böyle diyor onun yazdığı yakışıksız lafları hala tutarken benim yazımı siliyorsun….üzüldüm…sana bol şanslar….

                • blogcuanne diyor ki:

                  Ben senin hiçbir yorumunu silmedim.

                  • hülya diyor ki:

                    çok haklısın yanlış anladım kusura bakma…yani bu olay haddinden fazla uzadı ve konu değişik yerlere gitti…ben kesinlikle öyle bişey kastetmemiştim :( bu mesajı yayınlamazsan da sevinirim…sadece sen bil istedim…blogunu her zaman severek takip ederim…teşekkür ederim paylaşımların için de…
                    iyi günler…

          • Göksun diyor ki:

            Yapma Allah aşkına konuyu kürtçe-Türkçe muhabbetine mi çevirmek istiyorsunuz, nasıl aynı kefeye koyarsınız aklım almıyor çok yazık! Biz Türkler Almanya da bölücülük yapmaya kalkmadık onların vatan topraklarını işgale de kalkmadık yiyip içerken artık burası da bağımsız Türkiye toprağı demedik, kan akıtmadık, bebeklerini de öldürmedik, oraya buraya saldırılar da düzenlemedik… Ayrıca bu ülke de isteyen kürtçe de konuşuyor, lazca da, almanca da….Kürtçe tv kanalı da var radyosu da var… Ama onlara bu vatanın 1 m2 toprağı dahi verilmeyecek… bu da böyle biline

            • hülya diyor ki:

              annebebişi senin sorunun bu saldırgansın ve konuları hep çarpıtıyorsun…yazık sana!!!
              Türküm diyorsun ama Bizlerin hep sence eksik olan yanlarına deyinip asla herkesten farklı ve özel güzel olan özelliklerimize deyinmiyorsun…yazık sana!!! kürt türk laz çerkeş hepimiz huzurla yaşıyoruz burada…sen kimsin ki beni bizleri anneleri yazık diye türlü laflara şekilllere sokuyorsun…ırkçı olan sensin…kendi milletini sabah beri yeren hatalı gören ve çarpıklaşmış dünyada diğer milletleri üstün gören ve kutsayan sensin…….
              haddini aşmadan konuş…lafları olayları ne hale getirdin ya…çok ama çok yazıkkk sana…..

        • blogcuanne diyor ki:

          Farkındaysanız bu yorumunuzu sansürlemedim. Fikrinizi belirtmişsiniz, yazıyı beğenmediğinizi söylemişsiniz.

          Hangi yorumunuzu yayımlamadığımı siz de biliyorsunuz. Düşüncelerinizi belirtmekten çok öte sözler vardı o yorumda.

          • Göksun diyor ki:

            blogcu anne hangi yorumumu yayımlamadığını tabi ki biliyorum. benim yorumumu yayımlamadın ama bakınız alttaki paragrafta hatırlatayım zaten ne yazdığımı özetlemiştin

            ""Evet, yayımlamadığım bir yorum var. Alman annelerin çocuklarının sigaralarını yaktığından, beslenmelerine içki karıştırdığından, Alman çocuklarının elinde su şişesi gibi bira şişesiyle gezdiğinden bahseden, nefret ve hakaret dolu bir yorum. Eğer bu yorumun yayımlanması beklentisindeyseniz, hayır, yayımlamayacağım.""

            İstersen bu yorumu mu da yayımlamazsın gerçi ne hakaret ne de nefret var aksine Teşekkür etmeliyim sana!

            • Derya diyor ki:

              vay arkadaş ne insanlar var! milliyetçilik paçalardan akıyor, kompleks tavan yapmış. basit bir eleştiriyi bile ırk ayrımına dayandırabiliyorlar! benzer eleştiriyi belki kendi belki arkadaşları da yapıyor ama bir alman yapınca dikenler hemen çıkıyor! bir diğeri birinin kürt olduğunu düşünüp "özentili ve saldırgan"lığın bu yüzden demek diyebiliyor utanmadan. sizin yetiştirdiğiniz çocuklardan korkuyorum.

              • Göksun diyor ki:

                Var arkadaş var keşke sen de benim kadar milliyetçi olabilsen. Ki o hayran olduğunuz Alman anneler bile sizden 1000 kat kadar milliyetçi biliyormusun, onların çocuk yetiştirme tarzından başka milliyetçiliklerine de hayran olmaya ne dersiniz Derya yoksa bu da sizin kopleksiniz mi?

              • hülya diyor ki:

                Neden hala olay cıkarmaya çalışıp olayları çarpıtıyorsunuz….kimsenin insanı tanımadan nitelendirmeye hakkı yok…haddinizi aşmayın…bilip bilmeden saçma sapan konulara daldınız farkında bile değilsiniz…lütfen lafınıza dikkat edin…Senin gibilerden Allah korusun yavrularımızı…bu konu artık kapansın….benim için bitmiştir zaten..

          • Özgür diyor ki:

            Ne kadar acı değil mi… Yabancı bir kadın gözlemlerini yazıyor ve bizim kadınlarımız olumsuz tek bir satıra bile katlanamıyor… Biz hiç eleştirilmeyelim, hep pohpohlanalım, hemen her türlü olumsuz yorumu milletimize yapılan saldırı olarak algılayalım…

            • Nihal diyor ki:

              Ben de çok acı duydum.. Katılmadığınız noktalar olabilir. Ama bunları bir Alman söylüyor diye hakaret olarak kabul edip, ama onların şunlara, bunlara tahammülü yok demek, sonra bizde aynen olan şeyler zikredilince ama biz haklıyız, vatan millet sakarya demek! Sanki hepsi toplanmış- hiç bir istisna olmadan- elinde silah seni bölmeye çalışıyor :) (Bu acı bir gülümseme)

  31. NurcanErcanFaulk diyor ki:

    Son 6 yildir Almanya'da yasiyorum. Alman anneleri kesinlikle sevgisiz ve ilgisiz degil.ben onlardan cok sey ögreniyorum. Öncelikle cocuk yapmak her evlenen ciftten klasik olarak beklenen birsey degil. Eger bir kadin evli ya da degil cocuk yapiyorsa bunu gercekten istedigi icin, ona vakit ayirabilecegine inandigi icin yapiyor. Benim de iki cocugum var ve kreslerinde pekcok Alman anne ile tanisma firsatim oldu. Bir kere hepsi cocuklarinin sosyal,ruhsal gelimleri ile cok ilgili elinde kasikla degil kitapla dolasiyor, yaninda ona her firsatta kitap okuyor. Yüzmeye, baleye ve olan her türlü sosyal etkinlige götürüyor. Kimseye bilmislik taslamiyor akil vermiyor. Kendi ipini kedi kesiyor.cocuguyla ilgili kararlari kendi aliyor ve uyguluyor. Ben Alman annelerini asla ve asla sevgisiz bulmuyorum hepsi cocuklarini cok seviyor. Türkiye'de sosyal olarak cocugu nasil donanimli hale getirebilecegini cok iyi bilmeyen pek cok anne malesef en azindan fiziksel donanimi saglamak icin elinde kasigi ile cocugunu beslemeyi en büyük basari olarak algiliyor. Hepimiz icimizde dogal olarak varolan annelik güdülerimizi akitabilecegimiz bir kanal ariyoruz . Eger dogru kanallari bulabilirsek , dengeleri oturtabilirsek sevgi dolu, saglikli, kültürlü nesiller yetistirebiliriz diye düsünüyorum ben.

  32. betul diyor ki:

    aynen katiliyorum, guvenlik ve sorumluluk acisindan alinacak ornekler var elbette avrupali yetistirme tarzindan (25 yildir hollandada yasiyorum) ama onun haricinde kesinlikle katilmiyorum cunku sonuc genelde husran bunlarda, bizzat gozlerimle gordugum icin soyleyebilirim..

    • no:27 diyor ki:

      siz de tam yerindeymişsiniz ama! :)

    • baris diyor ki:

      2007 yilinda unicef'in yaptigi arastirmada avrupada en mutlu cocuklarin hollandali cocuklar oldugu aciklanmisti. 2009'da dunya saglik orgutu ayni arastirmayi dunya genelinde yapti, yine en mutlu cocuklar hollandali cocuklar sonucu cikti.. hollanda'da cocuklarin fikirlerine onem verilir, onlarin ayri birer kisi olduklari, kendi dusunceleri olabilecegi kabul edilir,, cocuk eger okumak istemiyorum, cirak olacagim dese bile okumasi icin ikna edilmeye calisilmaz,, evden atmak yoktur. cocuk isterse ayrilabilir, 16 yasindan itibaren genclerin part time calisabilecegi bircok guzel is olanagi vardir, cocuklar, gencler kendi hayatlarinin sorumlulugunu almaya erken yasta baslar,, Hollandali cocuklara soruldugunda hem ailelerinden hem de okuldaki ogrenim hayatlarindan cok memnun olduklarini soylerler,, cocugu adam yerine koymayip sonradan adam gibi davranmasini beklemek hollandali anne babalarda gorulmez, gercekdisi beklentilere girmezler cocuklarindan,, vs, vs.. bir tane daha hollandali ebeveynler hakkinda yorum vardi,, oraya da kopyalayabilir miyim bu yorumu acaba? cunku yorumlarin yazarlari gormeyecek yoksa,, orada da annelerin bebeklerini 3-4 aylikken sutten kestigi filan yaziliyordu,, kucuk cocuk sahibi hollandali kadinlarin cogu calismaz, calisanlarin da %70'i parttime calisir,, sadece cocuklariyla daha cok vakit gecirebilmek icin,,
      ben de hollandada yasiyorum ve ozelde birkac ornekle degil genelde tanik olduklarimla konusuyorum, ayrica burada yazdiklarimin hepsi internette arastirilinca dogrulugu gorulebilecek nesnel bilgiler,,
      *
      annelik yaklasimlarini kiyaslayabildigim guzel bir konu olmus bu, alman annenin fikrini sorup konuyu acmaniza sevindim, tesekkurler,,

  33. akdiad diyor ki:

    bu konu başlığını açıp nurturiadaki annelere sorduğumda inanılmaz hayal kırıklığı yaşamıştım(ilk etapta)pek çok kişi hatta özellikle bir kişi bu yetiştirme sisteminin tamamen sevgisizlikle ve boşvermişlikle ilintili olduğunu bağıra bağıra ilan etmişti ve çok şaşırmıştım hatta ve hatta Türk kadınlarını aşağıladığımı bilgisizlikle suçladığımı söylemişti çok üzülmüştüm fakat tartışma bittikten sonra şunu anladım hala gelen yorumlardan yola çıkarak…

    Türk anneleri;hatalarının farkındalar,fazla korumacı fazla anne…bunu bir kısmı ederken bir kısmı yukarıda olduğu gibi kabul etmiyor ve bunu Türklüklerine hakaret sayıyorlar bu nasıl üzücü bir durumdur…bana açıkcası bu eksikliklerin üstünün bu şekilde kapatılmaya çalışılması gibi geliyor çünkü kimse kendine itiraf etmek istemıyor ben bunu bunu hatalı yapıyorum diyemiyor kendine bile itiraf edemıyor madem edemıyor iyi olanı kötüleyecek alaşağı edicek ''hadi canım onlar ailelerine bağlılarmı ki bizim ki peh''gibi tavırları görmek bana artık hiç ilginç gelmiyor annem de dahil böyle düşünüyor. biz Türkler her konuda olduğu gibi bu konuda da mükemmeliz.öyle değilmi?neden kendimize toz kondurmuyoruz neden doğru olanı örnek alamıyoruz beceremediğimiz için neden onları suçlu görüyoruz …anne ve bebişi öyle güzel anlatmış ki…diyecek tek kelime bulamıyorum şunuda ben ekliyeyim''devlet doğudaki her çocuk başına ailelere tam olarak bilemediğim bir miktarda para ödüyor bunu bilen yurdumun insanı 5 kadın alıp 30 40 çocuk yapıyor….sırf bu çocukların sırtından para kazanmak adına…yine anne vebebişinin dediğine tamamen katılıyorum bizim ülkemizdeki gençlere de bir bakın lütfen ve lütfen milliyetçiliğimizi bari anneliğimize karıştırmayın..ülkenin hali ortada bu hale getiren bizleriz bizden önceki bilinçsiz ebevynler bunu artık kabul edin lütfen..!elif bu arada harika bir yazı olmuş seni ve arkdaşını ayakta alkışlıyorum…sevgiler

  34. hülya diyor ki:

    ağzına yüreğine ellerine sağlık…teşekkürler…

  35. annevebebisi diyor ki:

    Madem Alman anne "karsi taraftan" diye kabul gormuyor; o zaman bizim taraftan bir elestiri gelsin :)

    Dr. Murat Kinikoglu'nun Cocuk Teroru yazisi:
    http://doktorum.azbuz.ekolay.net/readArticle.jsp?…

  36. Ayşenur diyor ki:

    Yeri geldiğinde, "Çocuğum önünde takla atsak da yemek yemiyor, ay aç aç yattı, içim eziliyor, acaba niye yemiyor; çocukla dışarı çıkmak çok zor, restoranda rahat oturamıyoruz; yatma saatini bir düzenleyemedik," vb. diye yakınacak anneler, bir Alman anne olumsuz gözlemlerini aktardı diye birden aslan kesilmişler, milliyetçi damarları kabarmış sanki gibi geldi bana. Yatılı bakıcı konusunu bilemem, etrafımda bunu yapan yok, ama yazdıysa elbet şahit olmuştur, kime ne yalan borcu var bu hanımefendinin? Diğer söylediklerine ise tamamen katılıyorum.

