24 Yorum

Çocuk tacizi hakkında ne yapıyorsunuz? Gerçekten?

Kayseri’de yaşanan vahşetten sonra çocuklara yönelik cinsel taciz hakkında yazılar paylaşılmaya başlandı internette. Ben de bu yazılardan çok önemli bulduğum ikisinden alıntılarla bahsetmek istedim.

İlk yazı dün ntvmsnbc.com’da yayınlanan Yüz Kızartıcı Tablo adlı yazı. Araştırmacı yazar Barış Çiçek’in internetteki çocuk istismarını gözler önüne sermek üzerine yaptığı bir deneyi anlatıyor. Yazının tamamı burada, lütfen okuyun.  Özeti ise aşağıda:

  • Pedagog Barış Çiçek, yıllardır sürdürdüğü araştırması için herhangi bir cuma günü öğleden sonra internet sohbet sitelerinden birine girdi. Takma isim olarak Begüm10’u kullanan Çiçek, kendisini 10 yaşında ve beşinci sınıf öğrencisi olarak tanıttı. Şüphe çekmemek için de klavyeyi yavaş kullandı ve kasıtlı imla hataları yaptı.
  • “Begüm10”a ilk yarım saat içinde 43’ü cinsel içerikli, 100 mesaj geldi. Begüm özellikle bu 43 kişiye ilk mesajda 10 yaşında olduğunu tekrar belirtti. Sadece bir kişi yaşı öğrendikten sonra özür dileyerek bağlantısını kesti. Diğerleri ise görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kesilmemesi için olağanüstü çaba sarf etti. Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki bir çocuğa cinselliği öğretmeye çalıştı.
  • Çiçek’e göre istismara karşı yeterli önem verilmiyor: Anne baba bilmiyor, chat yani internette sohbet nedir bilmiyor. İstismar açısından en etkili ortam orası. Çünkü kontrolsüz bir ortam. Çocuğunuzu parka gönderdiğinizde camdan izliyorsunuz. Ama internete girince kontrol dışına çıkıyor. Çocukları internette kandırmak çok daha kolay.
  • Bugüne kadar hep yukarıdan bir şeyler yapılmaya çalışıldı. Akademik çalışmalar, bilgi paylaşımı, dernek faaliyetleri. Ama kitlesel bir etkiye ulaşamıyoruz. Orada kalıyor.
  • Kitlesel araçları kullanmak en önemlisi ve etkilisi. Kuş gribi gibi bir kampanya başlatılmalı.
  • Yapılacak şey şu, çocukları sağlıklı bir şüphecilikle yetiştirmeliyiz. Hayır demeyi öğretmeliyiz. Nasıl sokakta bir kadına sarılamazsınız çocuklara da böyle yaklaşılmalı. Çocuklarımız sürekli öpülmeyi, kendilerine dokunulmasını normal bir şey zannediyorlar.
  • Gelişmiş ülkelerde kreşler, çocuklara bağırmayı öğretiyor. Biz ise hep baskılıyoruz. Sesini yükseltme bağırma, sus gibi… Halbuki çocuk önce tehditleri, sonra da nasıl davranacağını ve kendini savunacağını öğrenmeli.

Bir diğer yazı ise bebekolay.com’un geçtiğimiz haftalarda psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli ile yaptığı röportaj. Onun da tamamı burada: Yazık ki gerçek: Çocuk Tacizi

Prof. Verimli, röportajda pedofilinin tarifini yapıyor, kimlere pedofilik dendiğini anlatıyor.

Pedofili hastaları genellikle 4-10 yaş arasındaki çocukları kurban olarak seçerler. Çocuğun fiziksel özelliklerini ayırt etmezler, daha çok ailesinin titizlenmediği, çocuğun üzerinde her an anne ve babasının elinin olmadığı, anne ve babası dışında kişilerle küçük yaşta karşılaşan çocuklar, daha fazla risk altındadır.

