22 Yorum

‘Hadi’leyen anneler

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Umut tarafından kaleme alındı. Umut’un yazılarına Bir Anne, İki Çocuk adlı blogundan ulaşabilirsiniz.

***

”Çocuğumu büyütürken ona hiç ‘hadi’ demedim” diyen anneler varsa el kaldırsınlar, o elleri öpeceğim, çünkü ben bunu başaramamış bir anneyim. Günde hiç değilse 30 kere ”hadi” derken buluyorum kendimi. Hatta bazen ”hadi oğlum, hadi yavrum, hadi bir tanem, hadi bak sinirlenmeye başlıyorum” gibi cümle sıralamalarını arka arkaya o kadar çok söylüyorum ki bir anlamı bile olmuyor. Düşünülmeden ağızdan çıkan bir iki ses şeklinde kalıyorlar. Nasıl, tanıdık geldi mi? Gelmez mi dediğinizi duyar gibiyim.  Peki, nedir bizi bu kadar ”hadi”leten? Bir cevabı varsa beraber arayalım mı ne dersiniz?

Geçenlerde Blogcu Anne ”Bazı sabahlar Deniz’e ”hadi” demekten midem bulanıyor’’ diye yazdığında aklıma bu konuyla ilgili bir kitap olduğu geldi. Birkaç sene önce annem gazetede tanıtımını okumuş ve bana da okumamı önermişti. “Bak, çocuklarınıza ”hadi” kelimesini kullanmayın diyor” demişti. Ben de beni nelerin beklediğinden habersiz “Aman anne ya boş ver, ben zaten o kelimeyi kullanmıyorum ki” deyip annemin ağzına lafı tıkamıştım. Şimdi keşke okusaymışım diyorum. “Hadi”leme okyanusuna düşmeden önce belki de işime yarayabilirdi.

Kitabın adı: Unutkan Erkekler ‘Hadi’’leyen Anneler. Sanırım ismi nedeniyle aklımda kalmış. Blogcu Anne bu konuyu yazar mısın dediğinde yarım yamalak yazmak istemediğim için kitabı satın aldım. Konusu ‘hadi’lerden ibaret değil, bu konu çok küçük bir kısmını oluşturuyor diyebiliriz. Size kitabın bu bölümünü aktarmak istiyorum.

Efendim, yazarımız Fatma Torun Reid der ki;

Yetişkinlerin tüm davranışlarında, çocukluk yıllarının izlerine rastlamak mümkün. Bugünün işini yarına bırakan erkeklerin geçmişinde de ”hadi”leyen anneler var.

Sadece erkek çocuklar için değil, kız çocuklar için de bu sözcüğün olumsuz etkisi söz konusu. Çocuklara çok sık ”hadi” sözcüğü kullanıldığında, ileride ya telaşlı, her an için treni, vapuru kaçıracakmış gibi koşturan, aceleci yetişkinler ya da bu günün işini yarına bırakan ”unutkan büyükler” oluyorlar. Tembellik ya da sorumsuzluk diye adlandırılan birçok davranışın arkasında belki de bu var…

Yeni kuşak erkeği, karısına ev işlerinde yardımcı olma gayretinde. Bazı evlerde ise kadınlar hala eşlerinin oraya buraya bıraktığı giysileri toplamaktan şikâyetçi. Alışkanlıkların değişmesi kolay değil. Eğer geçmişte arkadan toplayan bir anne olmuşsa, “erkek çocuktur” diye ev içi sorumlulukları göz ardı edilmişse, baba örneği her şeyi ayağına bekleyen biri olmuşsa, o zaman çocuğun büyüyüp evlendiğinde, eşinden aynı şeyleri beklemesine şaşmamak lazım. Yine de bütün mesele burada bitmiyor. Yeni ve farklı alışkanlıklar geliştirmemiz mümkün ve de gerekli. İyi niyetli ve gayreti baltalayan eski alışkanlıklarımızdan daha önemlisi ise, biraz önce söz ettiğim iç dünyamızın direnişi. Bunu anlamak için yine çocukluk yıllarımıza dönüyoruz…

‘Hadi’ sözcüğünün adeta “karşı koy” anlamında bir etkisi var. Açık açık “yapmak istemiyorum” diyemeyen çocuk, uyumlu gibi gözüküp yapılması gerekeni unutur, erteler veya tam tersini yapar. Tabi bilerek, programlayarak değil, bu bir pasif dirençtir. İç dünyasının kazancı, hükmedilmeyi önlemek, kontrolü elde tutmak; duygu içeriği ise endişe ve öfkedir.