    6 senedir Berlin'de yaşayan ve bu sürede iş arkadaşlarımın sayıları onu geçen çocukları başta olmak üzere, bir sürü çocuk/genç gözlemleme şansı yakalamış olan ben, çocuğum olduğunda -içselleştirdiğim Türk annesi dürtüleri elverdiği sürece tabii :) - Alman ekolünü benimsemeye niyetliyim. Zira burada pazar günleri bebekli-çocuklu ailelerlerle dolu kafelerde bile kıyamet kopmuyor, çocuklar ortalığı yıkmıyor. Etraftakileri geçtim, bu anne babalar keyifle oturabiliyorlar, en önemlisi.
    Gençlere gelirsek, yanımda staj yapan, 20-23 yaşlarında, meslek yüksek okulu öğrencisi gençler aileleri ile gayet de iyi iletişim içindeler gördüğüm kadarı ile. Kendi evine çıkmış olanlar da var, ailesiyle yaşayanlar da, hepsi de bunu kendileri istedikleri için yapıyor, kimse kimseyi kovmuyor.
    Her dakika görüşmeseler de buradaki aileler Noel için, Paskalya için buluşmayı aksatmıyorlar, hele doğumgünlerinde. Dedesinin 80. yaşgünü için 500 km yol gelen, bir oteli maaile kapatıp, Almanya'nın her tarafından toplanıp yaşgünü kutlaması yapan ınsanlar gördüm ben.
    Elbette genç yaşta anne-baba olanlar, kötü alışkanlıklar edinen, ailelerin istemediği, kapı dışarı ettiği gençler de var, Türkiye'de olduğundan daha fazla belki de. Ama karşılaştırma yaparken, en uçları (her ikisini de) değil, hem Türkiye'de hem burada annesi-babası iyi eğitim almış, belli bir sosyoekonomik seviyede yaşayan çocukları baz almalıyız. Ve ben en azından tanıdıklarım arasında yaptığım gözlemlere dayanak, Alman ekolünü tek geçerim. Hem çocuğun ileride kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve sınırlarını bilmesi için, hem anne-babanın çocuk öncesi yaşam
    standartlarını biraz olsun sürdürebilmeleri için.

  37. Ayşenur diyor ki:

    Ama gülümsemek ayrı şey, cıyak cıyak bağırıp koşturarak etraftakileri rahatsız etmek ayrı şey. Bence bahsedilen bu.

  38. yagizlahayat diyor ki:

    Genelde yorumlar Alman anne, Türk anne karşılaşmasına dönmüş. Bence yazan kişi, dışardan bir göz olarak iyi gözlemlemiş. Tabi ki ortalamaya uymuyor ama zaten bunu yazının başında da belirtmiş. Tatil köyü örneği biraz ağır olmuş evet. Onun dışında bebeğini bakıcıya bırakanlar da hanımefendinin içinde bulunduğu toplumun sosyo-ekonomik durumuyla ilgili. Ama çoğumuz çocuklarımızı sevgimizle biraz fazla şımartıyoruz, onlar üzülmesin diye ödevlerini yapıyoruz. Proje çocuklar yetiştirilmesini eleştiren pek çok kişi var zaten. Bir Alman söyledi diye mi yanlış?
    Ama biz böyleyiz. Doğrusunu bilsek de çocuklarımız üzülmesin diye onların yerine de üzülürüz. Her üzüntünün onları biraz daha hayata hazırladığını bilsek de içimiz elvermez. Genlerimiz böyle.
    Her toplumda doğru ve yanlış eğitilenler vardır muhakkak. Şunlar kötü, bunlar iyi diye genelleme yapmamak lazım diye düşünüyorum.

  39. NurcanErcanFaulk diyor ki:

    Bilmiyorum hangisi daha agir bir itham: Alman cocuklarina yapistirilan "sevgisiz" mi Türk cocuklarina yapistirilan "terbiyesiz" mi! Her ikisi de zeytinyagi ve su gibi asla birbirine karisamayacak kadar farkli iki kültürün diger tarafa olan extreme bakis acisi bana göre. Alman bir annenin sakin bir dille baslayip tek bir kelime ile aslinda biraz da Türk kültürün yetistirdigi cocuklarin durumuna ithafen yazdigi(kustugu) (bu parantez ici ile eger kendisi bu yaziyi okursa nasil bir etki uyandirdigini hissedecektir) bir tek kelime Biz Türkleri can evinden vurdu ve savunmaya gectik. Elbette her cocuk öyle degil ve her anne de. Ama disari ciktigimizda, tatile gittigimizde davranislariyla yüzümüzü kizartmiyor mu bazen cocuklarimiz dürüst olalim. Dogru yaptigimiz seyleri zaten tartismaya gerek yok. Yanlislarimizi görüp düzeltelim. Elestiriye acik olalim. Tabi ki biz de elestirelim. Özgüveni olmayan bir Toplum gibi en ufak bir sözle de galeyana gelmeyelim lütfen. Ben Alman annenin yazisindan benim yasam tarzimlailgisi bölümleri okudum ve zaten tartisma disi biraktim. Ama gözlemlerinin tamaminin yanlis oldugunu söylemek sadece devekusu gibi davranmaktan ibaret olur.

    • hülya diyor ki:

      katılıyorum biz anneler fazla korumacıyız…çok titiz ve fazlasıyla sevgi doluyuz…katıldığım bir çok husus var…
      Ancakkkkkk…yetiştirdiğimiz evlatlarımıza Terbiyesizzzzzzzz bibloooo gibi laflarla itham etmesiiii veeeee biz annelere güveni oolmayan birilerine hep muhtaç anneler diyerek acınsanmasınaaa tavrım kesindir…
      her ülke her anne her insan gibi elbette yanlışlarımız var. doğru eleştirilere boynum inceee…derste cıkarırırm saygıda duyarım…gel gelelim evladıma ırkıma laf densin milliyetçiliğimde kabarır ağzımı da açarım…
      peki ayna tutsa nasıl bir çocuk yetişiyordur o tarz yetiştiğinde…onların davranışlarıyla mükemmel bir cocuk mu oluyor yetişen…hiç bir millete lafım yok….milletle değil sözle işim benim…bilinir ki türkler mutlu insanlardır…insanı da severler….hoş görüyü de misafiri de…bunlarıda Türk anaları yetiştirmedi mi…
      benim dediğim genele değil sadece gördüğü ölçüde belki de 3-5 kişi ile sınırlı kendi çevresini anlatan bir yazı olsaydı benim hiç umrumda olmazdı……her türk annesini sürekli hatalar yapan cocuğuna yapışan terbiyesiz biblo bir çocuğa döndüren biri olarak güvensiz cesaretsiz yerine koyması yakışmadı…hiç hoş değil….

      • NurcanErcanFaulk diyor ki:

        Hülya,
        Fazla korumaci, fazla titiz özelligi fazlasiyla sevgi dolu ile ayni cümlede yazilinca aslinda ne kadar negatif gibi yazilmis görüsse bu duygulara gizli bir hayranlik sezdiriyor bende. Benim bir önceki yazida anlatmak istedigim denge sorunu da bu. Cocuklarimiza karsi disa vurdugumuz duygularimizda onlarin ruhsal sagliklari icin bu dengeyi yakalamak.

        Yaziyi yazan Alman annenin özellikle Türklere karsi oldugunu düsünmüyorum. Bu anne Italya'da (baska bir bir Akdeniz ülkesi ve ve Türklerle benzer davranislar sergiliyorlar) yasasa bence yine elestirecek böylece Italyan anneleri mi galeyana gelecek. Bunun milliyetle bir ilgisi yok. Ayrica bu görüsler bir tek kisinin kendi yasam alaninda karsilastigi insanlardan edindigi izlenimler. 3-5 ya da 20 ama elbette her durum %100'e genellestirilemez. Bu yazidan alinacak seyleri almadan cope atmak sadece fikire emege yazik olur. Sadece fikirdas oldugumuz yazilar okumayacagiz degil mi Blogcu Anne'de…

  40. Nihan diyor ki:

    Almanyayi bilmesem, yasamasam, inanacagim yazdiklarina. Ne bu Alman anne meraki?
    Sanki 18 itibaren cocuklarini kapi disari eden Almanlar degil. Kusura bakmayin, ama kurban olurum ben Türk annelerine. Cocuklarimi 17 yasindan sonra hadi senin ucmak vaktin geldi diye kapi disari etmektense onlara biblo mumalesi yaparim daha iyi.Alman annemiz kendisi sosyo-ekonomik olarak yüksek gelirli bir tabandan geliyor olabilir, ama 676 euro ile sozialgeld- devletden sosyal yasam parasi alarak yasayan insanlar, almanlar var halki arasinda kendileri bunu biliyorlar mi acaba. Ya da uyusturucu bagimlisi bir cok hamile+ alman kadinin oldugundan haberdarlari mi acaba, bilincli süper annemiz?
    Sacmalik, sacmalik , sacmalik. Her irkta her kültürde cocugunu iyi yetistiren kötü yetistiren anneler olabilir. Kalkipta alman anne diye birilerinin egosunu tatmin etmeye gerek yok.
    sinirimi bozdu bu yazi.
    begenmedim, sevmedim.
    Kimseye de anneligim hakkinda aciklama borclu degilim. Iyi yetistiriyorlarsa,Dresden de bir okulda 14 yasinda katliam yaprak 11 alman arkadasinin ölmesine sebebiyet veren alman cocugunu ben dogurmadigimi bilgilerine arz ederim.

    • hülya diyor ki:

      çok yaşa….ağzına yüreğine sağlık…

    • Derya diyor ki:

      allah aşkına demogoji yapmadan yazalım şu yorumları. dresdendeki katliamı yapanı alman doğurdu da hrant dink'i vuranı, sivas'ta aydınları yakanları, bahriye üçok'u, abdi ipekçi'yi, uğur mumcu'yu vuranları kim doğurdu???? dünyada cinayet işlemeyen, katliam yapmayan ırk mı var? böylesi ithamlar yapıp birbirimize nefreti arttırmanın nasıl bir anlamı olabilir?? yazılanlardan neden gocunuyorsunuz? anlatılan siz değilseniz siz değilsinizdir zaten ama anlatılanlara hepimiz aşinaysak "ay yok bu biz değiliz" diyerek kimi kandırıyoruz? otellerdeki o çocukları, "aman sen karışma" "aman sen bilmezsin" ben senin yerine düşünürüm, ben senin yerine karar veririm ben yediririm ben giydiririm diyaloglarını kaç kez kaç ayrı kişiden duyduk??? daha çok daha sert bağırınca haklı olmuyoruz.

  41. annevebebisi diyor ki:

    Bazı çocukların “ablalarıyla” konuşmalarını duyduğumda ağzım açık durdum: “Getir şunu. Ne kadar aptalsın ya…”.

    Simdi bu cocuklar cok mu terbiyeli?

    Bazı tanıdıklarım ciddi ciddi iddia ederler ki, çocuklara sınır koymak onların yaratıcılığını ve ilerideki başarılarını kısıtlamak demektir. O çocukların “yaratıcılığı” (terbiyesizliği), tatil köylerin restoranlarında sonra çok güzel bir şekilde izlenebilir.

    Bir Turk olarak bu cumlelerine aynen katiliyorum ki hayatimda hic tatil koyune gitmedim o ayri..

    Burada bahsettigi; aman yaraticiligi korelmesin, aman ozgurlugu kisitlanmasin, aman psikolojisi bozulmasin, biz cocugumuzu cok modern, ozgur, soyle boyle yetistiriyoruz derken ortaya simarik-terbiyesiz-karsisindakilere ve onlarin haklarina saygisiz yetisen cocuklar..

    Kabul edin ya da etmeyin; simarik ve saygisiz cok cocuk var etrafta..

    • sumeyye diyor ki:

      Esra benim bir çocuk sahibi olmakta ki tek endişem bu sebepler.. sevginin sınırsız verilmesi gerektiğine kesin katılıyorum. ancak sevgi sınırsızlık olmamalı bence.
      benim bir çok hayalimde evet henüz doğmamış çocuğum vardı ve var.
      ancak ben kendi ailem tarafından her şeye ulaşmışsamda sınırlarımız vardı. bu benim hayal gücümü sınırlamadı. çok ta açığım bu konuda. aileme karşı minnettarım. Ben anne baba olarak onlardan razıyım. hemde içten.
      Doyumsuz ve mutsuz bir çocuk yetiştirmek istemiyorum. (mutlu ve sevgi dolu tabiri ile gelecekte mutsuz olacağına inandığım çok aile var etrafımda) şunu biliyorum insanoğlu doyumsuzdur. her şeyi önüne sersenizde o ulaşamayacak bir nokta bulacaktır. çok sermek bu noktaları daraltacak ve ben görmedim o görsün mantığında yetişen çocuklar ilerde mutsuz ve dünyanın merkezi olduklarını düşünen çocuklar olacak bana göre. ve ben kendimden bir noktada eminsem de çevre ve okul ortamı yüzünden bulunacağı ortamlardan korkuyorum. senin tabirinle şımarık ve saygısız cocuklardan :(
      şükür dolu bir çocuğum olsun gerisi fasa fiso bence. ve nasıl ki bırak kendi özgür iradesi o bir birey diyerek bir çocuğu yolda elini serbest bırakmıyorsak. (hanı gıtsın ısterse carpsın kendı secımı bu saygı duymalı!) hayatta onun ıcın bazı seylerın sınırını ve kararları bızlerın alması gerektıgını dusnuyorum. yınelıyorum gayet hayal gucu genıs bır ınsanım :) ailemi çok seviyorum.

      bu benim şahsi fikrim ve endişemdi..

