5 Yorum

Son değil

Ölüm, son değil. Neden, biliyor musunuz? O kadar basit değil.

Bazı insanlar var, hayatı bir başka yaşıyorlar. Cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, her anın tadını çıkararak.

Sonra ansızın çekip gidiyorlar. Geride bıraktıklarını şaşırtarak. Ağlatarak.

Bu tür insanların aramızdan erken ayrılışını “öldü, bitti” diye açıklamak mümkün değil.

“Ölümden sonra ne olur, insanlar nereye gider, nasıl olur, neden olur?” diye ağlarken bir arkadaşım dedi ki bana: “Elif, sen sanıyor musun ki ölünce her şey bitiyor? Sence ruhla beden bir mi? Bu kadar mı? Ölüyoruz… Ve bu mu yani? Hayır, değil. Bu hayattaki misyonunu tamamlıyor ruh. Ama devam ediyor.”

Nasıl devam ettiği kişisine göre değişir. Kimi başka hayata inanır, kimi başka forma, kimi cennete.

Ama yok, bu son değil. Olamaz.

“Toprak onun enerjisini hazmedemez” çünkü. (Kim dediyse bunu ağzına sağlık)

Bu tür zamansız ölümler beni giderek bunun bir son olmadığına daha çok ikna ediyor.

Defne Joy, her zamanki haşarı, sürpriz dolu haliyle, herkesi şaşırtarak bu dünyadaki misyonunu tamamladı.

Gökkuşağının diğer tarafına geçti.

Orada bekliyor.

 

5 yorum

  1. bütün gece rüyamda uğraştım Elif inan ki, çok etkiledi beni. gece Defne'yi her kucağıma alıp emzirdiğimde uykuyla uyanıklık arasında sanki onun oğlunu emziriyormuş gibiydim. o yüzden hiç sesimi çıkarmadım, ışığı yakmadım, Uğur'u dürtmedim ne bileyim sanki bunları yaparsam oğlu Can'ı aç bırakacakmış gibi oldum. biliyoeum kulağa saçma geliyor ama tüm gece işim gücüm buydu resmen.

    Bugün de bir psikolog arayışına giriyorum. Her an ölecekmiş gibi yaşama konusu artık benim hayatımı çok etkilemeye başladı. Sinirlerim çok bozuk, sürekli aklımda bu var…

  2. "somewhere over the rainbow" çok iyi geldi gerçekten, onunla beraber dinliyormuluz gibi hissettim. Huzur içinde uyuması en büyük temennim. Teşekkür ederim Elif, iyiki varsın:)

  3. 'Toprak onun enerjisini hazmedemez'i Levent Üzümcü söylemiş bildiğim kadarıyla Twitter sayfasında.

  4. zaman hic bir seyi unutmamiza yardimci olmuyor sadece "onsuz" yasamaya alisiyoruz. 21 yasindaki kuzenimi terör belasindan ötürü kayp ettigimde de aynisini düsünmüsütüm. Cünkü ölüm yakismamisti ona. Kac sene sürekli birisi naber fistik diye dürtecekmis gibi geldi. Ölüm cok soguk ve bence kimseye yakismiyor. Ama beden ile ruhun ayri olduguna inandigimiz an daha farkli görünüyor ölüm. Annesi sürekli oglu ile konustugunu söylerdi herkes ona deli gözü ile bakardi ama birgün okadar bunaldimki sanki onunla konusuyormus gibi yaptim. sizofren hastasi gibi hissetsemde kendimi, gel kuzen sana bir kahve yapayim iki lak lak edek diyerek basladim. Inanamazsin okadar iyi geldiki ve sanki gercekten yanimdaymis gibi hissettim. Sanki gercekten buradaymis gibi. Ölüm yok olmak degil, ölüm yeni bir baslangic.

  5. Derya çok güzel söylemiş.. Ölün yok olmak değil, ölüm yeni bir başlangıç.. Öyle ya, bu kadar nezih yaratılan insan, nasıl olurda bu meydanda savaşıp sonra yokolabilir. Nereden geldiğimizi düşünüp, nereye gideceğimizi idrak edebilsek ve hep bu aklımızda olarak yaşasak, eminim dünya çok daha güzel bir mekan olurdu. Ana rahmine düşmeden de başka bir yerdeydik, ana rahmi başka bir alem, oradan da dünyaya doğduk..Ölüm ise başka bir araç sadece..