Bu da tamamı okunması gereken bir yazı. Ancak bence içinden çıkarılacak en önemli mesaj, Mor Çatı Sığınma Vakfı’nın bilgilendirme kampanyası dâhilinde  verdiği şu paragraf:

“Çocuklara cinsel istismarda bulunan kişiler çoğunlukla onları şekerle kandırmaya çalışan yabancılar değil, çocuğun tanıdığı, güvendiği, hatta sevdiği aile içinden veya dışından yakınlarıdır. Ensest (aile içi cinsel istismar)çok yaygın olmasına karşın birçok durumda gizli kalır, çünkü çocuklar bunu açıklamakta güçlük yaşar, ayrıca açıkladıklarında da toplumumuzda aileye atfedilen değerler nedeniyle genelde ensestin üzeri örtülmeye çalışılır, suçluların ceza alması önlenir. Ensest konusunda bilimsel araştırma yapmanın güçlükleri açıktır. Buna rağmen birçok ülkede yapılan çalışmalar her 4 çocuktan 1’inin aile içinde cinsel istismar yaşadığı yönündedir.”

İşin zor kısmı, Prof. Verimli’nin de dediği gibi ailelerin (akraba ya da yakın çevrelerindeki) kişiyi fiil işlerken yakalamadıkça pedofilik olduğunu anlayamamaları. Prof. Verimli, genellikle çok gizli, sinsi ve belli etmeksizin eyleme geçeceği günü beklediklerini söylüyor bu kişilerin.

İşte böyle. Sandığınızdan çok daha yakınınızda olabilir cinsel istismar olayı. Ben bundan etkilenmiş olan insanları tanıyorum. Ve bu konuya çok önem veriyorum.

En tahammül edemediğim şey çocuklara yapılan sevgi gösterileri kapsamında popolarına şaplak atılması, oralarının buralarının mıncıklanması. Yetişkinler şirinlik yaptıklarını sanıyor, ama mıncıklanan insanın ÇOCUK olması bunu doğru kılıyor mu? Hangi birimiz bir arkadaşımızın poposuna şaplak atabiliriz sevgi gösterisi olarak?

Deniz’e uzun zamandır vücudundaki özel bölgelerin nereler olduğunu anlatıyoruz. Buraları (pipi-popo) sadece anne-babanın görebileceğini (o da banyosuna ya da tuvalete yardım ederken), bir de doktorun muayene sırasında erişimi olduğunu söylüyoruz. Onun onayı dışında hiç kimsenin, ama hiç kimsenin ona dokunamayacağını, böyle bir durumda hemen gelip bize söylemesi gerektiğini anlatıyoruz. Kafasında yer etti gibi görünüyor.

Ama tabii işi zorlaştıran “gri” bölgeler var. Örneğin, evde bir yardımcımız var, nadiren de olsa o yardım ediyor Deniz’e. Anneanne-babaanne var işin içinde. Ya da, bir arkadaşının evine gittiği zaman, arkadaşın annesi ya da bakıcısı yardımcı olabiliyor bazen tuvalette. Benzer şekilde okulda öğretmenler, yardımcılar var. Sonuçta “sadece anne-baba” kısıtlamasına bağlı kalamıyoruz. Fakat sanırım mesajı aldı. Yardım etmekle DOKUNMAK arasındaki farklı çizebildik galiba. Umarım.

Siz anne-baba olarak bu konuda ne yapıyorsunuz? Çocuklarınıza herhangi bir şey öğretiyor musunuz? Yoksa dikkatli olmakla, daha doğrusu olduğunuzu sanmakla mı yetiniyorsunuz?

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

24 yorum

  1. BeNim de en rahatsiz oldugum sey su popo saptalma. Ama buyukler yapmakta bir sakinca gormuyor gibiler. Uyarinca da yanlis anlasilmaktan korkuyorum. Esimin ailesinden biri ise esimin uyarmasini istiyorum benim ailemden biri ise rahatlikla soylerim. Arda'ya pipisinin, poposunun onun ozel yerleri oldugunu her seferinde anlatiyorum. Belli bir donem var ki arkadaslari arasinda birbirlerininkini merak edip gizli gizli bakiyorlar. Odada nasil olsa oyun oynuyorlar diye rahat rahat arkadaslarinizla sohbet etmeyin, her zaman kontrol edin. Bu arada kimsenin o istemedikce ona zorla sevgi gosterisinde bulunamayacagini eger boyle bir sey olursa karsi koymasi gerektigini anlatiyorum.

