17 Yorum

Her başarılı kadının arkasında…

onun başarısızlığı için çabalayan başka kadınlar var.

Çok acayip şeyler duyuyor, zaman zaman kendim de tanık oluyorum.

Kadın, bir diğer kadının başarısını çekemiyor çoğu zaman. Onu destekleyeceği, başarısını sahiplenip ona arka çıkaracağı yerde çamur atıyor. Hemcinsine güvenmiyor. Bu yüzden değil mi ki kadını en çok ilgilendiren konularda bile erkekler daha başarılı? Piyasada en çok isim yapan kadın doğum doktorları da, kadın kuaförleri de ERKEK değil mi? Ben bile Kübra Hanım’la tanışana kadar erkek kadın doğum doktorlarını tercih ettim!

Severek takip ettiğim The Feminist Breeder, “Dünyanın, başarıları hakkında böbürlenen daha çok kadına ihtiyacı var” başlıklı muhteşem bir yazı yazmıştı geçenlerde. Yazısında, başka kadınların başarısının nasıl onu cesaretlendirdiğini, çünkü bunun onun da başarabileceği anlamına geldiğini düşündüğünü anlatmıştı. (The World Needs More Women Who Brag About Their Accomplishments)

Gizli saklı, sinsi ama ciddi bir çekişme var kadınların arasında. Bir mevkiye konumlanan bir kadın, hemcinslerini elinden tutup yanına çekeceği yerde onlara çelme takıp düşürmeye çalışıyor ki kendi konumunu koruyabilsin. Bu şekilde aslında kendi kuyusunu kazdığının, süregelen erkek egemenliğinin hanesine bir artı puan daha yüklediğinin farkında değil.

Kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalı. Kurulu düzen bunu gerektiriyor. Ve bunu kadın, kadına yapmazsa erkek hiç yapmaz.

Birbirimizin başarılarını kıskanacağımız, küçümseyeceğimiz, “Ben ondan daha iyisini yaparım” diyeceğimiz yerde “O başarabildiğine göre ben de başarabilirim” diyebildiğimiz noktada bu düzeni değiştirmeye başlayacağız.

Kavga etmeyi bırakmamız, birbirimize destek çıkmamız lazım. Her konuda.

Aksi takdirde, “evlilik ya da doğum vs. gibi işe ara verme mazereti bulunmayan” sekreterlerin arandığı, ineklere kadınlardan dört kat daha fazla doğum parası verildiği bir düzende yaşamaya devam edeceğiz.

17 yorum

  1. aldatmalarda bile kadını kim yıkıyor hemcinsi!!!!

    Ben hemcinslerimin başarılarını kıskanıyorum,gururlanıyorum ve övünüyorum.

    "Bunu bir kadın başardı derken" böbürleniyorum.

    Ben bizlerin arkasındaydım ve hala arkasındayım.

  2. değişmez bu düzen. kadının en büyük düşmanı kadın olarak kalacak bence. annem kadın olan ortağıyla yollarını biraz sancılı bir şekilde ayırdıktan sonra hep şunu söyler oldu:

    "30 tane erkekle yola çıkarım ama bir daha bir kadınla iş yapmam."

    ben de iş hayatında kadın yöneticilerle çalışmak istemiyorum, yöneticim erkek olsun istiyorum bundan sonraki işimde, bu ben,m için öncelikli bir tercih olacak.

    ben değişeceğine inanmıyorum. statü ve başarı bazı kadınları "bozuyor". bu düşüncemle ben de belki kötü olmuş oluyorum ama herkes senin benim gibi olamıyor, egosunu bir yana bırakıp "bunu bir kadın yaptı, öyleyse övünmeliyim" diyemiyor.

  3. Birkaç yıl kadın yöneticiyle çalıştığım bankacılık hayatımda erkek bir yönetici ile çalışmaya başlayınca aradaki o farkı çok ciddi şekilde anladım.En azından daha profesyonel yaklaşıyordu.Kadın yöneticim ise o gün giydiğim ayakkabının rengini bile farkediyordu.İşte en belirgin kıskançlık örneği…

  4. Bir yerlere gelen kadın havalara giriyor yüksekten bakıyor, aşağıda kalan kadın hasedinden çatlıyor. (Görmemiş de milletiz ne yazık ki, ne kadar okusak etsek de taa Osmanlı'nın son demlerinden kalan, adeta damarlarımıza işlenmiş görmemişlik duygusundan azade olamıyoruz)

    İçimizde yabanıl bir haset duygusu var. Kimi kısmen ehlileştirir hasedini, kimi bastırır, kimi katmerlendirir. kimi de farkında dahi olmaz, ipler hasedin eline verir: Allah ıslah etsin cümlemizi:) Yoksa konuşmakla düzelecek iş değil..