  42. akdiad diyor ki:

    bu konu başlığı ile bu soruyu nurturia da paylaştığım gün çok çeşitli eleştiriler geldi,kimi anneler yaptıkları hataları kabul edip bu tip anneleri takdir ettiler ki bence tüm egolarından kimliklerinden sıyrılmış annelerdi bunlar…SADECE anne olanlardı benım gözüm de ve çok mutlu oldum,ama zaman ilerleyipte yorumlar çoğalınca karşı çıkan hatta şiddetle karşı çıkan bunu Türklüğümüzle ilişkilendiren hatta Türk analarına hakaret saymakla nitenlendirenler oldu şaşırmıştım bunu kastetmediğimi biliyordum ama onlar bilmiyordu onlar diyorum çünkü ülkemde böyle bir anne grubu var…hata yaptıklarını bile bile belkide bir çoğu bilmeye bilmeye hala bunu inatla ve TÜRK ANNESİYİZ kisvesi altında yapmaya devam ediyorlar!bu nedense hakaret gibi geliyor annelere,nurturiadaki pek çok annede de şuan da burda yorum yazan bir kaç kişide de bu durum söz konusu neden bunu hemen Türk annelerine hakaret saydıklarını anlıyamıyorum kendi çocuklarının mutlu diğer ülkelerin çocuklarını bir kalemde mutsuz edledebiliyorlar!bu tamamen bilinçsizlik ve bu anneler öyle çok ki hemen hemen heryerdeler ve bu görüşlerini de bağıra bağıra söyluyorlar!''biz anımızla şanımızla TÜRKÜZ!elin yabancısına mı özenicez'' gibi bir tavır var ne yazık! annevebebişinin verdiği örnekleme inanılmaz doğruydu bir kez daha okunmalı.ayrıca elif arkdaşınıda senı de ayakta alkışlıyorum…

  43. annevebebisi diyor ki:

    Ben bu sayede mesela, Turkiye ne kadar sevgi ve saygi dolu bir ulkeymis, insanlarinda hosgoru tavan yapmis, kimse kimseyi, trafikte falan mesela, basit bir mesele yuzunden; ya da geceyarisi yazlikta gurultu yuzunden tabancayi cikarip tak diye alnindan vurmuyormus; super, sevgi dolu cocuklar yetistiriyormusuz.. bunu ogrendim :) )))

    • hülya diyor ki:

      ne güzel değilmi…çünkü yabancı anneler de hep birer melek yetiştiriyorlar…hiç sigara alkol cinayet v.s gibi şeyleri yok…cennette yaşıyorlar onların büyüttükleri. ..ne kadar şanslılar ya ve ne kadar mükemmeller…

      türk annesi yabancı diye ayrım yapılmasaydı keşke…anne olarak insan olarak herkesin hatası eksiği doğrusu olabilir oysa…belli ki başka tavırlar çıkmaya ve anlamak istememeye başladı bazıları…yazmaya gerek yoktur başka bişiy …herşeyiyle yine de teşekkürler ederim…
      bazılarınıza bol özentili mükemmel annelik dilerimmm…

      • annevebebisi diyor ki:

        :) )

        Yok demedik hulya hanim; dunyanin her yerinde var bu sorunlar. Burasi cennet degil..

        Ama mesela bir Ingilize kendisini ya da toplumunu elestirdiginizde boyle; "bi dakka bi dakka, sen kim oluyorsun da beni elestiriyorsun; sen don de kendine bak" diye karsi ataga gecmez. hmm evet hakli olabilirsin, soyle soyle, boyle boyle.. diye hem elestirilerden kendisini gelistirecek olumlu bir seyler cikarir; hem karsisindakiyle guzel guzel tartisir.

        Biz milletce elestiriye acik degiliz. Herseyi kisisel algiliyor, hakaret olarak goruyoruz. Oysa bunu yapmak yerine; acaba hakli olabilir mi? Acaba neyi yanlis yapiyor olabilirim? diye dusunsek.. Enerjimizi ve zamanimizi karsimizdakine "agzinin payini vermeye" calismak yerine kendimize ve dabranislarimiza yoneltsek.. cok yol katederdik..

    • Nihan diyor ki:

      ne güzel, bir tük annesinden bak neler ögrenmissiniz.
      Umarim yazdiklarimin arasindaki "her irkta her kültürde iyi anneler kötü anneler vardir" ibaresinide okumussunuzdur.
      Az önce ucan bir melek gördüm, üstünde ben alman anneyim yaziyordu…kutsadim, kutsadim, kutsadim :P

      • annevebebisi diyor ki:

        Nihan, Alman ya da Ingiliz degil ki mesele. Istersen Hintliler'den, Araplar'dan, Pakistanlilar'dan, Ruslar'dan.. dogu milletlerinden de ornekler vereyim size..

        80 sonrasi donemin ortaya pek de guzel eserler cikardigini soyleyemeyiz degil mi? Ulkenin genel durumuna bakarak, ne halde oldugumuz anlasilir.

      • Göksun diyor ki:

        Kesinlikle katılıyorum size ağzınıza sağlık, ayakta alkışlıyorum…. Bu arada sayenizde karşı düşüncede birilerinin de yorumları yayınlanabiliyormuş onu da öğrenmiş oldum….

    • duygu diyor ki:

      katiliyorum annevebeisi :) ne kadar mutlu ve sevgi dolu bir toplummusuz biz ama ben bilmiyormusum…
      Su an bir arap ulkesinde yasiyorum ve insanlarin sakinligine sasiriyorum. Ailecek sasiriyoruz… Bir cok konuda karakter olarak biz turklere cok benzeyen bu dogu kulturundeki insanlarin bile ne kadar sakin olduklarini gordukce – ne trafikte, ne magazada, ne yolda bir kavga… ne bir ses yukseltme… insanlar konusarak anlasiyor…

    • Seda C. diyor ki:

      evet evet aynen oyle. her gelen nesil de öncekinden daha da oyle (!)

  44. Nihan diyor ki:

    Mesele nedir biliyor musun annevebebisi,
    mesele benim halkimin özenti meraki.
    Benim halkimin kendini sürekli baskalariyla kiyaslamasi. benim kendi ailemde de alman ve italyan gelinlerimiz var ve ben kalkipta onlarin cocuk yetistirme stillerini kutsamiyorum. elbette herkesin cocuk yetistirme tarzi farkli, örnek alinacak yanlari var alinmayacak yanlari var. ama cok iyi biliyorum, cocuklara nasil davranildigini, ben de almanlar arasinda büyüdüm, üniversiteyi vs onlarla bitirdim ve söyleyebilirimki sayisini bilmedigim kadra yabanci arkadasim var. yukaridaki alman anne yazisinda beni inciten bir cok önyargi var. yazidaki gizli kendini begenmislik sinirime dokundu. üstelik yukaridaki alman annenin yaptigi en büyük yanlis kendisinin yüksek bir sosyo-ekonomik düzeyde olusundan bahsetmis olmasi, bunu söyleme ihtiyaci. örnek alinacak seyler basligi adi altinda olsaydi birsey demezdim, ama yok illede almanlarin mükemmel anneligi gözümüze sokulmak istemis, bu benim kabullenemeyecegim birsey. isteyen kutsasin, göklere cikarsin, umrumda degil. ama kalkipta beni bana kötülerse iste o zaman tirnaklarim cikar. üslupsa yazar alman annemiz üslubuna dikkat etsin. ben elestirince ay ne terbiyesizim tü kaka, alman anne beni bana kötüleyince sahane.

    sevmedim dedim ya yaziyi..kompleksli insanlari da sevmem. ha birde benim üvey annemde almandi

  45. Selencat diyor ki:

    Arkadaslar, bence savunmaya gecmek tam da bahsedilen "korumaci" yaklasim. Ayrica neden ustunuze aliniyorsunuz bu kadar, yazi sadece bir kisinin cevresel gozlemleri. Ki bence bir cogu da cok guzel ve faydali ve hatta komik gozlemler.

  46. yonnca diyor ki:

    yukarıdaki alman anne ben zenginim şööyle üst tabakayım böyleyim dememiş ki ?yaşadığın sosyoekonomik çevre o ve doğal olarak yaşadıklarından ve gördüklerinden yola çıkarak anlatmış ayrıca anneye elif tarafından sorulmuş bu soru kadın durun ben böyleyim böyle yapıyorum böyle yaşıyorum dememiş ki?göze sokulmaya çalışılan bu diil neden orayı makasladığınız ayrı bir muamma….ayrıca hassasiyetinizin nedeni de gayet açıkca sizin tarafınızdan dile getirilimiş ''üvey anneniz almanmış''bu tepkinizi zaten fazlasıyla özetliyor bence daha fazla yazmamalısınız……

    • hülya diyor ki:

      inanamıyorum ya yazmıyım dedikçe insanı zorluyorsunuz…ya siz nasıl bir annesiniz…hangi millettensiniz…yazılanlar gayet net…neden içinden cımbızlıyıp yanlı yazılar yazıyorsunuz???ve neden bu kadar şikayetçisiniz? ve neden özeniyorsunuz da onun anlatımından kendi yanlışlarınızı özümserken onların yanlışlarını kutsamaya kalkıyorsunuz….???annesinin titiz yetiştirmesinden değil ama özenti bir yaşam şekliyle yetişen çocuklar nice olur varın bunu da siz düşünün..
      gördüm ki istenmeyen yorumlara yazma sen artık deniyor…yazıkkkkkk…sonuç ortada….sizi almanları kutsamanızla başbaşa bırakıyorum…

  47. sitare diyor ki:

    ne güzel yazıp ,ne güzel bilgilendirmişsin bizi.evet aşırı korumacıyız,evet çok pimpirikliyiz ,evet çok şuyuz buyuz ama tüm bunlar aşağılanmamızı gerektirmez değil mi.herkes eteklerindeki taşları döksün önce.bebek yapmaktansa köpek bakmayı tercih eden,sokakları köpek pisliklerinden geçilmeyen bir toplumun mensubu anne duyarlılıklarımıza nasıl olur da laf eder inanın anlayabilmiş değilim:(

    • blueberry diyor ki:

      kimse kimseyi aşağılamıyor ya neden yanlış anlaşılıyor ki bu.
      kadıncağız gördüğünü yazmış.
      siz böyle yapmıyorsunuzdur, ne güzel.
      illa aşağılanmış olarak hissetmek neyin nesidir? neden böyle hissediliyor, aklımı zorluyorum ve anlayamıyorum.
      böyle davranan çocukların anneleri adına mı kötü hissediyorsunuz. allah aşkına nedir yani, yemin ederim çok samimi bir merak bu.

      • ElfAna diyor ki:

        8 yillik bir okul onces egitmeni olarak; (en az) 200' den fazla aileyi ve cocuklarini yakinen gozlemleme sansim oldu. Cocugu begenmez de psikolojisi bozulur diye dun boyattigi sacini bugun tekrar boyatan anne; 4 yasindaki oglu eksik hissetmesin diye arabasini yeni model bir jip ile degistiren baba, 2 yasindaki kizi bale ve kemana henuz erken dendigi icin baslayamadigindan; brans ogretmenini iknaya sulalecek gelen aileler.. Oyle coklar ve gunden gune o kadar buyuk bir hizla cogaliyorlar ki! Pek tabii ki cocuk cocuklugunu yasamali, kontrol ebeveynde olmali, cocugu birey olarak goruruz ama sinirlari vardir diyenler de var. Maalesef gunden gune azaliyolar.
        Yazinin amacinin asagilama oldugunu dusunmuyorum. Turk anne kotudur Alman anne iyidir denmek istendigini de dusunmuyorum. Sorunun muhatabi anne Alman olduguna gore; tabii ki kendi milletinden olanlarla yasadigi ulkedeki Turk annelerin farkli yetistirme tarzlarina deginmis. Fasli ile Ukraynali' yi karsilastirmasi biraz tuhaf olmaz miydi? Tabii ki konu Turk ailelerin yetistirme tarzina odakli olacak. Subjektif diye de belirtilmis. Genel olarak toplumun hangi tabakalarini gozlemledigini de belirtmis. Bu milliyetci tavirlar da neyin nesi? Elimizin altinda internet. Dunyanin her tarafindaki ebeveynlik yaklasimlari ve egitim sistemleri ile akimlar incelenebiliniyor. Takilinip kalinan noktalar bunlar mi olmali? Cocugun uyku saatleri Turk ailelerinin genel problemi. Binlerce ebeveyn binlerce forumda bu konuya deginiyorsa; vardir bir dogru. Alman bir annenin kaleminden yazilinca mi olay oldu? Farkliliklara saygi en buyuk problemlerden birisi olarak gozukuyor.