  2. çağlayla &cc

    Acaip sinirlerim ve moralim bozuldu. Bu haberlerden sonra, bu olaylardan sonra… Diyecek hiçbirşey bulamıyorum. Çocuklarımıza gerçekten çok fazla şey öğretmeliyiz. Çok dikkat etmeliyiz. Paranoyak olucaz hralde bu durumda. herşeyen huylanır oldum. henüz kızım 11 aylık ama kaygılarım büyük. Bu ülkede yaşanan hiçbişeyden memnun değilim. Hayırlara çıkarız inşallah…

  3. ikinci çocuğu yapmamamın en büyük nedenlerinden biri bu haberler çünkü iki taneyi korumaya ne gücüm ne sabrım ne de sinirlerim yetiyor. Ben de kızıma anlatmaya çalışıyorum ama bu o kadar hassas bir denge gibi abarttığınız aman da tüm insanlardan çekinen paranoyak bir kişilik yaratma durumunuz olabilir diye düşünüyorum. Bir de siz ne kadar dikkat ederseniz edin yaş ilerledikçe girdikleri kreş, anaokulu vs gibi yerlerde durum nasıl acaba?

  4. Sırf bu yüzden çocuğumu bilgisayardan ne kadar uzak tutabilisem tutmaya çalışacağım.Eskiden çocuklar bahçede,sokakta oynayarak büyürlerdi,şimdi bir çoğu bilgisayarın başında vakit geçiriyor,bir çok annenin de işine geliyor bu,aman odasında sessiz sakin oynasın da ne yaparsa yapsın zihniyeti var.4-5 yaşındaki çocuklar bile bilgisayarın kurdu olmuş durumda.8-9 yaşındaki çocukların facebooku var-ki ben bu durumu hiç anlamlanıdramıyorum- paylaşılan videolar vahim,sırf bu yüzden geçen hafta sınıfımda tabiri caizse çıngar çıkardım ve hepsinin profillerini kapattırdım.Biliyorum 6. sınıfa geldiklerinde yine açacaklar ama ne kadar korusam kardır diye düşünüyorum,sadece çocuk tacizinden değil,yoz kültürden korumak adına…

    Çocuklar çok saf ve temizler.1.sınıftan beri çocuklarla ara ara konuşuyorum,tanımadığınız kişilerle konuşmayın verdikleri çikolata vb. şeyleri almayın diye ama hala arada sınavda sorduğumda aradan 1-2 kişi yanlış cevaplıyor ve sinirlerim zıplıyor…Sadece tanımadıkları kişiler tehlikeli olsa keşke ama çevremizde tanıdığımız bilmediğimiz o kadar tehlikeli insanlar var ki eyvah eyvah…Tacize uğrayan ve bu travmayı atlatamayan öğrencilerimiz var,maalesef ki bu durum ben de bile travmatik bir hal alıyor,nasıl olur,nasıl diye aklımdan atamıyorum bir türlü.Şu Kayseri olayı zaten benim dünyaya olan inancımı azalttı ama yine de umut etmeye çalışıyorum,bu konuda çok doluyum daha yazarım ama çok yer kaplamayayım,lütfen herkes çocuklarına,iyiden ,güzelden yana şeyler öğretsin,sevsin,dünyayı güzellik kurtaracak çünkü…

  5. kanım donuyor böyle olayları okuduğumda Allah kahretsin bu mahlukatları..hollandada

    yaşıyoruz biz geçen aylardada burada bir kreşte gönüllü çalışan bir mahlukat en büyükleri 4 yaşındaki çocuklara oyun adı altında porno çektirmiş.. malesef bunlardan heryerde var, artık onlara söyleyecek, nefretimi anlatacak tabir bulamıyorum…Allah'ım bütün çocukları onlardan korusun karşılaştırmasın..

  6. Bende bir süredir özel bölgelerini anlatıyorum. Banyodan sonra babasının veya bir başkasının yanında giydirmiyorum. Giydirirken annesi olmama rağmen benim bile özel bölgelerine bakmadığımı fark ettiriyorum. TV. de izlediğim bir programda bu konuyu ele almışlardı Doktorlar ve diğer uzmanların fikir birliğine vardıkları nokta ise çocukların zarar görmesindense paranoyak olmaları yeğ tutulması gerekliliğiydi. O kadar çok şey görüyoruzki medyada bende bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorum.