    öperim Elif'im:)

    • pardon ama kadin konulu bi yazida niye osmanliya satastiniz anlamadim ovunulucek sanli bi ecdadimiz var ama maalesef her firsatta yerden yere vuruyoruz yoksa tarih bilgimiz sadece muhtesem yuzyil dizisi kadar mi muhtesem oyleyse cok yazik cok niye ecdatta kusur ariyorsunuz ki bu millet niye gorgusuz kalmis burdan anlayabilirsiniz herhalde

      • Hiç üzülmeyin ben de Osmanlıyı, ecdadımızı en az sizin kadar sevenim. Ben son dönemde osmanlıdan yana yüzünü dönüp de avrupaya hastalık derecesinde hayranlık duyanları kastediyorum. Hani o Fransız hayranlığı vs gibi. Yanlış anlatmışım belki..

        • dusunceniz boyleyse evet bende yuzde yuz katiliyorum yanlis anlasilmanin giderilmesine sevindim:) ben diger turlu osmanliyi kucumseyenlerden gibi algilamistim kusura bakmayin

        • ayni fikirde oldugumuza ve yanlis anlasilmanin giderilmesine cok sevindim okuyunca yorumu yine osmanliya bi saldiri gibi dusundum hemen savunmaya gectim kusura bakmayin

  5. çağlayla &cc

    bankacıyım ve bunu banada daha çok görüyorum.kadınlar birbirlerini çekemiyor.daha önce başlarına gelen olayları empati yapamıyor. en basiti süt sağmayı bile çekemiyor kadın, hadi erkek zaten anlamıyor bu olayı. ama kadının da yanınızda olmasını ebklersiniz değil mi ve sizi anlamasını. yok ama; kadın da erkekle bir oluyor, başlıyor kuyu kazma, dedikodu, ayak kaydırma gibi projeler… iş yerinde kadın yönetici de hiç çekilmiyor mesela, ben de bir kadın olarak bunu söylemiş olmam ne kadar fena değil mi…. kadın kadına sahip çıkmazsa esteklemezse evet erkeklerin parmaklarındadöner bu dünya. sonra da hiç demeyelim lütfen, kadın da çalışma hayatında olmalı diye. evet çalışma hayatının içinde olarak, kadınlardan kaçmaya çalışıyorum…

  6. firarperest (denden)

    Çok samimi söylüyorum: Cinsiyet ayrımı olmaksızın başarısını kıskandığım hiçbir insan olmamıştır. Bazen imrenebilirim; ama her zaman takdir ederim.
    Kadınlar için yazılanlar, çizilenler ne yazık ki doğru. Neyse ki ben, o kategoride değilim ( Milo geldi aklıma :)
    Dostum diyebileceğim hemcinslerimin çok fazla olmamasının nedeni de budur belki.

    Başarılarımı (!) kadınlara değil; trajik ama bir o kadar da hayat dolu yaşamıma borçluyum :)

  7. ya biz kadınlar çok fenayız. eşimizden değil hemcinsimizden korkarız. başarıyla tırmandığı yolda zekasını değil dişiliğini kullanmıştır deriz. çekemeyiz. illa taş koyarız. korkulur bizden

  8. Hırrr… Bir anda sinirlendim yine. Halbuki ben bu sinirin üstesinden çoktan geldiğimi sanıyordum. Birkaç ay önce ayrıldığım tv programını bırakmamım başlıca nedeni programın yapımcısı olan kişdir. Ve bu kişi bir kadındır. Bu nasıl bir hırstır, nasıl bir çekememezliktir? (Bu arada sormak lazım: Arkadan konuşma alışkanlığı da sadece kadınşara özgü bir şey mi?) Hâlâ düşünüyorum, aklım almıyor. Kendisi her konuda üstün, başarılıydı. Diğer kadınların en ufak zaafını gördüğünde hep kendisiyle karşılaştırır, "Ben yaptım, gıkım çıkmadı, bunlar hiç bir şeyi beceremiyor, dır dır, dır dır…." konuşurdu. Şimdi benim de dır dır edesim var ama ı-ıh…yok sayıyorum kendisini ve susuyorum :)

  9. Kadın kadının düşmanıdır diye boşuna dememişler.

  10. Kadın amir mi??? Çocuksuzsa kaçacaksın, eğer boşanmış veya bekarsa arkana bakmadan kaçacaksın….

  11. annecigim bana en kucuk yaslarimdan itibaren '' en yakin dostun erkek olsun , en derin sirrini sakin kiz arkadaslarina verme , ama erkek arkadaslarinla paylasabilirsin'' derdi , babacigim da '' ne bicim ogut veriyorsun cocuga '' diye saskin saskin bakardi. bu ogudu cogu zaman dinledim , bazen insaniz ya hepimiz hata ettigim de oldu ama her zamanki gibi annem hakli ..
    malesef bole , hormonlardan diyorum gulup gecmeye calisiyorum artik

  12. işten çıkarılma nedenimi yazmışsınız :)

  13. Biz kadınlar biraz "duygusal" olduğumuz için iş hayatındaki çekememezliğin benzeri kaprisli tavırların vs burdan geldiğini düşünüyorum..biz iş yerinde bi olay karşısında tuvalete gidip çok kolay ağlayabiliriz değil mi? erkekler olaylar karşısında daha serinkanlı..sanırım yine "duygusaaal" olduğumuz için istenmiyoruz yönetici olarak amir vs olarak..