    • Okay diyor ki:

      Malesef asıl aşağılayıcı yazıyı siz yazmışsınız.

  48. annevebebisi diyor ki:

    Nihan, ben Avrupali anneler kadar Tanzanya-Arap kokenli arkadasimi da, Pakistanli komsumu da, Portekizli arkadasimi da, Cekoslovak komsumu da.. kim neyi guzel, dogru yapiyorsa onu ornek aliyorum.

    Kucuk bir Anadolu kasabasinda yetistim. Anne babalarimiz komsu teyzeleri ve amcalari tembihlerdi; aman yaramazlik yapar, soz dinlemezlerse cekin kulaklarini diye.. Kendi ailelerimiz kadar icinde yasadigimiz toplumun buyuklerinin de bizim egitim ve terbiyemiz uzerinde soz hakki vardi.

    Ayni konu bir ara Ingiliz basininda da tartisildi; 70'lerde otobus soforleri, yaslilar bile taskinlik yapan gencleri uyarma hakkina sahipti, gencler de bu durumda kendilerine ceki duzen verirlerdi; daha saygiliydilar diye.. Buralarda da anne-babalar cocuklarina "laf soyletmez" olunca, okullarda sikayet korkusuyla ogretmenler bile cocuklara ses cikaramaz oldu. Simdilerde, ogretmenlerin cocuklar uzerindeki otoritelerini arttirmak icin ne yapmaliyiz'i tartisiyorlar.

    Cocuklarin ve genclerin hallerindeki genel bozulmusluk her yerde sorun su anda.

    Ama yine de, gorduklerime dayanarak; ozellikle ortaust sinir Turk ailelerinin, cok simarik, kendisini begenmis, ukala, bencil cocuklar yetistirdiklerini soyluyorum.

    "Restorantta cocuklarin pesinden yedirmek icin kosmak" degil mesele. Bana ne bunu yapan anne halinden memnunsa. Beni ilgilendirmez. Ama ne zaman ki o cocuklar benim ya da baskalarinin sinirlarini ihlal edecek sekilde simarikca, bencilce, terbiyesizce davranirlar; o zaman elestirme hakkini kendimde gorurum.

    Benim kizdigim nokta; elestirilerden kendimize pay cikarmak yerine; "hadi ordan sen de, sen git kendine bak" diye klasik elestiriye tahammulu olmayan insan tepkimizi vermemiz. Tabi ki her toplumun hatali oldugu yonler var. Cok var. Ama hepimiz once kendimize bakmaliyiz, kendi hatalarimizi duzeltmeye calismaliyiz.

    Elestirilere kulak tikayarak; elestirilmis olmamiza bahaneler bularak; karsi ataga gecerek; bu arada altta kalmamak icin de kendimizi -soyle sevgi doluyuz, boyle saygiliyiz- diye overek… hic bir sonuca varamayiz.

    Bence asil asagilik kompleksi budur.

  49. blogcuanne diyor ki:

    Bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum. Bu anne kendiliğinden "bak ben Türk anneler hakkında bir yazı yazmak istiyorum, yayımlar mısın?" demedi. Ben kalkıp da ona, geçenlerde Nurturia'da açılan bir konunun üzerinden bu soruyu sorup yazmasını rica ettim. O da yazdı.

    Dolayısıyla bir ego tatmini arayışı yok burada. Aynı zamanda, başkasının egosunu okşama güdüsü de yok.

    Biraz tartışmalı, biraz esprili bir konuyu irdeleme gayesi vardı.

    Katılabilir, katılmayabilirsiniz. Konuyu genelleyip tüm Almanları duygusuz, tüm Türkleri aşırı koruyucu nitelemek bence yanlış. Ancak özellikle de bu yazıyı kaleme alan kişiyle, üstelik de tamamen kendi fikri olduğunu beyan etmişken alay etmek, onu aşağılamak en yanlışı.

  50. Pinar Ozdemir diyor ki:

    Annevebebisi ve duygu aynen katiliyorum. Ne milliyetciyiz ve ne kadar hosgorususuz Allahim. Komik. Lafa geldi mi hosgoru anavatani Anadolu insaniyiz.
    Zivanadan cikmis cocuk gormek icin tatilkoyune gitmeye gerek yok, heryerdeler…Bazen yegen, bazen arkadas cocugu…Hepsinin annesi Turk.
    Bir de Arap erkek cocuklari oyle oluyor. Cunku tum Turk cocuklari ve tum Arap erkek cocuklari evlerin efendisi.

  51. annevebebisi diyor ki:

    Turkiye'de, guneyde, emlak sektorunde calisan Ingiliz bir kadinla tanismistim. Turkiye'de yasamayi cok seviyordu. Konu tabi ki, aradaki farklara geldi konusurken :) )

    2 seyden sikayetciydi;

    1- Hafif balik etli oldugu icin surekli kilosu ile dalga gecilmesinden (ki karsimdaki koca gobekli bir erkek ama bana laf soyluyor diyordu)
    2- Turkler kendileri istedikleri gibi elestiriyorlar insanlari (1. siradaki de bunun bir ornegi) ama siz onlari elestirdiginizde hemen sinirleniyorlar, tahammul edemiyorlar elestirilmeye diyordu.

    • NurcanErcanFaulk diyor ki:

      Gidisat esas tartisma konusunun garip bir organizma gibi yavas yavas mutasyona ugrayip, elestiriye aciklik-kapalilik, olaylari kisisellestirmenin tehlikeli sonuclari, ana konudan maximum ne kadar uzaga gidilebilecegini gösterdi.

      Biz Türk'lerin zaten genel sorunu bu zaten.Ana sorunu herhangi bir cözüm önerisi platformuna tasiyamadan Milliyetcilik mayin tarlasinda patlattik.

      • NurcanErcanFaulk diyor ki:

        annevebebisi, yorumumu senin yorumunun altina eklemisim aslinda bagimsiz bir yorum yapmak istemistim. Ama belki de kismet. Yazdiklarindan dolayi ayni frekansta oldugumuzu söylemek icin bir firsat oldu bu:))

  52. julia diyor ki:

    Kesinikle herşey çok doğru anlatmış bayan. Bende üst tabakadaki türk arkaşlarımın bunu izliyorum. Bakıcılar gelmeden çocukları ne tatile, ne okula nede başka bir yere götürüyorlar. Büyük kızımın doğum gününde anneler, çocuklar (ortalama yaş 4) ve tabiiki coğunlukla bakıcılarda vardı.
    Ve dört yaşdan itibaren yarışatlar gibi kursdan kursa giden çok etrafımda.
    Benimde yardımcım var ama asla benden veya babadan başka ne cocuklarımın yemeğıne yapar, ne yikar ,ne dışarıya getirir, nede gece kalkar.

  53. blueberry diyor ki:

    bu yazıyı kaleme alan alman annenin nitelediği gibi "terbiyesiz"ce sağa sola saldıran,
    ebeveynlerinden aldıkları yüzle,
    kendi alanı dışındakileri
    fütursuzca rahatsız etme hakkını kendinde gören
    çocuklar var.
    bu gayet net.
    bu çocuklardan türkiye'de olduğu gibi muhakkak almanya'da ya da başka ülkelerde de vardır.

    çoğunluk nerededir bu tartışılır. tatil köyleri hepsini bir arada görmek açısından çok net bir örnek…

    neden bunun bir ulus tartışmasına döndürülüp, sanki edilmiş bir hakaret varmış gibi savunmaya geçilmesini anlamak mümkün değil… yapılan söylendiği gibi subjektif bir gözlemdir.
    tıpkı bazılarının "vay efendim onlar da çok sevgisizler, duvar gibi mutsuz suratları var" diye tespitte bulunması gibi..
    ki bu yine size göre böyledir. doğruluğu elbette tartışılır.

    mevzunun bu kadar üstüne alınmış bir şekilde alman anneye giydirilmeye çalışılması da gülünç doğrusu…

  54. annevebebisi diyor ki:

    Bu konu benim icin burda kapanmistir. Irkci ve fasist insanlarla hic bir ortak paydada bulusamadim bugune kadar. Bugunden sonra da bulusmak istemiyorum.

    • Doris diyor ki:

      Fasist???insan farkli ya da daha disiplinli dusununce hemen fasist mi oluyor?!

      • blogcuanne diyor ki:

        Doris, I don't think this was intended for you at all. My understanding, and I'm pretty sure I'm right, that annevebebisi was responding to another comment where she was blamed to be pretentious and aggressive, because she said that people are having problems speaking Kurdish in this country.

        Yup, all of this is happening in my blog. A mommy blog. Go figure!

  55. Nuran diyor ki:

    Yazıyı yeren yorumlardan,yorum yapasım kaçtı :)

    Yine de Alman Anne ye yazısı için teşekkürler..

  56. Doris diyor ki:

    I am Swiss but in my heart probably more Turkish than many locals.I love this country and one reason is the love that Turkish people have for children,pregnant women and mothers.Okay,sometimes elderly women telling me that my baby (who just ate)is hungry or freezing is a bit too much but who cares?I do agree with the German lady that there is a lack of discipline in many families.Not in my friends' who are by the way all Turkish but take my husband for example.He would prefer to carry around our daughter until she falls asleep just to avoid potential crying.Whereas I talk to my child and explain to her that we are in the room across blabla and she's perfectly fine with sleeping alone – very much to my husbands' surprise.Personally I believe that every child is different and needs to be treated accordingly but in general discipline is something good because bounderies give kids security.And being strict does not mean that I am not a soft person.I do agree with the writer that most Turks who don't use discipline in their kids' education do it because they don't want to make their kids unhappy and honestly I believe that this is a mistake.It might work for five minutes but not long term.

  57. Yeliz diyor ki:

    Iste sevgili Alman anne
    bizde bir de boyle ozellikler var;parlariz hemen,gercekten ne demek istemis acaba diye dusunmeyiz.

    Ben yazdigi herseye SONUNA KADAR katiliyorum.
    Amerika'da yasayan bir anne olarak,cevremden gordugum ve aklima yatan sekilde cocugumu yetistirdigim icin bana da cok uzak ve sasirtici geliyor bazi seyler.

    Cocuklar katkat giydiriliyor ,evde bile kilotlu coraplar,sapkalar.Iyi de ev sicacik,yazin o sicakliklta yunlu mu giydiryorsunuz? deseniz ;aaaa usur,hasta olur,ben biliyorum derler
    Inatla soguk sutun gaz yaptigini iddia ederler,biberonlar isitilir,cesme altinda ilitilir.Hayatta inandiramazsiniz ,soguk sut gaz yapar!cunku oyle duyduk,oyle inandik.
    Yooooo,hicte bir sey yapmiyor oysa ki:)

    Oturmuyor napiyim….yatmiyor napiiim
    Oto koltugunda oturmamak demek,kaza aninda camdan firlayip cikmak demek.Ne demek oturmuyor?oturacak,baska caresi yok!
    Kararlilik onemli,hem de cok!

    Ama beslenme konusunda Turk annelerinin elini kimse su dokemez.Usenmezler,saatlerini verirler,arastirirlar .ne yapar eder cocugun onune hakkaten yarayacak bir sey koyarlar.Bu konuda dunya annelerine ornek olmalilar diye dusunuyorum.

  58. zeynep diyor ki:

    Genel olarak iyi gözlem yapmış ve güzel yazmış kadın. Ve fakat eksik yazmış!

    Çok alınganız. Gerçeklerle yüzleşmeye bile tahammülümüz yok. Eleştirmeye bayılırız ama eleştiri kabul etmeyiz. Çok duygusalız ve bazen mantıklı değerlendirmeler yapamıyoruz.

  59. Yeliz diyor ki:

    Boyle davranan anneler o kadar cok ki,genellemeye girecek kadar…
    Alman anne soyleyince mi kizdiniz?Buyrun bir de Turk anne soylesin o zaman.

    BAZI Turk kadinlari kendini parcalamamayi,elinde kasikla cocuk pesinde gezmeyi,sabahlara kadar cocuk sallamayi! fedakarlik,iyi annelik sayip,disiplin uygulayanlara "onlar da anne mi " deMe curetini bile gosterebiliyorken bu tepkiler niye?

    Ortada bir sistem yanlisligi olmasaydi eger,yurt disina cikan anneler gordukleri cocuklari hayretle anlatmazdi haftalarca

    Onu birakin Kalyunun bile ne imkansiz ,ne olanaksiz bir cocuk oldugunu,abarti oldugunu yazanlar cizenler oldu.
    Siz biliyor musunuz ki o Kalyu tipik bir Kanadali/Amerikali cocuk iste,keza ailesi de oyle.

    Bir yerlerde yanlis yapiyoruz belki? Acaba diyip,oturup dusunmek yerine,duzeltmemiz gerekenler var midir diye ele almak yerine saldiraya gecer,agzimiza geleni soylersek sonumuz belli iste;demek ki ayni bu mantikla yetisen cocuklar olacak yarinin buyukleri !

    Bitti!