  7. Elif Hanım sizin yazılarınıza yorum yapınca ismimin yanında resmim çıkıyor o resmi nereden kaldırabilirim bir fikriniz var mı acaba?

  8. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz, teşekkür ederim. Benim de son zamanlarda üzerinde durduğum konulardan biri. Her ne kadar çocuğumu olabildiğince doğal yetiştirmeye çalışsam da günümüz şartlarında çok ciddi tedbirler almak zorunda kalıyoruz. Oğlumu bilinçlendirmek için ben de sizin yaptıklarınızı yapıyorum uzun zamandır. Kendinden büyük çocuklarla oynarken bile çaktırmadan sık sık kontrol etme gereği duyuyorum. Bu konuda yapılabilecek en güzel şey çocuğu bilinçlendirmektir diye düşünüyorum. Ne yazık ki bizim toplumumuzda çocuğunuzdan çok yaşını başını almış bir sürü insanla da uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Mesela durakta otobüs bekliyoruz bir gün, yaşlı bir kadın pat diye bayram şekerleri çıkardı cebinden oğlumun eline cebine sıkıştırmaya başladı. Şeker olayıyla her ortamda bilhassa tanımadıklarımız arasında sıkça karşılaşıyoruz. Bir de insanların çocuğun farkında olmadan yaptığı bir şeyde "ayıp, günah" gibi ifadeleri beni çıldırtıyor. Ben zaten yaptığı şeyin doğru olmadığını güzel bir şekilde anlatıyorum.

    Hemen hemen her gün çocuk kaçırma, cinsel taciz gibi haberler duyuluyor, konuşuluyor. Haber falan izlemiyoruz. Hatta TV'yi açmaz olduk. İnsanın psikolojisi bozuluyor.

    Lisede öğretmenlik yapıyorum. Meslekte 8. yılım. Beş okul değiştirdim, üç farklı ilde görev yaptım. Çalıştığım bütün okullarda tacize ve hatta tecavüze uğramış birkaç öğrenci ( eminim daha fazladır gizli tutulan) mevcuttu. Evet, korkunç bir olay! Hem de birçoğu ensest ilişkiler, konu komşu ilişkileri. Yabancı nadir.

    En korkuncu neydi biliyor musunuz? İlk yılımda yurttaki nöbetim esnasında etüt odasının önünden geçerken duyduğum bir grup erkek öğrencilerin diyaloğu kanımı dondurdu. ( Yurttaki öğrencilerin birçoğu kırsal kesimden gelen öğrenciler) Öğrencilerden biri arkadaşlarına bir hayvanla girdiği ilişkiden bahsediyordu. Şaka yapılabilecek bir konu olmadığı için gerçek olduğunu düşünüyorum. İşin korkuncu bu durum normalmiş gibi diğer öğrencilerin kahkalarıyla eşlik etmeleri!

    Ağabeyi ya da babası tarafından tacize uğrmış öğrenciler var durumu polise intikal eden. Daha fazlasını dillendirmeye dilim varmıyor. Sinirlerim çok bozuldu. Yeri geldikçe öğrencilerimle sık sık konuşurum bu konuyu. Böyle bir durum yaşayan biri varsa aranızda asla ve asla boyun eğmeyin cümlesini açıkça söylerim. Sınıfta çıt çıkmaz ve bu sessizlik çok korkutur beni. Zaten ortaya çıkan birkaç olay bu konuşmalardan sonra gerçekleşir.

    Bir kısmı bastırılmışlığın, bilinçsizce söylenen ayıp-günah nitelendirmelerinin sonucu bir kısmı ruh hastalıklarının sonucu…

    Çok dağınık bir yazı oldu ama sinirlerim bozuluyor böylesi konularda. Öğrencilerimi hele de çocuğumu düşününce…

    Lütfen buradaki yazıları okuyup tamamen karamsarlığa düşmeyin. Paranoyakaça fikirlere de kapılmamak gerekir. En güzel tedbir çocuğu bilinçlendirmek ve ebeveynlerin dikkatli olmasıdır diye düşünüyorum.