‘Hadi’leyen annelerin ortak yönü, sabırsız ve mükemmeliyetçi olmalarıdır. Pasif direnişin günlük hayatımızdaki en yaygın örnekleri ise, on dakikalık kahvaltıyı bir saate uzatan minikler, bir türlü okul servisine yetişemeyen çocuklar, iş yerinde istenilen bir şeyi mutlak bir şekilde değişik uygulayanlar, eşinin siparişini sürekli unutan büyükler…

Çocukluğun bu gizli savunması, baskıya karşı tepki, ileriki yaşlarda da insan ilişkilerinde tekrar tekrar geliyor. Belki de en çok erkeğin dünyasında eleştiren, titizlenen, “hadi”leyen eşlerle olan ilişkide…

EŞLERE ÖNERİLER

  • Evde herkesin nefes aldığı bir yer olsun. Özgürce, gönlünce kullanabileceği bir oda, bir köşe… Unutmayın ki o ev ikinize ait.
  • Karşı tarafa seçme hakkı, reddetme özgürlüğü tanıyın. ‘Hayır’ da meşru bir cevap olabilir.
  • Sürekli yapılması gerekeni hatırlatma yerine, yapılmış olanları görün. Eleştiride değil takdirde cömert olun.
  • Zevkler ortak olmayabilir. Israrcı olmayın. Her şeyi birlikte yapmak zorunda değilsiniz.
  • Sürekli talep eden ve talep bekleyen bir kişi olmayın.
  • Eşinizin hatırlatmasını beklemeden size düşeni yapın. Unutmayın evlilik ortak bir paylaşımdır.
  • Huzurlu bir ortam, mükemmel bir ortamdan daha sağlıklıdır.

ANNELERE ÖNERİLER

  • ‘Hadi’ sözcüğünü azaltın.
  • ‘Hadi’ sözcüğü karşı koymayı, ‘yapma’ sözcüğü direniş kadar hareketliliği getirir. Çocuğunuza yapma demek yerine ne yapabileceğini söyleyin.
  • Açıklamalarınızı kısa ve sade biçimde yapın. Israr ve ikna gayretiniz uzarsa, çocuğunuz karşı koymanın, ilgi çekmenin ve size hükmetmenin yollarını öğrenir.
  • Bırakın arada bir çocuğunuz, hırkasını giymediği için üşümeyi, yemeğini yemediği için acıkmayı, okula geç kalırsa sorun çıkabileceğini fark etsin. Sorumluluk ancak sebep-sonuç ilişkisini görme fırsatı olursa gelişir. Sebepsiz yere kurtarıcı olmayın.
  • Bırakın bazı şeyler eksik olsun, unutmayın ki huzurlu ortam, mükemmel ortamdan daha sağlıklıdır.

İşte böylee.

Erkek anneleri, biz bu kadar ‘hadi’ derken aslında gelinlere baştan bir kötülük mü yapıyoruz ne? Benim kayınvalidem kesin çok ‘hadi’lemiş. Şaka bir yana, ben bu günden itibaren ‘hadi’ kelimesine bir sınır getirmeye karar verdim. Hatta mümkünse bu ‘hadi’ yi yutuyorum ve çıkarmamak için direniyorum. Zor olacak ama denemek istiyorum. Siz de bana katılır mısınız? Bir hafta boyunca deneyelim, bir şeyler değişiyor mu görelim…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

22 yorum

  1. Deneyelim bakalım, ben varım. Çocuğum eşim gibi unutkan bir adam olmasın, elimden geleni yaparım.

  2. Hiç saymadım ki. Kaç kere söylüyorum acaba?Bugün bi dinleyeyim kendimi.Benzer içerikli bir yazı okumuştum.Dikkat edeyim demiştim ama o zaman çocuğum daha hadi dedirttirmiyordu.Unutmuş gitmişim.Tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim.

  3. ne kadar dogru bir tespit. ben hadilerle buyumus birisiyim. ve her isimi yarına bırakırım.bu yasımda bile annem hadi dediginde sinirlerim allk bullak olur.

    ama ama ne yazık ki bu yazıyla farkettim ki bende hadileyen bir anneyim sanırım. hadi kızım yemegini ye, hadi kızım ellerini yıka, hadi kızım uyku zamanı hadi hadi.. kendimden nefret ettim bir anda.

    hadi dedigimizde dilimize acı biber tadi gelse keske de farkına varabilsek ne yaptıgımızın…

  4. Valla "hadi" sadece erkek çocuklarına değil, kız çocuklarına da söyleniyor 🙂

    Kitaptan alıntı iyi geldi, özellikle ben de dün gece yatakta düşünürken değindiği şu konuya özen göstermeye karar vermiştim : Sürekli yapılması gerekeni hatırlatma yerine, yapılmış olanları görün. Eleştiride değil takdirde cömert olun.

    Hadi bakalım, "hadi" leri kaldıralım…

    • Katılıyorum, kız çocuk annelerinin de aşağı kalır yanı yok bence de… Bazen ben sıkılıyorum "hadiiii" diye sesimden çocuk ne yapsın 🙂

      Neyse hadileri kaldıralım demek kolay da nasıl olacak göreceğiz, hadi başlıyoruz (bak şimdiden 1 tane dedim bile 🙂

  5. buarada önerilen blog kapalı.?