  60. Damla diyor ki:

    Çok yorum var, hepsini okuyamadım, mükerrer bir yorum olacaksa kusura bakmayın. Aklıma eskiden duyduğum bir söz geldi, Almanya'ya gidip de orada ergenliği geçmiş çocuklarını serbest bırakan bir aileyi eleştiriyor bir Türk, Alman da diyor ki, siz çocukken serbest bırakıp, büyüdüğünde kontrol altında tutmaya çalışıyorsunuz, biz tersini yapıyoruz.

  61. pinar diyor ki:

    yani sevgili alman anne oyle bir yazmis ki,bir turk anne oldugum icin utandim bir an!bence bu yazi biraz agir olmus,keske birazda alman annelerin kotu yanlarindan bahsetseydi,alman anneleri mukemmeldir turk anneleri rezalettir tarzinda bir yazi olmus..
    bu anne bardagin bos tarafina bakmis bence..

    bende yurtdisinda yasiyorum,siz turk anneleri soylesiniz boylesiniz saldirilariyla cok karsilasiyorum,ama bebegimi kalin giydirdigim icin surekli beni elestiren arkadasimin cocugu surekli soguk alginligi enfeksiyon vs.derken hastaliktan gozunu acamiyor..beni surekli ogluma biseyler yedirmeye calisirken gordugunde,ya birak yemezse zorlama acsa yer!derken,kendi kizi olmasi gerekenin cok altinda kilolarda boylarda geziniyor!

    ayrica gecen hafta restoranda 8 aylik oglum ve esimle yemek yarken yabanci oldugumu anlayan bir bayan,yanindaki arkadasina,aynen soyle dedi,dikkat ediyorum da yabancilarin cocuklari ne kadar akilli ve uslu,baksana yan masaya,ne kadar akilli bir cocuk!
    kadina donup evet yabanciyiz biz ama turkuz deseydim,aa sozumu geri aldim siz turk anneleri igrencsiniz cahilsiniz falan derdi herhalde!:)

    yanlis yaptigimiz seyler var evet,ama bizi yetistiren annelere kulturumuze edinilmis tecrubelere haksizlik etmeyelim..unutmayalim ki,eger bizi diger milletlerden ayiran sicakkanliligimiz iyi kalpliligimiz, yardimseverligimiz varsa,bizi delicesine bir sevgiyle buyuten,karsiliksiz veren sevgi dolu annelerimiz sayesindedir..

  62. tijen miriam diyor ki:

    elif,ben turk asilli bir yabanci olarak,,,,,bir turk annesi olarak zaman zaman yabancilarin gozunden turk annelerinin farkini yazmistim.bana gorede turk anneleri bir cok bakimdan cocuklarini yetistiriken yabanci annelerden ayriliyorlar.ama….
    bende maalesef bu bayanin yazdiklarina (birakin ortalamayi falan ) hic katilmiyorum.sanki baska bir dunyadan yazmis,hayir bu degil,tamam turk anneleri cok duygusal,cocugunu cok fazla sahipleniyor,mukemmeli istiyor,hatta belki ozel yasamini hice sayip cocuguna baglaniyor ,ve bu durum belkide baska kulturlere gore saygiisz ,yaramaz cocuklar ortaya cikariyor… ama bu degil,bu bayanin anlattiklari cok utopik.
    sahsi gozlemleri oldugunu yazmis zaten ama polemige girmeyede hic gerek yok.bu bayan elestirerken kendini fazla kaptirmis ve gercek normlarin disina cikmis bence

  63. zehra diyor ki:

    Yorumları geçtikçe acaba hediye kitap günü mü diye düşündüm :) çok talep gelmiş yazıya. ama 2 li anne diyalogları çok sıkıcı ve kötü olmuş. Alman anneye de teşekkürler. Tespitler iyiydi.

  64. derya diyor ki:

    vatan millet sakaryaaaa yürüyüüün analarrr kim tutar sizi beee ((: hahaha harbiden bazi yorumlar cok komikti. Bizim genlerimizde var herhalde bu elestiriye acik olamama. biz her ülke/kisi/irk hakkinda yorumda yapabiliriz, iftirada atariz, elestiririzde amaaaaa sira bize geldiginde toz kondurmayiz kendimize. (:

  65. no:27 diyor ki:

    Of yorumlar nerelere varmış hayret bir şey!

    Öncelikle alman Anne'ye katılıyorum. Ben de senelerce alman vatandaşı olan, orada okuyan, ve uzun seneler çocuk bakıcılığı yaparak para kazanmış bir annenin tek çocuğuyum. Annem hem gelenekçi hem de rahattır. Hiçbir zaman arkamdan kaşıkla koşan, sabah beni uyandıran, fikrimi sormadan iş yapan bir annem olmadı. Çok küçük yaşlardayken bile tırnaklarımı kendim keser, kıyafetlerimi kendim seçerdim. Rahattı annem ama sınırları her zaman belliydi. Bu sınırları ikimiz de çok iyi bilirdik. Annem hiçbir zaman beni kendisinin bir uzantısı gibi görmedi.

    Çocuk eğitiminin statüyle, zenginlikle alakası bence yok. Ben çocukken durumumuz çok iyiydi ama asla ihtiyacımdan fazla şeyim olmadı. Her istediğim şey için bir görev verirdi annem, hak ederdim önce.

    Alman anne çok haklı. Biz içi dışı bir milletlerdeniz, gelenekçiyiz, çocuklarımızz hayatın merkezi. Eğer çocuğun hayatının merkezinde değilse etraftan dedikodunu yaparlar hatta :)

    Ben de nasıl yetiştiysem çocuklarımı öyle yetiştirmenin derdindeyim ama engellerle dolu bir maraton bu! Çocuğu oto koltuğunda ağlayarak oturttuğumuzu gören komşum bana "gaddar" demişti mesela. Çocuğuma ne yemek istersin diye sorunca, kayınvalidem "çocuk o ayol, sen yap yapacağını" demişti. Akıl veren çok olur, eleştirilirsin, gamsız anne ilan edilirsin… Ama kendine güvenen, kendi kararlarını verebilen, bize bağımlı olmayan ama saygılı çocuklar yetiştirmek istiyorum. Kendi geleneklerimle özgürlüğü harmanlamaya çalışıyorum, kendi doğrularımla yapıyorum bunu.

    Bence mesaj bu… Annem her zaman içgüdülerimle karar verirsem doğruyu seçeceğimi söyler. İşte mesaj da burada. İçimizden gelen en doğrusudur. Almanlar veya yabancılar bunu biliyorlar. Oysa Türk annelerinin çoğu ne öğrendiyse onu yapıyor, içi aksini söylese de. Benim bu yazıdan anladığım bu. Hiç alınmadım, kötülendiğimizi de düşünmüyorum. Olması gerekeni gören bir "anne" okudum ben. Annelik içgüdüleri evrenseldir değil mi? :)

  66. yonnca diyor ki:

    hülya hanım insanları alkışlayıp teşekkür etmektense fikirleriniz saygıyla kompleksden ırak tarafsızca yaparsanız bu güzel blogu ve bu güzel paylaşımı kirletmemiş ve saptırmamış olursunuz yaptığınız yorumlar blogda sırıtıyor buna inanın bu kadar kaplan kesilicek bir durum yok ortada sakin olun…insanlara saldırmaya harcadığınız enerjinizi birşeyler öğrenmeye harcayın kendinize pay çıkarın buna en fazla ihtiyacı olan anne siz gibi görünüyorsunuz burdan….

    • Ayşenur diyor ki:

      Sizin gibi cesaretlisi çıkmamış şimdiye kadar bakıyorum, hiç tanımasam da kanımın pek ısındığı annevebebişi hariç. Elize sağlık bu yorum için, daha da önemlisi sonunda verdiğiniz tavsiye için.

      Ne demişler, yarası olan gocunur.

      • hülya diyor ki:

        Elif hanım…her defasında yazmıycam diyorum ama siz de görüyorsunuz…mailler gelip duruyor dayanamıyorum bu haksız ca çirkin laflar geliyor…neden nasıl bu insanlar saldırıyor anlam veremiyorum ve gerçekten basit bir fikir ayrılığını bu duruma düşürenlere acıyorum…kişisel olarak yargılamak ne hadlerine….lütfen ama lütfen rica ediyorum konuya el atın ve bana mail gelmesini engelleyin…Ayşenur hanım ve diğerleri yazıkki hala saldırıyorsunuz ne için kim için……yazık ki sizin gibilerle daha cok yolda kalırız….tavsiye vereceğinize saygılı olmayı öğrenin…tanımadığınız birine ithamlarda bulunmayın lütfen…tabi anlayabilcekseniz…

    • hülya diyor ki:

      yazdıklarınızı tekrar okursanız tanımadığınız bir insan hakkında ön yargılı ve saygısızca yazarak asıl kendinizin kirlettiğinizi anlayabilirsiniz sanırım…İnsanlara fikirlere saldırırsa sanırım siz suskun kalırdınız!!! haksızca cok çirkin bir şekilde bişiyler öğrenmekten bahsediyorsunuz benim kim olduğumu bilmeden öğrenmekten bahsediuorsunuz pardonda siz kim oluyorsunuz da beni yargılıyorsunuz??!!! bazı taraflarında hak vermeme karşın aynı fikirde olmadığım ve Türk evlatlarına terbiyesiz diyen Türk analarına güvensiz diyerek acıyan bir yazıya tepki verdim diye bunu diyebiliyorsanız bence sizin öncelikli yardıma ihtiyacınız olduğu ortada…İnanamıyorum ya bi insan nasıl bunları yazabilir…yazık…ama isterseniz sizi de alkışlayayım…

  67. Nuran diyor ki:

    Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere "Türk anneler neyi FARKLI yapar" neyi yanlış eksik kötü yapar değil….
    Elifanne sormuş,napsın kadın da yazıvermiş :)

    Bu yüzden yazıyı önyargısız okudum,gayet yalın yazılmış,subjektif yazılmış bir yazı..

    Ama ben olaya Alman anne,Türk anne,Fransız anne ayrımı olarak bakmadığımdan,sadece ANNE olarak baktığımdan hiç milliyetçi anne tarafım çıkmadı ortaya…Tabi çok sınırlar aşılmadığı,aşağılamar olmadığı sürece.

    Velhasıl anne annedir benim için…sadece sıfatları değişebilir gözümde "ilgili anne" "ilgisiz anne" vefakar cefakar genişş rahat anne gibi gibi gibi….

    Tüm annelere sevgiler :) )

  68. Seda C. diyor ki:

    Tamamına katılmasam da çok beğendim yazıyı. Benim kendi adıma tespitim çevrenin de çok etkisi olduğu, sadece anneanne, babaanne, dedeyi kastetmiyorum diğer arkadaşlar, arkadaşların çocukları onların tutumları vs de çok etkileyebiliyor. Ben mesela Amerika'da yaşarken oğluma davrandığım şekilde davranamıyorum burada. Bahane değil ama çevreye ayak uyduruyoruz bir şekilde. Uyku, araba koltuğu gibi konular buna dahil değil tabi ki, bence çocuklar 8'de yatakta olmalı, Türkiye'de çocuklar neden bu kadar geç yatıyor ve az uyuyor anlayamıyorum. Yanlış anaşılmasın benim oğlumda çok kolay uyuyan bir çocuk değil ama sanırım onun zamanında uyuması ve uykusunu alması benim için öncelikle konulardan. Yine pek dertli olduğum bir konuya parmak basmışrın Elifcim, yaz yaz bitiremem ben.
    sevgiler

  69. Seda C. diyor ki:

    Tamamına katılmasam da çok beğendim yazıyı. Benim kendi adıma tespitim çevrenin de çok etkisi olduğu, sadece anneanne, babaanne, dedeyi kastetmiyorum diğer arkadaşlar, arkadaşların çocukları onların tutumları vs de çok etkileyebiliyor. Ben mesela Amerika'da yaşarken oğluma davrandığım şekilde davranamıyorum burada. Bahane değil ama çevreye ayak uyduruyoruz bir şekilde. Uyku, araba koltuğu gibi konular buna dahil değil tabi ki, bence çocuklar 8'de yatakta olmalı, Türkiye'de çocuklar neden bu kadar geç yatıyor ve az uyuyor anlayamıyorum. Yanlış anaşılmasın benim oğlumda çok kolay uyuyan bir çocuk değil ama sanırım onun zamanında uyuması ve uykusunu alması benim için öncelikle konulardan. Yine pek dertli olduğum bir konuya parmak basmışsın Elifcim, yaz yaz bitiremem ben.
    sevgiler

  70. Seda C. diyor ki:

    ben yazıyı okuyunca yorumları okumadan heyacanla yorum yazdım ama yorumları okuyunca (ki hepsini okuyamadım) şok oldum. Türk annelerin ne kadar yumuşak karnıymış bu konu. Olay Alman Turk olayı değil, şu bir gerçek ki batılı ülkelerde çocuklar farklı yetiştiriliyor. Yabancıların çocuklarına sahip çıkmaması vs konularında yorum yazanlar kaç tane yabancı aileyi yakından tanıyor merak ediyorum. Çünkü bu tip konular bize anlatılan hikayeler gibi değil. Biz millet olarak kendi uydurduğumuz yalanlarla yaşamayı başka hiçbirşey görmemeyi tercih ediyoruz. Ve bir yabancının art niyetsiz yazdığını düşündüğüm bir yazısına tahammül bile edemeyip konuyu nerelere getiriyoruz. Sonra bizim yetiştirdiğimiz çocukların dünya vatandaşı olmasını bekliyoruz. Bu çocuklar günün birinde dünyanın başka bir yerinde yaşarsa sudan çıkmış balık gibi olacaklar. lütfen kafanızı kumdan çıkarın ve biraz daha geniş bakın olaylar. Türkiye'de çocuklar hakkını aramak adına başkalarının hakkına saygısız, bencil ve şımarık yetiştiriliyor. sosya ekonomik duruma göre örnekler değişebilir ama işin özü hiç değişmiyor.