  9. sevgili denden ,anlattıkların çok tanıdık geldi bana,bir de yiboları düşün,neler neler dönüyor oralarda,ben benim ufaklıklar tuvalete giderken bile çok korkuyorum,çünkü ikinci kademe öğrencilerinden böyle potansiyeli olan öğrencilerimiz var,öğrencilerimizden tacize,tecavüze uğrayanlar var,acı,çok acı….

  10. Kasım 2006 dogumlu bir kızım var. yeni dogdugu sıralardı izmirde bir 17 aylık bebek tacizi vardı. gunlerce haftalarca etkisinden kurtulamadım. kızım 17 aylık oldugunda daha bir uzuldum. daha kucucuk bebecik nasil bir anne nasil buna goz yumabilir dedim. paranoyaklastım. sokakta sevgi gosterisinde bulunan herkese acaba aklından neler geciriyor diye baktım. simdi de bu haber. bunlar ki sadece medyaya yansıyanlar.cok uzucu. gecen hafta pedegog tarafından verilen bir konferans vardı. soru cevap seklinde gecen. herkesin ortak problemi cizgi filmler ve internetteki oyunlar. kesinlikle acmayacaksınız dedi. cocuklar cok ama cok erken yasta cinsell,kle tanısıyorlar artık dedi. bunu ertelemek ailelerin elinde. evet bizim simdilik boyle bir sorunumuz yok. evde bilgisayar acılmaz acil isler dısında( ki o zaman da kızım kendi oyuncak bilgisayarını acar harfleri sarkıları soyleyen). ama gordum ki ozellikle erkek cocuk annelerinin ortak sorunu bu. evde engel koysan kreste geri kalıyor derdi.

    hele hele 4,5 yas. kız erkek ayrımının anlaşılmaya calısıldıgı yas. eyvah kızım buyuyor diyorum her gun gelen sorulara nasıl cevap bulacagımı ararken…

  11. Kızım daha 8 aylık, ama korkularım kocaman 🙁 Bilmiyorum, napmalı, ne etmeli, nasil korumalı…Bir de aklıma takılan bir konu var. Şu poposu desenli taytlar satılıyor, hem kız hem erkek cocukları için. Bunlar da kışkırtıcı şeyler değil mi, neden onları giydirerek sapıklara davetiye cıkaralım.

  12. Alakasız olacak ama uzgun surat yanlıs yerde cıkıyor, ayarlarda bir sorun var galiba Elif.

  13. Çok özel ve güzel bir konuya değinilmiş.. Okuduklarımız gerçekten çok tiksindirici..Benim zaten iki tane büyük korkum vardır (küçükleri saymıyorum): Birincisi çocuğumun böyle bir duruma maruz kalması ve daha da yetişkin olduğunda uyuşturuya alıştırılmasıdır.. Anne-Baba olarak üzerimize düşeni tabiki yapacağız, yapıyoruz ama çevre okadar etkin bir faktörki… Benim kızım Derin, 6 aylık oluyor 1 Nisan'da… Şuanda ne kadar öğretmeliyim ne kadar korumalıyım bilemiyorum. Doğumdan beri yaptığım ilk ve şuanda tek şey, babasının altını değiştirmemesi.. Ama hafta sonu yıkarken babası da bizimle birlikte oluyor, ne kadar sakıncalı bilemiyorum. Bu tür eğitimler nekadar erken başlar bilemiyorum, fikir verir misiniz?

  14. Bir de bazen biz anneler çocuğun yanında çok rahat davranıp, onların yanında giysilerimizi giyip çıkarabiliyoruz. Bu da yanlış bana göre. Bizi model alıyor çünkü.

  15. Babası oğlumun altını da değiştirdi, banyosunu da yaptırdı. Bunun sakıncalı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Cinsel organının gerçek adını bilir, başkalarının yanında çişini yapmaz (bu kendiliğinden gelişen bir durum oldu). Kötü ve iyi insan ayrımını kendince yapar ama dışarıda yabancı insanlardan bir şey almaması gerektiğini söyleriz. Ama ailesi dışında kalan tüm insanların kötü olduğunu düşünmesini asla istemeyiz.