    • Ben açabiliyorum. İnan bu blogspot yasağı kalktı mı, kalkmadı mı, anlamış değilim! DNS ayarlarını değiştirmen gerekebilir blogspot'ları görmek için. Grrrrr.

  6. Hadi'leri nasıl kaldıracağımızla ilgili çok güzel bir yazı geçti az önce elime. Yakında onu da yayınlayacağım. Çok zor konu, çooook.

  7. hadi mi sadece daha neler var bende.lütfen mesela söylemekten bana gına geliyor çocuğum için hiç bir manası olmayacak bu sözün ilerki yaşamında

    arda lütfen masaya oturumusun,

    arda lütfen çıkarmısın artık vcden

    arda lütfen le başlayan cümlelerde dönüp gidiyor sıpa:(

  8. okurken farkettim ne çok hadi diyormuşum 🙂 bukadar kötü bir kelime olduğunun farkında da değildim. yazınız için kızım ve eşim adına çok teşekkür ediyorum…

  9. Kızım daha hadileme kıvamına gelmedi henüz küçük ama bu konuda çok dikkatli davranacağım

  10. kesinlikle katılıyorum size, akşam yemeğinde en az 10 defa hadi demişimdir kızıma 🙁 Bende söylememek için çabalayacağım

  11. BEN VARIM.

  12. Benim annem o kadar çooook hadi derdi ki artık biz boş boş oturup tv seyrederken bile kendi kendine hadi derdi,bizde dalga geçerdik anne ne diyorsun diye:)Bende aynen nilaynilay gibi bugünün işini yarına bırakırım:(Oğluşuma da epeyce hadi diyorum sanırım,sabırsız ve mükemmelletçiyim de ,aynı ben… Nerden başlamak lazım,şu dilimizi nasıl tutacağız bilemiyorum ama karar vermek yolun yarısıdır değil mi!!

  13. Kelime hadi olur, lütfen olur önemli değil. Ben çocuğa lafla bir şeyler yaptırmak istenemesinden nefret ederim. Bir yengem vardı böyle, habire içeriki odaya bağırırdı kuzenimin arkasından. "Yahu, git çocuğun yanına, ne diyorsan yoluyla yodamıyla anlat. Ha baktın yapmıyor, tut elinden beraber yapın. Bağrımakla olur mu bu iş?" derdik, 2 dk sonra gene bağırırdı içeri bir şeyler. Nefret, nefret…

    Ben böyle değilim (şimdilik). Arada eşim yapıyor, çok sinirleniyorum. Çocuğa "şunu yap, bunu yap" demekle olmaz. O ayrı bir dünyada yaşıyor. Çocuk o anda önündeki oyuna konsantre olmuş mesela, sen "gel masaya otur" diyorsun. "Peki anneciğim" demediği için de kızıyorsun. Akıl karı mı?

    Bak yazarken sinirlendim… Az laf, çok iş lütfen…

    • Çocuğa “şunu yap, bunu yap” demekle olmaz. O ayrı bir dünyada yaşıyor. Çocuk o anda önündeki oyuna konsantre olmuş mesela, sen “gel masaya otur” diyorsun. “Peki anneciğim” demediği için de kızıyorsun. Akıl karı mı?

      Doğru söylüyorsun ÇokBilmiş. Değil. Daha geçen gün bunu düşünüyordum. Ben Deniz'e ne diyorum, Allah bilir ne anlıyor. Niye oyununu bırakıp gelsin ki çocuk? Ne münasebet?!

      Biz o kadar işin arasında yemek faslını, giyinme faslını, banyo faslını "aradan çıkarmak" istiyoruz. İşte o zaman da bu hadi'ler, lütfen'ler devreye giriyor.

      Ben şahsen nasıl önüne geçeceğimi bilemiyorum.

  14. Yalnızca hadi kelimesi değil ağzımızdan çıkan her söz çocuklarımızın hayatını etkiliyor.Katıldığım bir eğitimde iyi niyetle bile olsa söylenen bir sözün insan hayatında ne kadar da etkili olduğunu gördüm.O gündür bugündür kelimeleri seçerek konuşuyorum oğlumla."Connecting Parents-Çocuklarla elele " eğitiminde ise (Hayatımda oğlum ve kendim için yaptığım en güzel şeydir.Herkese de tavsiye ederim) çocuğumuza ismi ile hitap etmenin önemini öğrendim.Oğlumda öyle istiyor aslında .Onun için annesinin biricik güzel kuzusu olmak değilde "Ege" olmak çok önemli.Sonra oğluma tamamen refleks ile söylenen "annecim" kelimesini bıraktım.Eğer oğluma onun hoşlanmadığı şekilde davranırsam (maalesef bazen bunu yapabiliyorum) sonra hemen ona böyle bir davranışı asla haketmediğini söylüyorum.Çünkü çocuklar maruz kaldıkları davranışları hakettiklerini düşünüyor.Bu tür davranışların farkında olmak ve değiştirmek çocuklarımızın hayatında müthiş olumlu farklar yaratıyor.