  71. Nilüfer diyor ki:

    Merhabalar;
    Alman disiplini altında yetişen çocukların ileride bilinç ve sorumluluk sahibi olduğu bir gerçektir.Çünkü,almanlar üç yada dört yaşında ki çocuklarını kendi giydirmez(giyinmeyi öğrenirler)kaşık ellerinde yemek yedirmeye peşinde koşmazlar(yemek saati yemek yenir)uyusun diye bebeklikten çıkmış çocukları koyunlarına alıp yatmazlar(o bir bireydir. artık şimdi biz nasıl bunu yapamıyorsak onlarda yapamaz) Ama bu çocuklarını Türk annelerinden az sevdiği anlamına gelmez elbette.Sevgiyle büyütmek gerçek,şımarık olarak büyütmek geleceğe yatırım olmaz.Aşırı korumacılık en başta çocuk için sakıncalıdır.Hayatta tek başına kaldığı anlarda güvensiz,korumasız kalırlar.Bu gerçektir.Çocuk sevilir hemde çok sevilir.Der ki uzmanlar dokunun çocuğunuza,sarılın,sevginizi iliklerine kadar hissetsin..Fakat bebek muamelisi yapmayalım üç dört yaşında ki çocuklara.Anne baba gözünde evlat büyümez derler evet ama şimdi uyusun diye koynumuza aldığımız çocuklarımız o koyunu bulamadıklarında ne olduklarını şaşırmasınlar,asıl o zaman kapanmayacak yaralar açılmasın yüreklerinde.Herkesin tarzı ve düşüncesi kendine doğru hepsine sonsuz saygım var.Bu sadece benim düşüncelerim.Türk olmak büyük gurur tartışmam bile,Türk annesi olmak bizim kendi aramızda anlayacağımız bir dil gibidir.Fakat bu konuyu da ülkeler arası anne savaşlarına getirmeye gerek yok:) Hepimiz anneyiz+anne adayıyız.

  72. Derya diyor ki:

    Anlamadığım, neden bu kadar kişisel algılandığı?
    Bu anne aslında o kadar mantıklı ve faydalı olabilecek şeyler yazmış ki… Neredeyse iki ülke arasında gizli bir soğuk savaş varmış gibi bir savunmadır gidiyor. Şaşırtıcı

  73. Yukarıdaki konunun ufak bir parçası ama Almanyada yaşayan akrabalarımız buraya geldikçe çocuklarının "alman" ekolüne göre yetiştirdikleri için aile büyüklerimiz tarafından sürekli eleştriliyorlar ama bence çok da yanlış değil çocukların "adam yerine konmaları" ve "temel ihityaçlarını -olabildiğince- kendilerinin görmeleri…
    Örneğin Almanyada 3 yaşından itibaren çocukların yuvaya gitmelri gerekiyor ve babaannemize göre bu çocuğu eziyor. Bence ezmiyor ama seneye 3,5 yaşına girecek çocuğumu oyun grubuna göndermek için psikolojik savaş vereceğim biliyorum.

    Almanyada yaşayan akraba çocuklarımızdaki (aile tamamiyle türk, mimar anne-baba ve orta-üstü ekonomik durumdalar) ) ilgimi çeken davranışlar ise şunlar:
    7 yaşındaki çocuk arabaya binerken öne geçeceğim diye kendini parçalamıyor ve kendi kemerini kendisi takıyor.
    3,5 yaşındaki çocuk kendi yemeğini kendi yiyor, kendisi giyiniyor, kilotlu çorabı bile giyebiliyor tek başına.. Hatta o kadar ki burada yetişen 5 yaşındaki kuzeniyle davranışiları karşılaştırıldığında 3,5 yaşındaki çocuk daha kendinden emin, becerikli ve düzenli..

    Herhangi bişeye kızıp oyuncaklarını yere fırlattıklarında o oyuncak hemen çöpe(anne baba toplayıp bunları başkalarına veriyorlarmış) gidiyor ve çocuk bunu bildiğinden bunu yapmıyor.
    Gece yatarken oyuncaklar toplanıyor
    Günde iki kere diş fırçalanıyor bunun için ann-baba yalvarmıyor…

    Ben şahsen bu konuları önemsiyorum ama anneanne-babanne baskıları nedeniyle şımaran çocuğumu dizginlemekte zorlanıyorum.

  74. blogcuanne diyor ki:

    Bu konuyu kişiselleştirmeden, başkalarına saldırmadan tartışabileceksek devam edelim.

    Bu haliyle devam ederse yorumları kapatmak zorunda kalacağım, ki istemiyorum.

    Yorumu yazmadan önce, seslendiğimiz kişinin karşımızda olduğunu varsayıp, yazmak istediğimiz şeyi yüzüne de bu kadar kolay söyler miydik diye düşünürsek daha az kırıcı olabiliriz.

    Sinirimiz vermek istediğimiz mesajların önüne geçiyor. Söylemek istediklerimiz bulanıyor. Yazık oluyor.

  75. Okay diyor ki:

    Bütün yorumları okuyamadım, ama okuduklarım arasında alıngan anneler baya var. Yabancı biri bizim toplum hakkında yorum yapınca daha mı bir alıngan oluyoruz.Alman annenin yorumlarına katılmaya bilirsiniz ama bazılarınız savunmaya geçer tavırlarda.
    Şimdi enson okuduğumda yorumda ise aşağılanmaktan bahsetmiş ama asıl aşağılanmayı kendisi yapıyor farkında değil.
    Çocuklarımıza en iyi biz örnek oluruz, kendinize dikkat edin, alınganlığa gerek yok. iyi akşamlar herkese

  76. ayşe diyor ki:

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.as

    burda da çinli anne-batılı anne var :) yorumların üstüne nette dolaşırken rastladım,ilginç geldi.

  77. Uyusundabuyusun diyor ki:

    Yazık valla! Yazılanların subjetif olduğunu belirtmesine rağmen misafir anne, yarası olan gocunnur misali Türklük savunması yapılmış çoğu yorumda. Yazıda a'dan z'ye birçok şey anlatılıyor ama bazı noktalara takılıp kalınmış. Mesela kimse, 'Peki gece uyumayan çocuklara çözümünüz ne?' diye sormamış. Halbuki o kadar çok blog, site varki bu sorunlardan bahseden. Nasıl bizden iyi oldukları noktalardan yararlanırız ve bizimkilerin üzerine ekleriz diye düşünmek yerine, bizi kimse eleştiremez tavrına takıldığımız için hiç birşey öğrenemiyoruz millet olarak.

  78. gülgün diyor ki:

    Yaklaşımların bir kısmında ciddi sorun var. Bunca yoruma konu olan yazı kişisel düşüncelerden ibaret. Ne Alman milletini bağlar, ne bizi.

    Hoş annelik adı altında bir kalıp da yok zaten, her birimizin doğruları farklı. Doktorunun kilosu fazla bunun deyip durduğu kızma, annemin aç kalmış yavrucak demesi gibi bir şey bu. Yeri geliyor annemizle bile uyumsuzlaşıyor anneliğimiz, hoş göreceğim kadıncağızın düşüncelerini de, şu terbiyesiz kelimesi kanırtıyor galiba okuyucuyu. onu da Türkçesinin yetersizliğine vermek lazım sanırım, yazının bütününde suçlayıcı ifadelerden çok tespitler var çünkü.

    Gelin genellemeyelim şu annelik işini, bir saat önce Eminönü meydanında etekleri yerleri süpüre süpüre çocuğuna meyvalı yoğurt yediren anneye sinir olan ben, cuma günü karne alırken-üstelik taşınacağımız için -okulundaki son gününü yaşayan sekiz yaşındaki kızımı yalnız bıraktım. Kim daha iyi anne? Sebep ne olursa olsun işinden iki saat ayıramamış ben mi, sokak ortasında bile yemek tıkıştıracak kadar psikopata bağlamış o kadıncağız mı?

    Galiba en iyisi kendi anneliğimizle haşır neşir olmak…
    sevgimle

  79. Gokce diyor ki:

    Henuz anne degilim ama anne olmak icin yanip tutusanlardanim. Cocuk yetistirme ve cocugu anlama konusu beni de cok dusunduren bir konu oldu. Bununla ilgili bir kitap okudum yakin zamanda. Cok eski bir kitap. 1965 yilinda yazilmis ve hala da o gunden bugune ebeveynler tarafindan en cok okunan kitap olmus. Kitabin Adi “Between Parent and Child”, yazari ise Dr. Haim G. Ginott. Merak edip ben de okudum. Gercekten de cocugun psikolojisini anlamak, iletisim kurmak ve hangi kosullarda nasil davranmak gerektigi hakkinda ebeveynlere fikir veren bir kitap. Tehditlere, cezalandirmalara basvurmadan veya cocugu yargilamadan egitmeyi, ofkemizi ve ovgulerimizi abartiya kacmadan dozunda cocugu anlatmayi ebeveynlere ogretmeyi amaclayan bir kitap. Tek tek ornekler veremeyecegim ama okurken boyle bir durumda bu sekilde davranmazdim dedigim oldu. Allah allah hmm boyle mi yapmak lazimmis dedim kendi kendime. Teoride boyle ama bakalim pratige ne kadarini uygulayabilecegiz? Henuz cocuk sahibi olmayan ben basina geleceklerden habersiz bu yaziyi ve 165 yorumu bu isin pratige de iste bu diyerek okudum.

  80. tatoba diyor ki:

    Bu kadar çok yorumdan sonra farklı söz söylemek pek mümkün değil, ancak vurgu yapılabilir. Bence de yazıda verilen örneklere takılmadan genel fikri algılamak önemli. Kendi adıma, böyle bir yazıyı okuduğuma çok memnunum. Yazana ve yayınlayana teşekkür!

  81. tatoba diyor ki:

    Bu kadar çok yorumdan sonra farklı söz söylemek pek mümkün görünmüyor, ancak vurgu yapılabilir. Bence de yazıda verilen örneklere takılmamak lazım, önemli olan genel fikri algılamak. Kendi adıma çok memnun oldum böyle bir yazı okuduğuma. Yazana ve yayınlayana teşekkür!

  82. safak diyor ki:

    gayet güzel anlatmış.. hiç öyle saçma sapan bir milliyetçiliğe soyunmanın ve dahi en mükemmel anne türk annesidir çığırtkanlığı yapmanın bir manası yok hanımlar..

    dışarıdan bakınca aynen de böyle görünüyoruz işte. güneye tatile gittiğimizde kim türk kim yabancı anne anlarsınız hemen, bizimkiler ellerinde tabakla dolanır ve çocuk itiraz ederse şiddete bile başvurur.. yabancı annelerse nasıl bir otorite kurmuşlarsa kadın bir kez "çocuklar havuzdan çıkın, eşyalarınızı toplayın yemeğe gidiyoruz " dedimi, lafını ikiletmezler bile.. nasıl oluyorsa oluyo işte ama böyle, mayamız farklı …

    bide bakıcı meselesine gelince, bu konuda doğrudur hiçmi görmediniz allah aşkınıza tatillere bile bakıcıları ile çıkanları, Türk kadınlarının özgüven eksikliği olduğu saptaması da çok doğrudur.. bebekleri daha doğmadan kendi annlerini çağırırlar bebeğe baksın diye, bebek 3 aylık olur hala doğurduğu bebeğini yıkayamayan kadınlar vardır..

    kızımı dünyaya getirdiğimde kimse ellemesin ben bakıcam ona, onu ben içimde büyüttüm ben doğurdum ne istediğini benden daha iyi kimse bilemez dediğimde herkes bana delirmişim gibi bakıyordu. çünkü onlara da sen yapamazsın ne anlarsın el kadar bebeğe bakmaktan demişler evvelce…

  83. hale diyor ki:

    çok güzel bir yazı olmuş alman annenin yazısı. bence anneler birbirine düşeceğine ya da alman anneye saldıracağına bizim çocuklarımız neden hiç bir işi kendileri yapamıyorlar diye düşünseler daha doğru olur. Bir tatil köyünün açık büfesinde yemeğini kendi alan ufaklıkla peşinden koşturan bir anneye sahip ufaklıktan hangisinin türk hangisinin yabancı olduğunu ayırt etmek için uzman olmaya gerek yok örneğin. ayrıca yaa biz ne biçim bir milletiz valla utandım yukarıdaki bazı yorumalrdan. en ufak bir eleştiride-ki eleştiri bile değil kadın kendi gözlemlerini yazmış- hemen en iğrenç halini takınıyor bütün melek anneler. yazık.