    Şunu yap, bunu yapma, şu iyi, bu kötü söylemlerinden ziyade model oluruz.

    Özellikle 2-3 yaş arası çocuklar cinsel organıyla oynarlar. Oğlumda da gördük bunu. Ama "Aaaa, çok ayıp, oynama şunla" gibi sert çıkışlarda bulunmadık. Uygun bir şekilde her yerde yapmaması gerektiğini açıklamaya çalıştık. bu konunun üzerinde duran bir arkadaşım ilk başta bu eğilimimizi abes buldu. Kendisi çocuğuna her hal ve şartta bunu yapmasının yanlış olduğunu öğretmeye çalıştı. Çocuk gördüğü baskıdan dolayı daha fazla cinsel organıyla oynamaya yöneldi. İlerde yaşanılan sıkıntıların bireyin küçük yaşlarda görmeye başladığı baskılar, yaşadığı kötü deneyimler olarak görürüm hep.

    Bazı davranışların normal olduğunu bilmek çok önemlidir diye düşünüyorum. Tabii bu konuda ailelerin yaklaşımları daha da önemli.

  16. Ben bu noktada bloglarında çocuklarının resimlerini koyan kişileride pek anlayamıyorum. Ben korkuyorum maalesef. Özellikle kız çocuklarının deniz kenarındaki, havuzdaki resimlerini koyan kişilere şaşkınlıkla bakıyorum. Bence bu noktada çok dikkat gerektiriyor.

  17. ben çok korkuyorum. okulla konuşup bu yönde bir şeyler yapmalarını söyleyeceğim.

  18. Bu konuda yazıklarımı daha önce de bloğunun yorum kısmına yazmıştım. Bugün bloğuu açıp bu konuda yazdıklarımı tekrar okudum. Aşağıdaki maddeler belki başkalarının da işine yarar. Ben bu maddeleri yabancı bir webden almış çevirmiştim.

    …..Önerilerden bazıları 3 yaşın üstündeki çocuklar için aslında ama ne demişler “gelecek de bir gün gelecek”

    1- Hayatımızda bazı tehliklerin olduğundan bazı insanların kötü olduklarından çocuğumuza ufak ufak bahsedebilinir. (Yani dünyada herşeyin güllük gülistanlık olmadığından haberi olmalıymış :). Ancak alınacak tedbirlerle ve bazı konularda çok dikkatli olunmak suretiyle bu tehlikelerden uzak kalınabileceği de anlatılmalı ve çocuk korkutulmamalı.

    2- Her konuda ama her konuda mutlaka gelip ebeveynleriyle konuşabileceğini bilmeli.

    Çocuğumuzu yabancılara karşı nasıl davranması gerektiği konusunda eğitirken neler yapmalıyız?

    1- Kimin yabancı olduğunu anlatmamız gerekir. Yabancı kime denir?

    2- Çevremizde bazı insanların çok iyi bazılarının ise kötü olduğunu kimin kötü kimin iyi olduğunu ise ilk başta anlayamayacağımızdan heran kendimizi korumamız gerektiğini, karşılaştığımız insanın iyimi kötü mü olduğunu anne babamızın bileceğini böyle bir durumda mutlaka bize gelmesini anlatmalıyız.

    3- Her anne baba çocuğunun kibar, efendi, zarif olmasını ister. Bu yönde de eğitim veriyoruz. Ancak bir ortamda kendisine herhangi bir şey danışmak isteyen, yol soran kişilere karşı dikkatli olması gerektiği, böyle bir durumda "ben bunu bilemem anne/babama sorayım bekleyin" demesi gerektiğini zaten bir yetişkinin bu tip soruları çocuklara değil büyüklere sorduklarını anlatmalıyız.

    4- Sık sık kalabalık ortamlarda çocuğunuzla yabancılar hakkında konuşun. Bu konuşmaların bir ders ve öğüt seansından çok gündelik konuşmalar olması önemli. Mesela “bak görüyormusun ne kadar kalabalık eğer elimi bırakırsan seni bu kalabalıkda kaybedebilirim, çünkü çok ufak boylusun sakın elimi bırakma ben bıraksam bile sen beni bırakma…”

    5- Bazı durumları prova etmek böyle bir durumla karşılaşıldığında o tepkiyi verebilmede insana yardımcı olur. Bu nedenle evinizde çocuğunuzla yabancı birisi ile karşılaştığında ne yapması gerektiğini uygulamalı olarak anlatmasını sağlayın. “Bi bağır bakalım nasıl bağıracaksın. Yabancı birisi sana yol sorarsa ne diyeceğini bana söylermisin?”

    6- Tehlikeli kişilerin çocukları etkilemek için kullandığı senaryoları çocuğunuza anlatın. “Gel seni annene/babana götüreyim, annen hastalanmış , baban beni gönderdi, bu oyuncakları beğendinmi bak şurada daha güzelleri var" Aklınıza gelen senaryoları O’nunla paylaşıp ne yapması gerektiğini anlatın.

    7- Eğer (en kötüsü) birisi onu kucaklayıp koşmaya başlarsa tüm fiziksel gücünü ve en önemlisi sesini kullanmasını söyleyin. Bağırırken “beni kaçırıyor” en dikkat çekici cümle olacaktır.

    8- Amerika’da varmış, Türkiye’de varmı bilmiyorum, bu konuda yazılmış güzel çocuk kitapları okuyarak daha sonra da kitapdaki kahramanların davranışları hakkında çocuğunuzla konuşun. Ankaradki kitapçılarda bukonuda eğitici eğlenceli bir kitap bulamadım. Ben de kendim masal uydurmaya başladım.

  19. Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Pedagog Adem Güneş'in "Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi" (Selis Kitaplar) kitabını öneririm. Ama Hoca'nın katılmadığım için uygulamadığım görüşleri de var. Mesela ben hatırlayabileceğim döneme kadar sık sık babamla birlikte yıkandım. O dönemleri mutlulukla hatırlıyorum. Bence cinsel organları gizleyip, ayıp ya da yasak bölge ilan etmek daha çok dikkat çekebilir. Her şeyde olduğu gibi bunda da orta yolu bulmak lazım.

    Benim kızım 18 aylık. Doğduğu günden itibaren ben, eşim va anneannesi haricinde kimseye altını değiştirtmedim. Belki de bu nedenle tuvalete giderken kimsenin yardımı kabul etmiyor, babasını ya da beni veya bakıcı ablasını istiyor yanına. Tuvalet eğitimini tamamlayıncaya kadar yuvaya göndermemeye de kararlıyım. Yuvaya göndereceğim zaman da önce öğretmenini tanıyıp, ona güvenmesini sağlayacağım.

    Çocuğun yanında soyunmamak, çocuğun bazı yerlerini kapamasını istemek, babanın çocuğun bikini bölgesini ellemesini engellemek gibi önlemler almıyorum. Onun yerine kızıma ilk gününden itibaren saygı duyarak yatitirmeye gayret ediyorum. Asla onu hırpalayarak sevmedim ve bu şekilde sevilmesine izin vermedim. Şimdi kızım 18 aylık ve hiçkimse onun izni olmadan onu öpemiyor, ona sarılamıyor. Çığlıklarıyla yeri göğü inletiyor. Ben bile onu öpmek için ondan izin almak zorundayım. Bazen kendisi yanağını uzatıp "Anne, öp" diyor 🙂 Hem kendini korumayı bilsin hem de kendi vücudundan utanmasın, insan vücudundan tiksinmesin istiyorum.

    Kızımı paranoyak yapmadan kendim paranoyak yaşıyorum 🙂 Çevremdeki tüm erkekleri gözetim altında tutuyorum. Kızıma karşı hallerini, tavırlarını inceliyorum. En ufacık bir şüpheye kapılırsam kimsenin gözünün yaşına bakmam, kırılır üzülür diye düşünmem. Herkes kızıma saygı göstermeli, yoksa ilişkimi kesmekte zerre tereddüt etmem.