  84. mine diyor ki:

    ben almanya yasiyorum.Evlenip geldim buraya,19 yildir da buradayim.iki cocugum var.Kuralci bir aileyle türk geleneklerine göre büyüdüm.Burada annemden de ögrendiklerimle,o zaman ben ne istiyordum diyerek cocuk yetistiriyorum simdi.Kendinizi dinleyin en cok!(ben ne isterdim,kizimin yasindayken ne yapmak hosuma giderdi,bana bu sekilde yaklasilinca ben ne düsünüyordum diye)ne annem gibi bir anneyim,ne de buradaki anneler gibiyim.ben sadece kendi cocuklarimin annesiyim!her ailenin egitimi ayni degildir,kültürü ayni degildir(cerkez,kürt,laz…)her insan farkli sartlarda,farkli ortamlarda büyümüstür.Özgüveni olmayan bir insan ne kadar zayifsa,özgüveni fazla gelisen insan da bir o kadar zayiftir bence!biz bir alman kadar rahat cocuk yetistiremeyiz kesinlikle!(dinimiz farkli,kültürümüz farkli,hayata bakisimiz bile farkli),Ben cocugumu hayata hazirlayip sonra 18 yasina gelince ben seni yalniz kalacak sekilde yetistirdim diyerek ayri eve cikaramam!Türk milletinde aile esastir,en azindan cekirdek aileyi koruyalim lütfen!benim cocuklarim bu aileden yalniz bir aile olmak icin kopabilir!Arkadaslar yaziyi yazan arkadasa katiliyorum veya katilmiyorum söz konusu bile olamaz!gözlemlediklerini yazmis kendi fikrince saygi duyarim!Cocuga giden tek yol,sevgidir,sevginizi esirgemeyin cocuklarinizdan!Gerektiginde kurallar koyun sebeplerini anlatarak,gerektiginde cezalar verin yasina göre,ama onu sevdiginiz icin bunlari yaptiginizi bilmesini saglayin!Cocugunuz sizin sevginizden eminse kurallariniz,korumaciliginiz,simartmalariniz asla zarar vermez ona!neyi neden yaptiginizi bilin,karsinizdakine kendinizi anlatin ama herseyi yaparken sevgiyle yapin!
    Sevgiyle kalin!Rabbime emanet olun insaallah!

  85. Tuğçe Karleen diyor ki:

    Bunların söylenmesi çok doğal çünkü kadın yalan söylemiyor, ben de türk bir anne ile yabancı bir anne arasındaki farkı iyi bilirim çünkü benim annemde hollandalı, misal türk bir anne sürekli çocuğu kendine bağlı yetiştiriyor bu güzel birşey ama bir hollandalı anneler gibi bir arkadaşça yaklaşamıyor, daha çok içine kapanıyor, bunun yerine kendilerini paralayarak çocuklarına istediklerini yaptırma özgürlüğünü tanıyan anne çıksa çıksa bir bu miletten çıkar diyorum hep ama biraz daha çocuklarına şans tanırlarsa bazı konularda bir de koruma çabalarının yerine çocuklarını sosyalleştirme çabası olsa onlar açısından çok daha iyi olur ..

  86. Nagehan diyor ki:

    1 yıl olmuş bu yazı yazılalı, ben yeni okudum ve annelerin tepkileri beni gerçekten şaşırttı. Yazıda verilen örnekler daha “zengin” bir kesimden olabilir ancak bu örnekleri hepimiz kendi çevrelerimize uyarlayabiliriz bence. Ben oldukça sık görüyorum restoranda kendileri rahat edebilmek için çocuğun eline şeker paketlerini, peçeteleri verip etrafa dağıtmasına göz yuman , dolmuşta, uçakta, otobüste etrafı rahatsız edecek şekilde tabiri caizse şımarıklık yapan çocuklarını susturmayan anneleri. Benim hemen hemen hiç bir arkadaşım oto koltuğu almadı çocuğum oturmayı sevmiyor diyerek, o kadar para verilip alınan pusetler kullanılmadı yine aynı sebepten. Türk olduğum halde bunlar bana bile garip geliyor, bir Alman’a garip gelmesi gayet normal. Henüz anne değilim, o yüzden Alman anneyi eleştiren anneler benim için de “Hele bir anne ol da gör ” diyebilirler :) Çocuk yetiştirmek, kendi kurallarımızı ona kabul ettirmek çok zor, bunu biliyorum ama sırf kendi rahat etmek için çocuğa haddinden fazla özgürlük veren, çocuğunu asla eleştirmeyen anneler olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Türk çocuklar ve yabancı çocuklar arasındaki bariz farkı hepimiz hemen her ortamda konuşulan tatil köyü örneğinden biliyoruz :)
    Kısacası, yazıda uç örnekler verilmiş olması Türk annelerinin çoğunluğunda otorite “dengesizliği” olduğunu değiştirmez.

  87. buket diyor ki:

    Ben büyük çoğunluğuna katılıyorum…Bizim ülkemizde aileler çocukları değil çocuklar aileleri büyütüyor.18inde çocuklarını dımdızlak bırakmak ne demek…18 demek reşit demek zaten…önceden her düştüğünde yanlış manevra yapmadıysanız, 18inden sonra da sizinle devamlı rahat ve doğru bir ieltişim içindeyse zaten artık tam bir birey olmaya başlamalı, hatta olmalı…ama bize 25 yaşındaki üniversite öğrencisine hala yemek ye diyen aileler var…32 yaşındayım hala annem-babam ne yapmam gerektiğini söylüyor. Bu çok büyük bir yanlış…tatil beldelerinde yabancı turistlerin çocuklarının açlıktan ölmekte olduğunu, veya çocuğun bir yeri kanayınca koşup yanına panik yapmayan ailleri duyarsız sanıyoruz…sonra asla güvenli ve özgür olamıyorlar…DİKKAT EDİN PEK ÇOK KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN TEMELİ AİLEDİR…

  88. buket diyor ki:

    aaa temel savunma ve toplumsal paranoyamızın sloganını unutmuşum “anne olunca anlarsın”…Çocuklarınıza doğruyu gösterin, ama doğrunun ne olduğunu söylemeyin. o seçsin….hayat gibi değer yargılarımız, ahlak ve din kuralları, hukuk kuralları hep bizi bir yere sevkeder ama seçimi biz yaparız..sonuçlarına da biz katlanırız. o zaman katlanabilmemiz için küçükken öğrenmemiz lazım. Çok basit. Evet çocuğunuza ne yapması gerektiğini asla söylemeyin. çünkü belki sizin baış açınız o olay için o kadar da doğru değildir. babasına da sorun..çok aşırı durumda gerçekten bir uzman fikri alın. ne yapması gerektiğini söylemeyin, siz olsaydınız ne yapardınız onu konuşun…sohbet edin..ama kim uğraşacak..o kadar çok çalışıp üstüne ev işi, 1-2 saat için çay ve dinlenme..biz de insanız değil mi…çocuklarımızla gerçekten konuşacak vaktimiz yok, sadece kestirmeden yöntem ve cevabı bulup vermek…ödevlerini bile yapmak bazen:)) şimdi düşüp kanamazlarsa ileride emin olun sizi çok kanatacaklar…bırakın kirletsinler, düşsünler, o kadar da aç değillerdir belki, bırakın yemeği yemek saatinde yemeyi öğrensinler…sırf zorla yemek yedirmekten çiğneme güüsü geciken çocukları gördüm…ne tür bir ruh hali ki bu. sadece bedenlerini değil beyinlerini ve ruhlarını geliştirin. yemedim yedirdim, giymedim giydirdim..neden acaba, sebep ne? sen ye, o da yemesi gerektiğini görsün…nerde yırtınan bir çocuk, bağıran bir baba, çocuğu bağırarak susturmaya çalışan bir anne varsa o bir türk ailesidir. her şey kararında olmalı…ama genel olarak bizim ailelerimiz çocuğa güven ve sorumlulu vermekte başarısız…bir gün metroda yabancı bir çocuk karşımda oturuyordu..yanında babası dikiliyordu…bir hamile bayan geldi…çocuk baktı ama oralı olmadı, babasıyla göz göze geldiler…babası; sen bilirsin, ne yapman gerekiyor ya da ne yapmak şu an aklından geçiyorsa onu yap…çocuk kalktı ve bayana yer verdi.bizim babalarımız ise direkt sonucu söylerdi; “kalk oğlum, teyzen otursun” ya da hiç bir şey döken çocuğun yanında babayı gözlemlediniz mi…bağırır, çağırır, kızar, annesi kızma, çocuk işte der…çocuğun gözyaşını siler…çöpü de ya baba ya anne toplar…doğru olduğunu sanırız…ama beğenmediğimiz yabancılar hiç olayı bu kadar dramatize etmez. çocukla kısa ve özlü bir sohbet yapar ve bakarsınız çöpleri toplar…yani sonuçlarına katlanmayı öğrenir. ikisi de öğreniyor sonuçta..biri er biri geç..biri doğru biri yanlış…ileride genellikle tüm çöplerini anne-babaların toplaması beklenen bir nesil doğuyor…

  89. Deniz diyor ki:

    Esi Kanadali Turk bir bayan olarak cocuk iki dilli ortamda (bizim durumumuzda uc olacak esim Quebec eyaletinden oldugi icin) diye arastirirken tesadufen bu blogu buldum. Once hem bu blogun sahibine hem de Alman anneye emekleri icin cok tesekkurler. “Alman kadin kendini ustun goruyor, Alman anneler soyle kotu boyle kotu” gibi yorumlari gorunce utandim. “Sen kesin Kurtsundur”e ise hic deginmeyecegim. Bayan yillardir Turkiye’de, belli ki buyuk cabayla da Turkce ogrenmis. Almanya’da yasayan bir suru Turk bayan var iki kelime Almanca konusamayan. Bu bayan kendini ustun gorse bu ozeni niye gostersin.

    Once kendine guven olayina deginmek istedim. Kanada’ya kisa sureligine yerlesmis bir lise arkadasim bir sure once dogum yapti. “Biz simdi sudan cikmis baliga doneriz” diye iki gidim ingilizce fransizca bilmeyen annesini buralara kadar getirtti yardimci olsun diye, bir oda bir salon eve sigistilar. Ayni anda evlat sahibi olan Kanada’li arkadasimsa esiyle gayet guzel bebeklerine bakiyorlar kimseyi sehir sehir dolastirmadan. Yorum sizin.

    “Bu yabancilar cocuklarini 18inde kapinin onune koyuyor” ise YANLIS. Bir iki ornek gordunuz diye uydurmayin oyle. Bizde de bircok kiz koca kapisinin onune erken yasta birakilmiyor mu? Yabancilarin cocuklarini attiklari sadece bir sehir evsanesi. Onlar da cocuklarini bizim kadar seviyor, okutuyorlar, zarar gorsun istemiyorlar. Universite’de bircok arkadasim ailesiyle yasiyordu, sehir disindan gelenler ise hem surekli ailesiyle konusuyor hem de surekli birbirlerini ziyaret ediyorlardi. Ayrica burada dogum izni bir sene, maasinizin buyuk kismini da aliyorsunuz ve dondugunuzde isiniz garanti. Bildigim kadariyla da Almanya’da da sistem benzer. Anne ve cocuga ve aralarindaki baga buyuk onem veriliyor. Cocuklarimizin arkasindan yemek tabagi paltoyla kosturuyoruz diye biz daha cok sevmiyoruz. Hem inkar etmeyin bircok cocugun evlenene kadar ailesiyle yasamasinin buyuk bir nedeni ekonomik zorunluluk. Kanada’da meslek sahibi gencler maaslariyle kendi evlerini cekip cevirebiliyorlar. Masraflarini karsiliyorlar. Turkiye’de ister cift masteriniz olsun bu cok zor. Ozellikle Istanbul gibi pahali bir sehirde. Ayrica burada kendi basina yasayan genc bayanlara kotu gozle bakilmiyor. Hic oyle orada da cocuga kadina siddet oluyor demeyim. Siddet olaylari burada polise bildiriliyor. Ulkemizde de kac kadi var kendisine vuran esini sikayet eden? Zavalli Almanlar bu yeni cikan ve Alman kokenli olmayan namus cinayetleriyle basedemiyorlar.

    Yabancilar uyusturucu kullaniyor gencler yalniz ve depresife gelince, Turkiye’de psikologa gitmek depresyonda oldugunu soylemek buyuk tabu. Siddet olaylari gibi ortpas ediliyor. Sokaga cikip hic sokakta yatan tinerci cocuklari bazilari farketmemis. Genclerimizin ustunde buyuk aile baskisi, , ekonomik sorunlar merak etmeyin cogu depresif.

    Kendimizi bazen fazla begeniyoruz, bazi gercekleri duyunca hosumuza gitmiyor. Uzun bir sure once yazilmis bir yazi, yorumumu okuyan olur mu bilmiyorum ama gorusumu paylasmak istedim.