    • Anne baba olmak endişe barındırıyor içinde hep. Hem endişe et hem belli etme, ama önlemini mutlaka al diyor içses. Ne komşuya oynamaya gönder, ne de parkta bile gözünün önünden ayır. Sevmek isteyenlere, kucak açanlara şüpheyle bak, yürürken bile elini bırakma . Off çok korkutucu. Ben de geçen yıl yakın bir arkadaşımdan duyduğum yuvada taciz olayından sonra ne öğretebilirim , nasıl öğretirim 'i öğrenirken, Adem Güneş 'in yazdıklarından faydalanmış, kitabından bir alıntı kullanmıştım. Oğlumu cinsellik ve tacizden korkutmak yerine ne yapabileceğini, hayır demesini ve bağırmasını öğretmiştim. http://shadeandlove.blogspot.com/2009/05/ayip.htm
      Hiçbir çocuğun tacize uğramaması dileğiyle .

  20. merhabalar herkese bende kayseriliyim ankarada yaşıyorum bu haberi duyduğumdan beri gözüme uyku girmiyor sürekli ağlıyorum bende bi anneyim 1 yaşında bi oğlum var şimdi ben çocuğumu korumak için bir iğne deliğinemi sıkıştırayım yoksa bi kutunun içine saklayıp sadece ekmek ve su mu vereyim bu canilerden vahşet partisi düzenleyen pisliklerden korumak için neyapayım bence o pislik idam edilmeli inşallah idam cezası tekrar gelir ve bu çocuk katilleri bebek düşmanları pislikler idamla cezasını bulurlar bundan 1 sdene öncede uyuşturucu bağımlısı bi annenin 1buçuk yaşındaki kızınada tecavüz etmişlerdi bir bebeğe bu nasıl bir sapıklıktır bu nasıl bir zihniyettir aklım almıyor.

  21. Üşenmedim, yukarıda bahsettiğim kitabın ilgili bölümlerini özetledim. Çocuklarımıza, tacizlere karşı ne tür bir eğitim vermeliyiz?
    http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/03/cin

  22. Biz de bir kural ve öğüt listesi var Elifciğim. Bunları sık olmayan aralıklarla, bazen yeri geldiğinde bazen anne – oğul sohbetlerinde söylüyorum.

    * Vücudun sana özel. Hiçkimse dokunamaz, dokunmamalı.

    * Banyona sadece anne, baba, anneanne destek verebilir. Onun dışında birisi sana yardım edecekse mutlaka ben izin vermeliyim. Bu kişiler harici kim “hadi kirlenmişsin, yıkayalım seni derse; HAYIR de.

    * Birisi sana istemediğin şekilde dokunursa avazın çıktığı kadar bağır. Korkma, utanma.

    * Hiçkimse bana ve babana zarar veremez bunu biliyorsun değil mi? Buna izin vermem. Seni kimsenin bununla korkutmasına izin verme. Hoşlanmadığın birşey yapan olursa söyle bana, ona dünyayı dar edeyim. Seni her koşulda korurum unutma.

    *Arkadaşlarının evinde yatılı kalamazsın. (Arkadaşının annesine yük olmak istemeyiz. İstediğin saatte seni alırız)

    * Antreman, kamp veya okulda tuvalete veya duşa girdiğinde kapıyı kilitle.

    * İç çamaşırlarını başkasının yanında değiştirme.

    Aklıma gelenler bunlar. Zor işler…

  23. Birşey daha;

    Ne kadar çocuklarını AVMlerde kaybeden anneleri kınasam da, Yiğit küçükken hep şunu söylerdim : "Bir şekilde kaybolursan sakın hiçkimsenin sana yardım etmesine izin verme. Sadece üniformalı güvenlik görevlisi ile konuş. O gelene kadar da "güvenlik gelsin" diye bağır, mutlaka birisi haber verir.

    Bir de Yiğit'in okulu (Efdal) çok titiz bu konuda ama okul ve servis uyarılmalı. Yiğit'i okuldan teyzesi bile alamaz mesela. Ben ölsem kalsam kimseye vermezler çocuğu. Telefonla haber vermen yetmez, yazılı dilekçen gerek. Böyle olmayan okullar uyarılmalı. Şu sıralar okuldan kaçırılan bir çocuğun annesi tv kanallarını gezerek oğlunu arıyor hala.