  90. özlem diyor ki:

    Almanya’da doğumuş büyümüş ve memleketi ve eşinin aşkı uğruna Türkiye’ye yerleşen biri olarak Bayanın yazdıklarına çok katılıyorum. Hatta hep etrafıma baktığımda arkadaşlarıma söylüyordum “çocukları burda çok farklı yetiştiriyorlar” diye. Burada çocuklar çok el üstünde tutuluyorlar, ne mutlu onlara, ama bence bu onlara ilerde karşılacakları sorunlara yeterince hazırlamıyor. Almanaya’da biz 15 yaşından itibaren kendi paramızı kazanır, derslerimizde en başarılı olmak için tek başımıza azimle çalışır, üstüne bir de başka çocukları çalıştırırdık. Bırakın TÜRK Anne Babamın bana ders çalışırken Çay, pasta, kek getirmesini, sofrada ki yemeği yemediğim zaman aç uyurdum.
    Tabi ki herkesin kendince bir yetiştirme tarzı vardır. Ama bence güçlü, kendine güvenen, bir şeyleri sorgulayabilip, yorum yapabilen, aklını kullanan, merhametli ve çalışkan, saygılı olan ve kıymet değer bilen çocuk ve insanlara ithiyacı var Toplumumuzun. Bunun da yolu aile içi eğitimden geçiyor.
    Saygılarımla, Özlem

  91. Yasemin diyor ki:

    !ust gelir anneleri icin (misal bazen burda konuk olan, blog tutan birkac anne icin) dogru tespitler, maalesef ki! Yurtdisindayim, esim yabanci o da yazsa boyle bir turkce ile guzelce yazarmis;)

  92. mert in annesi diyor ki:

    merhaba elif ,yazızı ve yorumlardan çoğunu okudum.
    benim fikrimi sorarsan annelik hem içten gelen bir dürtü hem de öğrenilen bir olgu. kız çocuklarının eline tutuşturulan bebekle başlıyor annelik provaları.biz türk toplumu olarak çok duygusalız anne baba fark etmiyor. mantığımız genelde 2. planda kalıyor.çocuklarımızın önüne en iyisini sunmak tek derdimiz. 3 dilim pasta varsa aile 4 kişi ise bir yetişkin yemez mutlaka yavrusu yesin diye. bu çok güzel aslında olması gereken de bu . ama ne oluyor bizim çocuklarımız mücadeleyi bilmiyor.
    ben oğlum bana ne zaman ihtiyaç duysa yanında olmak isterim. ama bazı şeyleri de tek başına başarsın isterim.tatilde bana ilginç gelen gözlemimi paylaşmak istiyorum. türk aileleri 4,5,6 yaşındaki çocuklarına kolluk,simit ve hem kolluk hem simitle havuza sokarken. ( havuz 110cm ) ingiliz ve polonyalı aileler kendi çocuklarını ya kolluksuz yada yarım yamalak şişirilmiş kolluklarla suya soktu. ne mi oldu onlar bata çıka öğrendi. bizimkiler öğrenemedi.benim oğlum kolluğunu takmayı unutup atladığında çığlığı bastım ben ! :) eşimin de yorumu benim boğduracak çocuğum yok ! oldu :) ))kursa gider öğrenir sonuçta.
    düşününce çeşit çeşit anne var. anne var annecik var der benim anneannem. kim anne kim annecik tartışılır. sevgi aldı ile bir çocuk sevgi dağıtır. sevginin yanında sınırı da öğretmeliyiz.oğlum kendi ayakları üstünde dursun istiyorum. ama yaşından önce bazı şeyleri üstlenmesi de gerekmiyor. oğlumun bir sınıf arkadaşı (kız çocuğu ) 6 yaşında bütüngün evde yalnız kalıp ev işi yapıyor evi topluyormuş! Annesi de marifetmiş gibi anlatıyor. ya deprem olsa,yangın çıksa dedim. o kaçar dedi !!!
    oğlum kendi kendine banyo yapıyor çok mutlu ,bakkala gidiyor, kendine su dolduruyor,dolaptan yiyeceğini alıyor. uyku saati dediğimde koyun koyuna yatıp uyuyoruz:( o uykuya dalınca ben kendi yatağıma ) giyiniyor zevkine göre,parfümler sıkıyor,saçını tarıyor. mutlu bir çocuk. hayatı öğreticem diye oğluma kastım yok. evelallah sağlıklı olalım da yanlarında olalım. herşeyi kaldırabilecekleri yaşta öğrensinler.
    bu arada eskiden ben de elde kaşık koşardım . şimdi oğluma seçenekleri söyleyip acıkıp acıkmadığını soruyorum.aç karnına da balıkyağını içiriyorum iyice acıksın diye.sabah yemezse öğlene doğru yiyiyor. öğlen yemezse akşam silip süpürüyor. bunu yapabilmem için 6 yıl gerekti :) 3 aydır uyguluyorum 1 kg aldı. o mutlu ben mutlu. ama okul zamanı aç aç yollayamam sabah baskıcı anne moduma dönerim sanki:)))
    her anne farklıdır. çocuğunu seven ve yaptığı herşeyi onun iyiliği için yapan tüm annelerin ellerinden öperim …

  93. ebru diyor ki:

    Ne kadar acı değil mi… Yabancı bir kadın gözlemlerini yazıyor ve bizim kadınlarımız olumsuz tek bir satıra bile katlanamıyor…

  94. lilala diyor ki:

    Arkadaşlar, Alman annenin Türk annelerini gözlemlesinde bir noktayı atlamışsınız.. Oranın eğitim sistemi yapısıyla Türkiye’nin yapısı bambaşka. Hiç bir gelişmiş ülkede bizim eğitim sistemimiz kadar zor bir eğitim sistemi yok. Bende liseyi yurtdışında okudum. Ödevler okulda yapılır, okul sonrası sosyal aktivitelerle geçerdi zaman. Tabii ki bizim ülkemizde ödevini okulda unutan ve ödevlerini annelerin yaptığı öğrenciler olur, öğrencilerin üstüne o kadar düşülüyor ki, ben bizzat yaşadım aradaki farkı.. Bizim çocuklarımızdan 15 yaşında iş bulmalarını bekleyemezsiniz, zaten sistem izin vermiyor ona. Çocuğun üstünde öyle yükler oluyor ki.. Okul, dersane, üniversite sınavı, sınavı kazanma psikolojisi.. Yani Alman birinin bu sistemi anlaması çok zor.. Annelerde doğal olarak çocuklarının iyi bir gelecek kazanması için çalışmalarını takip ediyorlar, bundan daha doğal birşey olamaz.

    Annelerin korumacılığı ile ilgili bölüme katılıyorum. Ancak o biraz kültürle alakalı. Yunan arkadaşım kendi ülkelerinde de bebeklere aynı şekilde özenli davranıldığından bahseder hep. Bir diğer noktada, bakıcıya bırakma, anneanne babanneye bırakma ile ilgili şu var, Türkiye’de anneler ne kadar desarj olabiliyorlar? Onu da tartışmak lazım… 6 ay bebeğime kendim baktım, gazlı ve hiç uyumayan bir bebeğim vardı. O dönem bunları paylaşacak veya desarj olabilecek bir sosyal aktivite çok aradım ama bulamadım. Yurtdışındaki yabancı arkadaşlarım ücretsiz yoga kursları, anneli bebekli göl kampları, bebek masajları, özel anne seansları gibi aktivitelerden bahsederken bizim ülkemizde daha yeni yeni anne-bebek yoga kursları başladı ve tabii fiyatıda herkesin karşılayabileceği cinsten değil. Onun dışında, yurtdışında her adım başı park bahçe varken ve anneler bebeklerini rahatça park bahçelerde dolaştırırken, bizim ülkemizde bir tek gidebilecegimiz yer alısveris merkezi. Acıkcasi bana rahatlamaktan cok eziyet gibi geliyor. Onu birakin avrupada is sonrasi sosyal hayata cok onem verilirken, bizler gerekirse mesaiye kalip pek sevmedigimiz ve mutlu olmadigimiz islerde calisiyoruz. Istifa ettigimzide kimse Almanyadaki gibi elimize maas vermiyor, veya cok rahat is degistiremiyoruz. Bu gibi imkanlar bizede verilse, bizim annelerimizinde yüzü güler, yatili bakiciya ihtiyac duymazlar, cocuklariyla bol bol zaman gecirirler.

  95. Ayşim diyor ki:

    Bu yazıyı yeni gördüm. Tüm yorumları ayrıntıyla okuyamadım ama genel anlamda gördüğüm kadarıyla bazı yorumlarda Alman anne eleştirilmiş, çoğu kişiyse hak vermiş. Bense farklı bir açıdan bakacağım (olay Alman-Türk anne tartışmasına döndüğü için önemli noktalar gözden kaçmış bence…), Alman anne Türk annelerinin çocuklarına biblo muamelesi yapıp, gece uyanmalarında bile bakıcıların eline bırakmasını mı yoksa her anlamda çok üstlerine düşmelerini, aşırı ilgi göstermelerini mi eleştiriyor? Hayır yani, iki noktada da eleştirilecek haklı yanlar olabilir ama bir insan eleştiri yaparken iki zıt kutbu aynı anda eleştirirse bence kendi de ne dediğini bilmiyordur…Ben bunun dil sorunu olduğunu düşünmüyorum kesinlikle, dili gayet başarılı ama eleştireyim derken kendi kafası da karışmış bence. Bir de Türkiye’nin en tanınan dershanelerinden birinin sahibi olan enişteme durumu sordum, anneler gelip derslerde not alır mı diye, kahkahayla güldü ve böyle bir şeyi yıllarca bu işin içinde olduğu halde bir kere bile duymadığını, şehir efsanesinden başka bir şey olmadığını, bir ebeveyn buna kalkışsa bile hiç bir hocanın (her şeyden önce kendilerine veya derslerine saygısızlık olacağı için) böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini söyledi..En fazla çocukları çok hastadır, gelir evde çalışsınlar diye ders notlarını veya çocuğun kaçırdığı testi alırlar (ki bu gayet doğal, yetişkin bir insan da bunu arkadaşından rica eder, annelikle alakası yok bunun), öyle şey mi olurmuş dedi..Bana da sırf yazılmak için yazılmış gibi geldi bu..Son olarak, ay ben kaldıramam, canım yanar doğum yapamam mı??? Hayat insanların çevresindeki 3-5 kişiden ibaret değildir..Anlaşılan kendisi bu blogu hiç okumamış, normal doğum yapmak için her şeyi yapan, hayatını tehlikeye atmaya kalkan, hatta en son normal doğum yapamadığı için ‘çocuklarımı ben doğurmadım’ diyecek kadar bunalıma girmiş olan anne! Sezeryan olanların çektikleri acılar, yüzde doksanının hastane ve doktor yüzünden oldum çok pişmanım demeleri, korkutularak bu yola sokulmaları..Kaç kişi vardır Allah aşkına, ay çok acıyacak diye normal doğumdan anında vazgeçen! Ben Alman annenin eleştirilerine kızmadım, şahsına karşı negatif bir tutumum da yok sonuçta tanımam etmem, haklı olduğu yerler de olabilir, asla da kimsenin milletine, ırkına, anneliğine laf etmem.. Ama bunlar da benim düşünce ve eleştirilerim, yazdıklarını tutarlı ve mantıklı bulmadım şahsen..Sevgiler…

  96. be diyor ki:

    kendimi asla ve kati surette bu yazılan türk anne sınıfına sokmuyorum istemiyorum beğenmiyorum doğru bulmuyorum :) ama türkiyenin de çocuk dostu bir ğlke olduğuna inanmıyorum aynı zamanda da, çocukları rahat bırakalım, öyle atkı bereymiş, sarıp sarmalamakmış peşinde pervane olmakmış, kendin yapamazsınmış, baya mantıksız, çocuklarımıza güvenelim onlar herşeyi kendibaşına yapacak kadar zeki birer bireylerdir.

  97. nesliname diyor ki:

    Almanlara karsi kesinlikle kötü niyet beslemiyorum. Benimde bir cok arkadasim var alman. Ve almanyada yasayan birisi olarak yaziyorum.
    Ben türküm ve bir anneyim türk anneyim Elhamdülillah ve bununlada gurur duyuyorum. Alman aileler 18 yasindan sonra hatta 16 yasindan sonra cocuklarini evden def ediyorlar. Alman annemiz malesef türk anneleri bence yeterince gözlemleyememis. Alman anneler cok kati kuralci 2 yasindaki cocuga bile 10 yasinda gibi davraniyorlar. Yok yok kalsin ben böyle annelik istemiyorum. Mutluyum Türk Annesiyim cok sükür vede kiyamiyorum evet degil 18 yasina 58 yasina gelse bile yinede kiyamam Allah ömür verirse insallah.

  98. bulent diyor ki:

    Almanlar da cocuklarina bizim kadar ilgi gostermiyolar boylelikle ebeveynlerin cogu hayatini yasli bakimevinde noktaliyor…biz ise bize o ilgi ve sevgiyi gosteren annemizin babamizin altini temizliyoruz. Hem de hic soylenmeden… birakin bu avrupa tarzi sacmaligini… annemi babami cok seviyorum… bu makaleye benzer sekilde buyutuldum… hayatta basariliyim ve ailemi cok seviyorum…

Trackbacks for this post

  1. Tweets that mention Alman bir annenin gözünden Türk anneler: -- Topsy.com
  2. İçimdeki Birleşmiş Milletler « Blogcu Anne

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Kadın Halleri, Konuk Yazar (229 / 321 makale)


Yabancı blogları gezerken bir bloga rastladım geçenlerde: Life Without Pink. Pembesiz Hayat. Hemen anladım ne olduğunu. Kız çocuğu olmayan bir ...